Prometheus’un meşalesi 8. Bölüm

0
1001

-Bilimde beşik Anadolu, merkez İyonya-

 

Hekataios Avrupa’nın Tasviri adlı eserinde Paionialıların arpadan yaptıkları bir içki içtiklerini söyler.” Bu ifadelerden Hekataios gibi, Hellanikos’un da Paionialıları anlattığı açıkça anlaşılmaktadır. Çünkü Pausanias’a göre, “Paion Aiolos’un oğlu olan Endymion’un oğludur”. Bu akrabalık Aiolialılarla Paioniaları birleştirir.1

Bu bölüme kadar tarihi kaynaklardan alıntı yaparak aktardığımız bilgiler ışığında şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Akhalar, İyonyalılar, Aioller yerli halk ve büyük olasılıkla, denildiği gibi Pelasg kökenli oldukları gerçeği ile karşılaşırken, Dorların sonradan buraya geldikleri ve uzun istila süreci sonunda bu yerli halklarla karışarak ortak bir kültür meydana getirdikleri ve bu kültürel yapının ana çekirdeğini ise Pelasg kökenli Akhalar, İyonyalılar, Aiollerin oluşturduğu gerçeğidir.

Akhalar var, ulu yürekli Eteokretler, Kydonlar bir de,

Üç boya ayrılan Dorlar ve tanrısal Pelasglar.” (Odysseia XIX. 170-180)

Ayrıca Akhalar için de şöyle bir dizesi var: “On iki gün kaldı tanrısal Akhalar orda.” (Odysseia XIX. 199)2

Hem Pelasg hem de Akhalar için “tanrısal” sözcüğünü kullanması da ilgi çekici.

Büyük ozan Homeros’un yukarıdaki dizeleri açıkça Akha halkını Dorlardan ayırmaktadır.

Pelasglar ile Kafkasyalıların ilişkisini George Thomson’un “Tarih Öncesi Ege” kitabından biliyoruz.3

Ayrıca Halikarnas Balıkçısı şöyle söylüyor: “Ama kesin olan bir şey varsa, ada halkının Anadolu’dan Girit’e gittiğidir.”4

“Mikenler ve Minoslular kalıtımsal olarak birbirlerine benziyorlar. Genetik yapılarında ise, Batı Anadolu ve Ege’deki Neolitik çiftçiler ile Kafkasya ve İran’la bağlantılı toplumları içeren en az dörtte üçlük bir benzerlik var.”5

Kral Minos’un eşi Pasiphae’nin ve büyücü Kirke’nin Kolxide kralı Aet’in (Aietes -ki önce babasından Korintos krallığını almıştı) kız kardeşleri olduğu, Tauris kralı Perses, onu hiç tanımayan üvey kardeşi Elis kralı Augias ve bazı varyantlarda Güneş’in oğlu Phaethon da kardeşi sayılmaktadır.6

Antik Grek vazolarındaki yazıların, Kanada McMaster Üniversitesi’ndeki Kafkasya dilleri uzmanı dilbilimci John Colarusso tarafından Çerkes dilleri ile çözümlenmesini de göz önünde bulundurarak tüm bunların ışığında meseleyi irdelemek ve çözümlemek gerekmektedir.7

Kadmos’un ineği8 ile Ahin ineği9 mitlerinde her iki inek de kurban yerlerine, durmaksızın yürüyerek kendiliklerinden gidiyorlar ve varınca da oraya oturuyorlardı.

“Bir sığır derisi kadar yer” söylencesi de Kartaca Kraliçesi Dido efsanesi10 ile Han ve Çerkesler arasındaki efsaneyle de benzerlik taşmaktadır.11

Tüm bu paralellikler Yunan mitolojisi ile Çerkes mitolojisinin benzerliklerini de ortaya koymaktadır.

Ayrıca pek çok kelimede de benzerlikler vardır.12

Tarihin izi nasıl antik eser, yazıt vb. materyallerle günümüze ulaşıyor ve tarihe ışık tutuyor ise arkaik kelimeler de aynı ışığı yansıtırlar. “Tarih yazı ile başlar”ın önemini nasıl kavramış isek, “Söz uçar, yazı kalır” deyimine de önem verip arkaik kelime ve deyimlerimizi, isimlerimizi yazıya döküp kayıt altına almalıyız.

Bu bağlamda, tarihin ilk fiziksel deneylerinden olan, havanın varlığına dair deneyde kullanılan bir gereçten bahsedelim:

MÖ 450 yıllarında yaşayan Empedokles, havaya dair deney yapan bir fizikçi olup, buna ilişkin kayıtlar vardır: “Empedokles deneyini evlerde kullanılan bir gereçle gerçekleştirmiştir. Bu gerecin adı Clepsydra ya da Su Hırsızı’dır. Bu alet mutfaklarda yüzyıllardır kullanılmaktaydı. Pirinçten yapılmış bu kürenin üst ucunda boru biçiminde incecik bir boyun bölümü vardır. Kürenin altında da küçük delikler. Bu kap suya batırılarak doldurulur. Eğer boru biçimindeki boynun üst kısmına parmağınızla bastırmayarak küreyi sudan çıkarırsanız, alt deliklerden su duş gibi dökülür. Fakat parmağınızla boyun deliğini uygun biçimde tıkayarak sudan çıkarırsanız su klepsidera küresinin içinde kalır. Tıkanmayı sona erdirince sular deliklerden boşalır.”13

Abazacada;

“Kla: Yukarı çıkma”

“Psı: Su”

“Tı(ga): Dışarı çıkarma”

“ra: eylem bildiren son ek; mek, mak” anlamlarına gelir.

“Kla+psı+tra: Yukarı+su+çıkartmak”: Yani suyu bulunduğu yerden hem yukarıya hem de -içindeki kabından- dışarı çıkarma eylemini belirtmektedir.

Tıpkı “Aga”; “sahil- deniz”; “Ege”de olduğu gibi, “Klapsıtra” kelimesi de 2 bin 452 yıl önceden bugüne seslenen, geçmişin bir izi olarak karşımızda duruyor.

Bir de “Thargelion” kelimesi var.

“ F. 152-a’da “Bu olay tam olarak, Menestheos’un krallığının son ayı olan Thargelion’da, ayın dolunay olduğu zamanda, 12’sinde oldu” ifadeleri geçer. Hellanikos’un kendisi açıklasa da Troya kentinin ele geçirilişiyle ilgili bu tarihi niçin verdiği günümüzde de bilinmez. Bilinen, Troya’nın ele geçiriliş tarihini aylı günlü veren ilk yazar olduğudur. Hellanikos, Troya’nın düşüşünden sonra da yazmaya devam etmiştir.”1

Antik yazarlar içinde, Troya’nın düşüş gününü veren tek yazarın Hellanikos olduğu söyleniyor.

Abazaca “taga”: İçeri alma, bir kapalı yere koymak, “tagala”: “İçeri al” anlamına gelmektedir. Hasat mevsimini, sonbahar ayını belirtmek için kullanılan kelime ise “Tagalara” (içeri almak), “Tagalaan” (içeri alma zamanı) kelimesidir.

Acaba “skala” kelimesi de Abazaca “yukarı çıkmak”tan türetilmiş bir kelime mi?

Çünkü “Sıkalet” demek bir yere, yüksekliğe çıktığım demektir.

Aqulara: Üstüne çıkmak, herhangi bir yerden daha yüksekçe bir şeyin üstüne çıkmak

Akhalara: Yukarı çıkmak

“Skala” konusunda şöyle deniliyor:

“Aşağıdaki kelimelerin hepsinde  basamak, merdiven, tırmanma, yukarı çıkma, yükselme fikri var. Hepsi Latince scandere fiilinden türüyor;  Latince fiil de Hind-Avrupa kök dilindeki *skand- / skend mastarından, o da  tırmanma, sıçrama demek. Aşağıdaki kelimelerin  yazımlarındaki  -sca-,  -ska-,  -sce, -che- sesleri ele veriyor bu anlamı.”

Skala, ıskala”: Aynı kelime, başka bir bağlamda, “iskele”den nice yıllar sonra girmiş Türkçeye. Musiki dilinde “dizi” denilen ses basamakları, ses merdiveni, örneğin pest re sesinden ikinci sekizlideki tiz re sesine kadarki sesler, gam. Ayrıca, bir makamı ya da tonaliteyi meydana getiren sesler, onların dizisi.14

Sözcükler unutulmadan kayıt altına alalım ki tarihin tozlu raflarında kaybolmasınlar. Gün gelir, tarihe ışık tutarlar… (Bitti)


Kaynakça:

1- Ayşen Sina, İlkçağ Tarih Yazımının Batı Anadolulu Öncüleri: IV-Lesboslu Hellanikos
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/782090
2- Homeros, Odysseia, Çevirenler: A. Erhat- A. Kadir, İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul-2014
3- George Thomson, Tarih Öncesi Ege, Çeviren: Celâl Üster, Payel Yayınları, İstanbul-1995
4- Halikarnas Balıkçısı, Anadolu Tanrıları
5- Büşra Balcan, Sicilya’dan Kıbrıs’a Genetik Miras Paylaşımı – Arkeofili, Haziran 2017
6- Pierre Grimal, Mitoloji Sözlüğü, Çeviren: Sevgi Tamgüç, Sosyal Yayınlar, İstanbul-1997
7- Antik Grek vazolarında Çerkes dilleri, Jineps Gazetesi, Ekim 2014, Antik Grek vazolarında Çerkes dilleri – Jineps Gazetesi
8- Pierre Grimal, Mitoloji Sözlüğü, Çeviren: Sevgi Tamgüç, Sosyal Yayınlar, İstanbul-1997 bak: Kadmos maddesi
9- Nikolay F. Dubrovin, Çerkesler. KAFDAV Yayıncılık, 2017, sayfa: 54-55
10- Pierre Grimal, Mitoloji Sözlüğü, Çeviren: Sevgi Tamgüç, Sosyal Yayınlar, İstanbul-1997 bak: Dido maddesi
11- Cemalettin Özbay, Jineps Gazetesi, Eylül 2009, Aile Armalarının Tarihçesi – Jineps Gazetesi
12- Jiy’a Zafer Süren, Ake 12. Bölüm, Jineps Gazetesi, Şubat 2021, Açaxu / Ace / Ake (12. Bölüm) – Jineps Gazetesi
13- Carl Sagan, Kosmos, Türkçesi: Reşit Aşçıoğlu, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul-2021, s. 203
14- Bülent Aksoy, Basamaklar, Merdivenler https://www.kavrammutfagi.com/makale/basamaklar-merdivenler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz