Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Kökeni Adige dili olan ve farklı dillerde yaşayan bazı kelimelerin örnek çözümlemeleri -2

Örümcek ve ağı. Gerçekten be+cı (çok ören) değil mi?

Değerli okurlarım, bu yazımız önceki köşe yazımızın devamı niteliğindedir. Geçen ay gazetemizde yayımlanan yazımı okumamışsanız ya da okumuş ve yeterince hatırlamıyorsanız mutlaka okumalısınız. En azından kelime çözümlemelerine kadar olan dilbilimi ile ilgili ön açıklamalar kısmını okumalı ve konuyu özümsemelisiniz. Yazımızda, ‘Kökeni Adige dili olan ve farklı dillerde yaşayan bazı kelimelerin örnek çözümlemeleri’ni yaptığımızı unutmayınız. Sözü uzatmadan örnek kelime çözümlemelerine başlayalım.

1. Bec / Бэдж: Kelime yapısı itibariyle kök kelime görüntüsü verse bile aslı birleşik bir kelimedir. Be – cı / бэ – джы sözcüklerinin birleşmesinden oluşan birleşik yapılı bir kelimedir. Be / бэ: Çok, anlamına gelir. Genellikle kelime başlarında zarf görevinde bulunur ve nitelik anlam katar. Cı / джы: İp eğirmek, seri okuma yapmak; bir şeyi inceltmek, ufalayıp çoğaltmak anlamları taşır. Semantik olarak kelime örümcek anlamına gelir.

Cümlelerle örneklemeler yapalım.

Tsı yecı / цы еджы: Yün eğiriyor.

Txılhır yêcı / Тхылъыр еджы: Kitabı okuyor. (Sonuna kadar seri okuma eylemi)

Kotsır yahacığ / Коцыр ахьаджыгъ: Buğdayı öğüttüler. (Un yaptılar). Burada gecen hacı kelimesi de birleşik bir kelimedir, hac görevini yerine getiren insan için kullanılan kelime değildir. Ha/хьа: arpa; cı/джы: ufalayarak çoğaltmayı ifade eder. İlk insanların arpayı yüzyıllarca un yaptıklarını ve un yapma kavramının adeta arpa öğütme işlemiyle kökleşerek özdeşleştiğini göz önüne aldığımızda bu gayet normal bir durumdur. Öğütülen ürüne de öğütülmüş kavramıyla un anlamında hacığe deniyor.

Be + cı / бэ + джы kelimesi çok ip eğirme anlamında örümcek için kullanılan isimleşmiş bir kelimedir. Fince, Frizce, Latince, İngilizce ve İskoç Galcesi, Uygurca dillerine bug; Fransızca Bogue, İspanyolca Bicho, Peştuca, Sırpçaya byg, Türkçeye de böc şeklinde geçmiştir. Böcek kelimesi de becśuq / бэджц|ык|у (küçük bec: böcük ≥ böcek) olarak evirilmiştir. Adige dilinde, kıyı boyu Şapsığ ve bazı Kabardey diyalejtlerinde C sesi G- sesine dönüşür. Örneğin cevap yerine gevap derler. Diğer Adige şivelerinde ise G sesi ancak yuvarlak seslileri alır. Zeki anlamına gelen gubzığe örneğinde olduğu gibi. Bu geçişkenlik, bu kelime örneğinde olduğu gibi birçok dilde rastlanmaktadır.

Hititler dönemine ait khubğuan örneği

Adige dilinde becıxh / бэджыхъ kelimesi örümcek ağı anlamına gelmektedir. Xhı / хъы kelimesinin anlamı Türkçedekelimesidir. Burada şunu unutmamak gerekir. Bu tarz orijinal kelimelerde özne ve yüklemin anlam uyumu önemlidir. Yukarıda örümcek anlamındaki bec, bug kelimeleri ile örümcek ağı anlamında kullanılan kelimeler arasında bir köken anlam ilişkisi yoktur. Örneğin Türkçede de örümcek (örmek) ve ağ arasında anlam ilişkisi olmasına rağmen fonetik bir ilişki yoktur. Adigece bec / бэдж (örümcek) kelimesi ile becıxh / бэджыхъ (örümcek ağı) kelimeleri arasında hem anlam (semantik) hem de ses (fonetik) birliği vardır. Bu, Otej Teoremi’ne göre orijinal kök kelimeleri ve kök dilleri belirleyen önemli bir kuraldır.

2. Khub / къуб: Kelime yapısı itibariyle birleşik kelimedir. Khu / къу kabarık, varlıkları ifade eder. Aynı zamanda dağ anlamına gelir. Kelimenin sonundaki be kelimesi çok anlamındadır. Adigecede / Çerkesçede Arapçadaki gibi cezimli okuma (kelime sonundaki sesli harfi okumama) kuralı vardır. Be kelimesi, kelime başına gelince genellikle nicelik bildirirken, kelime sonuna geldiği zaman nitelik bildirir.

Özetle khube / къубэ kelimesi, anlam olarak topraktan yapılma, içi boş büyük kupa demektir. Binlerce yıldır kupa kelimenin farklı toplumlarda kullanılmış olması normaldir. Motorun günümüzde tüm toplumlar tarafından kullanılıyor olması mucit toplumun kim/ler olduğu gerçeğini değiştirmez. Modern anlamda kullandığımız ve çeşitli örneklerini ürettiğimiz, günümüzde bardak yerine kullandığımız, ödül olarak verdiğimiz kupaların durumu da böyle olsa gerek. Olgu geçerlilik tarihini doldurmadığı sürece, onu dile getiren kelime de farklı dillerde yaşamaya devam edecektir.

 2.1. Khub + ğuan / Къуб + гъуан: Özel su akma yeri konarak yapılmış kupa, ibrik. Adigece / Çerkesce ğuane / гъуанэ kelimesi delik demektir. Öyleyse khubğuan / къубгъуан kelimesi delikli kupa tanımlamasıyla ibrik kelimesine karşılık gelmektedir. Bugün birçok dilde kullanılan khubğuan / къубгъуан kelimesinin aslı Adigecede / Çerkesçe khub ve ğuane / къуб – гъуанэ kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Bazı şivelerde khumğuan / къумгъуан şeklinde B ≤ ≥ M dönüşümüyle kullanılır.

2.2. Khoşın / къошъын: Kupadan daha büyük olanlara khoşın / къошъын diyoruz.

2.3. Khobps / къопс: Kulp kısımlarına ise khops къопс denir. Kelime khob/p ve psı seslerinden oluşur. Ancak B ve P / Б – П seslerin benzeşmesi ve telaffuzun pratikleşmesi nedenleriyle Khobps yerine Khops şeklinde telaffuz edilmektedir.

3. Paşe / Пащэ: Bu kelime yapısı itibariyle iki kelimenin birleşmesinden oluşmuş birleşik yapılı bir kelimedir.

Pe / пэ kelimesinin ilk anlamı insan organı olan burun kelimesidir. Anlam genişlemesi yoluyla kelimeye ön, ilk, ileri, lider vb anlamlar katar.

Şe / щэ, bir şeyi bir yerden bir yere hareket ettirmek, bir kimseye öncülük yaparak bir yere götürmek, bir şeyi satmak yani bir şeyin bir yerden bir başka yere veya kişiye aktarılması gibi anlamlar içerir. Eylemin başına geldiği zaman, yer zarfı görevini görür ve eylemin nerede geçtiğini bildirir.

Toparlarsak, paşa / пащэ önde giden, önde bulunan, önde hareket ettiren, önderlik yapan hatta başkan anlamlarında kullanılır. Zamanla askeri bir terminoloji olarak Adigeceden birçok dünya dillerine geçmiştir. Arapça başa, Almanca pascha, Farsça, İbranice, Kazakça, Moğolca, Türkçe paşa ve birçok Avrupa dillerinde de pasha olarak geçen bu kelimenin doğuşu ve yayılma merkezi Adige / Çerkes dilidir.

Adige xabzede (Çerkes kültüründe) iki kişi bir araya gelerek ortak bir görev üstlendikleri zaman mutlaka birisi thamate diğeri de thamate khuadze (тхьаматэ къуадзэ / гуадзэ) olur. Thamate / тхьаматэ ile paşa / пащэ kelimeleri birbirine karıştırılmamalıdır. Nitelikleri farklıdır. Thamate daha sivil kişidir, görevi de toplumun ihtiyaç duyduğu bir konuyu çözmektir. Paşe / пащэ kelimesi ise askeri bir gruba önderlik eden, resmi ünvanlı kişidir. Emeğini bir bedel karşılığında harcar. Bu kelimenin ses bileşenleri ve sosyal içerik açısından yüklendiği anlam göz önüne alındığında, pşı / пщы (kral) kelimesiyle paşe / пащэ (paşa) kelimeleri birbirine daha yakındır.

