Şeytan taşlamaktan ibadete vakit kalmıyor

0
220

Aslında yazımın başlığını ‘Bizim dernek halleri…” diye koyacaktım. Bu minval üzere de yazımı sürdürecektim. Lakin başka konular da gündeme gelince, yukarıda okuduğunuz başlığa sığındım derdimi anlatabilmek için.
İstanbul bir dünya şehri. İhtimaldir ki aynı zamanda en fazla çerkesin yaşadığı bir kent. Bu sebepledir ki Çerkes /Kafkas asıllı hemşerilerimizin kurduğu bir takım dernek ve vakıflar var. Yanı sıra sanal gruplar ve üniversite öğrenci toplulukları var.
Her şey ihtiyaçtan doğar. Bu kadar büyük bir şehirde insanların kendilerine ait belli yapıları kurmaları son derece doğal. Zaman zaman çatışmaları da…
35 yıldır bu işleri takip eden; ve içerisinde aktif görevler de bulunan biri olarak gözlemliyorum ki son dönemde İstanbul yakasındaki dernekler arası çatışmalar artık neredeyse kan davasına dönüşmüş durumda.
Benim şimdiye kadar gözlemlediğim “en bitmez tükenmez” bu kavganın son aşamasında geldiği merhale, iyice işin suyunun çıktığını gösteriyor.
Bu konuda sussak gönül razı değil, konuşsak kırılıp dökülenler oluyor. Lafı kıvırıp kıvırıp da bir türlü İstanbul Çerkes Derneği / Bahçelievler Çerkes Kafkas Derneği ve Çerkes Kültür Evi arasında süren çatışmaya getiremiyorum. Zira eleştirdiğimiz anda, mesele kişiselleşip, dargınlığa kadar varıyor.
Kendim de aynı zamanda bir derneğin faal yönetim kurulu üyesi olduğum için (Adıge Khase Çerkes Derneği) öncelikli olarak söylemem gerekir ki bu söylediklerim beni bağlar. Derneği ve yönetim kurulunu bundan dolayı töhmet altında bırakmak istemem.
Çerkes Kültür Evi’nde yapılan bir davete icabet ettiğimiz gece, bence bardağın taştığı anlardan biriydi. Davetli dernek temsilcileri ve kişilerin ne konuştuğunu bilmeden ve dahi toplantı daha bitmeden internet (Facebook) üzerinden yapılan yorumlar çok çirkin ve kabaydı bence. Allah’tan ki hemen kaldırdılar. Ama yapılan yorumlar, bunu yapanların ayıp ettikleri gerçeğini ortadan kaldırmaz. Kaldı ki orada, gerek benim ve gerekse diğer katılımcıların, davet sahiplerini de belli noktada eleştirdiğimiz ortada iken.
Ne ala memleket. Senin gibi düşünmüyorsa hemen damgala, hemen belden aşağı vur. Üstelik dalganı geç. Yakışmadı; hem de hiç. Yakışmadığının farkındasınız muhakkak ki kaldırdınız yorumunuzu hemen. Ne yaparsınız ki bu internet alemi böyle; “tık” dediniz mi anında herkes haberdar oluyor her şeyden. Açıkçası bugüne kadar bir özür bekledim sizlerden. Beklentimiz olmayınca biz de bu yola başvurduk. Boşuna dememişler “bülbülün çektiği dil-i belasıdır” diye. Madem bir laf ettiniz ortaya, cevabını da almalısınız elbet.
Açıkça söylemek gerekirse bu tartışmalar kabak tadı verdi artık. Bir yerde durmak gerek. Ve özellikle bütün bu tartışmaların sürekli odağında olan kardeşimiz, ne olur biraz geri çekil artık. Eminim sen de yorulmuşsundur bu ortamdan.
Bu bağlamda gündeme gelen “thamadeler kurulu” ve “dernekler arası koordinasyon kurulu” yapılanması da bence son derece uygun teklifler. Gerek bağımsız dernekler ve gerekse farklı federasyonların üyesi olan dernek ve vakıfların İstanbul özelinde bir koordinasyona gitmeleri, geçmişte olduğu gibi şimdi de olumlu bir işlevi olacak projedir. İstanbul’daki potansiyel belli iken; derneklerin birbirlerinin önünü kesme düşünceleri, birbirlerini baltalamaları gibi sığ düşünceler toplumumuza bir yarar getirmez. Alttaki taban bu ayrıntılarla zaten çok ilgili değil. Çoğu Kafkas/Çerkes Derneği’nin etkinliği diye gidiyor birçok şeye.
Birkaç cümle de Cherkessia Net’in bir bilenine(!)… Öncelikle dernekçileri bir kalemde harcadın ya helal olsun sana kardeş. Bu dernekler olmasa idi, bu potansiyeli şimdiye kadar bir arada tutacak bir güç var mıydı sorarım sana. Hariçten gazel okumak kolay geliyor olabilir; ama ben kendi adıma ve benim gibi düşündüğünü bildiğim birçok insan adına; insanları bu kadar kolay harcamana gönlümün razı gelmediğini söylemek isterim.
Ve esas söylemek istediğim husus da “ahlak” şampiyonu olan yazın. Defalarca vurguladığın bu kelimenin insanları ne kadar yaraladığını bilmem söylemeye gerek var mı? Korkma kardeşim kimse kimseyi zorla Çerkes yapmıyor. Sen inanmasan da bu ülkede hala Kafkasya kökenli hemşerilerimiz en kolayından kendilerini “ÇERKES” olarak adlandırıyorlar. İstemeyen de kendini istediği gibi ifade ediyor. Dernekçilerin elinde bir devlet erki de olmadığına göre korkmana gerek yok. Kaldı ki artık Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Kürtçe yayın yapan devlet televizyonu var. Kör topal da olsa anadil eğitimi ile ilgili gelişmeler var. Açılan sınıflar var.
Son iki yazından dolayı bence senin de insanlara bir özür borcun var. Bir “ÇERKES” e de bu yakışır bence.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz