Lut kavmi

0
265

Her fırsatta “vatan millet” derken…

Her fırsatta darbe yapanlar, çatır çatır adam öldürenler;

Darbe yapıp adam asanlar; asanları alkışlayanlar;

Ellerine fırsat geçse her an darbe yapabilecek olanlar;

Toplumu kafasına vura vura adam edebileceğine inananlar;

Darbeleri fırsata çevirip millete yapmadıklarını bırakmayanlar;

Adaleti değil, kendi partilerini, ulu önder, reis ve de bilumum cemaatlerini her şeyin üstünde tutanlar;

Öldürmeyi marifet sananlar;

Ellerinde silahlarla mangalda kül bırakmayan politik magandalar;

Silahla “erkek” olduğunu zannedenler;

Beğenmedikleri insanı yakaladıkları zaman linç eden insanlar, ancak kalabalıkla “kahraman” olabilenler;

İnsanları yakan, yanmalarını seyreden “vatandaşlar” ve devlet erbabı;

Zulme, ahlaksızlığa gözünü kapatan günahtan korkmayan “dindarlar”;

Tek tip düşünceye tapan, farklı olana tahammül edemeyen, kendileri gibi olmayanların yok olmasını isteyen “çağdaşlar”;

Dün çağdaşlıkla, bugün dindarlıkla yarın başka bir şeyle iktidara, güçlü olana yamananlar;

Doğayı mahvedenler, zehirli atıkları akarsulara, verimli topraklara boşaltanlar;

Doğayı kendilerine tepe tepe kullanmaları için verilmiş, sonsuz bir mal gibi görenler;

Doğayı korumaya çalışanları aşağılayanlar;

Habire kopya çekmeyi düşünen öğrenciler, kopya çekerek mezun oldukları için işlerini asla iyi yapmayan meslek sahipleri; adaletsiz hâkimler; çürük bina yapan, yaptıkları yollar çöken mühendisler; kendilerini bir şey zanneden, afra tafradan başka bir şey bilmeyen, üçkâğıtçılıklarını hamasetle kapatan politikacılar;

Üniversitelerin içini boşaltanlar, kendilerini akademik değil, sahibinin sesi borazanlar olarak görenler; liyakati falan değil, rütbeyi, parayı düşünenler;

İntihalle hasbel kader akademisyen olanlar, akademisyenlikten çok rektör olup, protokole girmeye ve güç elde etmeye, şehrin ve devletin ileri gelenleri arasına girmek için yanıp tutuşanlar;

Yalancı, korkak ve çıkarlarını kaybetmekten korktukları için her türlü ahlâksızlığı yapan medya ve medyatörler;

Ucuz kömür çıkarmak için yüzlerce işçiyi feda eden siyasetçi ve iş adamı ittifakları;

İşçilerini öldüren, yakan fabrikalar, tersaneler ve onların patronları;

İşçilerini üç kuruşa mahkûm ederken, kendileri kral kıvamında yaşayan “girişimciler”;

Milletin anasını belleyeceklerine dair söz verip, bunu gerçekleştirenler;

Sabah akşam yalan söyleyenler;

Sülün Osman’ı bin kere sollayan, adım başı, her saniye, telefonla, mesajla adam dolandıran adamlar; buna inanan, korkak ya da kolay yoldan köşe dönmeyi arzulayan insancıklar;

Rüşvetten bayılmış belediyeler, partililer, adliyeciler, hukukçular;

“Çalıyorlar ama çalışıyorlar”dan “besmeleyle çalanlar”a dönüşenler, bunları alkışlayanlar;

Her türlü ahlâksızlığı yapıp, mahkemeye “iyi hal” görüntüsü vermek üzere seccadeyle gelenler, hâkimden namaz için mola isteyenler;

Köpekleri ezen çöpçüler, o çöpçülere “ez” emrini veren otorite sahipleri;

Köpekleri ezen çöpçüleri protesto edenleri protesto eden halkımız insanları;

Eşeğin kafasına çuval geçirip, döve döve boynunu kıranlar ve bu haltı yerken kahkahadan dört köşe olan yaratıklar;

Köpeği arabasının arkasına boynundan bağlayıp sürükleyenler;

Kediye kum torbası ve futbol topu muamelesi yapan psikopatlar;

“Yunanistan cayır cayır yanıyor. Ateşleri bol olsun” diye kelimeler dizen, cehennemin temsilcisi kategorinin insanları;

Karısını çalıştırıp, parasına el koyup, bir de üstüne döverek öldürenler;

Verdikleri her vaazda bütün meselelere apış arası meselesi olarak bakanlar;

Yıllarca TV’lerde “inşallah”, “maşallah” nidaları eşliğinde pornografik din bezirgânlığı yapanlar ve bu konuda sesi soluğu çıkmayan otoriteler, ağızlarının suyu akarak izleyen seyirciler;

Kadınlara tecavüz edilecek yaratıklar gözüyle bakan yaratıklar;

12 yaşında küçük kıza tecavüz eden şehrin bütün ileri gelenleri;

5 yaşındaki kızları kaçırıp, tecavüz edip, öldürenler;

7 yaşından 15 yaşına kadar kızına tecavüz edip “iyi halden” üç-beş sene ceza alan adamlar ve ona bu cezayı veren adamlar;

Bu tecavüzleri halının altına süpürmeye çalışan kurumlar ve o kurumların insanları ve de o kurumları koruyan otoriteler;

Komşusunda yıllardır süren tecavüz karşısında “aile meselesi, karışılmaz” diyerek susan komşular;

Tecavüz edip, her türlü ahlaksızlığı yapıp, mahkemeye takım elbiseyle çıkıp, kazayla indirimsiz ceza yiyince, “o kadar takım elbise giydik, neden indirim verilmediler!” diye isyan eden katmerli ahlâksızlar;

Ve daha niceleri…

Şöyle olursa böyle olacakmış… Allah’ın gazabı üzerimize olacakmış…

Daha ne olsun ki?

Olan olmuş işte; bundan âlâ gazap mı olur? Vatan ve millet olarak çürümüşlüğün ve aynı zamanda gazabın tam ortasında yaşıyor kavmimiz…

Önceki İçerikHak ihlalleri
Sonraki İçerikÇeçen yemeklerine ödül
Ferhat Kentel
Son olarak, kapatılan İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi olan Ferhat Kentel 1981’de ODTÜ’de işletmecilik lisans eğitimini tamamladıktan sonra 1983’te Ankara Üniversitesi SBF’den yüksek lisans ve 1989’da Paris, Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)’den sosyoloji doktora derecesi aldı. 1990-1999 arasında Marmara Üniversitesi Fransızca Kamu Yönetimi Bölümü’nde, 2001-2010 arasında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Fransa’da Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales (EHESS)’de ve Université de Paris I’de çeşitli dönemlerde misafir öğretim üyesi ve araştırmacı olarak bulundu. Türkiye’de ve yurtdışında çeşitli kitap ve dergilerde modernite, gündelik hayat, yeni sosyal hareketler, din, İslâmi hareketler, aydınlar, etnik cemaatler üzerine makaleleri yayımlandı. Yayınlanmış araştırma ve kitapları şunlardır: Ermenistan ve Türkiye Vatandaşları. Karşılıklı Algılama ve Diyalog Projesi (Gevorg Poghosyan ile birlikte), TESEV, İstanbul, 2005; Euro-Türkler: Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Köprü mü Engel mi? (Ayhan Kaya ile birlikte) İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2005; Milletin bölünmez bütünlüğü: Demokratikleşme sürecinde parçalayan milliyetçilik(ler) (Meltem Ahıska ve Fırat Genç ile birlikte), TESEV, İstanbul, 2007; Belgian-Turks: A Bridge, or a Breach, between Turkey and the European Union? (Ayhan Kaya ile birlikte), King Baudoin Foundation, Brüksel, 2007; Ehlileşmemek, düzleşmemek, direnmek, (Söyleşi: Esra Elmas), Hayykitap, İstanbul, 2008, Türkiye’de Ermeniler. Cemaat-Birey-Yurttaş (Füsun Üstel, Günay Göksu Özdoğan, Karin Karakaşlı ile birlikte), İstanbul Bilgi Üniversitesi yayınları, İstanbul, 2009; Yeni Bir Dil - Yeni bir Toplum, (Söyleşi: M.Talha Çiçek, Gülçin Tunalı Koç), Bilsam yay., Malatya, 2012; “Kır Mekânının Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Dönüşümü: Modernleşen ve Kaybolan Geleneksel Mekânlar ve Anlamlar” (Murat Öztürk ile birlikte), TÜBİTAK araştırması, 2017.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz