İron Avcıların Gelenekleri ve Dili (2. Bölüm)

0
675

Osetlerin Hayatında Av

Osetlerin hayatında avın önemli bir yeri vardır. Binlerce yıllık gelenekleriyle günümüze gelen av ve avcılığın içinde erlik, cesaret, dayanıklılık, gözüpeklik, kurnazlık gibi niteliklerin olduğuna inanılmaktadır. Avdan eli boş dönmek beceriksizlik sayıldığı gibi onur kırıcı bir şeydi. Kafkas dağ yamaçlarında olağanüstü tehlikelere göğüs gererek avlanmak cesaret ve beceri gerektirmektedir.

Osetler avlanmayı sadece et ihtiyacı için yapmıyorlardı. Avlanan hayvanların derileri en az eti kadar değerliydi. Derilerle çeşitli giyim eşyası, ayakkabı, kalpak gibi birçok ihtiyaç giderilirken çeşitli at koşumları, evlerde sedirlere serilen oturma postları gibi malzemeler de üretirlerdi. Osetlerde İslamiyet fazla yaygın olmamasına rağmen dağ keçisi postlarından hemen hemen her evde namazlıklar duvarlarda asılı dururdu.
Avcıların evinde her zaman av eti bulunurdu. Yalnız kendi evlerinde değil yakınların evlerinde de eksik olmazdı. Evleri son derece havalıydı. Enva-i çeşit değerli postlar evlerinin duvarlarını ve oturma gruplarını süslerdi.

Gençler çeşitli atış ve dayanıklılık talimleriyle ava ve avcılığa hazırlanırlardı. Ün yapmış avcılardan bilgi edinir tecrübelerini artırırlardı.

Osetler yerleşik düzene geçmeden önceki dönemlerde önemli ölçüde evcil hayvan yetiştirmiş olmalarına rağmen, avcılık onlar için vazgeçilmezdi. Av ve avcılığın töresi vardı. Avcılar arasında av şarkıları, av hikâyeleri, iddialaşmalar gibi unsurlar ayrı bir kültür oluşturuyor, büyük bir zevk ve neşe içinde yapılıyordu. Kafkas dağlarının av bakımından son derece zengin olması işlerini kolaylaştırıyordu. Osetlerde çok eskiye dayanan av töresi günümüze kadar korunmuştur ve bilinçli bir şekilde özenle korunmaktadır. Avcılar ava çıkıştan dönüşe kadar olan töre ve dini inanışlarını hala devam ettirmektedirler.

Dağlarda uğradıkları ve konakladıkları özel yerleri vardır. Bazı yerler vardır ki dini motifler yüklenerek kutsal bir hale getirilmiştir. Avcılar böyle yerleri, avladıkları çok çeşitli hayvanların kafataslarını ve kemiklerini duvarlara, farklı bölümlere asarak adeta canlı tabiat müzesi haline getirmişlerdir. Ancak bazı bölgelerde böyle önemli yerler, hayvansever ve doğasever gibi çeşitli gruplar tarafından tahrip edilmekte veya yakılmaktadır. Açıkhava müzesi böyle yerlerde soyu tükenmiş birçok hayvanın kafatası ve kemiklerini de görmek mümkündür. Aslan, kaplan ve diğer hayvanlar…

Birçok evde, hayvan kafatasları ve doldurulmuş gövdeleri bu gün de görmek mümkündür. Av hayvanlarının baş ve boynuzları insanlar tarafından her zaman beceri ve övünç kaynağı olarak görüldü ve saygı gördü. Ünlü Oset şair ve yazar Kosta bir yazısında, her Oset evinde avla ilgili böyle objelerin varlığından söz eder.

Genelde içki kadehi olarak kullanılan boynuzların dağ keçilerine ait olup iki metreye ulaşanlarının olduğu söyleniyor.

Avcılar, av hayvanları ilahı Efşati’ye büyük saygı gösterir ve avdayken dua ederlerdi. Uzun beyaz sakallı, sol gözü olmayan, kulakları koçboynuzu, kafası geyik boynuzlu olarak resmedilmektedir.

İnanışa göre sol gözü kurtlar ilahı Tutır tarafından kör edilmiştir. Nedeni, kurtları fazla görmesin ki kolay avlansınlar.

Yaban domuzları ve ayıların da ilahı vardır; Hucır. Fakat av literatüründe fazla söz edilmediği için unutulmaya yüz tutmuştur. Bal ve bal arılarının ilahı Anigol’dur. Arıcılık yapanlar Anigol’a dua eder ve arılarını koruduğuna inanırlardı. İlk aldıkları baldan ziyafetler düzenlenir ve anılırdı.

Osetlerde 30 civarında ilah inancı vardı ve Paganizm’in eseri olan bu inanç sistemi, semavi dinlerden uzak insanlar arasında günümüzde de ilgi görmektedir. Yarı insan yarı melek kabul edilen ilahların da bir aile sahibi ve çocukları olduğu kabul ediliyordu. Hatta güneş ve ay da birer aileye sahipti, çocukları vardı.
Kafkasya’da Osetler gibi birçok halkta av ilahı vardır. Fakat bu halklarda av ilahi ile ilişkiler Osetler kadar rahat ve kolay değildir.

Balkar-Karaçay ve Svan toplumlarında avcılar ilahının adı Apşat’tır.

Abhazlardaki adı Acveyaş. Abhazlarda da bu ilahın ailesi olduğuna inanılırken yaşlı ve beyaz sakallı olarak tasvir edilmektedir. Halk arasında dostları vardır.

Svanlardaki inanışa göre Apşat’ın bir de çok güzel olduğu bilinen annesi Dali vardır. Apşat’ın hikâyesi Adige, Karaçay-Balkar, Svan ve Grek mitleriyle benzerlik taşımaktadır. Av hayvanları ve insanları öldürüp – diriltebilme becerisi Nart destanlarında da vardır.
Oset inancına göre av ilahı Efşati simsiyah ve yüksek bir dağın zirvesinde fildişiyle örülmüş, geyik boynuzlarıyla bezenmiş bembeyaz evinde yaşamaktadır. Dağın alt tarafında bembeyaz bulutlar vardır. Dağlardan akan suların sesini duyarak dinlenmektedir. Sadece acıktığı veya diğer ilahları ziyarete gideceği zaman dışarı çıkmaktadır.

Efşati’nin kendilerine yardım ettiğine içten inanan insanlar onun onuruna ve saygı adına, avcılara özgü başkalarının bilmediği bir dil ve dans, şarkı kültürü oluşturdular. Av bölgelerine ve dağlara gelenekselleştirdikleri kültürle isimler taktılar; keçi dağı, geyik dağı, ayı yatağı gibi.

Kahramanlık mertebesine ulaşmış avcılar içinde, kurtlarla kucak kucağa dövüşen, ayıları ininde öldüren avcılar vardı.

Halk arasında büyük saygı gören böyle genç ve bekâr avcılar çok kolay kız bulur ve evlenirdi.

Boş bakışlı, saf görünenlerin avlanamayacağına inanılırdı.
Usta avcılar; havanların nerelerde olabilecekleri, nerelerde otlanıp su içtikleri, nelerden korkup, nelerden hoşlandıkları, tehlike sezdiklerinde nasıl davrandıkları ve haberleştikleri gibi özelliklerini iyi bilir ve ona göre hareket ederlerdi.
Nart destanlarında da yer aldığı gibi usta av köpekleri ve eğitimli şahin, kartal türü kuşların da avda kullanıldığı yazılmaktadır.

Av etleri düğün veya cenaze yemeklerinde de her zaman sofraya konmuştur.

Avla ilgili anlatılan bir hikâye Türkiye’de de bilinmektedir. Bir gün sonra komşu köye gelin gidecek kız kardeşinin düğün alayı için av eti ikram etmek isteyen delikanlı dağa çıkar, fakat avlanırken bir kayadan düşerek ölür. Arkadaşları cenazeyi köye getirirler. Gencin babası oğlunun ölümünü düğüncülerden saklar ve kurulan düğünde ilk dansı diğer kızıyla yapar. Düğünün neşesini bozmamak için aşırı gayret gösterirler. Gelin köyden uğurlandıktan sonra da peşlerinden haber gönderilir ve geri dönen düğün alayının erkekleri cenazeyi kaldırırlar. Bu yaşanmıştır bir hikâyedir.

Avcılık Oset edebiyatında ve kültüründe her zaman gerekli saygıyı görmüş ve yerini almıştır. Yaşlılar gençlere arfe denilen tavsiye niteliğindeki konuşmalarında çoğu zaman ‘geyik avlayasın’ veya ‘oğlunuz geyik avlayacak beceriye ulaşsın’ gibi cümleler kullanırlardı.
1920’lerde yazılmış ve düğünlerde sıkça söylenen şarkılardan birinde şu cümleler vardır.
Ver bize iyi yürekli Hızır*
Şu siyah dağın keçilerinden
Şu beyaz dağın ceylanlarından
Siyah ormanın geyiklerinden

(*Hızır Aleyhisselam ile eş değer konumda olan ve Osetlerin bu gün dahi büyük saygı duydukları, Xutsav’dan -Osetlerde tanrıların tanrısı- sonra dua ettikleri ilahtır. Osetçede Vaştırci diye anılır.)
Vaştırci zorda olanların ve yolcuların yardımcısıdır.

Çaresizlerin dışında Osetlerde kuş avcılığına tenezzül edilmezdi. Özellikle avladıkları dağ keçisi, yaban koyunu, ceylan, geyik, ayı, yaban domuzu, kurt, tilki gibi hayvanlardı. En kıymetli avları geyikti.
İskitler geyiğe kutsallık atfediyorlar ve bir İskit sülalesi olan Şagteler’den geldiklerini kabul ediyorlardı. Uzun zaman geyikle kan bağları olduğuna inandılar. Daha sonraları bu inanış zayıfladı, unutuldu.

