Desenlerin mesajı

0
63

Fotoğrafta taslağı görülen kilim, geçen yüzyılda İnguşetya’nın Salgi Köyü’nde yapılmış. Yüz yıl önce etnografik bir geziye çıkan sanatçı Gazi-Magomed Daurbek tarafından kayıt altına alınmış ve desenlerin taslağı çizilmiş. Daurbek’in çizimleriyle dolu olan albüm, antika meraklısı Girikhan Ahilgo tarafından Moskova’daki Izmailovski pazarından tesadüf eseri satın alınmış ve İnguşetya’ya getirilmiş. İnguş etnoğraflar da kilimdeki kadim desenlerin şifrelerini çözmeye çalışmış.

Ormanın ruhu
İnguşlar 20. yüzyıla kadar mitolojik bir dünya görüşüne sahipti. İnsanlar ormanın ruhuna, kötü ruhlara, kurt adamlara, büyücülere, devlere ve canavarlara inanıyordu. İnguşların Nart destanlarında geçen olaylar gerçekmiş gibi tekrar tekrar anlatılıyordu. Tüm bu inanç ve hurafeler sadece sözlü olarak değil mobilya, araç gereç, giysi, ev eşyası, müzik enstrümanları ve çoğunlukla da kilimler (isting-keçe) üzerindeki süslemelerle aktarılıyordu.
Fotoğraftaki notta, “Ormanın bereketi hiç eksilmesin” yazılı. Kadim zamanlarda İnguşların ormanla ilgili, “Orman Yasası” denilebilecek davranış biçimleri vardı.
Orman tüm doğa gibi canlıydı. İlk tomurcuklar çıktığında kendine geliyordu ve o dönemde insanların ormanda balta ile gezinmesi yasaktı çünkü ağaçları korkutabilirlerdi.
Diğer halklar gibi İnguşlarda da dinsel ritüellerin yapıldığı ‘kutsal koru’lar ya da ‘yasak orman’lar vardı. İnsanlar, değil ağaç bir çalı kesmeleri ya da toplamaları durumunda bile ‘daha üstün güçler’ tarafından sert bir biçimde cezalandırılacaklarına inanıyorlardı.
Lyazghi Köyü’nden Ali Toçiev, “Dedemiz tepedeki ağaçlık alana gitmemizi yasaklamıştı. Ama abim kulak asmamıştı ve bir gün ağaç kesmek için oraya gitti. Eve kolu kırık olarak dönünce dedem, ‘Söylemiştim size. Yasak ormana giden cezalandırılır’ demişti” diyor.
Kilimi dokuyan kadının Salgi Köyü’nden olduğu biliniyor ama ismi ne yazık ki bilinmiyor. Bu kilimle tüm mesajlarını bugüne iletti.
Ormanın ruhu dünyayı hiç terk etmesin. (www.etokavkaz.ru)

Çeviri: Serap Canbek

‘Dünya Ağacı’

Kilimin ortasında, yaşam ağacı olarak da adlandırılan ‘Dünya Ağacı’ var. Bu sembole tüm dünyada rastlanır ve kökeni çok eskidir. Sembol bize atalarımızın dünyayı nasıl gördüğünü göstermektedir.
Ağaç iki boyutu simgeler. Bir boyutu zamandır: Geçmiş (kök), bugün (gövde) ve gelecek (taç kısmında yer alan meyve ve tohumlar)…
Ağaç eğer kökü olmazsa yaşayamaz, insanın da bir geçmişi vardır. Bu yüzden eski zamanlarda İnguşların 14 göbek öteye kadar dedelerinin adlarını bilmesi çok önemliydi. Günümüzde ise 7 göbek ötesini bilmesi yeterli…
Gövde kısmı ise gerçekliktir. Özsu oradan akar, yani yaşam… Geleceği besler, meyve ve tohumlarla çoğalır.
Ağacın simgelediği diğer boyut ise birbirini etkileyen üç paralel dünyayı temsil eder. Yeraltı dünyası, ‘ölülerin krallığı’dır ve oradakiler diğer katman olan ‘canlıların krallığı’nda neler olup bittiğinin farkındadır. Üçüncüsü ise Büyük Tanrı Dala ve yardımcılarının, Güneş, Ay ve yıldızların yaşadığı ‘gökyüzü dünyası’dır.

Çam

Dünya Ağacı’nın dallarında farklı ağaçların yaprakları yer alıyor. Kadim İnguş inancında hepsinin farklı kutsal anlamları vardır.
Mesela çam sihirli özelliklere sahiptir. Rahiplerin sırıkları çam odunundan yapılırdı. Doğanın gücü karşısında çaresiz kalan insanlar etraflarındaki canlıların kuvvetini ve dayanıklılığını takdir eder, hayranlık duyarlardı. Çeçen-İnguşların Nart destanındaki başkahraman Seska-Solsa* nasıl taştan doğduysa, bir kayanın yarığındaki çam tohumu da kocaman bir ağaca dönüşebilirdi.
Reçineye bulanan çam dalları meşale, kabukları da meşale yakmak için kullanılırdı.

*Adigelerde Sosrıkua

‘Toprak Ana’

Kilimde yer alan tüm motifler ‘Toprak Ana’ya bir gönderme ve teşekkürdür. Hiçbir kilim ‘Toprak Ana’ figürsüz olmazdı. ‘Canlıların krallığı’ndaki kadın figürü, doğurganlığın sembolüdür. Birçok kilimin temel motifi budur.
‘Toprak Ana’ çok eskiden beri süregelen bir figürdür, tarımın doğuşuyla ortaya çıkmıştır. Hasadın iyi olması için ’Toprak Ana’nın gönlünün alınması gerekir, dinsel ritüellerin temelindek ana hedef budur.

Koyun başı

Fotoğraftaki kilimin kenar suyunda koyun başı şeklinde biçimlendirilmiş desen var. İnguşlarda koyun saygı duyulan bir hayvandır. Yünü, geçmiş zamanlarda kadınların ana malzemesiydi: Kumaş dokur, keçe yapar ve palto, beşmet, yatak yapımında kullanırlardı.
Özellikle Tuşino (Tusheti’de yetişen) koyunu değerliydi. Bir insanın refahından bahsederken kaç adet Tuşino koyununa sahip olduğu detayı vurgulanırdı. Bu cinsin tüyü uzun ve sık oldurdu, dayanıklı keçe yapmak için idealdi. Tuşino koyununun yününün dokusu nemi çeker ve içinde tutar, dolayısıyla da böyle bir keçeyi üstüne saran birini yağmur ve soğuk etkilemezdi.

Armut

Meşe, ıhlamur, akçaağaç ve kavak da kutsal sayılırdı ama armut ağacının yeri ayrıydı.
Ormandaki armut ağacının etrafında, ağacın güneş ışığı almasını engelleyen ağaç ya da çalılar varsa hepsi kesilirdi.

Kartopu çiçeği

Kartopu çiçeğinin çalısı, kadim zamanlardan itibaren kötü ruhlara karşı muska ve nazarlık olarak kullanıldı.
Beşik ya da yatak başına, kapı arkasına konulurdu; böylelikle kurt adamların ya da kötü ruhların eve uğramayacağına inanılırdı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here