Genç Çerkes yönetmenler çıtayı yükseltiyor

0
672
Kira Kovalenko

“Kursumuz mezuniyet yılına girdi. Öğrencilerim çok zorlu bir çalışma dönemini geride bıraktı. Bu günü iyi hatırlayın. Bugün ulusal sinemanın doğuşuna şahitlik ettik. Kabardey-Balkar için bu bir ilk, bir dönüm noktası.”i  

Yönetmen Aleksandr Sokurov, Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nde açtığı yönetmenlik kursunun mezuniyet töreninde 2015’te söylemişti bu sözleri. İlk defa yönetmenlik eğitimi alan Çerkes gençleri artık aldıkları eğitimin karşılığını vermeye başladılar. Kimisi Hollywood yoluna düşüp sinemanın mabedinde, yeni denizlere yelken açmaya başladı. Kimisi yaşadığı coğrafyanın zorluklarını kadrajına almaya devam ediyor, kimisi de Kafkaslar’dan çıkıp Rusya’nın evrensel temsilini yapacak başarılar kazanıyor. Sokurov, bu kursta dokuz genç yönetmen adayını mezun etmişti. Bunlar; Kantemir Balagov, Vladimir Bitokov, Anzor Dokhov, Gadzhimurad Efendiev, Maryama Kalmykova, Mariana Kazancheva, Kira Kovalenko, Tina Mastafova ve Malika Musaeva’ydı. 

Sokurov’un öğrencilerinden biri olan Kira Kovalenko’nun “Yumrukları Gevşetmek” filmi dijital sinema platformu Mubi’nin arşivine eklendi. Film 2021’de Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Bölümü En İyi Film Ödülü’nü alarak dikkatleri üstüne çekmişti. Rusya’yı da Oscar yarışında temsil etmişti. Türkiye’de de çok sayıda festivalde gösterilen film, kısa bir süre sinemalarda gösterildikten sonra artık internet ortamında Mubi’de izlenebilir. 

Yumrukları Gevşetmek: Kafkaslar’da kadın olmak 

“Yumrukları Gevşetmek” Kira Kovalenko’nun ikinci uzun metraj filmi. İlk uzun metraj filmi 2016 yapımı “Sofichka”ydı. Film, en tanınan Abhaz yazar Fazıl İskender’in romanından uyarlanmıştı. 1930’ların Gürcistan’ında bir Abhaz köyünde başlayan hikâye; aşkı, ölümü, yalnızlığı ve kırsalın olanca kuşatıcılığını resmediyordu. Abhazca çekilen film, Sokurov’un canlandırmaya çalıştığı Kafkas sinemasının özelliklerini yansıtıyordu. Üstelik Kira Kovalenko kadın yönetmen olmanın farkındalığıyla kadın odaklı bir hikâye üzerinden filmini inşa etmişti. “Sofichka”; renk kullanımı, detaycılığı ve sanat yönetimiyle adından söz ettirecek bir çalışma olmuştu. Az sayıdaki Abhaz dilinde çekilen uzun metraj filmlerden biri olarak bölgenin önemli bir görsel çalışmasıydı. 

Yönetmen ikinci uzun metraj filminde tarihî değil güncel bir hikâyeye odaklanmış. Filmi Oset dilinde çekmiş. Üstelik ilk filme göre oldukça sert bir tablo içinde kadının kıstırılmışlığını, aile adı altında nasıl usulca yok edildiğini resmeden bir tablo koymuş ortaya. Filmde; Kuzey Osetya’daki eski bir madencilik kasabası olan Mizura’da kendisini aşırı korumacı babası ve ona oldukça bağımlı erkek kardeşiyle yaşayan Ada’nın hikâyesini izleriz.

Ada sürekli kendisiyle uyumak isteyen, onu yalnız bırakmayan, evdeki anne yoksunluğunu Ada’nın üstüne yıkan ergen bir kardeş ve hastalıklarının bahanesiyle Ada’nın bireysel yaşam alanının oluşmasına izin vermeyen, onu koruma rolüyle âdeta hapseden bir baba figürünün arasında nefessiz kalmış gri bir tablonun içinde var olmaya çalışır. Ağabeyi Akim yakındaki bir Rus şehrinde çalışmaya gitmiş, daha doğru bir ifadeyle bu boğucu atmosferden kaçmıştır. Bir gün geri geldiğinde Ada sürekli yollarda gelmesini beklediği ağabeyi sayesinde bir kurtuluş yolu arayacaktır. Ada’nın başka bir seçeneği ise sürekli fiziksel müdahalelerle onunla ısrarla görüşmek isteyen, sevgisini göstermenin olanca deneyimsizliğiyle Ada’nın çevresinde âdeta debelenen bir sevgili adayıdır. Ada bu boğucu erkek dünyasında ne istediğini, kendini keşfetmeyi, var olmayı o denli unutmuş hâlde bazen sadece nefes alabildiği bir yaşamın içinde kurtuluş yolu ararken yönetmen coğrafyanın sert ikliminin insanlar üzerinde de ne denli etkili olduğunu küçük ama önemli metaforlar ve ayrıntılarla karşımıza çıkarır.  

Ada, Kuzey Osetya’nın toplumsal travmasına neden olan Çeçen ayrılıkçılar tarafından Beslan okulunun basılıp 1000 civarı kişinin rehin alınması ve Rusya güvenlik güçlerinin olaya müdahale etmesiyle 300’den fazla insanın öldüğü katliamda vücudunda kalıcı hasarlar almış hâldedir. Hem psikolojik hem aile baskınlığı altında ezilen Ada, bütün bu kaotik atmosferden çıkabilip yeni bir dünya kurabilecek mi? Yönetmen filmde bunun cevabını ararken cevap veren bir sinemadan ziyade sorular soran bir yaklaşım benimsiyor. Bölgedeki tükenmişlik hâlini belgesele yakın bir üslupla sunuyor. 

Kantemir Balagov’dan Vladimir Bitokov’a Sokurov’un öteki öğrencileri 

Hazır yeri gelmişken Sokurov’un bu eğitim hamlesiyle sinemaya başlayan öteki yönetmenlerin akıbetlerine de kısaca değinebiliriz. Aleksandr Sokurov mezuniyet konuşmasında her ne kadar ulusal bir sinemanın ilk adımlarını attıklarını söylese de genç yönetmenlerin hepsinin bu aidiyeti taşıdıklarını söyleyemiyoruz. 

Köksüz bir ağaç olma yolunda Kantemir Balagov 

Aleksandr Sokurov’un en meşhur öğrencisi 1991 Nalçik doğumlu Kantemir Balagov, köksüz bir ağaç misali Çerkes kültürüne aidiyet hissetmediğini açıkça söylemekten çekinmemişti: ‘’Çerkes (Kabardey) dilini bilmiyorum bile.’’ii Genç yetenek Kantemir Balagov, ilk filmi Yakınlık-Tesnota ile 2017 Cannes Film Festivali’nde “Belirli Bir Bakış” bölümünde En İyi Film Ödülü’nü almıştı. İkinci filmi Beanpole-Sırık, Cannes’da Belirli Bir Bakış Bölümü’nde Balagov’a En İyi Yönetmen Ödülü’nü ve FIPRESCI En İyi Film Ödülü’nü getirmişti. Film 2020’de Oscar yarışında Rusya’yı temsil etmişti. 3. filmi için artık Hollywood yoluna düşen yönetmen, ilk ingilizce filmi Butterfly Jam’ın hazırlıklarını sürdürüyor. Artık sadece Nalçik’i değil Rusya Federasyonu’nu da terk etti. Amerika’da çalışıyor. Filmlerinde Kafkas kültürünün izlerini sürmeyi beklemek fazla iyimser bir beklenti olacak. O artık Amerika’da endüstriyel bir sinema anlayışı içinde ticari başarılar kazanmaya odaklı. 

Taş yerinde ağır: Vladimir Bitokov 

Kira Kovalenko gibi Sokurov’dan eğitim alıp kursun bölgesel, yeni bir sinema doğurma beklentilerini karşılayan yönetmenler de var. Vladimir Bitokov da bunlardan biri. Mezuniyet için çektiği kısa filmden sonra ilk uzun metraj filmi Deep Rivers-Derin Nehirler’i 2018’de çekti. Sokurov öğrencisinin uzun metraj filminde de yardımlarını esirgememiş. Adigecenin Kabardey diyalektinde çekilen film, oduncu bir ailenin doğanın zor koşullarında hem aile bağlarını yeniden inşa etme hem de doğayla baş etme mücadelelerini anlatıyor. Oldukça estetik bir film olan Derin Nehirler, bölgenin yerel özelliklerini, kültürel kodlarını ve belki de en önemlisi dilini kullandığı için oldukça önemli bir çalışma. Aynı zamanda film Türkiye’de ilk defa TRT 2’de gösterildiğinde Türkiye’deki Çerkeslerden gelen tepkilere bakarak oradaki yaşamı sorgulayan, idealize etmeyen ve geleneksel aile bağlarını eleştiren genç yönetmenin alışılmadık bulunduğunu da söyleyebiliriz.  

2021 yapımı yeni filminde Mama, I’m Home’da ise Nalçik’te otobüs şoförlüğü yapan Tonya’nın, Suriye’de Rus askerî şirketi için savaşırken ölen oğlunun öldüğüne inanmayıp verdiği mücadeleyi izleriz. Film ilk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapmıştı. 

Herkes kendi yolunu çizecek 

Her yönetmenin kendi yolunu bulduğu bu kurs süreci kuşkusuz Kafkaslar’ın sinemayla kurduğu ilişkiyi baştan sona yeniledi. Bu çerçevede Sokurov’un açtığı yol paha biçilmez bir değer taşıyor. Bu yolda, kimi zaman yerel bağlar hissetmediğini söyleyen Kantemir Balagov gibi anaakım sinema anlayışına yönelen ve daha geniş kitlelere seslenecek yönetmenler de yürüyecek; kimi zaman da Vladimir Bitokov ve Kira Kovalenko gibi doğduğu, yaşadığı coğrafyanın kültürel kodlarından beslenerek oluşturdukları sinema anlayışlarıyla, yerel bir çerçeveyi evrenselleştirmeye çalışan yönetmenler olacak. Zira Elbruz Dağları’ndan esen sert rüzgârlar, bin yıllık Kafkas mitolojilerinden damıttığı hikâyeleri, her dinleyenin kulağına farklı şekilde fısıldar.  

 

*Öğretim Görevlisi, Rus Sineması kitabının yazarı 

  

i http://ajanskafkas.com/kafkasya/kabardey-balkar/aleksandr-sokurov-kabardey-balkarda-ulusal-sinemanin-dogusunu-ilan-etti/ 

ii http://www.cherkessia.net/news_detail.php?id=7222 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz