Konya (Likonya) (1. Bölüm)

0
77

Değerli okurlarımız,

Bu sayımızdan itibaren Türkiye Çerkesleri başlığıyla yeni bir araştırma dosyasına başlıyoruz. Ahmet Cevat Benk’in hazırladığı bu araştırma dosyasında; Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin yerleşkeleri, tarihçeleri, nüfusları, ekonomileri, asimilasyon karşısındaki kayıpları gibi bilgiler paylaşılacak.

Osmanlı arşivlerinin incelenmesi, yerinde gözlem, yöre hakkındaki kamu araştırma bilgileri, doktora tezleri, sözlü tarih anlatımları gibi araçların kullanılacağı araştırmada, Çerkeslerin bulunduğu iller bazında çalışılıp her bir ilde iskân edilen Çerkes nüfusu, bugünkü Çerkes nüfusu, asimilasyon oranları ile dil ve kültürden kalanlar kayıt altına alınmış olacak.

Sizler de yaşadığınız bölgelerden ya da başka illerden bu konuyla ilgili arşiv bilgilerini mail ya da posta yolu ile ulaştırarak katkıda bulunabilirsiniz.

ahmetcevatbenk@gmail.com

1877-78 Osmanlı Rus savaşından sonra Rusların bazı Don Kazaklarını yerleştirmek amacı ile Kuban Oblastı’ndaki Çerkeslere ait arazilere el koymaya kalkışması, özellikle Krasnodar, Maykop ve Labinski bölgelerinde yaşayan Çerkesleri rahatsız etmiş ve Kuban havzasında yaşayan 24.000 Çerkes ailesi (95.000 nüfus) Osmanlı topraklarına göç izni için başvuruda bulunmuştu. Fakat süreç içinde 86.000 kişi göçten vazgeçmiş. Göç etmekte kararlı olan 9.500 Çerkes ise, pasaportlarını alarak gerekli hazırlıkları yapmışlar.

22 Kasım 1890 tarihine kadar İstanbul’a gidebilmek için aileler birer ikişer Novorossisk Limanı’na inmişler. Limandan 4 vapura bindirilerek İstanbul’a yola çıkmışlar. Gelen 4 vapurdan birisi Çanakkale’de nakil yapıldıktan sonra iki gemi Adana’nın Cebelibereket sancağına, diğer iki gemi ise Antalya vilayetine yerleştirilmek üzere Akdeniz’e gönderilmişti.
Antalya’ya gelen iki vapur aralık ayında sorunsuz olarak Çerkes muhacirleri Antalya Limanı’na indirmiş, Adana yolcuları için giden gemilerden ilki Mersin Limanı’na girdikten sonra iskân edilecek bölgede kolera salgını yaşandığı haberi üzerine, son gemi de göçmenleri filikalarla Taşucu’na indirmişti. Bu gemide 2.335 göçmen bulunuyordu. Ve göçmenler yönlerini Antalya’ya çevirerek Silifke’ye doğru yönelmişler. Böylece Antalya’da 5.000’i biraz geçen göçmen sayısı oluşmuştu.

Göçmenlerin 5.000’i Antalya’da Giritliler Mahallesi olarak bilinen bugünkü Şarampol semtinde iki hana yerleştirilmişler. Kalanlar için ise 400 çadır temin edilmiş. Geçici iskân sağlandıktan sonra kalıcı iskân için Antalya’nın sahil bölgelerinde birçok yer göçmenlere önerilmiş. Çerkes göçmenler bu yerleri kabul etmeyince Konya’ya yerleştirme konusunda anlaşma sağlanmış. 520 hanenin Konya Sancağının muhtelif yerlerine yerleştirilmesine karar verilmiş.

Konya’ya göç Muhacirun Komisyonu marifeti ile peyderpey yapılmış. Göçmenlerin konut sorunu ise kendilerine para verilerek çözülmek istenmişse de bu teklif, göçmenler tarafından reddedilmiş. Devlet ihale yolu ile 520 adet ev yaparak göçmenleri evlerine yerleştirmiş. Daha sonraki süreçte Antalya’da kalan Çerkeslerin bir bölümü Akşehir tarafındaki köylere yerleştirilirken, Antalya’ya geldiklerinde Serik bölgesine yerleşmeyi kabul eden Abzeh ailelere evler yapılarak iskânları sağlanmış. 1882 yaz mevsiminde bölgedeki yaygın sıtma hastalığından 32 kişinin ölmesi üzerine Çerkesler bölgeyi terk ederek Konya’ya yerleşmek istemiş, Dahiliye Nazırlığı da talebi kabul etmiş. Bu Çerkesler de Kadınhanı ilçesi Çerkes Atlantı (Mahmudiye) Köyü’ne yerleştirilmişler (Bknz. Mahmudiye Çerkesleri tarihçe bölümü).

Konya’da iskân edilen Pusat ve Ormanözü köylerinin iskân zamanı ve anavatanlarından çıkış şekilleri farklıdır. Bu iki köy, Çerkesya’dan çıktıktan sonra önce Balkanlara yerleştirilmişler. Orada 14 yıl yaşadıktan sonra Osmanlı’nın 93 harbini (1877-78) kaybetmesinden sonra bilahare Anadolu’ya sevk edilmişler (Bknz. Ormanözü Köyü tarihçe).

Olukpınar Köyü ise muhtemelen bu köylerden daha önce iskân edilmiş bir köydür. Köyle ilgili arşivlerde bir bilgiye rastlanmamış olup, bilgiler köy sakinlerinin beyanlarına dayandırılmıştır (Bknz. Olukpınar Köyü tarihçe).

Ayrıca şimdiki Kadınhanı, Ereğli, Karaman (yeni il), Akşehir, Beyşehir, Sarayönü ve Ilgın ilçelerine bağlı köylere: Eşme, Atlantı (Kadınhanı), Ertuğrul (Sarayönü ), İhsaniye, Sebiller (Ilgın), Maarif, Yeşilköy, Ulupınar’a (Akşehir) yoğun bir şekilde Çerkes nüfusu yerleştirilmiştir. Bu köyler, Hazine-i Hassa’ya ait olan arazilerde Muhacirun Komisyonu marifeti ile yeni köy olarak kurulmuşlardır [Bknz İhsaniye (Gaziler), Sebiller 25 Kanun-ı Sani sene (1) 305/ 6 Şubat 1890].

Bu köylerden bazıları şehir merkezlerinde kalırken bazılarında ise yaşayan insan kalmamıştır. Dönemin Osmanlı kayıtlarına göre Konya bölgesine 9.500 civarında Çerkes yerleşmişse de bu nüfus, Türkiye’nin nüfus artış oranının biraz altında olarak 35.000-40.000’i bulmuş, ancak nüfusun bir bölümü ekonomik nedenlerle başta büyük şehirler olmak üzere başka illere göç etmişlerdir. Özellikle 1980’li yıllarda başlayan ekonomik temelli iç göçler sonucunda bu nüfusun 8.000’lere gerilediği tahmin edilmektedir. 1980’li yılların başında %60 kırsal, %40 kentsel alan olan nüfus oranları 1990’ların ortalarında %70 kent, %30 kır şeklinde değişmiştir. Bu oran Konya Çerkeslerini de aynı şekilde etkilemiştir.

Dil-Kültür
Konya Çerkeslerinin tamamına yakını Batı Adigey’den sürgün edilen Abzeh, Şapsığ, Bjeduğ, Ubıh ve Mexoş Çerkeslerinden oluşmaktadır. Doğu Adıgey grubunda ise sadece 3-4 hane Besleney ve 20 hane civarında Ereğli Çerkeslerinden tamamen asimile olmuş Kabardey Çerkesi mevcuttur. Ayrıca Ereğli ve Beyşehir ilçelerinde Çeçenler yaşamaktadır. Konya Çerkesleri, Osmanlı’ya sürülen Batı Adıgey Çerkeslerinden dil ve kültürünü en uzun süre koruyabilen Çerkeslerdir. Bunun sosyolojik nedenini, Konya’ya yerleşen Çerkeslerin çevre köylerine başka halklardan göç olmaması ve sadece yerli halkın bulunması olarak yorumlayabiliriz.

Çerkesler ve yerli halk arasında çok büyük kültürel farklar, Çerkeslerin bu bölgede yerli halkın kültürüne tabi olmamasına yol açmıştır. Aksine bölgede Çerkes dil ve kültürü yerel halk üzerinde etkili olmuştur. Örneğin İhsaniye (Gaziler) Köyü’nde bir mahallede yerli halk yaşamaktadır, bunların büyük bölümü Adigeceyi iyi anlamaktadır. Hatta bazıları Adigeceyi anadili gibi konuşmaktadır. Bazı köylerin hemen yakınına ise Balkan göçmenleri yerleştirilmiştir. Yanına ya da aynı köye Balkan muhacirleri yerleştirilen köylerde yaşayan Çerkesler genelde asimile olmuşlardır.

Folklor
Konya yöresi Çerkesleri de diğer Çerkesler gibi düğünlerde klasik leperuj, kafe, şeşen, apsuva vb. oyunları oynarlar. Sadece Konya bölgesinde oynanan oyunlar ise “Konya düz” adıyla oynanan oyunla hakulaj adlı oyundur. Genel olarak düğünler wuig ile başlar, wuig ile biter. İki wuig arasında bilinen bütün Çerkes oyunları oynanır. Düğünler son derece disiplinlidir. Kural dışı davranış ve oyun biçimi olmaz. Düğünü hatiyaqo yönetir. Hatiyaqonun işine kimse karışmaz. Gelin alma Adigece woredler eşliğinde yapılır. Evlenen her iki ailenin sülale damgaları yan yana taşınır. Düğünler genel olarak akşam saat 5-6 gibi başlar, sabah 3-4’e kadar devam eder.

Kaynaklar:
Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivleri
A.DVN, nr.153/15. A.MKT.MHM, nr.187/17. BEOAYN.d, nr.1151.
BEO, nr.3724/279242.
BEO, Vilâyet Gelen Giden Defteri, nr.161.
DH EO, nr. 285; nr. 321.
DH. SN. THR, nr. 2/121.
DH, nr.114/97783; nr. 1198/93776; nr.1226/95953; nr. 1248/97783; nr.1252/ 98211; nr.1300/46; nr.1300/47; nr.1301/15; nr. 1301/26.
.HR, nr. 319/20566.
.MMS, nr.62/2926; nr.113/4851.
D, nr. 114/6875; nr.1248/6848.
MV, nr.50/51.
D, nr.1719/11; nr.1745/6.
Y. A. HUS, nr.241/15.
Y. MTV, nr.53/16; nr.65/118.
Salnâme i Vilayet i Konya, (H.1289), Konya Vilayeti Matbaası, Def’a 5, Konya. Salnâme i Vilayet i Konya, (H.1310), Konya Vilayeti Matbaası, Defa 25, Konya. Konya Vilâyeti Salnâmesi, (H.1312), Konya Vilâyet Matbaası, Def’a 26, Konya. Salnâme i Vilayet i Konya, (H.1314), Konya Vilayeti Matbaası, Def’a 27, Konya Levant Herald, nr.34, 11 February 1891.

Kadınhanı (Saideli) ilçesi Çerkes Atlantı (Mahmudiye) Köyü

Tarihçe
Çerkes Atlantı Köyü 22 Kasım 1890 günü Novorosissk Limanı’ndan hareket edip Antalya’ya 4 gemi ile gelen Kuban Çerkeslerinin Abzeh boyundan olanların kurduğu bir köydür.
Köy halkı Antalya’da kısa bir süre çadırlarda ve hanlarda tutulduktan sonra önce Serik civarında bulunan Boğazak mevkiinde iskân edilmeye karar verilmiş. Köy halkı 1891 yılında Dipsiz Göl ile Kepez Tepesi arasında kalan bölgede basit malzemelerden evler yapılarak, 180 hane 587 nüfus olarak iskân edilmiş. Köye Hamidiye adı verilmiş. Fakat bölgede bataklıkların bulunması, sıtma hastalığının yaygınlaşması sonucu köy halkından 32 kişinin yaşamını yitirmesi üzerine 1892 yılında hastalığın zirve yaptığı temmuz ayında Antalya’ya geri dönmüşler.

Antalya’da yetkililer tarafından önerilen tüm yerleri reddeden Çerkesler Konya’da bulunan akrabalarının yanına gitmek için ısrar etmişler. Yerel yetkilerle sorunun çözülememesi üzerine Dahiliye Nazırlığı’nın müdahalesiyle Konya’ya yerleştirilme isteği kabul edilmiş.
Konya Kadınhanı ve Akşehir ilçesi arasında kalan Atlantı Yaylası olarak bilinen, ormana yakın ve suyu da olan bölgede Çerkes göçmenlere ev yapılmasına karar verilmiş. 1893 yılı eylül ayında binaların yapımı tamamlanarak 138 hane olarak köye yerleştirilmişler. 32 hane ise Konya’ya gelmeyerek Antalya’da kalmış. Bundan sonraki yaşamlarını orada sürdürmüşler. Kurulan köyün adına Mahmudiye adı verilmiş.

Coğrafya
Atlantı Köyü, Konya ilinin kuzeybatısında, Kadınhanı’nın kuzeyinde, ilçe merkezine 24 km mesafede kurulmuştur. Karasal iklime sahiptir.

Ekonomi
Köy halkı tüm köyler gibi tarım yaparak geçinmektedir. Köyde içme suyu olarak şebeke suyu kullanılmaktadır. Ayrıca köyde sulama suyu da vardır. Bu nedenle sulu tarım da yapılabilmektedir. Köyde pancar, kimyon, haşhaş ve pancar üretiminin yanı sıra tahıl üretimi de yaygındır. Köyde tarımsal gelirlerin aile giderlerini karşılamamaya başlaması köyden kente göçü hızlandırmış. Köy nüfusunun %80’i köyden ayrılarak büyük kentlere göç etmiş. Bir kısmı memur, bir kısmı işçi olmuş. Ticaretle uğraşanlar da olmuş.

Kültür
Köyde Çerkes kültürü egemen iken ekonomik göçler sonucu köyün yerlilerinin arazilerini satarak büyükşehirlere göç etmeleri üzerine Çerkes kültürünün ağırlığı azalmaya başlamış. Köyde kalanlar düğünlerini Çerkes kültürüne göre yapmaya devam etmişler. Düğünlerde klasik Çerkes oyunları oynanmaktadır.

Köydeki sülaleler
Tsiye, Lepseriko, Yediç, Daçe, Besliy, Kızınç, Basırbiy, Bıseriko, Hoaj, Meremıko, Meretiko.

Sarayönü (Ladik) ilçesi Ertuğrul (Çürüksu) Köyü

Kuban Çerkeslerinden Canbulat Bey önderliğinde kurulan köy günümüzde Sarayönü (Ladik) ilçesinin tek Çerkes köyüdür.

Konya bölgesine yerleştirilen Çerkesler içinde en sorunlu yerleşim bu köy için olmuştur. Zira köye önderlik eden Canbulat Bey, Antalya’da kendilerine teklif edilen hiçbir yeri kabul etmemiş, bunun üzerine Konya’da Sarayönü ilçe merkezine yerel halkın arasına yerleştirilme kaydı ile Konya’ya nakledilmiş, bu defa da ilçe merkezine yerleşmeyi kabul etmemiş. Ardından Selimiye’nin hemen yanına mahalle kurması önerilmiş, bu istek de reddedilmiş. Bunun üzerine bugünkü Çürüksu mevkiindeki köyün yeri konusunda uzlaşılmış.
Köy 39 hane ve 179 nüfus olarak kurulmuş. Köyün evleri devlet tarafından ihale yolu ile müteahhite yaptırılmış.

Köyün adı Konya idari heyeti tarafından Sultaniye olarak belirlenmişse de isim Abdülhamid tarafından ret edilerek Ertuğrul ismi verilmiş.

Coğrafya
Sarayönü ilçesine 9 km mesafededir. Konya-İzmir karayolu üzerindedir. Konya’nın kuzeybatısına düşer. Köy bir vadi üzerinde kurulmuştur. Köyün hemen 1 km üst tarafında sulama göleti, hemen yanında su geçen bir dere bulunmaktadır. Köyün bulunduğu arazi genel olarak düzdür.

Ekonomi
Köy halkı genelde tahıl tarımı ve hayvancılıkla geçinmektedir. Köyün anayola ve ilçe merkezine yakın olması, Türkiye genelindeki ekonomik göç ortalamasının altında kalmasını sağlamıştır. Nüfusunu artıran köyler arasındadır. Köy 39 hane olarak kurulmuş ise de bugünlerde köyde hane sayısı 102’ye yükselmiştir. Köyde sürekli yaşayan hane sayısı 40, yazın ise evlerin tamamı dolmakta. Köy nüfusu genel olarak kışın Konya il merkezinde yaşamaktadır. Köy nüfusuna kayıtlı birçok memur bulunmaktadır. Ayrıca köy nüfusundan olup büyükşehirlerde ticaret yapan birçok kişi de bulunmaktadır.

Kültür
Köy genel olarak karakteristik Çerkes köyü özellikleri taşımaktadır. Evlilikler genel olarak çevredeki Çerkes köyleri arasında yapılsa da yabancı evlilikler de azımsanmayacak düzeydedir. Köyde düğünler Çerkes usul ve esaslarına göre yapılır. Klasik Çerkes oyunları arasında yer alan kafe, leperuj, şeşen, apsuva gibi oyunlar oynanır. Dil bilme oranı 50’li yaşların üzerindedir.

Ilgın (Ab-ı Gerin) ilçesi Sebiller (Burhaniye) Köyü

Tarihçe
Köyün ilk adı “Burhaniye”dir. Daha sonra “Sebiller” olarak değiştirilmiştir. 1861 yılında Çerkesya’nın Adigey bölgesinden Antalya yöresine gelenler, 1891 yılında Sebiller Köyü’ne gelerek yerleşmişlerdir. Köyün oluşturulduğu yer, Argıthan yolu mevkiinde eski köy yeri, kale tepesindeki kale, eski mezarlık, köyün batısında çukur çeşmenin üzerindeki kitabe ise çevrenin eski bir yerleşim yeri olduğunu gösteren ören yerleridir.

Coğrafya
Sebiller Köyü, Ilgın-Akşehir asfaltına 7 km’lik bir yolla Kapaklı Köyü’nden bağlanmış, ilçeye 15 km uzaklıkta Doğanhisar yolu (Çılapşe), Dikilitaş (Müveetağ), Kale mevkii ve Canavar Tepesi arasında kurulmuştur.

Ekonomi
Tek katlı, toprak damlı, kerpiç yapılı evlerde yaşayan halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. 10.000 dekar ekilir arazi, 400 dekar mera vardır. Çeşme sularının biriktiği havuz ve köylülerin kendi imkânlarıyla açılan sondaj suları ile 500 dekarlık bir arazi sulanır. Köylüler kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar sebze ve meyve üretirler.

Dışarıya çok göç veren bu köyden, Konya şehir merkezinde 400’e yakın hane yaşamaktadır.
Sebiller’de yaz mevsimi diğer köylere göre oldukça serin geçer. Ilgın civarında en son hasat yapılan köylerden birisidir. 1 derslikli okulu (kapalı), 1 lojmanı, 1 camisi, 1 imamı, 1 imam evi bulunan köyde öğrenciler Kapaklı İlköğretim Okulu’na taşınmaktadır. İçme suyunun Köy Hizmetleri’nin açtığı derin kuyudan temin edildiği köyün en önemli sorunu kışın bazen kapanan yolun açılamaması ve göçün önlenememesidir.

Kültür
Genel olarak Çerkes kültürünün hâkim olduğu bir köy olmasına rağmen köy sakinlerinin şehirlere göç etmesi ve köydeki arazilerini yabancılara satması sonucu köyde 7 yabancı hane oluşmuştur. Köyün hemen yakınında Dikilitaş mevkiinde 4 büyük taşın üzerinde at ayaklarına benzeyen izler vardır. Hıdırellez günü geldiğinde köylüler topluca bu tepeyi ziyaret ederler. Taşın olduğu yamaçtan aşağı-yukarı 7 sefer koşarak iner ve çıkarlar.
Daha önceki yıllarda, Sebiller Köyü’nde her yıl mayıs ayı içinde Kafkas Derneği’nin “Şenlik” adı altında düzenlediği yemekli ve eğlenceli bir toplantı yapılırdı. Şenliklere özellikle dışardaki Sebillerli köylüler katılır. En son yapılan şenliğe 1300 kişi katılmıştı. Ancak son yıllarda şenlik yapılmıyor.

Sebiller genel olarak Çerkes köyü karakteri göstermektedir. Kesinlikle uzak dahi olsa akraba evliliği yoktur.

Düğünlerde Çerkes oyunları oynanır. Akordeon ve mızıka eşliğinde kızlı erkekli gruplar karşılıklı oynarlar.

Önemli yemekleri; kaçamak, Çerkes tavuğu ve hindi etinden yapılan “şipsi”dir. Giyime ve ev temizliğine aşırı önem gösterirler.

Geç evlenirler, en erken yaş 25-30’dur. Düğün ve cenaze törenlerine çok önem verilir. Herkes mutlaka katılır.

Akşehir (Filumelya) ilçesi Yılanyusuf (Yeşilköy) Köyü

Tarihçe
Köy büyük sürgünde İstanbul’a gelmiş. Sakinler gemiden hiç inmeden Kıbrıs’a yönlendirilmiş. Kıbrıs’a giden gemideki mültecilerin bir bölümü Antalya’da indirilmiş. İndirilenler önce Antalya Serik’te birkaç gün kaldıktan sonra bugünkü Antalya merkezi içinde kalan Şarampol bölgesine gitmişler. Bir süre orada yaşadıktan sonra Korkuteli ilçesi civarına geçmişler. Oradaki aşırı kar yağışları ve soğuk nedeniyle Muhacirun Komisyonu’nu ikna ederek Konya Afyon sınırındaki Akşehir ilçesine gelmişler. Komisyon kendilerine Akşehir’in eski halinin olduğu yeri teklif etmiş. Ancak orayı beğenmeyip şimdiki köyün bulunduğu yeri tercih etmişler. Köyün adını Eser-i Hamidiye olarak belirlemişler. Köye sonraki süreçlerde Balkan göçmenleri de yerleştirilmiş. Daha sonra ismi Yılanyusuf olarak değiştirilmiş. Köyde farklı etnik yapılar yaşadığından köyün ismi konusunda uzun süre uzlaşı sağlanamamış. En sonunda Yeşilköy adını veriyorlar. Köye yerleşim tarihi Hicri 1307, Miladi 1889 yılıdır (Kaynaklar Osmanlı Arşivleri Konya bölümü).

Coğrafya
Köy Konya-Afyon sınırında Akşehir ilçesine 15 km uzaklıkta. Argıthanı beldesine 8 km’dir. Kısmen geçiş kısmen karasal iklim olduğu için yeşil ve tarımsal anlamda verimli bir köydür. Düz arazide kurulmuştur.

Nüfus
Osmanlı arşiv yazışmalarında bizzat köy ismi de verilerek yerleşen nüfusun 40 hane, yaklaşık 180 kişi civarında olduğu belirtilmiştir. Nüfus 60-70’li yıllarda 350-400 civarına çıkmışsa da 1980 sonrası büyük şehirlere göç yaşanmıştır. Köy büyüklerinden Yusuf’un ifadesine göre köye 100 hane yerleşmiş, ancak yerleşimin dere kenarında olması nedeniyle o dönemde kontrol edilemeyen sıtma hastalığı yüzünden nüfusun yarısı yaşamını yitirmiştir.

Ekonomi
Köyde tarla tarımı ve ağırlıklı olarak tahıl üretimi yapılmaktadır. Az miktarda da olsa hayvancılık da vardır. Köy yoğun bir şekilde kentlere göç vermiştir. Genel olarak memur olup köyden ayrılmışlar, arazilerini de Balkan göçmenlerine satmışlardır. Köyün bir kısmı da Eskişehir Başsaray’a göç etmiştir. Şu anda köyde fiilen yaşayan 3 hane kalmıştır.

Ilgın (Ab-ı Gerin) ilçesi Olukpınar (Ğoplaşe) Köyü

Tarihçe
Olukpınar Köyü, Ilgın’ın 15 km doğusunda, 60 haneli, 250 nüfuslu bir köyümüzdür. 1864 yılında Rus-Kafkas Savaşı’nın fiilen sona ermesiyle birlikte alınan kararlar gereği Şapsığlar 6 Mart 1864 akşamına değin köylerini boşaltacaklardı. Şapsığların Meliş sülalesinden olan Çerkes Musa Bey’in oğlu Aptullah Bey ailesi ve akrabaları ile birlikte bugünkü Adıge Cumhuriyeti, Maykop vilayeti, Penexes kasabasından İstanbul’a sürgün edilir. Osmanlı Padişahı Sultan Abdülhamit’in emriyle gelen Çerkeslerin bir kısmı İstanbul’da bırakılır, geri kalanı Konya ili, Ilgın ilçesine gönderilir.

Şapsığlar, Ilgın’ın 13 km doğusunda, su kanalı geçen ve ufak çaplı iki göl bulunan bölgeye yerleşir. Bölgede sivrisinek çokluğundan rahatsız olan Çerkesler aynı bölgede yer değiştirir. Yayılan sıtma hastalığı neticesinde kalabalık ölümler gerçekleşir. Bir yerleşim yerinde ise peş peşe üç çocuğun ölmesi üzerine Çerkesler yine yer değiştirip köyün bugünkü bulunduğu yere yedinci defa konmuş olur. Buraya Çerkesçe Ğopleşe ismini verirler.

Bir kısım aile ise Şereflikoçhisar’a göç eder. Nüfus az olduğu için civardan Tol denirmiş. Sürüler için tutulan bir çobanın isminin Hasan olması nedeniyle zaman içerisinde Delihasan Tolu şeklinde söylenmeye başlar. Aile, civardaki Pusat Köyü’nden Hacıbey’in bir kızı ile Musa Bey’in oğlu Aptullah Bey’i evlendirir. Bu akrabalık nedeniyle Hacı Bey’in oğlu Bekir Bey de (Hopleşe) köye taşınır. Delihasan Tolu’nda onlara da ev kurulur. Zaman içerisinde köye Yağlıoğulları diye bir aile daha gelir. Sonraları Saime Kadın ve Faruk Bey gibi isimler de burada oturmuştur. Aptullah Bey’in oğlu İshak Bey, Hicri 1308 (1892) tarihinde burada doğar. Süveyş Kanalı civarında askerde yaralanır ve neticesinde vefat eder. 1934 yılında cenaze köyün yeni mezarlığına defnedilir. Köyün 1 km kadar kuzeybatısında kalan eski mezarlık, ağırlıklı olarak Kafkasya’dan gelen Çerkeslerin sıtma hastalığında kaybettiklerinin ve normal ölümlerin neticesinde meydana gelen bir mezarlıktır. 1934 yılında soyadı alınma mecburiyeti getirilince Musa Bey’in Meliş sülalesi Özlü soyadını, Hacıbey’in oğlu Bekir Bey ise Avcı soyadını almıştır.

Köyün ilk camisinin kapısında Hicri 1303 tarihi mevcuttur. Bu Rumi olarak 1887 yılına tekâmül eder. Camide daha sonraki yıllarda, Niyazi Özlü’nün muhtarlığı zamanında başlayan iyileştirmeler Süleyman Çil ile devam etmiş ve Mustafa Çolak zamanında minaresi de bitirilerek bugünkü şeklini almıştır.

1945 yılında ise Göçer durumundaki Yörükler buraya iskân edilerek yerleşim yeri tol seviyesinden köy seviyesine çıkarılır. Böylece Olukpınar Köyü 1945 yılında kurulur. Çerkes İshak Bey’in oğlu Niyazi Özlü burada doğmuş (Hicri: 1377-1921-’de) ve köyün ikinci muhtarı olup, çeşmenin yapılması, içme suyunun getirilmesi, ilkokulun inşası, köye telefon getirilmesi gibi işler hep onun muhtarlığı zamanında yapılmıştır.

Köy bir tarım arazisi üzerine kurulu olduğu için ören yerleri zamanla kaybolmuştur. Çoğunluğu toprak damlı kerpiç yapılı evlerde oturan halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Buğday, arpa, yulaf, şekerpancarı, mercimek, nohut üretilir. Köyün eski bir yerleşim yeri üzerinde kurulduğunu gösteren eski mezarlığın karşısında vişne bahçeleriyle başlayan meyvecilik gelişme aşamasındadır. 3.000 dekar arazinin 600 dekarında köylüler kendi imkânlarıyla sulu tarım yapmaktadırlar. Köyde süt inekçiliği yaygındır. Köy halkı, birbiriyle akraba olmalarına rağmen Olukpınar Köyü’nde Sarıkeçili, Karataşlı, Karabacaklı, Hacı Nasıflı ve Çakallar Yörüğü gibi sülaleler yaşamaktadır. Tek sınıflı bir okulu, bir lojmanı, bir camisi ve bir imamı vardır. 53 adet telefon abonesi olan Olukpınar’ın içme suyu Beykonak kasabasından gelmekte iken yetersiz olması nedeniyle 2000 yılında köyün doğusunda açılan sondaj ile içme ve kullanma suyu yeraltından sağlanmaktadır.

Not: Köy hakkında Osmanlı arşivlerinde bir bilgiye rastlanmamıştır. Köy mezarlarının incelenmesi sonucunda Konya’ya Balkanlar’dan ve Antalya’dan gelen Çerkeslerden daha önce geldikleri anlaşılmaktadır. Köyde yaklaşık 200 civarında eski Çerkes mezarı mevcuttur. Köyün coğrafi olarak düz ve sulak bir yerde olması yüzyılın başında sıtma hastalığının yaygın olduğu izlenimini vermektedir. Ahalinin büyük bir bölümü tuz işçiliği için Tuz Gölü çevresine göç ettiğinden köyde fazlaca bilgi alınabilecek Çerkes kalmamıştır.

Yukarıdaki bilgiler bir belgesel niteliğinde olmayıp Ilgın araştırmaları yapan Beytullah Yıldırım adlı kişinin blog’undan alınmıştır. Blog sahibi, köy nüfusuna kayıtlı Niyazi Özlü, Fethi Özlü, İzzet Avcı, Niyazi Özlü, İshak Özlü, Halil Kölemen’i kaynak olarak göstermiştir.

Ilgın (Ab-ı Gerin) ilçesi Ormanözü – Şevketiye (Puta) Köyü

Tarihçe
Ormanözü Köyü’ne yerleştirilen Şapsığ Çerkesleri 1864 yılında Kıyı Boyu Şapsığ bölgesinden hareket ederek Köstence Limanı’nda gemilerden indirilip Varna’ya götürülmüşler. Varna’nın Hamidiye adlı yerleşiminde 14 sene yaşamışlar (Bknz. Osman Çelik’in hayatı, Kafdav arşivi). 14 yıl sonra Osmanlı’nın Balkan savaşlarını kaybetmesinden sonra Batı Anadolu’ya gelmişler, Afyon ve Düzce’ye yerleşmişler. 70 hane ise Açümıj Musa’nın önderliğinde, dönemin padişahından aldıkları belgeyle Konya Ilgın ilçesinin bugünkü Ormanözü Köyü’ne yerleşmişler. Çerkeslerin ünlü yazar ve araştırmacılarından olan Osman Çelik’in dedesi Hakhurat Ketığej de bu köyün kurucularındandır. Hakhuret Ketığej köyün kurulmasından dört yıl sonra Bastikoların oğlu Osman ile birlikte Afyonun Dinar ilçesinde kurulu başka bir Şapsığ köyü olan Yapağlı’ya yerleştiler. Köydeki Abzek ve Bjeduğ aileler Konya’nın farklı köylerinden, annelerinin Ormanözlü olması, yetim kalma gibi nedenlerle gelip yerleşmişler.

Coğrafya
Konya ili Ilgın ilçesine bağlı köy, Ilgın ilçe merkezine 8 km’dir. Sultandağları’nın uzantısı olan Tavşantepe ile Antiktepe arasındaki bir vadide kurulmuştur. Köy alanı 1000 dekardır. Aşağı ve Yukarı olmak üzere iki mahalleden oluşur. İzmir-Konya yoluna 8 km’dedir. Konya doğusunda, Ilgın kuzeyinde, Afyon ve Akşehir batısında kalır.

Nüfus
Köy 70 hane olarak kurulmuş, başlangıçta 400 civarında nüfusa sahipmiş. Türkiye’deki nüfus artış hızına paralel olarak 60 ve 70’li yıllarda 600-700 nüfusa ulaşmış. 1980’li yıllarda okullaşma ve kentleşmenin artmasıyla hızlı bir şekilde göç vermeye başlamış. Nüfus 150-200’lere düşmüş. Köyde kış aylarında 15 hane kalırken yaz aylarında nüfus ikiye katlanır olmuş. Pandemi nedeniyle köye geri göçler olmuş, yeni evler yapılmaya başlamış.

Ekonomi
Köyde genel olarak tahıl tarımı yapılmaktadır. Farklı olarak bölgede orman ve su bulunması nedeniyle tatlı su balıkçılığı da yaygındır. Köylülerin gider çeşitliliğinin artmasıyla birlikte köy gelirleri geçinmek için yetersiz kalmış, bu nedenle kent gelirleri kaynak olarak kullanılmaya başlamıştır. Hemen her eve bir memur maaşı giriyor. Diğer yandan kent merkezlerinde ufak tefek ticari işlerle de uğraşan köylüler varmış.

Beyşehir’deki Çeçen-İnguşlar

Dedelerimiz Kafkasya’dan göçe 1900–1901 yıllarının ilkbahar ve yaz aylarında çıkmışlar, Beyşehir’e ailece yerleşenler olduğu gibi büyüklü küçüklü kafileler halinde de gelmişler. Bir kafile Ukrayna üzerinden gemiyle İstanbul’a, diğer bir kafile Sivastopol üzerinden yine gemi ile İstanbul’a (27 Mayıs 1317/ 9 Haziran 1901) gelmiş. Bir kafile bir ay Harem’de gemide beklemiş, diğer kafile karaya ayak basmadan Rus gemisinden Türk gemisine nakledilip İzmit’e götürülmüş (28 Mayıs 1317), oradan da trenlere bindirilip Eskişehir’e götürülmüşler. Bir gece istasyon örtüsü altında kaldıktan sonra getirilen kağnılarla Polatlı’nın çeşitli köylerine ikişer-üçer aile halinde yerleştirilmişler.

Dil problemi çeken ve sosyal hayata alışamayan muhacirlerin bir kısmı Beyşehir’e, bir kısmı Sivas’a gidiyor ve böylece üçe bölünmüş oluyorlar. Kalan grup ise Sivrihisar-Eskişehir güzergâhını kullanarak Bursa’ya gidiyor ve oradaki Çeçenlerle görüşme fırsatı buluyor. Bursa’da hükümet ile görüşüp kendilerine yeni yer göstermelerini istiyorlar, yetkililer Mihalıççık ve Karacabey mevkilerini gösteriyor, sonrasında Etranos tercih edilip bir kış orada geçiriliyor.

O tarihlerde muhacirler arasında Şam propagandası yapılıyor ve “Bursa’dan trene yetişenler Şam’a götürülecek” diye bazı vaatlerde bulunuluyor. Tekrar Eskişehir’e gelen kafile Beyşehir’e önceden gitmiş olan Vaynakhların girişimleriyle, Konya Valisi Ferit Bey aracılığıyla davet ediliyor. Konya’ya gelen kafile Vali Ferit Bey tarafından sevinçle karşılanıyor. Kafilede hasta olanlar için doktor ve ilaç gönderiyor ama ilk kurban olarak Reyhanet vefat ediyor ve Beyşehir’den gelen Vaynakhların da katılımıyla Konya’da defnediliyor.

Bu kafile de Rumi 19 Haziran 1319 tarihinde Beyşehir’e yerleşiyor.

Başka bir kafile ise yine aynı tarihlerde Kafkasya’dan çıkmış ve tren ile doğrudan Erzurum’a gelmiş. Vali Musa Kunduk Paşa ile görüşmeler neticesinde Muş’a yerleşmişler, sonrasında Rus ordusunun yaklaşması ve 1914 olayları neticesinde tüm edindikleri malvarlıklarını bırakarak Mardin Kızıltepe’ye geçmiş, 6 ay orada kaldıktan sonra bir kısmı Şam’a, bir kısmı da Beyşehir’e gelmiş ve böylece Beyşehir’e yerleşim tamamlanmıştır. Daha sonra bir kafile de Konya Ereğli’ye yerleşmiştir.

Beyşehir’e bu tarihlerde yaklaşık 150 hane yerleşmiş, daha sonra birçoğu sıtmadan vefat etmiştir. Bugünkü yukarı mahalleye sıtmadan dolayı taşınılmıştır. İlk ev 1323 (1907/1908) tarihinde yapılmıştır. Bugün Çeçenler Mahallesi olarak bilinen mahalle dedelerimiz tarafından Hamidiye Köyü olarak kurulmuş, daha sonra şehrin büyümesiyle birlikte mahalle haline gelmiştir.

Derleyen: H. Selman Beştoy

Ereğli ilçesindeki Çerkes köyleri

Tarihçe
1878 yılında 15 hane Çerkes, Ereğli ilçesinin muhtelif yerlerine yerleştirilmiş. Bu işlem Osmanlı arşivlerine yerleşmeden 5 yıl sonra “15 hane Çerkes muhacirlere ihtiyaç duydukları arazi tesis edilip rahat yaşayabilmeleri için gerekli tüm önlemler alınmıştır” ibaresiyle Konya Valiliği’nin 2 Kasım 1893 tarih ve 192 sayılı yazısı ile Devlet-i Aliyye’ye yazılarak kayıtlara geçirilmiş.

Çerkeslerin yerleştirildiği, daha önce İmariye olarak adlandırılan köyün ismi Konya Vilayeti İdare Meclisi kararı ile Göktöme Köyü olarak değiştirilmiş (19 Kasım 1894).
Ereğli’de Armağanlı adlı köye 32 hane olarak yerleştirilen Çeçenlerin talebi üzerine bu köyün adı, Padişah II. Abdülhamit’in de muvafakatiyle Burhaniye olarak değiştirilmiş (10 Mart 1902). Çeçen Burhaniye Köyü’nün bu köye iskânları Sadrazam Mehmet Sait Paşa’nın 9 Şubat 1902 tarihli yazısı ile sağlanmıştır.

Bugün ise Ereğli ilçesinin büyümesi ile birlikte köy vasfını kaybederek Ereğli ilçesinin bir mahallesi haline gelmiştir.

Ereğli ilçe merkezine de 1878 yılında bölgeye nakil edilen Çerkeslerden yerleşenler olmuştur. Divle Köyü ise Karaman’ın il olmasından sonra Ayrancı ilçesine bağlı bir köy haline gelmiştir. Ayrancı ilçesi Karaman ilinin bir ilçesidir.

1. Göktöme (Bağımsız köy)
2. Burhaniye (Ereğli kent merkezinin mahallesi olmuş)
3. Divle (Karaman’ın Ayrancı ilçesine bağlanmış)

Coğrafya
Köyler Toros Dağları ile İç Anadolu Bölgesi’nin kesiştiği noktada yer almaktadır.
Bölgede geçiş iklimi mevcuttur. Göktöme Köyü Ereğli ilçesine 12 km mesafededir. Araçla 15 dakikada ulaşılabilmektedir. Divle Köyü ise Karaman’ın Ayrancı ilçesine 16 km mesafededir. Ereğli ile Divle arası ise 52 km’dir. Köyün diğer ismi Üçharman’dır.

Nüfus
Osmanlı arşiv kayıtlarına göre Ereğli ilçesine 120 hane civarında Çerkesin yerleştirildiği görülmektedir. Bugün ise Gökteme’de tek hane Çerkesin kaldığı, onun da köy muhtarı olduğu görülmüştür. Diğer Çerkeslerin tarlalarını Balkan göçmenlerine sattıkları ve büyük şehirlere gittikleri köy muhtarı tarafından ifade edilmiştir. Divle Köyü’nde de sadece 7 hane kadar Çerkes kaldığı, diğer Çerkeslerin topraklarını satarak başka illere gittikleri köy sakinlerince beyan edilmiştir.

Ekonomi
Burhaniye Köyü kentleştiği için sakinleri genel olarak esnaf, işçi ve memurdur. Göktöme tarla tarımı ve hayvancılıkla geçimini sağlamaktadır. Divleliler ise klasik tarımın yanı sıra bir tür obruk peyniri yapmaktadır. Yöredeki tarihi obruk mağarası içinde mevcut özel tür bakteriler tarafından mayalanan peynirler stoksuz satılabilmektedir.

Sülaleler
Her iki köye Abzeh ve Kabardeyler yerleşmiş, içlerinde bir-iki hane Bjeduğ da varmış. Köyler çok yoğun asimile olduklarından sülale adlarını bilmemekteler. Dilleri de tamamen kaybolmuş. Sadece köyde yaşayan Balkan göçmenleri Çerkes kökenli olanların isimlerinin önüne Çerkes ibaresi koyarak hitap ediyorlar. Çeçenler ise Ereğli’nin merkezinde kalarak asimile olmuşlar.

Akşehir ilçesi Alanyurt (Maruf) Köyü

Tarihçe
Köy, 22 Kasım 1890’da Kuban bölgesinden çıkan Çerkesler tarafından kurulmuştur. Daha önce Antalya’ya gelen Çerkeslerden 36 hane, 117 nüfus Akşehir’in Maruf Köyü’ne iskân edilmiştir. Bu köy Akşehir’in çok eski yerleşimlerinden biridir. 1872 salnamesinde köyde 12 hanede 23 nüfus yaşadığı belirtilmektedir. Çerkeslerin yerleştirilmesinden sonra da köyün ismi devam etmiştir. Köye yerleştirilen Çerkesler Abzeh boyundandır. 1960 yılından sonra Çerkesler köyü terk etmeye başlamıştır. 1960 ihtilalinden sonra köyün adı Alanyurt olarak değiştirilmiştir. Köyde 5-6 hane civarında Çerkes kalmıştır.

Coğrafya
Alanyurt, Akşehir’in batı yönünde 8 km’dedir. Akşehir Gölü’ne çok yakındır. Düz bir alandadır. Konya il merkezine ise 142 km uzaklıktadır.

Kadınhanı (Saideli) ilçesi Pusat Köyü

Tarihçe
Pusat Köyü, Kıyı Boyu Şapsığ bölgesinden Bulgaristan’ın Varna Vilayeti civarındaki köylere sürgün edilmiş, Balkan savaşlarını Osmanlı’nın kaybetmesinden sonra da önce Marmara Bölgesi’ne, oradan da Muhacirun Komisyonu marifetiyle Konya Kadınhanı ilçesine 12 km uzaklıktaki bölgeye yerleştirilmiş.

25 hanelik küçük bir köy olarak kurulmuş. Alanı büyük olduğundan köye farklı yerlerden arazi alıp yerleşenler olmuş.

Zaman içinde Çerkesler arazilerini satmışlar. Bir kısmı diğer Çerkes köylerinde akrabalarının yanına, bir kısmı büyük şehirlere göç etmiş.

