‘Tembot’: Özgürlüğe uzanan yol

0
151

Ünlü yönetmen Alexander Sokurov’un Nalçik’teki okulundan mezun olan Kabardey-Balkarlı Tina Mastafova ilk filmiyle sinema dünyasına giriş yaptı. Mastafova’nın yazıp yönettiği “Tembot”un gösterimleri, 22-27 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Zerkalo (Ayna) Film Festivali’nde ve 27 Ağustos’ta Vologda Bağımsız Sinema Avrupa Ekranları Festivali’nde yapıldı. 

Eto Kavkaz sitesi, Mastafova ile ilk filmi, 82 dakikalık “Tembot” hakkında konuştu. 

-İlk filmini çekmeye karar vermen biraz zaman aldı, bunun nedeni neydi? 

-Annem hastaydı. Onunla ilgilendim. Bana ihtiyacı kalmadığında hemen senaryoyu yazmaya başladım. Ustam Alexander Sokurov’a fikirlerimi anlattım. Mezun olur olmaz film çekmeye başlamak tabii ki çok güzel olurdu. Ama kısmet böyleymiş. 

 

“Önce karar ver, sonra düşün ve yaparken hızlı davran”

Tina Mastafova

-Mezuniyet sonrasında film çekmeden beklemek zor muydu? 

-Hem de çok. Ama bu süreçte insanların acılarını gözlemleme fırsatım oldu. Mezun olmadan önce Sokurov’un bana “Tina, sen hasta bakıcı olmalıydın” dediğini hatırlıyorum, bir anlamda bu gerçeğe dönüşmüş oldu. 

  

-Sokurov sence ne demek istemişti? 

-Hayatı bütünüyle tanımamı ve anlamamı, biraz deneyim kazanmamı istiyordu. Kişilik olarak hep sadece iyiyi göstermek istiyor, diğer her şeyi görmezden geliyordum. Hep komedinin cazibesine kapılıyordum. Bu tabii ki kötü bir şey değil. Ama hayat her zaman neşeli geçmiyor. Bunu anlayabiliyordum ama üçboyutlu olarak göremiyordum. Ustam bendeki bu boşluğu fark etti. Her zaman şunu söylerdi: “Ölüm mükemmel değildir, güzel de değildir. Ama bunu anlamak için birçok deneyime ihtiyacımız vardır”. Bunu şimdi anlıyorum. 

  

-Herkesin kendine özgü tarzı ve hızı vardır. 

-Evet ama hep daha da hızlanmak istersin. Sokurov’un dediği gibi: “Önce karar ver, sonra düşün ve yaparken hızlı davran”. Benim durumumda bu biraz zaman aldı ama üstesinden geldim. 

  

-Filmin öyküsü nasıl ortaya çıktı? 

-Öykülendirmem çok hızlı oldu. Her ne kadar 6 kere yeniden yazmış olsam da senaryo da çabucak şekillendi. Sonra Sokurov’un kurduğu vakfın yarışmasını kazanarak film projem için ödenek aldım. Çekim aşamasına hazırlanmak için bir ayım vardı. Telaşlandım, çünkü vakit azdı. Oyuncularla prova yapmaya bile vakit olmamıştı. Ama şimdi anlıyorum ki gerek de yokmuş. Oyuncuların hiçbiri profesyonel değil, doğal halleri filmin yapısına çok uygundu. Bu büyük bir avantajdı. Duygularını rol yaparak değil gerçekten yaşayarak gösterdiler. Profesyonel olmayan oyuncularla çalışmak aslında büyük bir risk. 

  

-Bu riske neden girdin? 

-Nalçik’te rollere uygun oyuncular bulamadım. Hiç pişman değilim. Günlük yaşamda sokakta rastladığımız gençlerin enerjisini göstermek istiyordum. Bunu rol yaparak yansıtmak çok zordur. Tembot rolünü oynayan Marat, karakteri oynadığı rolden çok farklı olmasına rağmen büyük bir iş çıkardı. 

“Ebeveyninin kendisini sevmesi için can atan bir genç” 

-Marat gerçek hayatta ne yapıyor? 

-Özel matematik dersleri veriyor. Çok zeki biri.  

  

-Filmin konusundan söz etsen… 

-Ebeveyninin kendisini sevmesi için can atan bir genç. Her şeyi amansızca ebeveyni yönetiyor, onlar ne derse onu yapıyor. Ta ki bir gün prangalarını kırıp kendi hayatını yaşamaya karar verene kadar… Her şey yolunda gitmese de kararından dönmüyor. Artık kimse ona nasıl yaşayacağını dikte edemez. 

  

-Yaşanmış bir olay mı? 

-Bir arkadaşımın yaşadıkları… Bir anlamda ona yardım etme çabam.. Durumuna dışarıdan bakınca özgürlüğe ulaşabilir belki de. 

  

-Bir röportajınızda, anneniz hakkında “Onun iyiliği için itaatkâr olmaya ve sorun yaratmamaya çalıştım” diyorsunuz. Tembot’un da annesiyle zorlu bir ilişkisi var. Bu konu sizi etkiliyor mu? 

-Kaçınılmaz olarak filmde kendimden birçok şey var. İtaatkâr olmak zor ve enerji tüketen bir durum. Sürekli kendinizi eziyorsunuz. Bundan çok yoruldum ama annemle olan ilişkimle alakalı değil bu, daha çok başkalarıyla ilgili. Filmde bana dair şeyler de var ama sonuçta bunu başkaları için yaptım, kendim için değil. 

Alexander Sokurov (solda) ve Tina Mastafova

“Yetişkin olmak demek her zaman bilge olmak anlamına gelmez” 

-Filmin bir altyazısı var: “Gelenekler, eğilimler ve dünün çocuklarının Kuzey Kafkasya’da karşı karşıya kaldığı seçenekler hakkında bir belgesel taslağı”.  

-Gençlerin planlarını gerçekleştirmelerine izin verilmiyor. En basitini ele alalım: Çocuklarının nerede eğitim göreceğine ebeveynler karar veriyor. Bu doğru mu? Bırakın kendileri yaşasın; seçsinler, hata yapsınlar.  

Filmimde yetişkinlere söylemek istediğim buydu. Ve gençlere de prangalarından her an kurtulabileceklerini göstermek istedim. Evet, bize büyüklerimzle tartışmamamız öğretildi. Ama yetişkin olmak demek her zaman bilge olmak anlamına gelmez. Büyüklerinize saygı gösterin ama lütfen kendi içinizdeki sese kulak verin. 

  

-Filmin gösterimleri konusunda program nasıl? 

-Önce festivallere katılmamız gerek, sonrasında sinemalarda gösterilecek. Çok beklememiz gerekeceğini sanmıyorum. Şu anda sadece Rusya’daki festivaller uygun ama sayısı çok değil. 

  

-Dünya festivalleri yok mu? 

-Sınırlar kapalı, bu bir gerçeklik. Bu durum, tüm yapımcı ve yönetmenler için çok acı verici. Ama bir şekilde buna dayanmak zorundayız.  

Tesadüflerin bir araya gelmesi… 

-Sanatçılar sık sık çocukluklarından kalma imgelere yönelir. Sen kendi çocukluğundan neler hatırlıyorsun? 

– Arkadaşlarla bahçede koşmak, beş taş oyunu ve saklambaç oynamak… Ve akşamın ilerleyen saatlerinde annelerin pencerelerden seslenişleri: “Çabuk eve gel”.  

Ya da annemin işe giderken sürekli beni yanında götürmesi. Evde yalnız bırakmazdı. O bir kuaför. Yani yetişkinler arasında büyüdüm. Hayatı anlamama yardımcı oldular.  

Yaşıtlarımın yanında değil de yaşlı insanların yanında kendimi daha rahat hissettim her zaman. 

  

-Sokurov’un okuluna annen sayesinde girdiğin doğru mu? 

-Evet. 11. sınıftaydım ve nerede okuyacağıma hâlâ karar veremiyordum. Annem tüm meslekleri bir kâğıda yazmamı ve öyle seçmemi önerdi. Ama yine seçemedim.

Kuzenimle bir tatile çıkmıştık. Bazı video ve fotoğraflar çekmiş, sonra da bunlardan montaj yapmıştım. Bunu gören annem, yönetmenlik bölümüne gitmemi tavsiye etti. Neden olmasın dedim. Sanat enstitüsüne gitmeyi planlamıştım ama teyzem gazetede Alexander Sokurov’un atölyesiyle ilgili bir ilan gördü… Tesadüflerin bir araya gelmesi… 

  

-Kafkasya’da ailelerin yaratıcı meslek seçiminden caydırması durumu daha yaygındır. 

-Babam avukat olmamı istiyordu. Ama annem kendi yolumda ilerlemem konusunda ısrarcı oldu. Bunun için ona minnettarım. 

  

-Eğitime başlamanla ilgili komik bir şeyler hatırlıyor musun? 

-Üç aşamalı bir imtihandan geçiyorsun, üç gün boyunca sabahtan akşama kadar sürüyor. İkinci aşamada Sokurov herkesle ayrı ayrı görüştü. Üçüncü aşamada ise bir komisyonun karşısında masallar okuyorsun. Masalın farklı ve yeni bir şekilde sunulması gerekiyor. Annem “sarhoş gibi okumamı” önermişti. Ama bir hıçkırık tuttu. Okurken güçlüce hıçkırdım ve o anda yere düştüm. Beyaz pantolonum ve ceketim kirlenmişti. Tam bir felaket.  

Komisyon üyelerinden birinin güldüğünü fark ettim. Yani hıçkırmamı komik bulmuşlardı. Öyleyse beni kim durdurabilirdi? Öylece devam ettim ama gülüşmeler giderek azaldı. Başarısız olduğumdan emin olarak mosmor bir yüzle annemin yanına gitmiştim. 

“Bilgiler kafamıza tıkıştırılmadı, anlamayı ve çözmeyi öğrendik”  

-Atölye çalışmaları seni nasıl geliştirdi? 

-Öncesinde hayattan korkuyordum. Sonrasında bilgiye, deneyime açık hale geldim. Hata yapmaktan korkmamaya başladım.  

Eski Tina şu anda seninle konuşamazdı, utangaçtı. Eksikliklerimi ve hatalarımı sakince kabul ediyorum, zorlukların üstesinden geliyorum. Atölye çalışmaları bana güç ve bilgi kazandırdı. Bilgiler kafamıza tıkıştırılmadı, anlamayı ve çözmeyi öğrendik. Eğitim süreci, diyalog esasına dayalıydı. Bu büyük bir şans. 

  

-Mezuniyetten sonra Sokurov’la ilişkiniz değişti mi? 

-Sokurov halen benim ustam ve öğretmenim. Onun fikirleri benim için çok değerli. Ama onu sıradan konular için rahatsız etmiyorum, sadece işle ilgili danışıyorum. 

  

-Sınıf arkadaşlarınla birbirinizin çalışmalarına katıldınız mı? 

-Eğitim döneminde yardımlaşma vardı, hepimiz oradaydık. Ama şimdi tabii ki her şey değişti. Yine de herhangi birimiz film yaptığında ya da festivallere katıldığında tebrik ederiz, birbirimizi ararız. Ortak bir haberleşme grubumuz var. Sokurov da iletişimi bırakmamamız gerektiğini söyler. 

  

“Kafkasya sineması yeni başlıyor” 

-Ulusal temalarla çalışmak zor mu? 

-Nüanslar var. Film ekibi Kafkasyalı değilse elbette pek bir şey anlamaz. Örneğin, geleneğe aykırı düşünceler var. Ama ben yeni bir şey bulmuşsam hayata geçirmeden geri çekilemem. Zorluk işte burada: Tamamıyla fikir değiştiremiyorsunuz. 

  

-Dünya sinemasında genel kabul gören bir Yakut sineması fenomeni var. Kuzey Kafkasya sineması için de benzer bir gelecekten bahsetmek mümkün mü? 

-Kafkasya sineması yeni başlıyor. Finansman eksikliği, endişe ve belirsizlik yüzünden duraklıyor . Yakut sineması maddi anlamda çok destekleniyor. Kafkasya’da ise sanata yatırım yapmaktansa yeni bir mağaza kurmayı tercih ediyorlar. 

  

-Ama Sokurov atölyesinin mezunlarının başarısı, diğer genç yönetmenlerin film yapma girişimleri… Yavaş da olsa bazı süreçleri başlatacaktır. 

-Evet, ben de gerçekten değişim istiyorum. Ama durum şöyle görünüyor: Herkes belki bir şeyler düşer umuduyla ağacı tek başına sallıyor. 

  

“Bireyin tüm sistemle sonsuz mücadelesi…” 

-Bu tek başınalığın cesaretlendirici örnekleri de var. Bulat Xalilov ve kurduğu Ored (Vored-Şarkı) Kayıt Stüdyosu mesela, ulusal müziği canlandırıyor. 

-Evet, ama o ve arkadaşları bunun için kaç yıl çalıştı ve ne zorluklar çekti. En başından desteklenseydi, çok daha fazla şey yaparlardı. Bireyin tüm sistemle sonsuz mücadelesi… 

  

-Gelecekle ilgili planların… 

-Bir komedi filmi çekmeyi hayal ediyorum. Her ne kadar ‘dramatik’ bir filmle giriş yapmış olsam da dram benim için zor bir tarz, bana göre değil. Bir senaryo yazıyorum. Benim için önemli bir proje. 

  

-Yaşamını Nalçik’te mi sürdüreceksin? 

-Evet. Ama eğer gitmemi gerektirecek bir projenin içine girersem giderim. Ama bunu ister miyim? Hayır.  

Burada yaşamak istiyorum, sadece çekim yapmak için gidip sonunda daima buraya dönmek istiyorum.  

  

Çeviri: Serap Canbek 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz