Kuçba Esen ve Tuğuj Asiye

0
45

Kuçba Esen ve Tuğuj Asiye, Kadim Çerkes El Sanatları daha fazla öğrenilsin, uygulansın istiyorlar. Şamil Vakfı’nda Bengün Gül atölyesindeki çalışmalarını şimdi İstanbul Kafkas Kültür Derneğinde (İKKD) -Bağlarbaşı- özveriyle sürdürüyorlar. Çerkes Kültürü adına önemli bir iş yapıyorlar.

-Sizi okuyucularımıza tanıtarak başlayalım mı?
-Esen Kuçba: Adım Esen, Apsuvaların Kuçba sülalesindenim, Kuçbaların kızıyım. Adapazarı’nın Harmantepe köyünde dünyaya geldim. Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi El Sanatları Eğitimi Bölümü mezunuyum. Kız Meslek Liselerinde 20 yıl nakış dokuma ve örgü öğretmenliği yaptım. 2004 yılında emekli oldum.
Öğrenciliğim boyunca da mesleğimi yaparken de hep derdim ki “Çerkesler olarak bize özgü el sanatlarımız mutlaka vardır”. Ama takdir edersiniz ki o dönemlerde anayurtla olan iletişim kopukluğu birçok şeye ulaşmamızı engelliyordu.
Çok küçük objelerin üzerinde ve fotoğraflarda görüyordum, süslü elbiselerimiz vardı, o elbiselerin üzerine işlenmiş motiflerin tekniklerini sorguluyordum. Bölge olarak Adapazarı zayıf idi o konuda, nedense hiçbir şey kalmamış bizimkilerin elinde. Çok kötü şartlarda geldikleri için ellerinde hiçbir şey kalmamış olabilir, çok yorum yapmak istemiyorum o konuda, net bilmediğim için. Ailemizde kalmış herhangi bir el sanatı ürünü yok örneğin.
Ne zaman ki ben bu konuda çalışmaya başladım, annem dedi ki; “Aaa, biz bunları yapıyorduk, tespihlerin başına püskül olarak kullanıyorduk”. Anneme sordum hemen; “Hatırlıyor musun nasıl yaptığınızı?”, yanıt “Yok, hatırlamıyorum”. Ama benim annem 90 yaşında.
-Asiye Tuğuj: Tokat doğumluyum. Abzehim. Abzehlerin Tuğuj sülalesindenim. Annem ve babam da Abzeh. Onlar Tokat’ta yaşıyor.
El yeteneğimi Esen abla sayesinde keşfettim. İlk nakışla başladım. Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı’ndaki çalışmaya Bengün abla da çağırmıştı ama bir türlü gidememiştim. Esen abla böyle bir projemiz var deyince, o projeyle birlikte ben de o gruba dahil oldum. El sanatları ile ilgili bildiğim her şeyi orada öğrendim.

***


Kursiyerler

Funda Altıok
Kayseri Uzunyayla Örenşehir köyündenim. Altıdogalardanım.
Kültürümüze ait olan ve kültürümüzü yansıtan el sanatlarımızı öğrenmek için bu kursa katılmaya karar verdim ve bu kurs sayesinde kültürümüzün ne kadar emek ve zenginlikle dolu olduğunu daha iyi anladım.

Hülya Koç
Kayseri Pınarbaşı Devederesi köyündenim. Mastırkolardanım. Annem Panlı köyünden ve Çeşkolardan.
El sanatlarına her zaman ilgi duyuyordum.Bu sene derneğin kursuna başladım. Avukatlık yapıyorum. Duruşmadan çıkınca koşarcasına kursa geliyorum. Bana terapi gibi geliyor. Dernekle beraber sergi düzenlemek nihai hedefim.

Nihal Nart
Kayseri Pınarbaşı Altıkesek köyündenim. Şukelerin kızıyım. Abazayım. Kültürümüzün en nadide eserlerinden olan el sanatları kursunun Bağlarbaşı Derneğinde verildiğini duyunca çok mutlu oldum. Değerli hocamız Esen hanımdan bunları öğrenmeye çalışıyoruz. Amacımız kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarımızı yaşatmak.Ben aynı zamanda İznik çinisi takılar yapıyorum. Burada olmaktan mutluyum.

Gülhan Altunok (Şıbzıxo-Atbakan)
Bandırma Yeni Sığırcı (Kabardey) köyündenim.
Çerkes el işi motiflerimizi yaşatmak ve yeni nesillere ulaştırmak amacım. Bir Çerkes olarak katkım olsun istedim. Hızla asimile olduğumuz bu dönemde gençlerimize birşeyler taşıyabilirsek ne mutlu bize. Bu imkânı sağlayan Derneğimize, Kuçba Esen Bal ve Tuğuj Asiye hocalarımıza minnettarım.

Huaj Sümer Orman
Düzceliyim. Çerkes El Sanatları Kursuna, hem kendi insanlarımla bir arada olmak hem de kendi el sanatlarımızı öğrenmek ve öğretmek amaçlı katıldım. Çok memnunum. İnşallah nesiller boyu devam eder. Bize çok emek veren sevgili hocalarımıza çok teşekkürler. Emeklerine, ellerine sağlık.

Sexu Göksal Kandemir
Göksun Fındık köyündenim. Bizle bu güzel bilgileri paylaşıp öğrettikleri için değerli hocalarımıza teşekkür ederim. Saygılar.

***

-Sen nasıl başladın Esen?
-Esen: İstanbul’a yerleştikten sonra Özalp Göneralp arkadaşımız bir gün bana, “Senin mesleğin bu, bizim Çerkes işlemelerini yapan ablalarımız var. Onlar bir kitap hazırlığı içerisindeler, onlara bir katkın olabilir mi acaba? Bir tanıştırayım sizi” dedi. Ayşe ve Elmas Eşsiz ablalarımızın evine gittiğimde benim ufkum açıldı. Meğerne büyük bir zenginliğimiz varmış bizim, zengin ve çok güzel kültürel değerlerin üzerinde oturuyormuşuz ama habersiz yaşamışım. Çok büyük heyecanla onlarla çalışmaya başladım ama ancak bir hafta sürdürebildim. Çünkü çalışıyordum, haftada bir boş günüm vardı ve çocuğum küçüktü. Ayrıca İstanbul koşulları, birbirimize çok uzak yerlerde oturuyorduk. O şartlarda bu çalışmayı sürdüremedim, ama içimde kaldı, “Acaba ne oldu çalışmanın sonucu” diye bir yandan merak içindeydim. Fakat o bir haftalık süre içerisinde işleme tekniğini öğrendim Ayşe ve Elmas ablalardan.
-Ayşe ve Elmas Eşsiz kardeşleri, ablalarımızı saygıyla anmış olduk.

Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı

-Esen: Sağ olsunlar, o bir günlük çalışmada bana çok fazla şey öğrettiler, o gün dört işleme tekniğini öğrenip işlem basamaklarını yazmıştık.Öğrettikleri bende kaldı bir kenarda, sanki emekliliğimi bekledi o deneyim.
Ondan daha önce, arkadaşlarımız Talih ve Hüsnü Altınışık’ın annesi, Şehrize teyzemizin yaptığı kamçılar var; bilirsiniz her evine gidene bir tane hediye etmiştir teyzemiz, bizim evde de var. Kamçıdaki düğümler beni çok çekti kendine. Bunlar nasıl yapılır diye sorgulardım, benzer teknikleri okulda elbise düğmeleri ve Çerkesilmikli şerit örgüleri olarak öğrenmiştim fakat Şehrize teyzenin uygulama şekli daha pratik ve farklıydı. Ancak Kabardeyce anlamadığım için birlikte çalışamadık.
Aklımın bir yanı sürekli “Çerkes el sanatları teknikleri nasıl uygulanır, nasıl çözümlenir?” sorusuyla meşgul. Bu arada emekli oldum. Ne yapabilirim diye düşünürken yolum bir gün Şamil Eğitim ve KültürVakfı’na düştü. Baktım hummalı bir çalışma, beğendiğim işler yapılıyor ve benim bundan haberim yok. Hemen o gün oraya dâhil oldum.

Abhazya’da sergi

-Esen: Sevgili Bengün Gül “Gümüş İple Örgü Teknikleri” konusunda kendini çok güzel yetiştirmiş. Sağolsun üç yıl boyunca bildiklerini bizlere de öğretti. O dönemde Bengün hanımın daha önceden planladığı bir sergi hazırlığı vardı. Vakıf bünyesinde şekillenen GUAŞE ve ADIYUF grubuyla birlikte özverili, işbirliğine dayalı bir süreç yaşandı. O sergiye bende Çerkes Motifleri ve Sim Sarma Tekniği kullanarak işlenen birkaç tane örtünün tasarımını yaparak katıldım.
Bengün hanımın Abhazya’da da sergi açma isteği vardı. Abhazya’da yaşayan kardeşim Okan Kuçba’yı aradım. Abhazya Devlet Müzesinin değerli etnografı İnga Samba ile iletişimi ve diğer gerekli bağlantıları sağladı. Abhazya Devlet Müzesinde iki hafta süreli bir sergi ve moda deyimle beş günlük bir WORK SHOP yapıldı.
Sergide Gül Ailesinin koleksiyon parçaları, Bengün hanımın Çerkes El Sanatları tekniklerini kullanarak hazırladığı takı koleksiyonu, Adıyuf grubunun çalışmaları, Abhaz peşkirleri modernize edilerek işlenen örtüler, Çerkes motifleri modernize edilerek işlenen örtüler, giysi süslemelerinde Çerkes motiflerinin uygulandığı örnekler, Sn. Rengin Yurdakul’un derlediği Tarihçe vardı. Sergi ve workshop ilgiyle karşılandı.
-Asiye: Sergiyle birlikte açılan kursa ilgi çok büyük oldu. Yetişkinler ve moda okulu öğrencileri olmak üzere iki grupla beş gün saat 11.00 – 18.00 arasında eğitim verdik. Kısıtlı zamanda her şeyi öğretmek mümkün değildi ama planladığımız her şeyi beş eğitmen 20 kişilik gruba öğrettik.

İKKD’de kurs

Esen: Şunu özellikle vurgulamak istiyorum. Abhazya’daki sergi tamamen Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı ile Bengün hanımın projesidir. Biz sadece emek anlamında yanlarında bulunduk. Hepimiz için eşsiz bir deneyim oldu. Sorduğunuz için ana hatlarıyla anlattık. Detayları anlatmak bize düşmez.
Sergi dönüşünde Bengün hanımkendi deyimiyle “Sizi artık mezun ediyorum. Benden öğreneceğiniz bir şey kalmadı. Bundan sonra kurs açmayı düşünmüyorum. Siz de benden öğrendiklerinizi ÇERKES EL SANATLARI olduğunu vurgulayarak birilerine öğretin” dedi ve böylece İKKD’deki çalışmaların başlamasına vesile oldu.
-Asiye: Orada hazırladığımız şeyler zaten bildiğimiz şeylerdi, birlikte yaptık ama bir de parmak örgüsü var, bizim “vağe” dediğimiz. Çok küçükken ortaokul yıllarında anneannem öğretmişti. Tek öğrenen de benmişim, başka da kimse merak etmemiş. Bir süre sonra unuttum ve çok üzüldüm, “neden unuttum” diye hayıflandım. Annem, teyzelerim hiç kimse bilmiyor. Vakıf’ta kursa başladığımda parmak örgüsünü tekrar hatırladım. Baktım onlar yapıyor, bildiğim ama unuttuğum bir şeydi. Onlarla birlikte o işi oturtturdum, artım tamamen geliştirdim. Bütün çeşitlerini öğrendim. Diğer işleri de öğrendim.

-Asiye ile işbirliğiniz nasıl gelişti Esen?
-Esen: Asiye ile tanışıklığımız üniversite yıllarına dayalı. Üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşımın, Ayşe Öztürk’ün kardeşi olarak hayatıma girdi.
-Asiye: Kardeş kontenjanından yararlandım. Beni Esen abla teşvik etti, onun sayesinde başladım. O Bengün abladan öğrendi, ben Esen abladan öğrendim. Şamil Vakfı’nda, onlardan öğrendim. Esen ablanın Adapazarı için dediği gibi Tokat’ta ben de hiç şey görmedim; kıyafet, gümüş takı, motif… hiçbir şey görmedim. Çünkü bizimkiler gelirken hiçbir şey getirememişler. Savaş nedeniyle olmalı, savaştan sonra geldikleri için belki de ellerinde bir şeyler varsa onları da zorda kalınca sattılar diye düşündüm. Bize, Çerkeslere ait bu işleri İstanbul’da gördüm. O merakla da başlamış oldum.
-Esen: Sağolsun, Asiye iyi bir kardeş. Çok severim kendisini. Şamil Vakfı’nda çalışmalara devam ettiğimin ikinci senesi Asiye’ye, “Sen becerikli birisin, elinden iş geliyor. Gel, aramıza katıl” dedim. Kırmadı, geldi ve hakikaten çok destek oldu bize. Hem o sergi sürecinde hem de Vakıftaki çalışmalarımız sırasında. Buradaki çalışma da Asiye’nin girişimleri ile oldu. Benden habersiz İKKD yönetim kurulu başkanı Janberd Dinçer ile konuşmuş, “Biz böyle bir çalışma yapsak ne dersiniz?” diye sormuş ve önermiş. Dernek yönetimi bize ortam sağladı. “Nasıl istiyorsanız, hangi şartlarda yapmak istiyorsanız, buyrun yapın” dediler. Umduğumuzun çok üzerinde taleple karşılaştık. Bizi çok mutlu etti bu.
-Asiye: Bengün abla “Siz öğrendiniz artık” deyince, “Hımm tamam o zaman, biz de İKKD’de kurs açalım” diye düşündüm. Janberd’e “Böyle bir şey düşünüyorum. Esen ablaya henüz söylemedim, sana öneriyorum, olur dersen Esen ablayla konuşacağım” dedim. “Neden olmasın kadınlar özelinde ne yapsak diye düşündük, bir şey bulamadık. Dans var, anadil kursu var, müzik kursu var, ama kadınlara özel bir şey yok” dedi. Onay alınca Esen ablayı aradım, “olur” dedi. Böylelikle biz bu kursa başlamış olduk. Sağolsunlar bizi destekledi arkadaşlar, mutlu bir şekilde devam ediyoruz.

-Talep nasıl oluştu?
-Esen: Duyurumuz internet üzerinden derneğin sayfasında kısa bir süre, bir-iki hafta yayınlandı. Küçük bir ilan hazırladık, yapabileceğimiz öğretebileceğimiz işleri tanımladık. Derneğin sayfasında vardır hala. Başvuruları 20 kişide dondurduk, çalışmanın sağlıklı yürüyebilmesi için sınırladık.

-20 kişi devam edebiliyor mu? Bir heyecanla başlar, sonrası aksayabilir.
-Esen: Hakikaten büyük heyecanla, aşkla başladılar. Kursiyerlerimizin bir kısmı daha önce Ayşe ve Elmas ablalarla çalışmamda yaşadığım deneyim gibi küçük çocuğu olanlar. Başladılar, sürdüremediler. Birkaç kişi o şekilde ayrıldı. Bir arkadaşımız İngiltere’ye gitti. Çalışan ve işleri çok yoğun olanlar var, arada katılıyorlar. Kopanlar bizden tam anlamıyla kopmadılar, bir ayakları burada bir ayakları dışarıda. Çok düzenli devam eden şu anda 12 kişi var. Salı günleri düzenli olarak devam ediyoruz.

