Kurumlar çıkar için kullanılıyor – 3

0
254
“Türkiye’deki Kafkasyalıların Bölgesel Siyasete Etkileri” başlıklı, 8 Eylül 2008 tarihli klasördeki bilgiler, 30.8.2011’de Wikileaks’ın internet sitesinde yayınlandı. Söz konusu belgelerde Türkiye’deki Çerkes kurum ve kuruluşları ile kurum yöneticileri hakkında oldukça çarpıcı bilgiler yer alırken, iddiaların muhatabı olan şahısların Çerkes kamuoyuna açıklama yapma ihtiyacı duymadığı dikkati çekti. Jıneps olarak söz konusu bilgi ve iddialardan kamuoyunun haberdar olması gerekliliğini önemseyerek, belgelere yer verirken, herhangi bir mağduriyete aracı olmamak için de kimlik belli edecek verileri saklı tuttuk.  

Özet ve Yorum:

1. Gürcistan’da yaşanan savaş, Rusya gibi Ankara hükümetinin de Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanıması yönünde lobi faaliyetlerinde bulunması için Türkiye’deki Kafkas toplumunu mobilize etti. 1990’lı yıllarda Çeçenistan’da  yaşanan savaşlarda olduğu gibi Türk Hükümeti, birçok Türkün kültürel ve tarihsel bağlara sahip olduğu ayrılıkçı bölgelerle ilgilenme ile bir komşu ülkenin (bu kez Gürcistan) toprak bütünlüğünün korunması arasındaki ince çizgide yürümek zorunda kalacak. Türkiye’deki Kafkasyalılar, Kuzey (Abhaz, Çeçen ve Osetler) ve Güney Kafkasyalılar (Gürcüler) olmak üzere  ikiye ayrılıyorlar.  Her iki grup daha önceleri anti-Sovyet ve anti-Rus tutumlarıyla birlik halindeydiler.
2. Organize ve politik olarak aktif olmasına rağmen Çerkes lobisi, Rusya’nın uzun dönemdeki amacının Abhazya ve G Osetya’yı ilhak etmek olduğunu düşünenlerle özellikle ticari nedenlerle Rusya ile daha geniş bir işbirliğini savunanlar arasındaki bölünme nedeniyle zayıflamış durumda. Türkiye’nin etnik Gürcüleri ise güçlü bir lobi oluşturmakta zorlanıyorlar. Çoğunlukla Acaristan kökenli ve Çerkeslere göre daha az sayıda olan Türkiye Gürcüleri etnik kimliklerinden ziyade kendilerini Müslüman kimlği ile tanımlıyorlar. Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili’nin Acaristan’ın otonomisini ortadan kaldırmaya çalıştığından şikayet eden Gürcülerin büyük kısmı Gürcü halkıyla dayanışma içinde olduklarını söylemelerine rağmen Saakaşvili’ye sempati duymuyor.
Türkiye Çerkeslerinin baskılarına rağmen Türk Hükümeti, Batılı müt
tefiklerinden ayrı hareket ederek Abhazya ve G. Osetya’nın bağımsızlığını tanımayacak. Türk Hükümetinin Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne olan güçlü desteği kendi çıkarlarından kaynaklanıyor. ‘Toprak bütünlüğü’ kavramına yapılan vurgu, aynı zamanda Türkiye’nin kendi siyasal bütünlüğünü de vurgulamak anlamına geliyor. Ayrıca eğer Türkiye bir gün Rusya ile sınırdaş olmak istemiyorsa (ki bu daha önce yüzyıllarca yaşanmış ve tekrar yaşanması hiç de istenmeyen bir tecrübe), kendi çıkarı için Gürcistan’ın birliğini ve güçlenmesini desteklemek zorunda. Çerkeslerinin baskısını hisseden ve aynı zamanda Rusya’nın Abhazya’yı formel olarak ilhak etmesini önlemek için (ki bu Rusya’nın Karadeniz kıyılarını  iki katına çıkarması demek olur), Türk Hükümeti ticaret, yatırım, ulaşım bağlantıları ve resmi olmayan kontaklar vasıtasıyla de facto Abhazya hükümeti ile daha çok ilgilenmeye çalışabilir. Ankara büyük ihtimalle Tiflis’i bu yaklaşımın doğruluğuna ikna etmeye çalışacaktır. Ancak Tiflis aynı 2008 savaşından önce yaptığı gibi, bu tip yaklaşıma olumlu bakmazsa, Türkiye yine de kendi politikasını uygulamaya devam edebilir.

