Afrin Operasyonu

0
24

“Bir gece ansızın gelebiliriz” derken gündüz gözü ile girdik Afrin’e. Girdik dememizden gocunacak elbet birileri. Önce kafalarda yer etmesi için, açık seçik söyleyelim meramımızı. Biz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir vatandaşı isek eğer “girdik” diye kurmalıyız cümleyi.

Malum çevreler ise aynı teraneyi mızmızlanmaya başladılar hemen. Bu barış havarisi (!)ve hümanizmin kalesi (!) malum zevattan farklı bir şey beklemek zül elbet. Lakin, insan bazen ister istemez “bu sefer bari…” diye bekliyor; ama maalesef hüsran yine hüsran…

Siz kimden yanasınız; neyin aklındasınız diye soruyoruz bir umut. Bekliyoruz ki cevapları “Bu memleketin ekmeğini yedik, suyunu içtik. Safımız bellidir elbet!..” olsun.

Yazıyı bağlayacağım son cümleyi şimdiden belirteyim. Yeri gelirse yine döneriz bu noktaya; ama solcu geçinen, yurtsever takılan bilcümle fitne fücurun düştüğü çukur ABD yardakçılığı olmuş, gerisini siz düşünün.

Alçaklığın bu kadarına pes diyeceğim de çukurdakiler gocunacak. Yahu alçaklık bile bir seviyedir arkadaş.

Neye göre, kime göre Orta Doğu olduğu meçhul olan bu gayya kuyusunda, yüz küsur yıldır kapatılamayan bir hesap var ve ekber-i şeytan, ABD nam, şerefsizler ordusu taa Atlantik ötesinden Orta Doğu’da hak iddia ederken; biz sınırımızda bizi yakan, on yıllardır insanımızı tüketen, ekonomimizi kemiren bu bataklığa müdahil olunca üzülüyor birileri.

Lafı kıvırmadan ve dahi uzatmadan bir düşüncemi daha yeri gelmişken serdedeyim. Bu düşünce sahipleri bilsinler ki gaflet – delalet – hıyanet şeytan üçgeninde gezmekteler. Meşreplerine göre yanaşacakları bir liman vardır elbet ama gönlümüz bir an önce gönül gözlerinin açılmasından yana.

Sen yıllar yılı ağzını açtın mı “kapitalist Amerika” diyeceksin. Kurduğun her cümleyi Amerika’ya ulayacaksın. Ama geldiğimiz noktada da Amerikan uşaklığının girdabında debelenip duracaksın. Ne hazin.

“Dünya beşten büyüktür” deyip höyküren bir adamı rahat bırakmayacakları belli. Hadi bu Amerika. Puşt puştluğunu yapacak da; Afrin’e giden birliklerimizden rahatsız olana ne demeli. Taa Amerika’dan yüzlerce tırlık cephaneyi PYD emrine veren, eğitip donatan ABD ile aynı kulvara düşenlere acıyorum açıkçası.

On yıllardır ülkenin kanını emip, on binlerce insanımızı katleden kanlı savaşın müsebbibi PKK ve onun taşeronu PYD’nin gayesi belli. İran’ın batısı, Suriye ve Irak’ın kuzeyi ile Türkiye’nin güneyinde oluşturacakları Kürt devletçikleri ile Big Boss’a hizmet etmek. Dünyanın en önemli enerji havzalarından birine çökmek. Bu kadar aleni bir yapılanmayı görmezden gelen aymazlarımıza gerçekten inanamıyorum. Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı o kadar kör etmiş ki gözlerini düne kadar “Milliyetçi Türkiye!..” diye haykıranlar dahi bu gün bu münafıklığın içerisindeler.

Sormak lazım onlara: Hani “Devlet Ebed Müddet”ti?.. Hani derdiniz “İlây-ı Kelimetullah”tı?..
Solcumsuları anlıyorum bir nebze. Kahir ekseriyeti zaten hiçbir zaman “yerli ve milli” ol(a)mamışlardı. Düne kadar ya Marx, Lenin ve hatta hatta Stalin’in posterlerinin gölgesinde, Taksimlerde falan arz-ı endam etmekten gocunmazlardı. Bilakis mutlu mesut orak çekiçli kızıl bayrakların ardında kızılyıldızlı bereleri ile birer Che (ki o da kandan beslenen katilin biriydi) müsveddeleri olarak yürürlerdi de hiç yüzleri kızarmazdı. Ulen solcuysanız da komünistseniz de bu ülkenin solcusu, komünisti olun diyeceğiz de anlayan beri gelsin. Onlar zaten “din afyondur” diyerek öncelikli olarak dinimize saldırmayı şiar edinmişlerdi. Jargon da belli: Dindarlar gericidir. Tabii ki doğal olarak kendileri de ilerici. Sevsinler böyle ilericiliği!..

İşte bu takımla aynı yolda yürümekten rahatsız olmayan İslamcı, milliyetçi, cumhuriyetçi, Atatürkçü, Kemalist takımı aynaya bir bakıp kendilerine gelmeli diye düşünüyorum ama beyhude bir çaba olduğunu da biliyorum.

Kürtçü bir parti olduğu apaçık ortada olan ve sonunda eski bir kaplanı tarafından afişe edilen “Türk” düşmanlığı ile müseccel takımla yoldaşlık yapmak, yukarıda ismini saydıklarım için yeteri kadar büyük bir ayıp ve günahtır.

İnşallah titreyip de kendilerine gelirler.

Bir Çerkes olarak söyleyeceğim son söz şudur: Biz Çerkesler vatan kaybetmenin ne olduğunu iyi biliriz. Bir daha da vatan kaybetmeye gönlüm razı gelmez.

Jıneps Yayın Kurulu’ndan Yaşar Güven’in Enver Sağlam’a gönderdiği e-posta:

Merhaba,

Uzunca bir süredir memleket meseleleri ve iktidar konusunda farklı düşündüğümüz çok net. Gazetedeki köşelerimizde yazdıklarımız ortada.

Geçmişten bu yana farklı düşüncelere karşın henüz yol ayrımına gelecek aşamalara ulaşamayanların ortak davranabilecekleri şeyler vardır diye düşüne geldim. Kimlik ve demokrasi konusu böyle bir konu zaten. Böyle düşünmeye devam ediyorum.

Gazete yayın kurulu üyeleri demokrasi daha fazla demokrasiden yana olma tutumlarını kendilerince sürdürmeye çalışıyor. Bu anlamda “Düşüncenin özgürce ifadesi”nden yanalar ve uyguluyorlar. Eleştirel olmayı teşvik ediyor, “buyrun yazın, yayınlarız” diyorlar. Tek ölçüt yazıların şiddet, nefret, hakaret içermemesi, yani ölçümetre Xabze aslında.

Sen de köşende düşüncelerin doğrultusunda beni de gazetenin yayın politikasını da eleştirdin. Bir kez dahi tepki ile karşılaşmadın. Ta ki ekteki Şubat sayısı yazına kadar.
Altı çizili satırların(1) eleştirel değil hakaretamiz olduğunu yazmak isterim. Genel anlamda da, özelimde de, hatta yayın kurulu için de. “Sizleri kast etmiyorum” cümlesi altı çizili satırlardan sonra anlamsız kalır, onu da belirteyim. Hakaret içeren sözcükler kullanmadan tezini savunabilirdin, eleştirel davranabilirdin ama tercihin bu olmuş. “Amacını aşmış” diyemiyorum, bilinçli bir tercih söz konusu.

Telefonda söylemek istemedim, söz uçabilir. Yazınla birlikte bu mesajı ve olursa yanıtının da yayınlanmasını yayın kurulundaki arkadaşlarımdan rica edeceğim. Ve onlara “özgür ifade” uğruna gazete köşelerinde hakaretamiz cümlelerin yer almaması için köşe yazılarının –Çerkes bireylerin yazdığı- yayınlanmamasını önereceğim, benim köşe de dahil. “Sabit olarak sadece araştırma yazıları yayınlansın” diye önereceğim. Eleştirisi olan yazar, yayınlarız her zaman, hiç değilse o zaman nefret, şiddet, hakaret içeren sözcükleri… geçme şansımız olur. Merak edenlerin özeline her zaman nokta geçilen yerleri göndeririz nasılsa.

Kal sağlıcakla

Yaşar Güven

(06.02.2018 Salı 14:47)
(1) “… solcu geçinen, yurtsever takılan bilcümle fitne fücurun düştüğü çukur ABD yardakçılığı olmuş, gerisini siz düşünün. Alçaklığın bu kadarına pes diyeceğim de çukurdakiler gocunacak. Yahu alçaklık bile bir seviyedir arkadaş…”

“… Lafı kıvırmadan ve dahi uzatmadan bir düşüncemi daha yeri gelmişken serdedeyim. Bu düşünce sahipleri bilsinler ki gaflet – delalet – hıyanet şeytan üçgeninde gezmekteler.”

“… Solcumsuları anlıyorum bir nebze. Kahir ekseriyeti zaten hiçbir zaman ‘yerli ve milli’ ol(a)mamışlardı. Düne kadar ya Marx, Lenin ve hatta hatta Stalin’in posterlerinin gölgesinde, Taksimlerde falan arz-ı endam etmekten gocunmazlardı. Bilakis mutlu mesut orak çekiçli kızıl bayrakların ardında kızılyıldızlı bereleri ile birer Che (ki o da kandan beslenen katilin biriydi) müsveddeleri olarak yürürlerdi de hiç yüzleri kızarmazdı…”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here