Açaxu / Ace / Ake (9. Bölüm)

0
256

-Bir tutam saçın 5000 yıllık hikâyesi-

Kibele, diğer bir deyişle Artemis’in Anadolu’daki eski adlarından biri de “Kubaba”dır.
Abaza dilinde bunu çağrıştıran kelimeler vardır.
“Kuba”: Kara görünüşlü, “Kabada”: miskin, “Kababa”: başı kabarık.
Bütün Kibele/Kubaba betinlemelerinde, başının üzerinde kule gibi kabartı gösterilmiştir. Dolayısı ile kabarık başlıdır. Bu da, tam tamına Abazaca bir kelime olan “Kababa” ile örtüşmektedir. “Ku”, kelimesi Abazacada “üstü”, “tepe”,” üzeri”, “yükselen” anlamlarını da veren hece konumundadır. “Kubaba” o zaman da “tepesi kabarık” olarak anlamlandırılır. Her iki durumda Ana tanrıçaların (Kibele, Kubaba) görünümünü açıkça belirtmektedir.

Amazonlar hakkında söylenenlere kısaca göz atalım;
“Amazonlar hakkında birçok varsayımlar vardır. En çok geçerli olan bunların Hitit savaşçı kadın papazlardan olduklarıdır. Tezi savunanlar, mitlere göre Amazon başkentinin bulunduğu yerin, aynı zamanda Hitit ülkesinin göbeğini oluşturmakta olan Kuzeydoğu Anadolu’da olduğuna; Amazonların Batı Anadolu’nun ortasına, yani İzmir ve Efes’e gelmiş bulunduklarına, oysa Anadolu’nun ancak bu bölgesinde Hitit eserlerinin bulunmuş olduğuna; Hitit kabartmalarında ve heykellerinde sık sık rastlanan ikiyüzlü baltanın Grek kabartmalarında çoğu kez Amazonlara ait bir silah olarak gösterildiğine; Grek eserlerinde Amazonların serpuş olarak tepelerinde birer kule takmış olarak gösterildiklerine, öte yandan Hititlerin ana tanrıçasının kendi kabartmalarında bir taç giymiş olarak gösterildiğine; eski Anadolu’da kadınların sosyal, siyasi, dinsel ve askerlik bakımından üstünlüklerine; papazlığın çoğu kez kadınlara ait olduğuna ve soyun babadan değil, fakat anadan sayıla geldiğine işaret etmektedirler.”1


“Amazonlar Ephesos adını verdikleri şehirde, Hippo’nun kurbanlar adadığı bir kayın ağacı altında Tanrıça Artemis’in imajını yaptılar. Hippo’dan sonra onun izinden yürüyenler ilk olarak kalkan dansı, daha sonra da oklarını koydukları kılıflarını takırdatarak kaval eşliğinde -çünkü o zamanlar Athena henüz flütü icat etmemişti-ahenkli bir şekilde ayaklarını yere vurdukları ve bir daire içerisinde gerçekleştirdikleri dansları icra etmeyi bir gelenek haline getirdiler.”2
Artemis’in bir ay tanrıçası olduğu herkesin malumudur.
“Амра”: güneş; (Malik Tanrı)
“Aмза”: ay: (Malik pırıltı)
“Амца”: ateş: (yapma ‘sahte’ malik) veya “амҵасра”; kapıp kaçmak kelimesindendir: Prometheus’da baş tanrı Zeus’tan kapıp kaçırmıştı ateşi!
Amazon kelimesi, “memesiz” olarak yorumlanagelmiştir. Fakat Amazonlar, betimlemelerinin hiçbirinde memesiz olarak gösterilmemiştir.
“Mza” kelimesinin “ay” olduğunu yukarıda görmüştük.
Abazacada, “dırboon”: onu görüyorlardı, “dırgoon”: “onu götürüyorlardı”, “dırşoon”: onu öldürüyorlardı, “yırfoon”: onu yiyorlardı örneklerinde olduğu gibi, “oon” (on) eki durum bildiren sonektir.
“Amazon”; A(artikel)+maz (ay)+(o) on (durum); “Ay’a ait olan” (Ay’cılar) anlamını verir ki, bu da onların söylencelerde anlatılan “Ay tanrıçasının rahibeleri” tanımlamasına açıklık getirir.
“Patara önemlidir. Çünkü Apollon’un doğduğu yer sayılır. Apollon Anadoluludur. Adı Helence değildir. Anadolu’nun unutulmuş bir dilindendir. Hitit Panteonu’nda adı “Apulunas” diye anılır.” … “İlyada ve Odisseia’dan başka, Homeros’un olduğu söylenen ve tanrıları kutlayan on beş kadar ilahi vardır. Bunlardan birinde Homeros, Apollon dünyaya geldikten sonra, siftah olarak Olimpos’a yaklaşırken, tanrıların, bu korkunç yabancının yaklaşmasından ürkerek, oturdukları yerden sıçradıklarını belirtir.”3
Mitolojide, Artemis Ay Tanrıçası sayılırken, kendisinden küçük kardeşi Apollon ise Güneş Tanrısı sayılmaktadır.
Anneleri ise Leto diye anılır;
“Antik dünyada adını taşıyan tek kent; Letoon (Lykia’da), Leto, Lykçe’de “kadın” anlamında “LADA” sözcüğü ile özdeştir.”4
Halikarnas Balıkçısı şöyle diyor: “Kibele (Küçük Asya), Leto (Lykia), Lat (Mekke), Leda (Troia’da Helene’nin annesi), günümüz İngilizcesinde Lad-Lady: hanımefendi olur” diyor.5
“Lara” (la, lı) kelimesi Abazacada, bayan için, “‘o’, ‘kendisi” demektir. “Lığnu”: ‘O’nun evi’(kadın için) demektir.
Abazacada, “Apa” kelimesi oğul (erkek evlat) demektir. “Apasa”: erken, önce’, “Apılara”: önüne çıkmak, karşılamak demektir.
Herodot Tarihi’nde şöyle bir not var:
“Dorlar, Apollon’a “Kılavuz” adını vermişlerdir. Karneios sıfatı koç anlamına gelen Karnos sözcüğüne yakındır. Koç nasıl sürünün kösemi ise, Apollon da Dorların tanrısal kösemidir.”6
“Apıloon”; ‘karşılıyordu’, ‘önüne çıkıyordu’ kelimesi, Apollon’u tanımlamaya en uygun sözcük olarak karşımıza çıkar. Anadolu’da, Girit’te ve betimlendiği her yerde kapı önlerinde görülen ve gelen halkı karşılayan odur; “Hattuşa’nın ünlü Kapı Tanrısı’dır.” (s.26) “Kapı Tanrısı Apaliunas ile aynılaşan Apollon…”7
Latin şairi Horatius da Apollon için “Doğduğun yer Likya ve Patara’nın bekçisisin” der.8
Halikarnas Balıkçısı şöyle yazıyor;
“Gezmek istediğim Ertemi öreni, eski Suakela ya da Suankela (Karya dilinde “sua” mezar, “kela” kral demekmiş) kenti, yani Kral Kar’ın mezarı oradaymış. … Bu kent yeryüzünün en eski kentlerinden birisi olduğu için, Amerika’daki Yale Üniversitesi, Profesör Wells’in başkanlığında bir kurul yolladı.”9
Bu kentin “Syangele” olan adını, Byzationlu Stephanes “Kral Mezarı”,10 Luvi dilinde “Ana tanrıçaya giden yol”, Helenler “Tanrıça geçidi”11 diye yorumluyorlar. Biz de bir yorumlara şöyle bir katkı sunalım: Abazacada, “sı, si” benim, “an” anne, “gela/kela” ev (basit), demektir. Dolayısı ile, “Syangela”: “annemin evi” anlamını kazanır; diğer yorumlardan anlaşılacağı üzere, tanrıça adına adanmış bir şehir olduğu ve Abazacada tam karşılık bulduğu kuşkusuzdur.
“Kar ise, anlaşıldığı kadarı ile unvanını muhtemelen annesi Ay Tanrıçası Artemis Aria ya da Karyatis’den alan Qre, Karius ya da Büyük Tanrı Ker’in kendisidir.12 (Ker, Hesiodos’un Theogonia’sında Ker bir ölüm tanrıçasıdır. (Theog. 211 vd.): Mitoloji Sözlüğü, Azra Erhat) Roma mitolojisinde anne sevgisinin ve büyüyen bitkilerin (özellikle tahılların) tanrıçası sayılan Ceres,’in “ker” sözünden geldiği söyleniyor.13 “Ker” ise Abaza dilinde “arpa” demektir.
Apollon’un doğduğu, bulunduğu yer ‘Patara’ kentidir.
Abazacada; ‘patara’: ‘saçmalamak’, ‘kendini bilmeden konuşmak’, ‘sayıklamak’ anlamlarına gelirken, ‘patu’ kelimesi ise, ‘değerli’, ‘kıymetli’ ‘saygılı’ anlamlarını verir. ‘Patara’, bir kehanet merkezi olarak, “kendini bilmeden konuşmak, sayıklamak” yeri olurken, ‘Patu akuw’ olarak da değeli yüklü yer olurken, ‘Patara’ya yükleyebileceğimiz diğer bir anlamı da: ‘Pa’: oğul, ‘ta’: ‘içinde’ ‘yer’, ‘ra’: ‘sahip’ kelimelerinden, ‘oğulun içine olduğu yer’ olarak karşımıza çıkar.
Ana tanrıça ve oğlunun vazgeçilmez simgeleri aslandır.14
Abazacada, aslan kelimesinin karşılığı, “lım”dır. “pa”nın oğul, “ta” içinde geldiklerini yukarı belirtmiştik. “A” ise artikeldir. Bu kelimelerin birleşimi bize, “Alımpata” kelimesini verir, bu ise “aslan oğulun (içinde olduğu) yeri” birleşik kelimesini verir ki, bu kelime ile “Olimpiya” kelimesinin benzerliğine şaşırmak gerekir.
Mitolojik söylemlerin hepsinde, bütün tanrı ve tanrıçaların “Rhea” denilen toprak anadan doğdukları anlatılır.
Abazacada, “onların büyüğü”: “Reyhabı”, “onlara benzeyen”: “Reypş”, “onlardan üstün”: Reyğa, ve “onlardan yüksek”; “Reyha” sözcükleri bulunmaktadır. “Reyha” (‘onlardan yüksek’) kelimesi ile “Rhea” kelimesinin benzeşmesine, yakınlığına da dikkat edilmelidir.
Lykialıların “ölülerini kentlerin içine gömmeyi sürdürdükleri” kaynaklarda geçmektedir.15 Bugün dahi Abhazya’da, kimi aileler hala yakınlarını evlerinin bulunduğu bahçeye, yakına defnetmektedirler. (Devam edecek)

Kaynakça
1 Halikarnas Balıkçısı, Anadolu Efsaneleri, Bütün Eseleri:14, 22.Basım, Bilgi Yayınevi, Mayıs 2020, Ankara, s.29
2 Robert Graves, Yunan Mitleri, Tanrılar, Kahramanlar, Söylenceler. İngilizceden çeviren: Uğur Akpur, Say Yayınları, İstanbul, 2010, S.652
3 Halikarnas Balıkçısı, Hey Koca Yurt, Hürriyet Yayınları, Anadolu kitaplığı:1, 2.Baskı.İstanbul Şubat 1972, s. 144
4 Prof. Fahri Işık, Uygarlık Anadolu’dan Doğdu, Akdeniz Ülkeleri Akademisi Yayını 2019, s.163
5 Halikarnas Balıkçısı, Altıncı Kıta Akdeniz, Derleyen: Şadan Gökovalı, Bütün Eserleri 9, Bilgi Yayınevi, 1992-İstanbul, s.4
6 Herodotos, Herodot Tarihi, çeviren: Müntekim Ökmen, İş Bankası Kültür yayınları Ocak 2002, İstanbul, VIII. Dipnot: 311
7 Prof. Fahri Işık, Uygarlık Anadolu’dan Doğdu, Akdeniz Ülkeleri Akademisi Yayını 2019, s.377
8 Halikarnas Balıkçısı, Anadolu’nun Sesi, Bütün Eseleri:8, 8. Basım, Bilgi Yayınevi, Ağustos 2017, Ankara, s.36
9 Halikarnas Balıkçısı, Parmak Damgası, Bütün Eseleri:17, 7.Basım, Bilgi Yayınevi, Ekim 2017, Ankara, s.21,22
10 http://arkeolojigezginleri.blogspot.com/2014/09/bodrum-yarimadasinda-leleg-sehirleri.html)
11 https://kariayolu.wordpress.com/karya-kentleri/abc/alazeytin-kalesi/
12 Robert Graves, Yunan Mitleri, Tanrılar, Kahramanlar, Söylenceler. İngilizceden çeviren: Uğur Akpur, Say Yayınları, İstanbul, 2010, s.249
13 Özhan Öztürk Dünya Mitolojisi Nika Yayınları Ankara-2016
14 Prof. Fahri Işık, Uygarlık Anadolu’dan Doğdu, Akdeniz Ülkeleri Akademisi Yayını 2019, s.162
15 Prof. Fahri Işık, Uygarlık Anadolu’dan Doğdu, Akdeniz Ülkeleri Akademisi Yayını 2019, s.162
Abazaca kelimeler için bakınız;
a- Ömer Büyüka,Abhaz Dili Anaç mı? Abhazoloji Yayınları, 1994-İstanbul
b- İrfan Okuyucu, Türkçe-Abazaca, Abazaca-Türkçe Sözlük, KAFDAV Yayınları, Ankara, 2020

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here