-Devam sayısı azaldı, yeni kursiyer almadınız mı?
-Esen: Almadık çünkü epeyce ilerledik. Salı günleri biz çalışmalarımızı sürdürürken iş yaşamında olanlardan bir talep geldi; “Çalışıyoruz, hafta arası katılamıyoruz, hafta sonu da bizim için kurs açar mısınız?” dediler. Kabul ettik, hafta sonları da kurs vermeye başladık, cumartesi günleri çalışan hanımlar katılıyor, orada da bir 10 kursiyerimiz var.
Yaş ortalaması biraz daha düşük orada. Çalışma hayatına yeni başlamış genç kızlarımız var.

-Salı günleri emekli ağırlıklı mı?
-Esen: Emekli ve anneler, ev hanımları çoğunluklu. Gelenler çok mutlu. Biz de onlar bir şeyler ürettikçe, onlar öğrendikçe mutlu oluyoruz.

-Ne kadar devam edecek?
-Esen: Okullarla birlikte kapatırız, malum yaz döneminde herkes tatil yerlerine, memleketlerine gider diye düşünüyoruz. Ama onun dışında ne kadar devam ederlerse biz buradayız.

-Talep olursa bir sonraki sene?
-Esen: Zaten bu sene ağırlıklı olarak teknik öğretiyoruz. Sergi gibi bir hedefimiz yok, bu sene ancak teknikleri öğrenecek kursiyerler, çok küçük görseller sunabiliriz tabi, ufak ufak vitrinler yapabiliriz ama onun dışında büyük bir sergi hedefimiz yok. Eğer bu aşkla devam ederlerse iyi ürünler çıkarmak için önümüzdeki sene de devam ederiz diye düşünüyorum. Bu sene biraz gümüş-takı ağırlıklı gidiyor ama önümüzdeki senenin ağırlığı nakışta ve gümüş işleme sanatında olacak. Bu sene yaptıklarımızı Asiye’ye devrederim diye düşünüyorum. Ben Nakış ağırlıklı devam etmek düşüncesindeyim.

-Neden böyle bir düşünce oluştu?
-Esen: Çünkü biz bu sene çok fazla teknik koyduk öğretiriz diye ama biraz zorlanıyoruz. Kendimiz gibi düşündük; çabuk öğrenip çabuk yaparlar mı acaba diye… Biraz yavaş gidiyor o anlamda. Kartlı Dokuma Tekniği var bugün uygulanışına şahit oldunuz. File örgüsü tekniği var, çok yeni keşfettik ve deşifre ettik. Parmak örgülerimiz var, düğümlerimiz var, hani Adıgelerin Şarhon Abazaların Ahtarpa dediği başlıklarda bulunan püsküllerin ucundaki süslemeler. Hepsi birden bir senede hallolabilecek şeyler değil. Teknik öğretilir ama ürün tasarımı bir sonraki yıla kalır.

Konuyla ilgili yayınlarımız çok az

-Eşsiz kardeşlerin kitabından yararlanıyor musunuz?
-Esen: Tabi ki, o çok önemli bir başvuru kaynağı bizim için. Akşam şöyle bir kütüphaneme baktım, konuyla ilgili ne var ne yok diye, şöyle bir düşündüm sonra, “yazık bize” dedim. 1970’li yıllarda Ankara Derneğinin hazırladığı “Çerkes Motifleri” kitabımız var bir, bir de Ayşe ve Elmas ablaların hazırladığı “Kadim Çerkes El Sanatları” kitabı var. Bunlara Erol Yıldır’ın “İsting, Çeçen-İnguş Halkının Keçe Sanatı” kitabını ekleyebiliriz. Hepsi bu. Koskoca bir kültürün Türkiye ayağında verilmiş eser olarak üçü var. Hakikaten çok utandım, yılları boşa geçirdiğimiz için. Şimdi yine böyle bilinçaltıma yerleştiriyorum, umarım gerçekleştirebilirim, bu işlerin daha anlaşılır bir şekilde teknik olarak yazılmasını arzu ediyorum. Yani hedefim de o var. Birkaç arkadaşımızı yetiştirip onları öğretmenliğe sevk ettikten sonra kurs işlerini bitirip, edindiğim tecrübelerle -öğrenmek ayrı, öğretmek çok ayrı bir şey- bir “Teknikler” kitabı oluşturmak istiyorum.

Nalçik Nartan Kılıç Gençlik ve Kültür Merkezine destek

-Kursiyerlerle maddi anlamda bir ilişki var mı?
-Esen: Olmaz mı? Dünyada her şey alma-verme dengesi üzerine kurulu. Esprisi bir yana biz dernekten yer talep ettik, karşılıksız verdiler, herhangi bir ücret talep etmediler kira anlamında,teşekkür ediyoruz tekrar. Biz kursiyerlerimizden aylık 50’şer lira talep ettik, ama ne Asiye ne de ben ücret olarak kendimize bir şey ayırmıyoruz. Elde edilen geliri Nalçik’te yapılmakta olan Nartan Kılıç Gençlik Kültür Merkezine aktarıyoruz. İlk iki ay yolladık, hedefimiz her ay en az 1000 TL gönderebilmek.Kursiyerlerimiz bu konuda çok duyarlılar. Çeşitli nedenlerle bir iki hafta devam edemeseler bile kurs ücretlerini düzenli gönderiyorlar, kendilerine teşekkür ediyorum.

-Çok güzel. Jıneps Gazetesi gönüllüleri olarak saygı duyulası yaklaşımınız için sizi kutluyoruz. Bu düşünce nasıl oluştu?
-Esen: Öyle çok düşünülmüş, üzerinde konuşulmuş bir şey değil. Aramızda fazlaca konuşmadan verdik bu kararı. Şöyle düşünüyorum, toplumumuz için herkesin bir şey yapması gerektiğini ama herkesin elinden geleni yapması gerektiğine inanıyorum. Herkes siyaset yapamaz, herkes dikiş dikemez, herkes çok güzel yemek yapamaz. Ben de diyorum ki; yok olmakta olan bir toplumuz, artık çok zor ayakta duruyoruz. El sanatlarımızda hızla yok oluyor, bunu kurtarmak için ne yapabiliriz, canhıraş bir şekilde bunları çok fazla insana öğretmek amacındayız biz. Her anne evde çocuğunu kendi kültürüne göre elbette yetiştiriyor ama her annenin bilmediği bir şeyi biz biliyoruz. Kız çocuklarımızı yetiştirecek olan annelere kültürel değerlerimizi öğretebilirsek belki bir nesil daha yaşatmaya vesile olabiliriz diye yola çıktık.

Abhazya

-Abhazya’daki sergi sırasında farklı el sanatları, farklı teknik anlamında karşılaştığınız şeyler oldu mu?
-Esen: Mesleğim olduğu için ben çok fazla teknik biliyorum; hem Türk işlemelerinden, hem de dünya işlemelerinden. Branşım işleme-dokuma-örgü. Kısaca bana çok fazla yeni gelen bir şey olmadı. Abhazya’da bazı değerli sanatçılarla tanıştık, örneğin Batal Dcopua, Timur Dzariya. Onlar bizi atölyelerine davet ettiler, çalışmalarını gözlemleme şansı bulduk. Kadim el sanatlarını orijinal şekliyle canlandırma konusunda örnek alınası çalışmaları var. Batal Djopua çok değerli bir ressam ayrıca geleneksel okçulukla ilgili çalışmaları var, hammadesini doğal ortamda bulmaktan başlayarak ok ve yay üretip kullanımını yaygınlaştırma çalışmaları var. Timur Dzariya çok değerli bir ressam ayrıca geleneksel Abhaz bıçaklarını ürettiği bir atölyesi var. Uluslararası isim yapmış çok değerli sanatçılar. Bizim de uyguladığımız kartlı dokuma tekniklerini kullanıyorlar yeni yarattıkları ürünlerde. AdigecesiŞağa.
Lena Labahua adında bir hanımın dikiş atölyesine götürdüler bizi. O hanım da ulusal giysileri orijinal şekliyle dikiyor. Öyle bir akım başlamış, herkes bir ulusal giysiye sahip olma amacı güdüyor. Onun dışında müzede gördüklerimiz var.
Çok etkilendiğim bir anı var. Gürcülerin savaş sırasında devlet müzesini yaktıklarını biliyorduk, Batal Djopua ve arkadaşları küllerin arasından topladıkları en büyüğü 1-2 cm. kalan parçaları gösterdiler, itinayla sarılmış herbiri, büyük bir özenle saklanıyor. Tanımaktan onur duydum. İyi ki varlar.
Ne yazık ki Abhazya’da, sürekli savaşan ve işgale uğrayan konumundan olsa gerek günümüze ulaşan çok fazla işleme göremedim. El dokuması kilimler var, desenleri inceleme konusu olmalıdır. Abhazya’ya özgü dokuma peşkirler var, onların özelliği de üç renk çalışılıyor olması. Naturel iplikle dokunan zemin üzerine lacivert-kırmızı veya siyah-kırmızı renkle desenlendirilmiş. Birlikte dokunuyor, biz onları kanaviçe tekniği ile örtü olarak işledik, sergiye onları da götürdük. Bu peşkirler başlı başına bir inceleme konusu olmalıdır. Kullanım amacına yönelik ritüeller özellikle gün yüzüne çıkmalı ve güncel yaşamda yerini bulacak şekilde uygulanmalıdır diye düşünüyorum.

-Burada peşkir çalışması var mı?
-Esen: Şimdilik yok.

-Maykop, Nalçik ziyareti var mı programınızda?
-Esen: Seve seve, neden olmasın. Şu bir gerçek, Maykop ve Nalçik’te biz çırak kalırız. Çünkü orada yapılıyor bu işler, hakkını vererek yapan sanatçılar var. Yaşasın internet, iyi ki var hayatımızda. Çok merak ediyorum onların çalışmalarını, bakıyor inceliyorum ufkum genişliyor. Hem motifleri nasıl kullandıklarını görüyorum, hem yeni kullanım alanlarını görüyorum. Eli öpülesi sanatçılar hakikaten her birisi. Biz ancak gözlemci olarak gidebiliriz oraya, kişisel anlamda özel sergi açmayı hiçbir zaman düşünmüyorum, düşünmedim.

Abaza-Adıge işbirliği

-Bengün abla ve Şamil Vakfı çok değerli bir iş başlattı orada, siz de şimdi buraya taşıdınız. Sizinki bir Adige-Abaza işbirliği oldu aynı zamanda.
-Asiye: Evet
-Esen: Özel ve iyi bir noktaya değindiniz. Ben bu konuyu çok önemsiyorum. Biz çocukluğumuzda öyle öğrendik; üst kimliğimiz Çerkes, “Apsuvayım, Apsuvalar daha iyi… Çeçenim, Çeçenler daha iyi…”, bu anlayış diasporada yok oluşu hızlandıran bir sıkıntı. Ona hiçbir şekilde katılmıyorum, üst kimliğimiz olarak Çerkesliği benimsiyoruz; Apsuvayım, Kuçba’yım, bunu söylemekten gurur duyuyorum, bundan daha doğal bir şey olamaz. Anavatana dönememek benim en büyük sıkıntım. Kendime verdiğim sözler içinde tutamadığım tek söz belki de. Maykop’ta da yaşayabilirim, Kabardey-Balkar’da da, Osetya’da da, Abhazya’da da… Yani bir tercih yap deseler bunların arasından neye göre tercih yaparım bilmiyorum. Hepsi benim vatanım.

-Eklemek istediğiniz bir şey varsa..
-Asiye: Biz kursa gelen arkadaşlara şunu söyledik; “Size el sanatlarını öğreteceğiz ama bir şartımız var. Herkes üç kişiye daha öğretecek öğrendiklerini. En büyük isteğimiz ve şartımız bu. Siz de üçer kişiye öğretin. Biz de öyle yola çıkmıştık, şansımız üç kişi olmadı da 20 kişi oldu.

İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nde Tuğuj Asiye ve Kuçba Esen’in kursiyerlerinin çalışmaları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here