Bir illüzyon: Yaşayan Diller ve Lehçeler Seçmeli Dersi

0
57

Geçen yıl mayıs ayında Yaşayan Diller ve Lehçeler Seçmeli Dersleri hakkında çalışmaya başladığımızda, bu derslerden bahsederken “seçmeli anadili dersleri” ifadesini kullanıyorduk. Bunlar Türkiye’de konuşulan Türkçe harici anadillerin öğretimi için başlatılmış derslerdi. Dersi koyanlar “anadili dersleri” diyemedikleri için bu adı bir tür örtmece olarak kullanıyorlardı, o zamanki naif düşünceme göre.

Süreç içerisinde anadili çalışan aktivistlerde, eğitmenlerde de bu düşüncenin hâkim olduğunu gördüm. Bu dersler anadiller için getirilmişti ve anadilde eğitim taleplerine bir alternatif olarak ileri sürülmüştü. Bunu mesela Kürt siyasi hareketi elinin tersi ile itmişti, ama diğer anadili çalışan gruplar “anadillerini çocuklarına öğretebilecekleri” zannıyla kısıtlı imkânlarını seferber ettiler. Devlete düşen öğretim programı hazırlama işini üstlendiler, yetmedi ders kitabı hazırlama işini de üstlendiler, yetmedi öğretmenlerin temini, eğitimi işini de yüklendiler ama yine yetmedi, öğrenciler dersleri seçmiyorlardı, kampanyalar yaptılar seçimi artırmak için, ama yetmedi…

Yetmemesinin sebebi işte bu illüzyon, bu dersler ne anadili dersidir, ne anadillerin öğretimini amaçlar… Elbette ki siyasi bir girişimdi ve siyasi amaçlarla ortaya çıkmıştı, Çözüm/Demokratikleşme Sürecinde. Fakat geçen dokuz yılda çok şey değişti, çözüm masası devrildi, akil adamlar unutuldu, sürecin bir ürünü olan Yaşayan Diller ve Lehçeler Seçmeli Derslerini masanın bir tarafı zaten elinin tersiyle itmişti, diğer tarafı ise davullar zurnalar eşliğinde duyurduğu bu projeyi hatırlamak bile istemiyor.

Bu cumartesi sabahı malumunuz gece yarısı bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla, bizzat Ak Parti hükümetinin tasarladığı, kabul edilirken uluslararası bir demokrasi ve insan hakları başarısı olarak lanse edilen İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırıldığını öğrendik.

Muhtemeldir ki başka bir sabah da hükümetin kadük kalmış Yaşayan Diller ve Lehçeler Seçmeli Dersi girişiminin de kaldırıldığını öğreneceğiz, ancak bunun için bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi bile olmayacak.

Hiçbir kanuni güvencesi olmayan bu derslerin sonu muhtemelen hükümet ortağının bir grup konuşmasında gündeme getirmesiyle gelecek, belki de yakın bir zamanda…

Bu dersler anadilini öğretmeyi amaçlamıyor, bu bir illüzyon dedik. Zaten Anayasa’nın 42. maddesi açıkça diyor ki: “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez.” Yani okullarda okutulan Çerkesçe, Lazca, Kürtçe seçmeli dersleri kanun nezdinde “anadili” değil!

Bununla birlikte bu dersler özellikle Lazca, Çerkesçe, Zazaca gibi diller için çok önemli, çünkü bu dillerde çalışan kişilere bir meşruiyet alanı sunuyor, ayrıca o dilin MEB tarafından tanınmasını da sağlıyor.

Geçtiğimiz hafta yayınladığımız “Sahipsiz Bir Hak Dil Hakları Bağlamında Yaşayan Diller ve Lehçeler Seçmeli Dersi Lazca Örneği (2012-2021)” adlı raporumuzda bu algıları, süreçleri ve bu derslerin önemini uzun uzadıya ele aldık, hepsini burada sıralamak gereksiz. Ancak şunu belirtmek istiyorum sözlerime son verirken, Yaşayan Diller ve Lehçeler Dersi anadilde eğitim taleplerinin yerini tutmaz, ama bu ilerisi için bu sürecin bir provası, fizibilitesi olarak değerlendirilebilir. Değerlendirmek de gerekir. Bu karamsar süreçte önümüzü çok göremesek de…

Raporun tam metnine, eklerine ve özetlerine buradan ulaşabilirsiniz. https://laz.org.tr/lazca-egitim

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here