Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Karaciğer dostu kahve

Southampton Üniversitesi’nden biliminsanları, düzenli olarak kahve içen kişilerin, kronik karaciğer hastalığından dolayı ölme riskinin önemli ölçüde daha düşük olduğunu ortaya koydu.

Espressodan hazır kahveye kadar, her gün milyonlarca fincan kahve tüketiliyor. Kahveyi günlük rutinine ekleyenler için bilim insanlarından iyi bir haber var.

İngiltere’de yapılan araştırma, düzenli olarak kahve içenlerin, halk arasında “siroz” olarak bilinen kronik karaciğer hastalığına yakalanma olasılığının yüzde 20, bu hastalıktan ölme olasılığının ise yüzde 49 oranında daha düşük olduğunu ortaya koydu. Çalışma kapsamında yaklaşık 500 bin kişinin karaciğer sağlığı 10 yıl boyunca takip edildi.

Araştırmacılar, kronik karaciğer hastalığının tüm dünyada önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. İngiltere’de faaliyet gösteren British Liver Trust’a göre, siroz, İngiltere’de erken ölümlerin üçüncü önde gelen nedenini oluşturuyor. Bu hastalıktan meydana gelen ölümler 1970’ten bu yana yüzde 400 arttı.

Bununla birlikte, önceki çalışmalar da kahvenin karaciğer kanserini önlemeye yardımcı olabileceğini ve alkole bağlı karaciğer hastalığı riskini azaltabileceğini ortaya koymuştu.

Southampton Üniversitesi’nden Prof. Paul Roderick, “Bulgularımız, kahve içmenin karaciğer hastalıklarına karşı önemli ölçüde koruyucu olduğunu doğruluyor” dedi.

Çalışma, katılımcıların vücut kitle endeksi, alkol tüketimi ve sigara içme durumu gibi faktörleri hesaba katıldıktan sonra, herhangi bir miktarda ve türde kahve içenlerin, kronik karaciğer hastalığı veya yağlı karaciğer hastalığı geliştirme riskinin yüzde 20 daha düşük olduğunu ortaya koydu. Aynı zamanda, kahve içenlerin kronik karaciğer hastalığından ölme riskinin de yüzde 49 daha düşük olduğu açıklandı.

Araştırmacılar, etkinin büyüklüğünün tüketilen kahve miktarıyla günde yaklaşık üç ile dört fincana kadar arttığını, “bu miktarın ötesindeki tüketimin ek bir fayda sağlamadığını” da açıkladı.

Kronik karaciğer hastalığı olarak da adlandırılan siroz, karaciğerde ileri derecede hasar oluştuğunda ortaya çıkıyor. Bunun sonucunda karaciğerin yapısal fonksiyonlarında çeşitli bozulmalar oluşuyor ve organ normal işlevlerini yerine getiremiyor. Süreç ilerledikçe işlevine devam eden karaciğer hücrelerinin azalması sonucunda karaciğer giderek sertleşmeye ve küçülmeye başlıyor. Ardından, sertleşen dokulara kanın akışı zorlaşıyor ve kanın dokuya ulaşamaması sebebiyle yeni damar yolları oluşuyor. Tüm bu olaylar karaciğeri daha da olumsuz etkileyerek siroz tablosunu ağırlaştırıyor. Sonuç olarak karaciğer fonksiyonunu yerine getirememeye başladığından, karaciğer yetmezliği oluşuyor. (NTV)

Yazarın Diğer Yazıları

Birlikte reddetmeye çağrı

Bir grup Çerkes kadını tarafından oluşturulan ve her kesimden katılımcı tarafından imzalanan aşağıdaki metin, Ötüken Yayın Yönetmeninin yaklaşımının yalnızca Çerkes kadınlarına yönelik değil, kadınları...

Şahdağ halklarının anadilinde eğitim hakkı

Şahdağ halklarının Türk kökenli olduklarına dair çeşitli geç dönem versiyonların bilimsel bir değeri yoktur Lezgi dili, Güney Dağıstan ve Kuzey Azerbaycan’ı birleştiren benzersiz bir kültürel...

Yeni çıkan kitaplar

Etnografik makaleler Fransız asıllı etnograf ve dilbilimci Leonti Yakovleviç Lyulye’nin yazdığı “Çerkesya, Tarihi-Etnografik Makaleler (1857-1862-1866)”, Murat Topçu’nun çevirisi ve Koyusiyah Yayıncılık etiketiyle raflarda... 19. yüzyılın ortasında...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img