Bugün itibariyle köyde yaşayan Çerkes kalmamıştır.

Ilgın (Ab-ı Gerin) ilçesi İhsaniye (Natırbiyhable – Gaziler) Köyü

Konya Çerkeslerinin içinde en aktif olan Çerkes köyü İhsaniye’dir. İhsaniye’de eski köyün yanına proje köy yapılmıştır.

Köyde Adıge Dil Derneği, derneğe ait uluslararası toplantıların yapılabildiği 67 yataklı bir otel bulunmaktadır. Belirtilen binada 350 kişi ile üç kez anadili ile ilgili toplantılar yapılmıştır. Köye 10 km yakın alan içinde termal oteller de bulunduğundan toplantılar sırasında konaklama sorunu yaşanmamaktadır.

Köyde Adigece yaz okulları da açılmaktadır. Ayrıca bir sürgün anıtı da mevcuttur. Bölge Çerkesleri 21 Mayıs tarihlerinde bu anıt önünde anmalar yaparlar. Köyde sayıları az da olsa ilkokul çağında dil bilen çocuklar vardır. Ortalama Adigece bilme yaşı ise 35’lere gerilemiştir. 35 yaş üzeri genel olarak Adigeceyi konuşur. Köyde hane sayısı 100’ün üzerine çıkmıştır.
Köyde evler ağırlıklı olarak ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında kullanılmaktadır.
Köyde Mexoşlar, Besleneyler ve Abzehler yaşamaktadır. Nüfusun %90’ı Mexoş, %10’u farklı Çerkes boylarından oluşmaktadır.

Tarihçe
Köy, Adıgey Cumhuriyeti’nin başkenti Maykop ilinin kuzeydoğusunda, Maykop’a 45 km mesafede Labe Nehri’nin kenarında bulunan Natırbiyhable Köyü’nden sürgün yoluyla Osmanlı topraklarına gelmiş, köy halkı önce Antalya’ya, orada bir süre kaldıktan sonra Muhacirun Komisyonu’nun izniyle bugünkü köye yerleştirilmiştir.

Köy nüfusu Çerkesya’yı Novorossisk Limanı’ndan terk etmiştir. Köyün kuruluş tarihi 1891’tir.
Yöre Çerkesleri buradaki yeni yerleşimlerine de Adıgey’deki köylerinin ismini vermişler, kendi aralarında Natırbiyhable demişlerdir. Resmi kayıtlarda ise önce İhsaniye Köyü, sonra da Konya’nın büyükşehir olmasıyla birlikte İhsaniye Mahallesi olmuştur.

Coğrafya
Köy Ilgın ilçesine 12 km, Konya il merkezine 75 km mesafededir. Ilgın’ın doğusuna, Konya il merkezinin batısına düşmektedir. Düz bir arazide kurulmuştur. Konya–İzmir yoluna uzaklığı 2 km’dir. Kuzeydoğu yönünden Kadınhanı ilçesine 13 km mesafededir.

Ekonomik durum
Ağırlıklı olarak tarla tarımı ile uğraşan, sulu tarım da uygulanan köyde hayvancılık da yapılmaktadır. Aile başına ortalama 150 dönüm arazi düşmektedir.
Kentleşmeyle birlikte köyden kente yoğun bir göç yaşanmıştır. Kente gidenler daha çok çocuklarına üniversite eğitimi aldırmayı hedeflemişlerdir. Ağırlıklı olarak memur olmuşlardır. Memurluktan üst düzey yönetimlere gelenler de olmuştur. Örneğin Aytek Lütfi Akdemir hava korgeneralliğe terfi etmiş, Ragıp Doğu Vakıflar Bankası Genel Yönetim Kurulu Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kente göç edenlerden ticaretle uğraşanlar da vardır. Örneğin Naci Atalay, Sistem Kolejleri’ni kurmuştur ve halen işletmektedir. Yine köyden çok sayıda doçent, doktor, inşaat mühendisi, öğretim üyesi, bilgisayar mühendisi vb. çıkmıştır.

Köydeki sülaleler
Brıçü, Hağuc, Mamsır, Tuğ, Mıqod, Naje, Thas, Tharkoao, Haşpek.

Kadınhanı (Saideli) ilçesi Eşme (Mecidiye) Köyü

Eşme Köyü 60 hanelik bir Çerkes köyü iken zamanla Kadınhanı yerleşkesinin ilçe olması ve büyümesi sonucunda Kadınhanı’na bağlı bir mahalle olmuş. Köy kentle birleştikten sonra yerleşim yeri de dağılmış. Yerel halkın bir bölümü başka illere, bir bölümü Konya merkeze, bir bölümü de başka mahallelere yerleşmiş.

Tarihçe
Köy, Batı Adigey’den gelen Abzeh ve Şapsığ boylarından sülaleler tarafından kurulmuş. Köyle ilgili tarihi belgelere rastlanmamakla birlikte Konya’ya yerleşen diğer köylerden, göç sırasında gruplar halinde ayrılanlar tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Köyde yaşayan bazı yaşlıların iddiası da akrabalarının Maraş’ta olduğu yönünde. Özellikle Lıpeç ailesi yaşlıları, bir hikâyelerinde babalarının Maraş’a (Gırgum) gittiğini ifade etmektedir.

Coğrafya
Kadınhanı, Konya il merkezine 58 km’dir. Konya ilinin kuzeybatı yönünde, Konya-İzmir yolu üzerindedir. Eski köy yerleşkesi, şimdiki üniversitenin bulunduğu yerdedir.

Köydeki sülaleler
Tsiye, Mamıj, Lıpec, Şhapac, Mesoko, Mecereko, Hoaj. (25-30 hane)

Akşehir ilçesi Ulupınar Köyü

Tarihçe
Köy 1890 yılında Kuban bölgesinden Antalya’ya giden 9.500 Çerkesten, Antalya’dan ikinci bir göçle Konya Akşehir’e gelen 37 hane, 121 nüfusun yerleştiği köydür. Akşehir’in doğusundadır ve ilçeye uzaklığı 14 km’dir. Yoğun bir göç vermiştir. Köyün ilişkileri Konya-Afyon sınırının Afyon Sultandağı bölgesinde kalan Akbaba Köyü iledir. Köyde yaşayan Çerkes sayısı 3-4 haneye kadar düşmüştür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here