Oset Masalı

0
450

Aynı köyde yaşayan iki genç varmış. Tarlada karşılaşan gençler sohbete koyulmuş.
-Yüz tane kısrağım olsaydı dünyanın en mutlu insanı olurdum, demiş gençlerden biri.
-Kısrak mı? Bense yüz dostum olsa dünyanın en mutlu insanı olurdum, demiş diğeri.
-Hayır, kısraklar daha değerli
-Hayır, iyi dostlar daha çok değerlidir.
Her karşılaşmalarında bu konuyu tartışır olmuşlar. Sonunda bir karar almışlar. Kısrak isteyen kısrak toplamaya, dost isteyen de arkadaşlar bulmak üzere yola çıkmış.
Ne kadar zaman geçmiş bilinmez ama sonunda köye dönmüşler ve karşılaşıp sohbete koyulmuşlar.
-Arayışın sonuç verdi mi?
-Başardım. 99 arkadaş buldum. Ya sen ne yaptın?
-Hiç de kötü gitmedi, 99 kısrak satın aldım.
-Yüz tane olmasını istiyorsun, sana en güzel ve hızlı olan kısrağımı vereceğim o halde.
-O zaman ben de senin yüzüncü dostun olayım.
Kısrak satın alan genç evine gidip annesine heyecanla anlatmaya başlamış:
-Belki çok uzun zaman aldı ama önemli değil, sonunda yüz kısrağım oldu. Bundan büyük mutluluk olabilir mi?
Arkadaşlar edinen genç de tüm yaşadıklarını annesine anlatmış.
-Öyle mutluyum ki, yüz tane dostum var artık.
Oğlunu sakince dinleyen anne nasihat vermek istemiş.
-Anlattıkların çok güzel. Ama onların gerçek dostun olup olmadıklarını anlamak için bir deneme yapmalısın. İşte o zaman gerçekten mutlu hissedersin kendini.
Annesinin söylediklerine hak veren genç, atına atlayıp arkadaş edindiği köylere gitmiş tek tek… Bir felaket yaşadığını ve tüm varlıklarını yitirdiğini anlatmış her birine…
Kısraklar satın alan gencin başına ise gerçekten felaket gelmiş: Tüm kısrakları aynı gece çalınmış. İnsanlara bu hırsızlığa dair bir bilgileri olup olmadığını sormaya başlamış.
Herkesin cevabı aynı olmuş:
-Hayır, hiçbir şey görmedik. Bilgimiz yok.
Üzüntü içinde evine dönen genç, “Tüm mutluluğumu yitirdim. Bir varmış bir yokmuş gibi oldu. Dünyanın en şanssız insanıyım ben” diye söylenip durmuş.
Tüm köyleri dolaşıp arkadaşlarına bir şanssızlık yaşadığını anlatan genç, evine dönüp annesine anlatmaya başlamış.
-Arkadaşlarım gerçek dostmuş. Ne kadar üzüldüklerini görmeliydin. Bana yardım etmek için bir şeyler vermek istediler.
O anda köy insanlarla dolmuş. Kimi büyükbaş hayvan, kimi ekmek getirmiş. Bir başkası giyecekler getirmiş. Bazıları da mutfak gereçleri ile gelmişler talihsizlik yaşadığını sandıkları arkadaşlarının evine…
-Sakın yardımımızı reddetme, eğer kabul etmezsen bizi kırmış olursun, deyip getirdikleri hediyeleri bırakıp köylerine dönmüşler.
-Anlattıkların doğruymuş. Hepsi gerçek dostmuş. Artık kendini mutlu ve şanslı hissedebilirsin, demiş gencin annesi ve kısrak satın alan gencin başına gelenleri anlatmış oğluna…
Dostlar edinen genç kendisine getirilen tüm hediyeleri alıp arkadaşına götürmüş.
-Üzülme lütfen. Gerçek dostların olduğunda başının dara düşmeyeceğini kabul et artık.
-Haklısın. Artık şunu anladım: Dostluk, zenginlikten çok daha değerli… Ve sen bana bunu ispat ettin.
(planetaskazok.ru)

Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz