Şahdağ halklarının Türk kökenli olduklarına dair çeşitli geç dönem versiyonların bilimsel bir değeri yoktur

Lezgi dili, Güney Dağıstan ve Kuzey Azerbaycan’ı birleştiren benzersiz bir kültürel köprüdür
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 2025 yılında yayımladığı kararnameyle ilan edilen “30 Nisan Rusya Federasyonu Yerli Halklar Günü”nde Mahaçkale’de “Rusya’nın Halkları: Gelenekler, Miras, Gelecek Konferansı” başlığıyla konferans düzenlendi. Tarihçi Paşayeva Şeriban Yusufovna’nın “Samura’ nın Ötesinde: Nah-Dağıstan Dünyasının Ayrılmaz Bir Parçası Olarak Şahdağ Halkları ve Udiler” sunumunda şu ifadeler yer aldı: Kafkasya halklarından söz ederken, genellikle güncel siyasi haritalarla yetiniyoruz. Ancak dilsel ve tarihsel kökler, devlet sınırlarını tanımıyor. Nah-Dağıstan dil ailesinin bir parçası olarak Lezgi dili, Güney Dağıstan ve Kuzey Azerbaycan’ı birleştiren benzersiz bir kültürel köprüdür. Bugün dikkatimizi sayıları az olan Khinalıklar (Ketş), Kryzler, Buduqlar ve Udinlere vereceğiz. Hepsi de bir zamanlar Doğu Kafkasya’yı birleştiren antikçağ Kafkasyalı kabilelerin doğrudan torunları olarak kabul edilir. Önemle vurgulamak gerekir ki, bu halklar Rusya ile sıkı bir bağ içindedir. Aynı şekilde, eski Hıristiyanlığı koruyan Udinler bugün Rostov Oblastı ve Krasnodar Bölgesi’nde yoğun bir şekilde yaşamaktadır ve tarihi anavatanlarıyla bağları güçlüdür.
Buduqlar ve Khinalıklar ise Rusya şehirlerinde özellikle Sürgüt (Tümen Oblastı) gibi yerlerde yoğun ve aktif bir diasporaya sahiptirler. Kuzey Azerbaycan ve Dağıstan halkları, tek bir etno-tarihsel organizmayı, tek bir sistemi oluşturur. Bugün onların Rusya Kafkasya’sı ile kültürel bağlarını desteklemek sadece bilimsel bir ilgi değil, fiziksel ve ruhsal varlıklarını sürdürmeleri için yaşamsal bir gerekliliktir.
‘Şahdağ halkları’ olarak kayıtlara geçen Kryzler, Buduqlar ve Khinalıklar bu ortak adı yüksek dağlık bölge Şahdağ’dan dolayı aldılar. Sovyet ve dünya etnografları, onların Kafkasya Albanya’sının çok kabileli yapısı ve Nakh-Dağıstan dilleri ailesinin Lezgi alt grubu ile doğrudan genetik ve dilsel bağlantılarını kesin bir şekilde kabul etmiştir. Türk kökenli olduklarına dair çeşitli geç dönem versiyonların bilimsel bir değeri yoktur.
Demografik felaket
Bugün tüm Şahdağ halklarının dilleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış ve UNESCO tarafından resmi olarak ‘Tehlike Altındaki Diller Kırmızı Kitabı’na dahil edilmiştir. Bu topluluklar için gerçek bir demografik felaket yaşanmış ve geri dönüşü olmayan bir dil değişimi süreci başlamıştır. Araştırmalar, dağlardaki tarihi köylerde sadece 40 yaş üstü insanların anadilini bildiğini göstermektedir. Ovada (Haçmaz ve Kuba bölgelerinin birçok yerleşim yerinde) ise anadillerini yalnızca 60 yaş üstü insanlar bilmektedir. Ovada asimile olan Şahdağ halkı, dil temelini ilk veya ikinci nesilde kaybetmektedir. Bu kaybın birkaç temel mekanizması vardır:
Öncelikle, göç ve dağlarda sosyal altyapının eksikliği. Bugün tarihi Buduh, Kız, Haput ve Cek köylerinin neredeyse tamamında ortaokul ve sağlık kurumu bulunmamaktadır. Çocuklara eksiksiz bir eğitim sağlamak için aileler köylerinden ayrılmak ve düzlüklere taşınmak zorunda kalmaktadır.
İkincisi, dilin doğal olarak devam etme mekanizmasının yıkılması. Karışık etnik evliliklerin yapılması durumunda, aile içindeki iletişim aracı anında tamamen Azerbaycan dilinde olmaktadır. Çocuğun başlıca dil taşıyıcısı olan anne, artık bu kodu çocuğa aktarmamaktadır.
Üçüncüsü, dillerin yapısal olarak yozlaşması. Şahdağ dilleri, Azerbaycan dilinin güçlü etkisi altında kalarak kendilerine özgü Kafkas sesleri yavaş yavaş kaybolmaktadır.
Asimilasyon politikası
Küçük halkların dillerinin yok olmasının nedeni sadece zamanın doğal akışı değildir. Bu, devlet desteğinin yokluğunun bir sonucudur. Komşu cumhuriyetlerde resmi olarak desteklenen diller vardır (okullar açılır, ders kitapları yayımlanır), ancak Şahdağ dillerine gelince, sözde ‘müdahale etmeme’ politikası uygulanmaktadır. Mazeret olarak ise ‘nüfusça az sayıda olmaları’ tezinden bahsedilir. Şahdağ dillerine eğitim alanında hayatta kalma şansı verilmemektedir.
Anadili felaketinin sorumluluğu, ‘küreselleşme’ açıklamasıyla devletten alınmaktadır. Ebeveynin çocuklarıyla Azerbaycan dilinde konuştuğunu, çünkü eğitimin bu dilde verildiğini ifade ediyorlar. Bunu halkın kendi anadilinde ilkokul eğitimi hakkından mahrum bırakılmasının doğrudan bir sonucu olarak değil, halkın ‘doğal seçimi’ olarak sunuyorlar.
Khinalikler: Günümüzde dilin nispeten güçlü pozisyonlarını koruduğu tek grup budur. Bu dirençliliğin başlıca nedeni, yüksek dağ köyü Hynalıg’da yerel öğretmenlerle birlikte tam donanımlı 11 yıllık bir okulun bulunmasıdır. Dil, köylüler için kimliğin başlıca göstergesi olmaya devam etmektedir.
Buduqlar: Buduq diliyle ilgili durum acı vericidir. Krizin başlıca nedeni açıktır: Tarihi Buduh Köyü’nde tam donanımlı bir ortaokul ya da sağlık merkezi bulunmamaktadır. Bu, ailelerin sürekli olarak ova bölgelerine kitlesel göçüne yol açmaktadır.
Köydeki ailelerin yaklaşık %25’ i yalnızca Buduq dilini, %10’u Azerice, geri kalanı ise iki dili de kullanıyor.
Kryzler, Haputlar, Alikler, Cekler: Kryzler tarihsel olarak düzlüklerde en fazla yerleşim kuran halktır. Dil sadece dağlarda, yaşlı insanlar tarafından konuşulmaktadır. Oysa düzlüklerde, örneğin en büyük köy olan Dehne Kryz’de, korkutucu bir istatistik gözlemlenmektedir: İlkokulda 11 çocuktan yalnızca 3’ü anadilini anlamaktadır.
Alt gruplara ait olan Haputlar, Alikler ve Cekler, dil konusunda bir uçurumun kenarında durmaktadır. Aliklerin ve Ceklerin anadilleri Khacmaz bölgesindeki düzlüklerde tamamen yok olmuştur, yalnızca 60 yaşın üzerindekiler tarafından hatırlanmaktadır.
Haber: Abdullah Kubalı







