Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Hayır, Çerkesler Rahat Değil!

7 Ekim günü başlayan İsrail-Hamas savaşında iki taraftan siviller katledildi, katlediliyor. Savaş başta çocuklar olmak üzere en çok masum halkı vuruyor. Savaşın – ne yazık ki – sadece Çerkesleri ilgilendiren bir başka trajik yanı var. İsrail ve Ürdün’de yaşayan Çerkes toplumları, tıpkı Suriye’de yaşayan soydaşları gibi, çatışmaların ortasında kalabilir ve uluslararası toplumun bundan haberi olmayabilir.

 

İsrailli Çerkesleri Bekleyen Tehlike

İsrail’de Çerkesler iki köyde yaşıyor: Kfar Kama ve Reyhaniye. 3.500 nüfusa sahip Kfar Kama Aşağı Celile’de, Tiber Gölünün 13 kilometre güneybatısında yer alırken, 1.500 kişinin yaşadığı Reyhaniye ise Yukarı Celile’de, Safed alt-bölgesine bağlı olup Lübnan sınırına yakın bir noktadadır.

Gazze’de İsrail bombardımanı devam ederken denkleme Lübnan’ın da girmesi güçlü bir olasılıktır. Güney Lübnan’a konuşlanmış olan Hizbullah örgütünün İsrail’e yönelik füze saldırısı başlatması durumunda daha kuzeyde bulunan Reyhaniye Köyü hedef haline gelecek. Nitekim bu olasılık karşısında çok sayıda aile şimdiden daha güneydeki Kfar Kama Köyüne sığındı.

Ama biliyoruz ki teknolojinin mesafe tanımadığı bir çağda Reyhaniye’den Kfar Kama’ya sığınmak kalıcı bir çözüm değil. Hiç istemeyiz ama Hizbullah örgütünün füze fırlatması halinde Kfar Kama Köyü de hedeftir.

Güney Lübnan’dan füze saldırısı başladığında, köy-merkezli bir hayat sürmekte olan İsrail Çerkes toplumunun tamamı ölüm tehlikesiyle burun buruna gelecektir.

Çerkes toplum önderleri Kfar Kama’da rahatlarının yerinde olduğunu, her türlü tedbirin alındığını, paniğe gerek olmadığını söylüyorlar. Kendilerince haklılar. Onların önceliği Çerkes toplumunu hedef haline getirmemek. Benim ise, bağımsız bir gözlemci olarak “diplomatik” inceliklerle işim yok. Analiz yaparım, kamuoyuyla paylaşırım. Özetle, “yetkili” olmama “ayrıcalığımı” kullanırım.

İsrail vatandaşlarının can ve mal güvenliğinden elbette İsrail Devleti sorumludur. İsrail Devleti bu görevini en iyi şekilde yerine getirecektir.

Ne var ki Suriye dramını yaşamış Çerkes kamuoyunun hassasiyetini de göz ardı etmemek lazım. Suriyeli Çerkesler 2011 yılından itibaren iki ateş arasında kaldılar. Yüzlerce insan hayatını kaybetti, binlercesi mülteci oldu.

Çerkes kamuoyu yeni bir Suriye faciası yaşamak istemiyor ve “Bir Daha Asla!” diyor.

 

Ürdünlü Çerkesleri Bekleyen Tehlike

İsrail hükümetinin Gazze’yi Filistinli nüfustan arındırma politikasını Batı Şeria’da uygulaması halinde göçün yönü kaçınılmaz biçimde Ürdün olacak. Kitlesel göçün ardından Ürdün’de rejim değişikliği gündeme gelebilir. Bu da Ürdünlü Çerkeslerin varoluşsal bir tehlikeyle karşı karşıya gelmesi demektir.

“Ürdün Filistindir”, yani Ürdün’ün Filistin yurdu haline getirilmesi tezi Revizyonist Siyonizm tarafından, Vladimir Jabotinski’den bu yana dile getiriliyor. İsrail’in Filistinli nüfustan arındırılması senaryosunun uygulamaya konması, 1948 yılından beri en sağcı iktidarın işbaşında olduğu dikkate alındığında hiç de zayıf bir olasılık değil.

Filistinliler Ürdün’de toplam nüfusun yarıdan fazlasını oluşturuyor ve ülke ekonomisine hakimler. Kendilerini ülkenin sahibi gibi gören Bedeviler ise Filistinlilerin güçlenmesinden rahatsızlar. Batı Şeria’dan kitlesel bir göç zaten kırılgan olan etnik dengeyi daha da bozabilir. Haşimi rejiminin devrilmesiyle sonuçlanacak bir rejim değişikliği Ürdün’de Filistinliler ile Bedeviler arasında kanlı bir iç savaşa yol açabilir.

Ürdünlü Çerkesler, Kosova ve Suriye’deki soydaşları gibi, iki ateş arasında kalabilirler. Çerkes toplumunun Haşimi rejimine verdiği destekten hazetmeyen Filistinli grupların Çerkeslere yönelik düşmanca tutum takınma olasılığını da gözden uzak tutmamak gerekiyor.

 

Ne Yapmalı?

1967 Altı Gün Savaşı… 1970 Ürdün’de iç savaş… 2011 Suriye… 2023 İsrail ve Ürdün. Bu listenin içine eski Yugoslavya (Kosova) ve Türkiye’yi serpiştirmek mümkün. Hatta Irak’taki Çerkesleri de ekleyebiliriz.

Çerkes diaspora tarihi savaş, istila ya da iç savaşın sebep olduğu krizlerle dolu. Bu krizler kimi zaman kitlesel yer değiştirmelere yol açtı. Yaşanan pratiğin doğal neticesi, Yahudi Ajansı (Jewish Agency) benzeri bir göç-iskân-uyum örgütünün kurulması olmalıydı.

Bugün İsrail ve Ürdünlü Çerkeslerin karşı karşıya olduğu tehdit böyle bir örgüte duyulan ihtiyacı bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Gerçekleşmesinden korktuğumuz felaket senaryosu bugün ya da yarın yaşanmayabilir ama bu her şeyin süt liman olduğu anlamına gelmeyecek. Kriz sadece bir başka güne ertelenmiş olacak. Biliyoruz ki Ortadoğu’da taşlar yerinden oynamıştır ve gelecek çok şeye gebedir. Bölgede işler – en azından Çerkesler açısından – daha iyiye gitmeyecek.

Yahudi Ajansı benzeri bir göç-iskân-uyum örgütünü bugünden kurmak gerekiyor. Kriz bölgelerindeki Çerkesleri toplu halde kaldıracak, taşıyacak, bir arada yerleştirecek ve yeni ülkelerine uyum sağlamalarını kolaylaştıracak bir örgütün tez elden kurulması şarttır. İsrail-Hamas Savaşı hangi yöne evrilirse evrilsin, Çerkes dünyasına düşen görev bir göç-iskân-uyum örgütünün kurulması çalışmalarına bir an önce başlamak olmalıdır.

 

25 Ekim 2023, Adana

Yazarın Diğer Yazıları

‘Suriye’ Çerkesleri: Wilsoncu Moment hiç geldi mi?

Hep düşünürdüm... “Suriye” Çerkesleri için Wilsoncu Moment (*) hiç gelmiş miydi diye? Tam tamına Wilsoncu Moment değildi gelen, ama ona en yakın şey 1919...

Kabardey-Balkar, Nazi işgali, Yahudiler

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçik 28 Ekim 1942’de Almanlar tarafından işgal edildi. Hukukçu Selim Şadov yönetiminde bir Ulusal Konsey kuruldu. Konseyin üyeleri arasında Devletgeri Tavkeşev, Kasım...

Zulüm ve maskaralık

Romanya’da komünizm, zulümle maskaralığın toplamıydı. Nikolay Çavuşesku, selefinden sinmiş bir ülke devralmıştı. Ayrıca ciddi bir dış desteğe sahipti. Sıkı durun; bu destek hiç umulmayan...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img