Geyiğe o kadar değer veriliyordu ki birçok deyimde kullanılırdı. ‘Nasılsın’ diyene ‘geyik gibiyim’ veya sağlıklı sıhhatli biri için ‘geyik gibi’ tabiri kullanılırdı. Böylesi deyimler günümüzde de kullanılmaktadır. Yakışıklı, sıhhatli ve atletik insanlar için ‘geyik gibi’ denir.

Geyik dışında ayı, kurt, tilki, kartal, güvercin gibi hayvanlar da böyle deyimlere konu olmaktadır. Kötü örnekler için domuz adı zikredilir.

Eskiden gelinlere takılan başlıklara ikiz insan kafası, ikiz at veya ikiz geyik kafası motifi işlenirdi.

Oset edebiyatında avcılar özgür, barışçıl, hatırşinas, yardımsever gibi özellikleriyle anlatılırlar.

Onlardan kıskançlık, fesatlık, huzur bozmak gibi insanlığa yaraşır olmayan davranışlar beklenmezdi.

Özellikle başarılı avcılar için yapılan şarkılarda bu değerler mükemmel işlenmiştir. Kozırte sülalesinden Taymuraj isimli gözü pek bir delikanlının, köylerini haraca bağlayan bir Kabardin asilzadesini öldürmesi onu adeta halk kahramanı yapmış ve adına şarkılar bestelenmişti. Taymuraj avcılıkta adını duyurmuştu. Adına yazılan şarkılarda avla ilgili motifler bolca kullanılmıştır.

Örneğin ‘geyik gibi kükredi’ ve ‘büyük başlı geyik avladı’ gibi. İsim yapmış ve tanınmış birçok halk kahramanı için yazılmış şarkılarda itibarlı av hayvanlarının ve kuşların adı geçtiği gibi yaşamın ve kültürün her aşamasına işlenmiştir. Yalnız ağıt ve kahramanlık şarkıları değil neşeli düğün şarkılarında da aynı şekilde işlenmiştir. Av kültürü ile ilgili sözcüklerin olduğu birçok atasözü niteliğinde cümle duymak mümkündür.

-Avcı gitmediği vadide bol geyik hayal eder.
-Her avcı kendisi için dua eder.
-Avcının kendine, ayının kendine göre bir düşündüğü vardır.
-Geyiğe fırlatılan balta, ceylana rastladı.

Osetlerde hayvan ismi taşıyan birçok sülale vardır.
-Sergeşte – Kartallar
-Kuzekte – İtgil
-Gelebute – Kelebekler
-Erşegte – Ayıgil
-Hute – Domuzgil

Avcılar çok gezip gördükleri, yaşamaya elverişli bölgeleri keşfettikleri için, topluma bu konuda da yardımcı olurlardı. Birçok köyün avcıların tavsiyesiyle kurulduğu bilinmektedir.
Avcılar aynı zamanda iyi birer dağcı idiler. Birçok dağcı ve araştırmacı biliminsanına rehberlik etmiş, dağlarda çeşitli kaplıca ve maden suyu ve hatta bitki türlerini keşfetmişlerdir.

Avcılar içinde, attığı mermi boşa gitmeyen birçok avcının ismi bilinmektedir.

Avcılar ihtiyaçları kadar avlanırdı. Birçok avcı, dişi hayvan vurmamaya özen gösterirdi.
Günümüzde av kanunları daha sert ve yaptırım gücü daha nettir, modern silahlarla av ve kaçak avlanmalar pek hoş karşılanmaz, Osetya dağlarında avcılık kontrollü bir şekilde yapılmaktadır.

Bir söz vardır; “Avda çok hayvan vurmak bir başarı sayılsaydı en başarılı insanlar avcılar olurdu.”

Kaçak avlanmaya hoşgörü gösterilmese de bilinçsiz tabiat düşmanları maalesef bu hataya düşmektedirler.

Eski, neşeli bir şarkıda şu sözler vardır:
“Dağlarda rahat yürünseydi
Av hayvanlarının kökü kazınırdı”.
Şimdi her tarafa yollar yapıldı ve avcılar hızla çoğalmaktadır.
Bu da av neslinin sonu demektir. Av hayvanlarını yalnız insanlar değil ayılar, kurtlar, çakallar ve hatta kartallar da avlamaktadırlar.
Zaman zaman bazı vahşi hayvanlar, dağlarda ve orman yakınlarındaki köylerde, köylülere ait hayvanlara saldırmakta ve büyük tahribatlar vermektedir. Hatta insanlar kurtların ve ayıların saldırılarına maruz kalmaktadırlar. Böyle durumlarda devlet ve avcılar devreye girerek domuz, kurt ve ayı avlanmasını teşvik etmektedir.
Av ve avcılar hakkında yazılar;
-Avcı Şarkıları
-Av Töresi ve Kanunları
-Avcıların Dili
-Günümüzde Av Dili – Av Kanunları
gibi konularla devam edecek.
(Devam edecek)

Özetleyerek çeviren: Muammer Tekin

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz