Tuhaf benzerlikler

0
324

Kolxide (Kolkhide)

Tarih sahnesinde Kolkhide olarak vücut bulan devlet, MÖ 7. yüzyıldaki etnik dalgalanma sonucu kudretini kaybetmiş, daha sonra da Kolkhis adı ile anılır hale gelmiştir.
Burada Kolkhide’nin isminin vücut bulması ile ilgili bir olasılığa değinmek istiyorum.
Dünyanın ilk serüveni olan “Argonautlar” seferi herkesçe bilinmekte. Altın bir post uğruna Yunanistan’dan çıkan, hepsinin kökeni Pelasg soyuna dayanan yarı tanrı, kral ve ünlü, bir gemi dolusu adamın hikâyesidir.
Kolkhide, değişik bir söyleniş biçiminin Yunancaya çevrilirken deforme olması ile bu hali almış olmasın!
MÖ 1500-1300 yıllarında bir genç Phasis nehrinde, temizlemek için, yeni yüzülmüş bir koyun postunu yıkamaktadır. Genç, bir ara postu kaldırır. Gözüne pırıl pırıl parlayan sarı zerrecikler takılır. Biraz inceleyince altın olduğunu anlar.
“Qor xi taup, qur xi taup!” (Derede altın var, derede altın var!) diye bağırarak kıyada bulunan büyüklerinin yanına koşar. “Altınlı dere” anlamında “Qurxita” halk arasında hızla yayılır. Sonra da o bölgeye ad olur.
Qurxita; Qor: Dere+Xi (Khi): Altın+ Ta: İçinde kelimelerinden oluşmuş bir birleşik kelimedir. Kelimelerin tamamı Abaza dilindendir.

Kalybes

“Halyps kelimesi tabii ki Yunanca çelik anlamına gelir. Xvier de Planhol gibi akademisyenler Kalybes’in gerçekten etnik bir birim mi, yoksa Yunanlıların eski Anadolu’da demir işleyen aşiretlere ayrım gözetmeksizin verdiği bir isim mi olduğu konusunda kuşku duymaktadır. Demir eritme Küçük Asya’da MÖ 1400 yıllarda başlamış ve mamül ürünler daha sonra Babil’e ihraç edilmiştir.” (4)
Çerkesler, eskiden kemerlerinde eğe taşırlardı. Bunu kılıç ve kamalarını, bıçak ve baltalarını bilemekte kullanmak için daima kemerlerinde asılı olarak yanlarında bulundururlardı. Bugün dahi, Abazalar bu eğeye Khalıp (Khalıb) demektedirler.

Heniok
MÖ 1200’lü yıllarda, “Altın Post” seferinde, Dioskurias kardeşler orada (Kolkhide’de) kalmışlar ve bugünkü Aqo (Sohum) şehri kenar mahallelerinde kendi isimleri ile anılan Dioskuria isimli Yunan kolonisini kurmuşlar idi. Henioklar, hem Kafkasya sahillerinde, hem de Anadolu’nun Rize, Hopa çevresinde anılan bir kavim idi. Araştırmacılar Heniokların Abazaların atası olduğunu söylüyorlar.
Erken dönemlerde de kendi orijinal isimleri ile anılan Abaza kabilelerine Yunanlılar neden Heniok ismini verdiler?
Öncü Yunan kolonileri Aqo (Sohum) sahillerine vardıklarında muhtemelen şöyle bir manzara ile karşılaştılar:
Bir meşe ağacının altına toplanmış bir kalabalık vardı. İçlerinden bazıları tanrıya adanmış adaklarını kesiyorlardı. Ötede bir gurup insan ise koro halinde ilahiler söylüyorlardı. Yunanlılar karşılaştıkları insanlara ne yaptıklarını sordular muhtemelen. Aldıkları cevap “Hanukhoyt” (Dua ediyoruz) olmuştur.
Bazı kaynaklarda Heniok “Arabacılar” olarak geçse de diğer bazı kaynaklarda ise “Dua edenler, Duacılar” olarak tarif edilmektedir.
Büyük bir olasılıkla ilk Yunan kolonileri sahilde karşılaştıkları bu insanlara “Hanukhoyt” kelimesinin Yunanca söylenişi olan “Heniok” ismini takmışlardır.

Argos

Argos, meşhur “Altın Post” seferini yapanların kullandığı geminin adıdır. Bu ad, hem yapımcısının adına izafeten hem de hızlı gittiği için verilmiştir. Aynı zamanda da Yunanistan’da geminin yapıldığı şehrin ismidir. Argosluların soyunun Pelasglara dayandığı belgelerde belirtilir.
“Vargo hüa dınaşılet” bugün bile Abazaca’da kullanılan bir deyimdir. Bir yere ” aniden, birden bire girenler için söylenir. “Birdenbire girdi/aniden, hızlıca girdi” anlamını taşır.
Bunlar rastlantı mı, benzetme mi, uydurma mı?
Burada yalnızca bu benzerlikleri kamuoyuna duyurmak, bilgilendirmek istedim, gerisi bilim insanlarının alanına giriyor.
Ben ana dilim olan Abazacayı biliyorum, Abazaca bilen herhangi birine bu kelimeleri sorsanız olduğu gibi size söyler.
Geçmiş belki de kelimelerde saklıdır. Onun için dilimizi koruyup geliştirmemiz gerekmektedir.
Görevimiz, şüphesiz ki benzerlikleri ortaya koyup halkı, kamuoyunu, ilgilileri bilgilendirmektir.

Kaynakça- Ek bilgiler

1. Ord. Prof. Şemseddin Günaltay, Yakın Şark IV, II. Bölüm, TTK Yayınları, 1987
Efsanelerde görülen Elete ve Solake adları hakikaten ve zımmen Kolkların Karadeniz’in bütün doğu çevresine hâkim oldukları bu uzak zamanları hatırlatır. Kolkların kudreti MÖ 7. yüzyılın büyük etnik dalgaları ve bilhassa Moskların mecburi muhaceretleriyle sarsılmış ve yıkılmıştır.” (s.316)

Fase nehrine akan ırmaklarla dereler, kumlarla karışık altın parçaları sürüklüyordu. Miletos gemiciliğinin kahramanlık devrinde bunlar Kolkhide’ye altın memleketi şöhretini kazandırmıştı. (s.442)

Bir asır sonra en kudretli kabileler olarak sahneye çıkacak olan Lazlar ile Sanejlere (Sanéges) gelince, bunlar Mitridat zamanında Kafkaslardan henüz batıya doğru inmemişlerdi. Bunların bütün bu sahilde etnik bakımdan derin değişikliklere ve Kolkhid(e) adının haritadan silinmesine sebep olan göçleri, Roma imparatorlarından Agustus ile Neron’un saltanatları arasındaki zamanda vuku bulmuştur. (s.444)

Arrianus’un tasvirine göre Trabzon’dan Dioskurias’a kadar olan alanda şu sıra ile geliyorlardı: Tzan’lar, Makhelon’lar, Heniok’lar, Zydrit’ler, Lazlar, Apsil’ler, Abasıj’ler (Abasges), Sanej’ler (Sanéges). (s.444, dip not.296)

2. John Freely, Türkiye Uygarlıklar Rehberi 2, YKB Yayınları, 2002; Euxeinos/Eukseninos/Karadeniz, konuksever, dost deniz. (s.81)

3-Adem Işık, Antik Kaynaklarda Karadeniz Bölgesi, TTK Yayınları, 2001
Kolhis bölgesi elverişli iklimi, bol madenleri ve tabiat güzellikleriyle Yunan aleminde daima bir düş ve zenginlik ülkesi olarak kabul edildi. Burası altın ve demir madeni açısından elverişli bölgedir. MÖ 10. yy.’da Karialı gemiciler bu madenleri işlemişler ve insanları korkutacak efsaneler de yayarak onların bu civara gelmelerini engellemek istemişlerdir. (s.13)
….
Pontus kralı Mithradates Eupator’un filosu ile Kolkhislilere büyük katkı sağlayan, Heniohilerin yağmacı faaliyetlerini ortaya koyan Yunan tarih kayıtlarıyla da teyit edilmektedir. (s.63)

Ve demiri ilk kesip işleyen Khalyblerdir. (s.127)

Romalılar … aralarında iki günlük yol olan Sebastepolis ve Pityus’a iki kale inşa etmişler ve buralara garnizonlarını bırakmışlardır.(s.198)

Bunlardan başka adını Phasis nehrinden almış Phasis şehri vardır. Bugün de bilinmekte olan Dioskurias’a göre bu şehir Spartalı Cercius ve Amphitus tarafından kurulmuştur. Bunlar Castor’un arabacıları ve Heniokhi’nin de kurucularıdır. (s.200)

(Phasis nehri) akıntı boyunca giden biri için sol taraf Asya ve sağ taraf ise Avrupa’dır. Şimdi tüm ikametler Avrupa tarafındadır. Karşı tarafta ise Lazilerin ne bir kalesi ne de bir köyü vardır. Sadece eskiden Romalıların kurduğu Petra şehri dışında. (s.202)

Şimdi hilalin sonuna doğru, Asya’da Petra şehri vardır. Bunun karşısındaki Avrupa yakasındaki topraklarda ise Apsilliiler vardır. (s.203)

Laziler ilk önce Romalılara bağlı olarak Kolkhis’e yerleşmişlerdi. (s.212)

İmparator Iustinianus, Lazika’ya farklı memurlar gönderdi. Bunların arasında Tzibus denen, karanlık bir geçmişi olan ama alçaklığıyla memurlukta yükselmiş olan ve gayri kanuni yollardan para kazanmasını çok iyi bilen John vardı. Bu adam Romalılarla Laziler arasındaki ilişkileri karmaşaya attı. Ayrıca İmparator Iustinianus’u Lazika’da denizde, Petra adında bir şehir kurmaya ikna etti. Ve orayı bir kale olarak kullanarak Lazi topraklarını yağmaladı. (s.213)

İşte İmparator Iustinianus’un Petra şehrini zamanında kurduğu topraklar Lazika’nın yerleşim olmayan topraklarıydı. (s.215)

İkinci olarak Kolkhisliler, bunlar Lazi olamazlardı çünkü onlar Phasis nehrinin karşısındaydılar ve Kolkhisliler isimlerini diğer bazı milletler gibi sonradan Lazi’ye çevirdiler. (s.215)

Bazılarına göre ise geminin süratli olmasından dolayı ona süratli manasında Argos denmişti. (s.222)

Geminin yükünü Aiakus’un oğulları Dioskurias ve Herakles’i ve o zamanların tüm yarı tanrılarını içeriyordu. (s.224)
4-David Marshall Lang, Gürcüler, Ceylan Yayıncılık, İst. 1997, *(s.60)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz