Milyonlarca balık neden öldü

0
226

Son yıllarda Dicle ile Fırat Nehri ve Botan Çayı başta olmak üzere Mezopotamya coğrafyasında Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamında 19 baraj inşa edildi. Bunlardan en büyüğü olan Ilısu Veysel Eroğlu Barajı geçen yıl tam kapasite dolum yapılarak faaliyete geçirildi. Ilısu, sadece Dicle Nehri üzerinde değil, Botan ve Kezer çayları başta olmak üzere birçok vadiyi de beraberinde yok etti. Önümüzdeki yıllarda Cizre Barajı’nın da yapımına başlanacağı bilinirken Botan Çayı üzerinde bugüne kadar 4 baraj tamamlanmış olup 12 HES’in de yapımı projesi devam etmektedir. Konu kapsamında basına sürekli olarak yıllık kazanç miktarları yansırken barajlar bölgenin mikro iklimiyle birlikte canlılara büyük zararlar vermeye başladı. Son bir yılda milyonlarca canlı boğularak can verirken 8 ay içinde de yüzbinlerce balık barajlar nedeniyle öldü.

Ilısu Barajı’nın tam kapasite dolması Haziran 2020’yi bulurken ardından elektrik üretiminin hızlı bir şekilde yapılmasıyla hızlı bir su düşüşü yaşandı. Su seviyesinin hızla azalmasıyla ilk balık ölümleri Batman-Diyarbakır sınırında başladı. Özellikle Diyarbakır’ın Bismil ilçesine bağlı Ağılköy mevkiinde yaşanan kıyım büyük oldu, milyonlarca balık bu havzada can verdi. Yaşanan bu doğa katliamı belgelenmesine rağmen bölgede herhangi bir önlem alınmaması nedeniyle en son Şubat 2021’de gittiğim bölgede ölü balıkların çevreye yaydığı kötü koku metrelerce uzaklıktan duyulabiliyordu. Diyarbakır Barosu Kent ve Çevre Komisyonu, Bismil Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu ancak savcılık yetkisizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır’a yönlendirdi.

Üreme döneminde katliam 

Balık ölümleri yer yer tekrar yaşanırken son olarak Batman’ın Hasankeyf ilçe sınırları ve tarihi alan civarında boyları 1-2 metreye ulaşan yayınbalıklarının kıyı şeridine vurmasıyla yeniden görünür hale geldi. Balıkların üreme döneminde ölümlerin olması balık popülasyonu ve nesli açısından da önemliydi. Hasankeyf’in yanı sıra Mardin Mazıdağı’nda, Diyarbakır’ın Çınar ve Silvan ilçelerindeki barajlarda da zirai ilaçlamadan kaynaklandığı tahmin edilen balık ölümleri yaşandı. Diyarbakır Barosu bu konuda da sorumluların tespit edilmesi amacıyla suç duyurusunda bulundu.

Yaşanan katliamın facia olduğunu savunan ve canlıların yaşam hakkının korunması gerektiğinin altını çizen Diyarbakır Barosu Çevre ve Kent Komisyonu Başkanı Hebun Baygın hukuksal süreci şöyle aktardı:

“Konuya ilişkin Diyarbakır Barosu olarak meydana gelen ilk balık ölümlerinden itibaren bu toplu hayvan ölümlerine sebebiyet veren kişi ve kurumların tespit edilerek cezalandırılması için yasal süreçler başlatılmıştır. Bu kapsamda baromuz tarafından hem Bismil hem de Çınar ilçesinde meydana gelen toplu balık ölümlerinin sorumlularının tespiti ve cezalandırılması için suç duyurusunda bulunulmuştur. Yasa gereği kentlerde İl Hayvan Koruma Kurulları bulunur. Bahse konu kurul, ilimiz nezdinde yasanın vermiş olduğu sorumlulukları yerine getirmekte yetersiz kalmıştır. Yasa gereği hayvanların korunması bu kurulun sorumluluğu kapsamında olup ilgili kurul üyeleri hakkında da görevlerini gereğine uygun yerine getirmemeleri nedeniyle tarafımızca suç duyurusunda bulunulmuştur.

Savcılık makamının yapması gereken, balık ölümlerinin olduğu yerde, alanında uzman kişilerce bir keşif yaptırmaktır. Keşif akabinde hazırlanacak raporlarda ölümlere neyin sebebiyet verdiği, kimin kusurlu olduğu tam olarak tespit edilebilecektir. Ancak savcılık soruşturmaları çok uzun sürmekte olup, olayın meydana geldiği anda keşif yapılmaması nedeniyle ilerleyen süreçlerde herhangi bir delil elde edilmemektedir.

Tüm zorluklarına rağmen doğayı korumak hepimizin görevidir. Bu yüzden Diyarbakır Barosu olarak kentte yaşanan bu tür felaketlerin tüm STK ve odaların içerisinde yer aldığı bir kent konseyi tarafından takip edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bu konseylerin oluşması durumunda ortak hareket etme bilinci artacak ve çevre mühendisinden ekolojistine kadar birçok kurum ve kişinin yer alacağı bu konseylerde ortak çalışmalar ile canlılar için daha yaşanabilir bir çevrenin oluşması sağlanabilecektir.”

Soruşturmanın takipçisi olduklarını ifade eden Baygın, canlıları korumak için yasal tedbirlerin yanı sıra zirai ilaçlamaların bilinçsiz yapılmaması için de çalışmaların farklı kurumlar tarafından yürütülmesi gerektiğine işaret etti.

Ölümlerin nedeni barajlar

Balık ölümlerinin artması üzerine araştırma yapan kurumlardan biri de Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) Diyarbakır Şubesi. ÇMO Diyarbakır Şubesi Başkanı yüksek çevre mühendisi Canfidal Boldaş, “Takip ettiğimiz kadarıyla ciddi bir araştırmanın ve incelemenin olduğunu düşünmüyoruz” diyerek bugüne kadarki sürecin vahametini ortaya koydu. Balık ölümlerinin tekrarlandığını ve bölgede ilk olmadığını vurgulayan Boldaş, Murat Nehri ve Bingöl sınırları içinde de balık ölümlerinin yaşandığına dikkat çekti. Sermayenin kâr odaklı politikalarının doğa katliamlarına yol açtığının altını çizen Boldaş şunları dile getirdi:

“Kısaca özetlemek gerekirse doğa katliamının temel nedeni sağlıksız baraj projeleridir. Deneti eksikleri kıyımı da artırmaktadır. Bölgede yapılan barajlar ve bu barajlar sonrasında suyun tutulması nehir ve akarsularda su seviyesinin düşmesine ve buna bağlı olarak sudaki çözünmüş oksijen konsantrasyonunun ve su akışının azalmasına sebep olur. Böylece oksijensiz kalan suda canlının yaşaması mümkün olmamaktadır. Yine bölgede denetim eksikliğinden kaynaklanan yoğun zirai ilaçlama ile endüstriyel tesislerin canlı hayatını tehdit edecek etkileri de bu tür olaylara sebep olabilmektedir. Sonuç olarak canlıların yaşam alanlarına müdahale var. Bu da doğanın dengesinin bozulmasına ve doğada yaşayan tüm canlıların yaşam döngüsünün olumsuz etkilenmesine sebep olmuş ve maalesef böyle vicdanları sızlatan bir olay meydana gelmiştir. En net önlemi de doğayı sermayeye değil doğada yaşayan canlılara ayırmak gerekir.”

Boldaş son olarak nehirlerde ve baraj havzasında sadece balıkların değil tüm canlıların, özellikle de nesli koruma altındaki Fırat kaplumbağasının yaşam alanının tehlikede olduğunu vurguladı.

Ilısu Barajı’nın tamamlanmaması ve Hasankeyf’in su altında kalmaması için verdiği mücadeleyle öne çıkan isimlerden olan Hasankeyf Koordinasyonu’ndan yönetmen Ali Ergül, “Yıllardır sözü edilen balık türlerinin yok olacağı riski gerçekleşiyor. Tabii başka bir neden daha var; 5 kent ve çok sayıda ilçe ile yüzlerce köyün biyolojik arıtması yapılmayan atık suları baraj göletine dökülüyor. Toplu balık ölümlerinin bir diğer nedeni, bu göletin fosseptik bir çukur olması” diyerek barajın vereceği zararın daha da büyük olacağına işaret etti. İlk balık ölümlerinin nedeninin su seviyesinin hızlı düşürülmesi olduğunu hatırlatan Ergül, “Tehlike giderek artıyor. Her şey kamuoyundan o kadar uzak ki! Testler yapılıyor mu bilmiyoruz. Yapılıyorsa sonuçları nedir, bu bilgilerin hiçbiri kamuoyuyla paylaşılmıyor” diyerek şeffaflığa vurgu yaptı. Yaşananların katliam olduğunu vurgulayan Ergül, “Elbette ki insan merkezli siyasetin sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Ama tabii ki doğadaki yıkım, talan ve katliam o çok kutsal olarak gördükleri insanın da sağlığını olumsuz etkiliyor. Ne yazık ki devlet dışı yapılar da sorumluluklarını yerine getirmiyor. Yıllardır yapılan uyarılara rağmen TTB, Ilısu özelinde bir halk sağlığı risk çalışması yapmadı. İşçi sendikaları binlerce insanın göçünden kaynaklı riskin ne olacağına yönelik bir çalışma yapmadı. Göçten sonra daha da yoksullaşan kentlerdeki dönüşüm hâlâ ilgi alanlarında değil. Birçok iddia varken TMMOB ciddi bir rapor sunmuş değil. Hal böyle iken ve böyle olmaya devam edecekse önümüzdeki dönemde toplu balık ölümlerine yenileri eklenecek ve bu toplu katliamlara başka canlılar da katılacak” diyerek önlemlerin derhal alınmasına dikkat çekti.

 

Fotoğraflar: Metin Yoksu

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here