Türkiye’deki Kafkasyalılar

3. Türkiye’deki Kafkasyalıların sayısı hakkında en yükseği 7 milyon olmaz üzere farklı tahminler var. Resmi olarak tanınmış Ermeni, Yahudi ve Rum azınlıkları dışında  Türkiye nüfus sayımlarında etnisite sorusu sorulmadığı için gerçek rakamı bilmek zor. Bununla birlikte, ‘Göçmenlikten Diaspora’ya: Kuzey Kafkas Diasporası’nın Gücü ve Etkisi’ adlı makalesinde … Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Kafkasya uzmanı Prof. M.Ç,1965 nüfus sayımında toplam nüfusun %4’ünü oluşturan 119.000 kişinin anadil yada ikinci dilinin Abhazca ya da akraba dillerden olduğunu ifade ettiğini söylüyor ki Kafkasya’dan Türkiye’ye göçlerin 19. Yüzyılın ortasında gerçekleştiğini düşününce bu çok etkileyici bir rakam. Daha az sayıda kişi ise Gürcüce konuştuğunu bildirmiş. Bu rakamlara dayanarak ve 1965’den beri Türkiye Çerkeslerinin çoğunluğunun anadillerini konuşma yetisini kaybetmiş olacağını göz önünde bulundurularak, M.Ç   bugün Kafkasyalı nüfusun 3.5 Milyon civarında olduğunu tahmin ediyor. Ancak bu insanların kendilerini ne ölçüye kadar Kafkasyalı (Abhaz, Oset ya da Gürcü) olarak tanımladığı bilinmiyor. Amerika’daki Ermeni diasporası ile karşılaştırıldıklarında Türkiye Çerkes diasporası çok daha dağınık durumda.
4. Türkiye’deki Kafkasyalılar  Kuzey ve Güney Kafkasyalı olarak ikiye ayrılıyorlar. Kuzey Kafkasyalıların kökenleri günümüz Rusya’sının Çeçenistan, Dağıstan ve İnguşetya bölgeleriyle Abhazya ve Osetya bölgelerine dayanıyor. Türkiye’de genel olarak ‘Çerkes’ olarak adlandırılan bu grup içindeki en büyük alt grup Abhazlar. (Sayıca daha az olan Osetler Türkiye’de ‘Kuşha’ olarak biliniyorlar)
Türkiye’de ‘Güney Kafkasyalı’ terimi genellikle Gürcüler ve onlara akraba etnik gruplar olan Laz ve Migreller için kullanılıyor (Diğer Güney Kafkasyalılar farklı algılanıyorlar: Ermeniler hukuken tanınan bir azınlık topluluğu, Azeriler ise etnik olarak Türk).

Çerkesler

5. Türkiye’li Çerkeslerin ataları  19. Yüzyılın ikinci yarısında Rusya’nın  Kuzey Kafkasya’yı ilhakının tamamlanmasıyla anavatanlarını terk etmek zorunda  kaldılar. Ç’nin tahminlerine göre 1.5 Milyon kişi göç etti ki bu,  K. Kafkasya’nın o zamanki nüfusunun %90’ına denk geliyordu. Çoğunluğu Anadolu’ya olmak üzere bugünkü İsrail, Ürdün, Lübnan ve Balkanlara yani Osmanlı İmparatorluğu topraklarına yerleştiler.Daha küçük ikinci bir göç dalgası Bolşeviklerin Kafkasya’da güç kazanmasından sonra 1918’de gerçekleşti. Son olarak Türk hükümeti 2. Dünya Savaşı’ndan sonra 600 Kuzey Kafkasyalı lejyonerin ülkeye yerleşmesine izin verdi. Çoğunlukla Marmara bölgesindeki Adapazarı ve çevresine yerleşen Çerkesler, kendi Abhaz ve Oset vs. gibi alt kimliklerine göre köyler kurdular. Bununla birlikte Gürcüler de dahil olmak üzere bu alt gruplar kendi aralarında evlilikler yaparak iletişim halinde oldular. Anadolu kırsalının izole yaşantısı Çerkes dil ve kültürünün 20. Yüzyıla taşınmasına yardımcı oldu.
6. Türkiye Çerkesleri yeni ülkelerine bağlılıklarıyla hızla ün kazandılar ve bugün dahi milliyetçilikleriyle tanınıyorlar (Gürcüler de). Ancak bununla birlikte Çerkes kültürel kimliğini de güçlü bir şekilde muhafaza ettiler. ‘Rusya’nın Kafkasya’yı işgaline karşı yürüttükleri politik aktiviteleri bu kültürel kimlik üzerinden yaptılar. Fakat bağımsızlığının ilk günlerinde Türkiye’nin Bolşeviklerle yakın ilişki kurma zorunluluğu ve Atatürk’ün pan-Türkizm’i  Türk ulusal kimliğinin inşasının merkezine alması, Soğuk Savaş’ın başlangıcına yani Türkiye’nin Sovyetler Birliği’ni düşman olarak tanımlamasına kadar olan süreçte Çerkes siyasi aktivizmini sınırladı. Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte  Ankara’nın da  gayriresmi desteğiyle Türkiye Çerkesleri 1990’lardaki Çeçen-Rus Savaşlarında Rusya’nın canını çok sıkacak şekilde Çeçen ayrılıkçıları için önemli bir destek merkezi oldular. Çeçen direnişinin giderek terörizm ile ilintilenmesiyle Türkiye’nin Çeçen savaşçılara olan desteği azaldı. Yine de Çeçenistan hala birçok Türkiyeli Çerkesi heyecanlandıran bir konu.
7. Çerkes lobisi içerisinde aktif olan birçok grup bulunmasına rağmen bunlardan iki tanesi öne çıkmakta: Kafkas Derneği (KAF-DER) ve Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi (KADK). …’nın Başkanı C.C Türk inşaat sektörünün devlerinden …’nın yönetim kurulu üyesi. …’nın başında İ.A var. İstanbul merkezli Kafkas Vakfı, Kafkas davası için finansal kaynak bulma konusunda başarılı. Hem A. hem de C., Türkiye’ye sıkça gelip giden ve bize kendisinin Bagapş’ın diaspora  ile ilişkilerini koordine ettiğini söyleyen Türkiye doğumlu bir parlamenter S. G.’nin, dahil olduğu Sohum’daki yönetimle yakın ilişkiye sahipler.Fakat A. ve C. her konuda aynı fikirde değil. Ç.ye göre KADK, Rusya’nın Güney Osetya ve Abhazya’yı tanımasını sempati ile karşılamakla birlikte Rusya’nın Abhazya’yı ilhak edebileceğine dair endişe taşıyor . A’nın destekçileri, Rusya’da hak mücadelesi veren Kafkasyalılara(Çeçenler de dahil) yardım etmeyi sürdürüyor. (KADK daha önce benzer bir rolü Çeçenistan için oynamış olan Kafkas-Çeçen Dayanışma Komitesi ile aynı kökten geliyor). Aynı kaygıları dillendiriyormuş gibi yapmasına rağmen C.,  Ankara’daki Rus büyükelçiliği ile yakın ilişkiler kurduğu için Rusya’yı eleştirmekte daha temkinli. Y.  İnşaat’ın tüm eski Sovyet coğrafyasında büyük iş bağlantıları var. Ç.’ye göre C. …. liderliğini şirketi için kullanıyor. 2014’de Soçi’de yapılacak Kış Olimpiyatları, Y. İnşaat ve diğer Türk müteahhitlik firmaları için tanrının bir lütfu gibi (Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na göre Türk müteahhitlerinin Rusya’daki iş hacmi, 6 milyar doları geçen yıl eklenmiş olmak üzere, tam 30 milyar dolar).
8. Türkiye Gürcüleri genellikle Acara kökenli. 1921’de Sovyetler Birliği ve Türkiye iki devlet arasındaki sınırı kesinleştirince, Müslüman oldukları için Türkiye’de kalmayı ya da Türkiye’ye göç etmeyi tercih ettiler. Gürcistan kökenli Türklerin bazıları Ahıska Türkü olduklarını söylüyor. Bu onların Türklük üzerinden Türkiye toplumuna asimilasyonunu kolaylaştırıyor
9. Çerkeslerle karşılaştırıldığında Gürcü kültürel kimliği daha zayıf (İslami kimlik daha güçlü) ve Gürcüler politik olarak daha az aktifler. Kendisi aktivist olmayan Bilkent Üniversitesi’nden profesör H.A.K’ya göre Gürcüler Türkiye’de (temelde Karadeniz bölgesinde ama aynı zamanda Ankara’da ve çoğunluğun göç ettiği İstanbul’da) önemli bir ekonomik ve siyasi etkiye sahipler. K.’nin söylediğine göre tarihsel olarak Dışişleri Bakanlığı hep bir Gürcü tarafından yönetilmiş). Aralarında Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Baykal’ın da bulunduğu Türk siyasetinin birçok kilit ismi Gürcü kökenli. Ancak bu siyasetçilerin, aldıkları siyasi pozisyonlarda kökenlerinin bir etkisi var mı ya da kendilerinin gayri-Türk bir kimlik tanımına sokulmalarından hoşnut olup olmayacakları belli değil. Türk-Gürcü Parlementolar Arası Dostluk Grubu’nun mecliste temsil edilen her üç partinin üyelerinden oluşan toplam 20 üyesi var.
10. Türkiyeli Gürcülerin Batum ile güçlü bağları var ve Doğu Karadeniz Bölgesi ile Acaristan bölgesini bir bütün olarak algılıyorlar. Batum’da büyük yatırımları var ve Türk hükümetinin Gürcistan ile bölgesel ekonomik entegrasyon siyasetini destekliyorlar. Fakat Tiflis’in Acaristan’ın özerkliğini azaltıcı uygulamalarından şikayetçiler. Türkiye’nin Acaristan’ın özerkliğinin garantörü olduğunu savunuyorlar. Gürcü şovenizminden şikayet eden Türkiyeli Gürcüler, Saakaşvili’nin eski Acara lideri Abaşidze’yi Trabzon yoluyla kaçırtarak Acaristan’ı Gürcistan bütünlüğüne daha sıkı bir şekilde başarıyla entegre etmesinin ardından Acaristan bayrağına Gürcü haçı yerleştirmesini eleştiriyorlar. Artvin’i Gürcistan içerisinde gösteren ‘Büyük Gürcistan’ haritalari burada insanları rahatsız ediyor. Türkiye Gürcüleri Tiflis’in Ahıska Türklerinin geri dönüşüne olan desteğini yakından takip ediyor.
11. Saakaşvili, Acaristan’daki faaliyetlerinden dolayı Türkiyeli Gürcüler nezdinde sempati kaybına uğradıysa da bazı gruplarla yakın ilişkiler de kurdu. Örneğin en eski ve önemli Türkçe-Gürcüce yayın olan Çveneburi gazetesinin çarpıcı şekilde Saakaşvili yanlısı bir yayın çizgisi var. Ç.ye göre büyük bir inşaat firması olan A. İnşaat’ın Saakaşvili yönetimiyle yakın ilişkisi var. Aralarında Ç. ve Ö. gruplarının da bulunduğu bazı büyük holding kuruluşlarının başında Tiflis’le yakın ilişkileri olan Gürcü kökenli işadamları bulunuyor. 1990’larda Gürcistan hükümetinin de desteğiyle Abhaz/Çerkes lobisinin etkisini dengelemek için Türk ve Gürcü işadamları tarafından Türk-Gürcü Kültür ve Dayanışma vakıf ve dernekleri kuruldu. Yine de hiçbir zaman Çerkeslerle etkin şekilde yarışamadılar. Fakat Gürcistan’ın Rusya tarafından işgal edilmesi, ilk kez Türkiye Gürcüleri tarafından Ankara ve İstanbul’da sokak gösterileri düzenlenmesine neden oldu. Bu gelecekte daha yoğun bir Gürcü politik aktivizminin işaretçisi olabilir, ancak Gürcü halkıyla dayanışma içinde olmalarına rağmen Türkiyeli Gürcülerin Saakaşvili’ye yönelik antipatilerini aşmaları zor görünüyor. Ankara’daki Gürcistan Büyükelçiliği’nin ve Doğu Karadeniz’deki yerel yönetimlerin çabalarıyla (aralarında Türkiye’deki tarihi Gürcü kiliselerinin de bulunduğu Gürcü kültürel varlıklarını tanıtarak) Türkiye Gürcülerinin kültürel kimliği güçlenmeye başladı. (cerkesarastirmalari.org)

Sayı : 2011 10