Bu açıklamalara dayanarak, Adige diline özgü ve farklı dillere de geçmiş bazı kelimelerin örnek çözümlemeleri şu şekildedir:

3.1. Pşı / пщы: Bu kelime “pe” ile üretilmiş ve “kral” anlamına gelmektedir.

3.2. Pşıkho / пщыкхъо: Bu kelime “pşı” kelimesinden türetilmiş ve “prens” anlamına gelmektedir. Günümüzde sadece kayınbirader için kullanılmaktadır. Çünkü toplum devlet örgütlenme biçimini kaybettiği için pşıkho kelimesinin siyasi ve sosyal anlamını da yitirmeye yüz tutmuştur.

3.3. Peştah (peçah): Bu kelime “padişah” anlamına gelir ve “pe” kelimesinden türetilmiştir. Pe + çah kelimesinin sözlük çözümlemesi önde koşturan demektir. Bu kelime de siyasi terminolojinin oluşma biçimine güzel bir örnektir.

3.4. Perıt / Perıs: Bu kelimelerin her ikisi de özel isimdir ve liderleri belirtmek için kullanılır. Ayrıca, “paşa” kelimesinin farklı dillerdeki karşılıkları da bu kelimenin etkisi altındadır.

3.5. Perıs / Пэрыс: Truva prensi Hektor’un kardeşi Parıs (Пэрыс) kelimesinin kökeni bu kelimedir. Önde bulunan, önder anlamına gelmektedir.

Yukarıdaki beş ayrı örneği vermemin nedeni, savunduğum görüşlerimi doğrulamak ve pekiştirmektir. Kimi unvanlı insanların ciddi hatalarına düşmemek, görüşlerimizi önemsemek ve okuyucularımı yanıltmamaya çalışmaktır.

4. Wıtı / Уты: Kelime yapı yönünden iki ayrı kelimeden meydana gelmiş birleşik bir kelimedir. İsim ve fiil olarak kullanılabilir. We / уэ (о): Birisine veya bir şeye vurmak. Tı – te / ты – тэ: Kelimeye üst anlamı katar. Mastar hali wıtın / утын şeklindedir. Anlam olarak pataklama, kuru sopa atma, üstüne vurma, üstten vurarak çırpma, yün çırpma anlamlarını karşılar. Böylece wıtı / уты kelimesi zihinsel algıyla üstten kesik kesik baskılama işini yapan alete isim olmuştur. Adigecedeki / Çerkesçedeki wıtı / уты kelimesi Karaçaycaya ve Türkçeye ütü şeklinde girmiştir. Türkçede üt ve ütü kelimeleri arasında anlam akrabalığı (semantik ilişki) olmadığından dolayı kök ve köken ilişkisi de yoktur. Haliyle morfolojik ve etimolojik ilişki de söz konusu değildir. (Devam edecek)

Yazarın Diğer Yazıları

Kökeni Adige dili olan ve farklı dillerde yaşayan bazı kelimelerin örnek çözümlemeleri – 9

Bu yazımda yine Hatt-Hitit toplumlarında terminolojiyi oluşturan ve bu dillerde geçen bazı kelimeleri etimolojik yönden, yeri geldiğinde sentaks, morfoloji gibi dilbilimin değişik alanlarında da...

Kökeni Adige dili olan ve farklı dillerde yaşayan bazı kelimelerin örnek çözümlemeleri – 8

Sevgili okurlarım, bu köşe yazımla birlikte aynı başlık altında 8 ayrı makale yayımlamış olacağım. Yazmış olduğum bu seri yazılar, toplumumuzun bir kesiminde bir hayli...

Kökeni Adige dili olan ve farklı dillerde yaşayan bazı kelimelerin örnek çözümlemeleri – 7

Değerli okurlarım, bu sayımızla birlikte, aynı başlık altında yedinci kez sizlerle birlikte oluyoruz. Etimolojik çalışmalar kimi insanların dikkatini Adigece/Çerkesçe üzerinde topluyor. Demokrasinin güzel taraflarından...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img