21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Mitingi’ne çağrı

0
578

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) 13 Mayıs saat 10.00’da “21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü” konulu bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya KAFFED Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer, Başkan Yardımcısı Dr. Yasemin Oral, Yönetim Kurulu üyeleri Tülin Özgül ve Av. Furkan Soyupak katıldı. 

İstanbul Beyoğlu’ndaki Fıccın Restoran’da gerçekleştirilen toplantıda KAFFED’in 21 Mayıs 2022 Cumartesi günü 16.00-21.00 saatleri arasında İstanbul Yenikapı Etkinlik Alanı’nda düzenleyeceği “Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Mitingi”ne ilişkin bilgi verildi. 

 

21 Mayıs soykırımın günüdür’ 

Basın açıklamasını okuyan KAFFED Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Dinçer 21 Mayıs’ın sembolleşen bir tarih olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:  

“21 Mayıs 1864, 101 yıl süren Kafkas-Rus savaşlarının bittiğinin ilan edildiği ve günümüz Soçi sınırları içerisinde kalan Kbaada vadisinde son savaşın yapıldığı tarihtir. Çerkesler ve tüm Kuzey Kafkasya halklarının kolektif hafızalarında bu tarihin rolü ise 101 yıl süren savaşların bitmesini belirten basit bir kronolojik bilgiden ibaret değildir. 21 Mayıs’la sembolleşen tarih, bir halkın tarih sahnesinden silinmek istenilmesinin sembolü olan, soykırımın tarihidir. 

Bir kolonyalizm ve yayılmacılık tarihi olarak Rusya, imparatorluğun güney sınırlarını Kuzey Kafkasya’ya hakim olarak genişletmek istiyor ve Kuzey Kafkasyalılar dahil bölgedeki tüm halkları köleleştirmek ve tebası haline getirme amacını güdüyordu. Bu amaçla inşa edilen kaleler, steplerin kolonileştirilmesi, Kazak ve Rus yerleşimcilerin arttırılması gibi hamleler ile Kuzey Kafkasya’yı ekonomik olarak ambargo altında tutmaya çalışıyordu. Bu girişimler Çerkesler başta olmak üzere bölge halklarının Karadeniz dahil tüm ticaret yollarının kapatılmasıyla adeta kocaman bir tecrit coğrafyası yaratılıyor, açlık ve salgın hastalıklara zemin hazırlanıyordu. Bu askeri ve siyasi baskıyla bölgeyi terörize eden Rus Çarlığının temel hedefi Çerkeslerin savaşma azim ve iradesini kırmaktı.  

Tüm bunlara rağmen savaşma azim ve iradeleri kırılamayan Çerkesya ve Kafkasya halkları ise son ana kadar yurtlarını savunmaya ve insanlık dışı işgal ve soykırıma karşı direnmeye devam ettiler. Rus Çarlığının amacı bir Rus subayının anılarında ete kemiğe bürünüyordu; ‘Bize Çerkesya lazım, Çerkesler değil’. 

21 Mayıs – Direnişin günüdür 

Çerkeslerin direnen son birliğinin bir Ahçıpsa yerleşimi olan Soçi, Kbaada Vadisi’nde (Rusların deyimiyle Krasnaya Polyana’da katledildiği 21 Mayıs 1864 yılına gelindiğinde Çerkesler devasa Rus savaş makinesine karşı savaşı kaybetmiş, savaş yerini sürgüne bırakmış ama soykırım devam etmişti. Bu sürgün ve soykırım sırasında yapılan katliamlarda ve salgın hastalıklar neticesinde en az 625 bin insanın hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir. Elimizde net rakamlar olmamakla beraber 1-1.5 milyon kadarı Osmanlı İmparatorluğu’na sürgün edilmiş olup bu gün dünyanın farklı coğrafyalarında farklı ülkelerinde varlıklarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Soykırım neticesinde topraklarından koparılan Çerkesleri sürüldükleri topraklarda bir yandan hayatta kalma mücadelesi bir yandan da kimlik, dil ve kültürlerini devam ettirme mücadelesi bekliyordu. Bu mücadele asimilasyonist ve inkârcı ulus-devlet politikalarının da yıkıcı etkisi ile kimlik ve kültürel alanda ciddi erozyonları hatta yok oluşları beraberinde getirmişti. Bunu en bariz örneği olan Ubıhça sürgün topraklarında yok olmuş bir dildir ve sürgün ve soykırımın devam ettiğini kanıtıdır.  

Katliamlarla geçen 101 yılın sonucunda başta Çerkesler olmak üzere Kuzey Kafkasyalılar yurtlarından çıkarıldılar ancak vatanlarının ateşi yüreklerinde yanmaya devam etti. 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü bitmiş bir savaşın anması değildir. Faili, mağduru ve etkileri bugün de devam eden, hukuki bir tanımla, mütemadi bir suçtur. Gerek bölge halklarına yaklaşımı, gerek sürdürdüğü politikalar, gerek devlet sembolleri bakımından her yönüyle Rusya İmparatorluğu’nun devamı olduğunu iddia ve ispat eden Rusya Federasyonu ise bu soykırımın bugünkü muhatabıdır. 21 Mayıs 1864’le son bulmayan zulüm 2. Dünya Savaşı’nda gerçekleştirilen 1944 Çeçen, İnguş, Tatar, Karaçay, Balkar dahil pek çok halkın soykırıma uğratılması ve Sibirya’ya sürülmesiyle devam etmiş ve 1990’ların kaotik ortamında Çeçen savaşlarıyla neticelenmiştir. Bugün de anavatanımızın yanı başında, Ukrayna’da 5 milyonu aşkın sivil insanı mülteci haline getiren yine aynı politikalar, aynı yayılmacılık ve aynı güvenlikçi perspektif olmuştur.” 

Çağrımız vicdan sahibi tüm dünya halklarınadır” 

Dinçer, KAFFED’in 21 Mayıs Mitingi’ne dair de şu çağrıyı yaptı: “Üzerinden geçen 158 yıla rağmen biz iddia ediyor ve inanıyoruz ki 21 Mayıs’lar devam ediyor. İşte bu anlayış doğrultusunda 21 Mayıs’ı anmak ve Çerkeslerin uğramış olduğu tarihsel haksızlıkları Türkiye ve dünya kamuoyuyla paylaşmak, uluslararası hukuka çağrı yapmak, insanlık vicdanına seslenmek için 21 Mayıs 2022 saat 16.00’da Yenikapı Miting Alanı’nda toplanıyoruz. Çağrımız vicdan sahibi tüm dünya halklarınadır, çağrımız derdimizi dinlemek isteyenleredir. Bu sene hep beraber yüksel sesle ve ısrarla ‘BUNUN ADI SOYKIRIM’ diyebilmek için 21 Mayıs’ta Yenikapı’dayız.” 

Basın toplantısı gazetecilerin sorularının yanıtlanmasıyla son buldu. 

Fotoğraflar: Kerim Eren

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz