Kabardey-Balkar’da ‘terör’ün üç yüzü ve kutsal ittifak

0
15

Bu süreçler yaşanırken daha çok Türkiye’den gitme, Suudilerden maaş alan imamlar da KBC’de alttan alttan çalıştılar. Bu imamların bazıları Vahabiliği yayma amacıyla hem Türkiye’den, hem de Suudi Arabistan’dan maaş alıyorlardı. Birçok Kabardey köyünde organize edilen masum Kuran kursları giderek aşırı uçta eylemciler üretti. Kuran kursları 2000’li yılların başlamasıyla meyvelerini vermeye başladı. Türkiye basınında ve kısmen dünya basınında 2005 yılında ‘Çeçenlerin Nalçik’i basmaları’ olarak söz edilen eylemdeki gençler aslında Kabardey Vahabi gençleriydi
 ‘Terör’ün, dinsel örgütlü ‘terör’ün Kuzey Kafkasya’da yer bulması ve yeşermesinin yakın geçmişine bakmak gerek… Perestroyka ve SSCB’nin yıkımı sonrasında yaygın olan mafyalaşma genelde K.Kafkasya dışına ve kısmen de içine yönelikti. Kabardey-Balkar (KBC), Adigey ve Çeçenya’dan Abhazya savaşına katılıp sağ dönenlerin bir bölümü mafyalaşmaya daha radikal katıldılar.
Mafya tipi örgütlenmeler, I. Çeçen Savaşı sonrasında özellikle Çeçenya-İnguşetya’da daha örgütlü, içe yönelik, kısmen politize olmuş ama çizgisi netleşmemiş olarak kendini gösterdi. Basayev-Hattap ikilisinin Kongressden ayrı din temelinde bir örgüt kurarak tüm K.Kafkasya’yı Rusya’dan bağımsızlaştırma iddiasıyla ortaya çıkması, görüşlerinde net olmayan Çeçen mafyalarını giderek dinsel politik örgütler haline getirdi. Maşhadov’un bu örgütlere çeki düzen verme çabaları yetersiz kaldı. Basayev-Hattap grubundan Burhaneddin’in Dağıstan’da bir köyü basıp ‘Ruslardan kurtardığı’ iddiası, Rusya’nın dört gözle beklediği II. Çeçen Savaşını başlattı. Bu savaş sürecinde Vahabiler* etkilerini arttırdı. Yaşlılar konseyinin politik yetersizlikleri ve cahilane dinsel değerlendirmeleri, iktidar ve muhalefetteki liberallerin de taviz vermesine neden oldu. Ülkede karanlık ve karmaşanın yoğunlaşmasına yol açtılar. Tüm bunlar Rus yönetiminin işine geldi.
Bu süreçler yaşanırken daha çok Türkiye’den gitme, Suudilerden maaş alan imamlar da KBC’de alttan alttan çalıştılar. Bu imamların bazıları Vahabiliği yayma amacıyla hem Türkiye’den, hem de Suudi Arabistan’dan maaş alıyorlardı. Birçok Kabardey köyünde organize edilen masum Kuran kursları giderek aşırı uçta eylemciler üretti. Aynı dönemlerde Nalçik’te insanların garip ve şaşkın bakışları başörtülü, uzun beyaz etekli genç kızlardan oluşan küçük gruplara yöneliyordu. 90’lı yılların sonlarına doğru örgütlenmiş hale gelen Kuran kursları 2000’li yılların başlamasıyla meyvelerini vermeye başladı. Teorik-ideolojik olarak donanan gençler öğrendiklerini sınayacakları, enerjilerini akıtacakları eylemler ister. Türkiye basınında ve kısmen dünya basınında 2005 yılında ‘Çeçenlerin Nalçik’i basmaları’ olarak söz edilen eylemdeki gençler aslında Kabardey Vahabi gençleriydi. Halkın, yönetimin ve polisin ciddi tepkileri onları geçici olarak duraklatmıştı. Şimdi daha mı güçlüler? Evet, bu süreç içinde durumu kollayan güçler daha ciddi planlar yaptılar.
I. Çeçen Savaşı öncesinde ve sürecinde Türkiye ile Çeçenya arasında özellikle kurulan ‘gizli özellikli’** ilişkileri, öteden beri Türkiye’deki göreve gayri resmi (örtülü resmi) gerek Türki Cumhuriyetlerdeki ve gerekse dışarıdaki Türklerle ilgili yoğun, farklı ve aşırı milliyetçi çalışmalar yapanların K. Kafkasya ayağını yürüten merkezler devraldı. Bu merkez süreç içinde KBC’deki aşırı toprak talepleri, siyasi talepler gibi yüzeye çıkan taleplerin perde arkasında ve terör örgütlerinin merkezlerinde yer aldı. İlgili merkez, siyasi olarak daha güçlü ve inisiyatifli olduğu Karaçay-Çerkes’teki (KÇC) Karaçaylarla Balkarların siyasi kesimini ‘amaç birliği’ çerçevesinde birleştirdi. Bu birlik artık ‘ortak amaçları’ için ses vermeye başladı bile. Ve Kuzey Kafkasya’nın tam da orta yerine geniş bir ‘pala’ saplamanın ön çalışmalarını başlattılar. Bu ciddi çalışmaya dinci teröristlerin yamanması ve sürecin hızlanması, Rusya hükümetinin o bilindik ‘terörü gizlice yönlendir’ sonra da ‘kurtarıcı ol’ formülüdür. Ve Suudi Arabistan Vahabilerine KBC’de intikam alma ve güçlerini sınama yolunda fırsat verilmiştir.
 
Türkiye, Suudi Arabistanlı Vahabiler ve Rusya KBC’deki terörden nemalanmak, istikrarsızlık yaratmak ve ortalığı bulandırmak için dış etkenler olarak rol alıp, ülkede ülke sahiplerinden daha fazla at koşturur oldular. Böylesi bir kargaşadan somut çıkarlar sağlamak isteyen bu üç merkezi yinelemenin yararı olur sanırım:
1- Türkiye’deki, Türkiye dışındaki Türki devlet, cemiyet, cemaat ve gruplara her zaman müdahil olmak ve ütopik amaçları için oraları her zaman karıştırıp mümkünse tasarruflarda bulunmak isteyen eski tip milliyetçilerin KÇC ve KBC’den alabilecekleri en fazla toprak, taviz ve hakları alıp, Karaçay ile Balkar’ı birleştirip geniş ve uzun bir koridorla K. Kafkasya’nın kalbinde zehirli bir pala olma hesabını yapmaları…
2- Gitgide terörist olsalar bile, dünyanın her yerinde devletlerinin resmi ideolojisi olan Vahabizmi yayma amacında olan Suudiler bu kez K. Kafkasya’dalar. (İran kaynaklı Şiilerin bu arada kısmen gerilediğini kabul etmek gerekir. Ancak, onları terörün artması sevindirmektedir.)
3- Kafkaslardaki istikrarsızlığı her zaman kendi yararına kullanmasını bilen ve sürecin yönetilmesinde yerel hükümetleri ‘kraldan çok kralcı’ olmaya zorlayan Rusya. Rusya’da devlet politikasını hükümetlerin değil de parti, şahıs gibi oluşumların kendi yararlarına kullanması artık ne Rusya genelini ne de K. Kafkasya hükümetlerini ırgalamıyor.
Sonuç olarak görünen; Türkiye’den kaba-ince milliyetçilerin, Suudi Arabistan’dan Vahabilerin, Rusya’dan terörle beslenen hükümetlerin KBC’deki kutsal ittifakıdır.
Yerel yönetimlerin çok kötü kuklalar haline gelmesi, toplumun önünü açacak olumlu liderlerin veya etkin STK’ların olmayışı, süreci Moskova-Türk milliyetçileri-Vahabi teröristlerin inisiyatifine bırakmıştır. Görüntü, Kabardeyler için hiç de olumlu bir gelecek vaat etmiyor. Bu durumun sonucunda yolsuzluk, terör, yozlaşma ve fakirlik artıyor. Çerkeslerin yitirdiklerinin listesine eklenecek yeni kayıplar ortaya çıkıyor. Kabardeylerin bölgesinde ve Soçi çevresinde dolaşırken göze çarpan yakılıp yıkılmış köy ve yerleşim yerlerimize, eski başkent Psıxuhable (Piatigorsk) ve Kxalek’ix (Prahladna) gibi peşkeş çekilen şehir ve arazilerimize eklenecek yeni kayıplar.
Peki ya çıkış yolu nedir? Ne yazık ki sadece KBC’de çözüm aramak yeterli değildir. Tüm K. Kafkasya ve belki de diyasporanın da katkısıyla uzun vadede kesin çözüm yolları bulunabilir. Kısa vadede federatif sistemin eski ve yeni, günlük değişimleriyle doğrudan ilişkili günlük politik gelişmelere insanların ilgisini çekip düşünmelerinin yolunu bulmaya bağlı; Rusya genelindeki anti-demokratik uygulamalara bölge insanının ve tüm Rusya’nın duyarlı olup olmamasına bağlı. Anlaşmalarımız ve kanun maddelerimiz ne kadar iyi olursa olsun halkın demokrasi bilinci olmadıkça, bu bilinç ve anlayış günlük yaşamın her alanında en geniş insan katılımıyla uygulanmadıkça kazanımlar da geçici olabilir. Yeltsin ve Putin dönemi arasındaki farklar da bunu biraz gösterir. Yakın ve uzak tarihimizi bilip gerekli dersi çıkarıp hayata geçirmediğimiz sürece kaderimizi ve coğrafyamızı başkaları çizecektir.
Ümit Duman
*Vahabiliğin kurucusu Muhammed bin Abdülvehhap: 1691-1787 yılları arasında Suudi Arabistan’da yaşadı. Bölgenin güçlü kabilesinin reisi Suud Muhammed ile çok yakın arkadaştı.
**Savaşın birinci nedeni Türkiye’nin Bakü-Ceyhan boru hattı projesini, proje ortaklarına kabul ettirmek amacıyla savaşı kışkırtmasıdır. Bu ayrı bir çalışma konusudur.
 
 

Sayı : 2011 03

Yayınlanma Tarihi: 2011-03-01 00:00:00