Ekolojinin elkitabı

0
453

Bu köşenin adı “Kıyametten havadisler” ama bugün mevzubahis kıyametten bizi kurtaracak ekolojik mücadelenin elkitabı sayılabilecek bir kitabı haber vermek istiyorum size. Yazının sonunda da yazarla kitap üzerine yaptığımız söyleşinin linkini paylaşacağım.

Prof. Dr. Aykut Çoban yıllarca Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde –namı diğer Mülkiye’de– dersler verdi. 11 Ocak 2016’da yayımlanan “Barış İçin Akademisyenler” veya “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisini imzalayan 1128 akademisyenden biri olduğu için 2017’de KHK ile işine son verildi. Çevre ve iklim politikaları, siyasal ekoloji, yeşil siyasal düşünceler ve ekolojik hareketler gibi konularda yayımlanmış bir kitabı, makalesi ve yazısı var.

Aykut Hoca’nın “Çevre Politikası – Ekolojik Sorunlar ve Kuram” kitabı (İmge Kitabevi) birkaç hafta önce yayımlandı. Kitap, ekolojik sorunları yöntembilimsel, tarihsel ve etik boyutları ile beraber ele alıyor. Meselenin sınıfsal boyutlarını, toplumun farklı kesimleri için eşitsiz sonuçlarına dikkat çekerek çözüm tartışmalarının da bu temelde ele alınması gerektiğine işaret ediyor. Sürdürülebilir kalkınma, döngüsel ekonomi, küçülme politikaları, çevreci yaşam tarzları ve yeşil tüketim pratikleri gibi, bu alandaki bütün tartışmaları, konu başlıklarını oldukça sade ve anlaşılır bir dille –sık sık edebiyattan, gündelik yaşamdan örnekler vererek– ele alıyor.

Aykut Hoca’nın ekolojik sorunlara yaklaşımında iki noktanın altını çizmek gerekir. Birincisi, ekolojik sorunları Marksist bir bakış açısıyla ele almasıdır. Bunun devamı olarak da ekoloji sorunları ile toplumsal sorunlar –yani ekoloji mücadelesi ile emek mücadelesi– arasındaki ilişkiselliğe vurgu yapmasıdır. Ayrıca bu konuları sadece akademik bir çalışma olarak ele almaması, ekoloji hareketinin güncel gelişimi ile ilgili politik, örgütsel önermelerde de bulunmasıdır. Bu açıdan akademi ile aktivizm arasında bağlar kurmaya çalışan bir yönü vardır.

Aykut Hoca’nın bu yeni kitabının ana izleğini bu iki hat oluşturuyor. Bu açıdan ekolojik sorunları Marksist bir bakış açısıyla daha doğrusu yöntemiyle ele almanın gerekliliği ve avantajlarını ortaya koymaktadır. Kitabın tam zamanında çıktığını söyleyebiliriz. Çünkü hem gençlerin Avrupa merkezli de olsa iklim eylemleri hem de COVID-19 pandemisinin kısa sürede dünyayı sarmasının akabinde peşi sıra gelen manifestolar, kapitalizmin yaşadığı çoklu krizden –ekonomik, ekolojik, ideolojik krizler– nasıl çıkacağız sorusunun güçlü bir şekilde sorulmasına neden oldu. Yeşil ekonomi, adil dönüşüm, yeşil enerji, yeşil kapitalizm gibi önermeler dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gündem oldu.

Gerçekten de ekolojik sorunların kaynağı nedir, eğer Birleşmiş Milletler İklim Platformu’nun açıkladığı gibi iklim krizi hızla geri dönüşü mümkün olmayan bir devrilme noktasına doğru ilerliyorsa acil olarak ne yapmak gerekir, gibi sorular artık daha sık soruluyor. Bu nedenle bu sorunların doğru temelde ele alınması, kriz söyleminin yarattığı aciliyetle ehveni şer tercihlerde bulunmadan çözüm yollarının aranması açısından elzem bir nokta. Aykut Hoca da “Çevre Politikası” kitabına ekolojik sorunları anlatarak girmek yerine yöntem sorununu ele alıyor. Çünkü doğru sorular (yöntem) sorulamazsa doğru cevaplar da bulamayız. Ekolojik kriz tartışmalarında hâkim söylem, genel olarak çevresel sorunları kaynağını “insan kaynaklı faaliyetler”, “insanın doğa üzerinde egemenlik kurması”, “insan-doğa çelişkisi”nde görür. Oysa Aykut Hoca, “İnsan doğa ile ilişkilerini ancak toplumsal yapılarla kurar ve dolayısıyla bu toplumsal yapıların anlaşılması gerekir” uyarısında bulunuyor. Dolayısıyla içinde yaşadığımız toplumsal yapıların yani kapitalizmin işleyişi anlaşılmadan ekolojik krizin de anlaşılamayacağını ileri sürmektedir.

Bir insanın çevreye olan etkilerini anlayabilmek için nerede, ne zaman, hangi üretim tarzında ve hangi toplumsal sınıfta yer alan insanlardan söz ettiğimizi bilmemiz gerekir. Dolayısıyla, doğa anlayışımız ve politik ekolojiyi kavrayışımız da bu duruma göre değişir. Ekolojik krizi nasıl tanımladığımız ve çözüm olarak önerdiğimiz yanıtlar da… Aykut Hoca da kitabında hem ekolojik sorunların nasıl ele alınması gerektiğine dair yöntemsel bir sunum yaparken, bu yönteme bağlı olarak da ekolojik krizin boyutlarını ve çözüm olarak bugün ileri sürülen Yeşil Yeni Düzencilerden Žižek, Latour’a kadar farklı görüşleri analiz ederek kendi eleştirisini geliştiriyor.


“Çevre Politikası” kitabının diğer önemli hattı ise, ekolojik sorunları tartışırken, tartışmaya emek sürecini ve yeniden üretim süreci sorununu da katmasıdır. Bu konu da özellikle ekoloji hareketlerinin, kendisini esas olarak ormanların, su varlıklarının, diğer canlı türlerin korunması vb. olarak anlaşılması ya da öyle sınırlanması -belki pratik olarak böyle- açısından önemli. Oysa örneğin, endüstriyel tarım, zehirli gıda aynı anda hem toprağı hem de tarım emekçisini ve de sonra halka olarak tüketiciyi de zehirliyor. Ya da madencilik, hem ormanın hem de maden emekçisinin ölümüdür. Bu süreçleri birbiriyle bağlantılandırmadan tartışmak hem emek hem ekoloji hareketini zaafa uğratıyor.

Ekoloji hareketinin emekçilerle ve yeniden üretim süreci ile ilişkiselliğinin ortaya konmasının en önemli yanı, ekolojik krize karşı mücadelenin öznesinin belirlenmesidir. Ekolojik krize ya da iklim krizine karşı mücadele büyük oranda ulusal ve ulusüstü hükümetlerden talep siyaseti olarak sürmektedir. Diğer taraftan iklim krizine çözüm olarak ileri sürülen “küçülme”, “yeşil yeni düzen” ya da “toplumsal ekoloji” gibi alternatif programların da yanıtsız bıraktığı bir sorundur özne sorunu. Kim hayata geçirecek bu alternatif programları? Büyük oranda fosil endüstrisi şirketleri tarafından sübvanse edilen hükümetlerin bırakın iklim krizine “insanlık” yararına bir çözüm istemelerini, altına imza attıkları Paris İklim Anlaşması’nı bile tanımıyorlar. Dolayısıyla ekolojik krizin faturasını halihazırda ödeyen emekçilerin ve ezilen halkların toplumsal kurtuluş mücadelesi olmadan ekolojik krize karşı acil bir çözüm de geliştirilemez.

Aykut Hoca’nın “Çevre Politikası” kitabı (ve diğer yazıları da) dünyadaki en güncel tartışmaları tarihsel bir perspektiften ele alarak, karşı karşıya olduğumuz kıyameti en sarih bir şekilde görmemizi sağlıyor. Çözümü nerede aramamız gerektiğini gösteriyor.
Aykut Hoca ile kitabı üzerine yapılan söyleşiyi de Polen Ekoloji’nin YouTube kanalından mutlaka izlemenizi öneririz.

Önceki İçerikİklim değişikliğinin aşısı yok
Sonraki İçerikDoğu Hemşin’de mikro yer adları
Cemil Aksu
Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü'nü bitirdi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde yüksek lisans yaptı. Sudan Sebepler, Türkiye'de Neoliberal Su-Enerji Politikaları ve Direnişleri kitabının (Sinan Erensü ve Erdem Evren ile birlikte) ve Ekoloji Almanağı 2005-2017'nin (Ramazan Korkut ile birlikte) editörlüğünü yaptı. Birçok dergi, gazete ve internet sitesinde yazıları yayımlandı. Polen Ekoloji Kolektifi aktivisti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here