Tek kız kardeş oynuyordu*

0
38

Savaşın açtığı yaralar kapanmaya başlamıştı. Yerin kulağında çınlayan silah sesleri, yerini tarlada çalışma şarkılarına bırakmıştı. Toprak da fazla nazlanmadan geniş göğsünü çiftçilere açtı. Tohum düştüğü yerde, taşa denk gelse bile, filizlenip güneşe uzanıyordu. 

Silahların bıkkınlık verdiği, ateş kusan eller, çifti çubuğu kaldırır olunca fark etmeden nasır kaplandı. Ekip biçmeyi özleyen, gün ışımasını sabırsızlıkla bekleyen insanları, hasat ayları da adeta ödüllendirmişti. Bereket yağmış, ürünler olgun, dolgun ve verimli olmuştu. Sonbaharın sevindirici yanı, beklentilere imkân tanıması, kaynaklık yapmasıydı. Düğünlerin zamanıydı. Boş cumartesi ve özgür pazarı önceki aylarda kim verirdi ki? 

Basarya Kaça düğün yapıyordu. Büyük oğlu evleniyordu. Komşu çocuklarıyla gittiğim ilk düğündü bu. Pussuz, kırılgan bir geceydi. Ha desen donacaktı. Çocuklar bölünerek, et kazanlarıyla abısta çüvenlerinin altında oynaşan ateşlere kendimizi verip oturmuştuk. Güngörmüş yaşlılar, doldurdukları pipoları ateşin kenarındaki korlara tutarak yakıyor, eski hikâyelerden ziyade, dünkü denebilecek savaşın bıraktığı yaralardan söz ediyorlardı. Artık sabah da yaklaşmıştı ama henüz gelin alıcılar görünürde değildi. 

-Yok baba, Bebya’lar onları kolay bırakmazlar, dedi bir adam korları çekiştirerek. 

Volodya Basarya, Lafüriya Mahaz’ın kızını aldı, ama ne kız, ipek mübarek; boyu bosu, endamı, görgüsü, becerisi. Lafüriya’ların delikanlıları ele avuca sığmaz olanlardandı. Kız kardeşlerinin birine kaçarak gitmesini kabullenemeyip celallendiler. Ama Volodya Basarya da kolay biri değildi. Dahası, kaçırdığı kızı Miha Bebya’nın evine emanet etmişti. Miha Bebya güçlü bir çiftçiydi. Her şeyin ötesinde, dokuz çocuk babasıydı. Varlıklı da sayılırdı. Konuk geldiğinde eksiğini avlusu dışında aramazdı. Evinde oturan gelini, bu akşam gelin alıcılar geldiğinde, öyle alelacele bırakacak değildi. Düğün gibi düğün yaptırdı. Gelenler de bunu bildiklerinden erken gelmişler, ev sahiplerine istediklerini yapmalarına imkân tanımışlardı. 

Her şeyiyle, düpedüz aydınlandı ortalık. Ayak tabanları pişmeye yakın biz çocukları açlık ve uyku paylaşamaz olmuştu. Derken Tur’un Sırtı tarafından peş peşe silah sesleri duyuldu. 

-Aa-a, gelini getiriyorlar gelini, diyen sesler de tüfekten çıkmışçasına ortalığa döküldü.  

Anında düğün kalabalığı dalgalandı. Kadınlar sundurmayı doldurdular. Ter içinde atak yapan atların her biri merdivene tırmanmak hevesi içindeyse de, ev sahipliği yapanlar engel oluyordu. Teşebbüsünün boşa çıkacağının farkına varan, delilik yaşlarını yaşamakta olan Cumka Aşüba tabancasını çektiğinde, babamın sesi de duyulmuş oldu: 

-Bana çevir, Cumka, yürekliysen, çek tetiği! 

-Aa-a, al bakayım Kuampa! 

Başına yöneltti ya da ben öyle gördüm. Kurşunlar yukarıdaki tahtalara saplandı kaldı. 

Gelinle birlikte merdiveni çıkmaya başladıklarında, kaynana da bir avuç dolusu gümüş parayı üstüne serpti. Yeniyetmelerin hepsi fırladı ama ben henüz ayak altına alışmamıştım. 

Düğün, başı ve sonunu kapsayacak şekilde zirveyi zorlamaktaydı. Çok direndilerse de, kaynana ve kaynatayı oynatmakan geri kalmadılar. Şaşkua ve Kaça. Yaşlarına uygun, değer vererek, güzelleştirerek oynadılar onlar da. 

Donmuş toprağı yumuşatarak yükselmeye çalışıyordu güneş. Düğün giderek coşmaktaydı. Çadırın sonuna doğru oturduğumuz yere adamın biri girdi ve hemen ötesindekine seslendi: 

-Yav, konuklar ille de dört kardeşin tek kız olanı Dusya oynamadan olmaz diyorlar. 

-Oynatın o zaman, kardeşi evleniyor. 

-Kuampa Bebya oynayacaksa benimle, oynarım, diyor. 

-Ona söylesenize yav! 

İki adam birlikte, düğün sofrasında oturan babama yöneldi. Çok geçmeden dönerlerken, gönderen kişi karşıladı ve sordu: 

-Ne dedi yav? 

-Ne mi dedi, gör işte, istemedi! 

-Nasıl yahu? 

-Nasıl mı diyorsun? “Gücenmeyin ama beş gün önce Kutol Meydanı’nda oynamıştım, bugün de burada oynayamam” dedi!.. 

…Ben, o zamanlar, her el temposunu duyduğunda oynarsan olur sanıyordum. 

  

*Abhaz edebiyatçı Platon Bebiya’nın (1935-2021) öyküsü… 

  

Çeviri: Axba Esat Özen 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz