Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Oubykh Mektupları Kasım 2023

Bazı yerler vardır, hep gitmek istersiniz…

Benim çok severek gittiğim, müdavimi olduğum yerler vardır…

Mesela Fıccın…

Bizim Sokak, Fıccın Sokak derim adına…

Sokağın bir başından girince Süheyla Sokak tabelası karşılar, sokağın diğer başından girince Leyla Sokak tabelası karşılar…

Cadde tarafında nazar boncukları sokağa girenlere maşallah der, sokağa nazar değmesin diye durur nazar boncukçu…

Meyhanedir adı ama içen gibi içmeyen de gelir…

İşten yorgun argın çıkıp trafikte cebelleşirken, bir anda kendimi Fıccın’da bulduğum çok oldu…

Tek başına rakı içilmez, tek başıma çok gittim ama tek başıma hiç rakı içmedim…

Kadehimi sokağın şerefine kaldırarak rakı içtiğim çok oldu…

Süryani Şarabı, Ermeni Konyağı, Asetin Birası, Rus Votkası, Leyla Likörü…

Yoldan geçerken uğradım dediğimde, yolluk olarak ikram edilenler…

Sadece aklıma gelenler bunlar…

Masa rezervasyonunda ismimi bulduğum, bulmadığım…

Özel yemek istediğimde, en lezzetlisi yapılan mutfak…

K’ona… İronlar ve Digoronlar bu konuda anlaşıyorlardır herhalde…

Bizim Mutfak…

Yeşilin yakıştığı mutfaktan yeni pişti diye gelen Arnavut Ciğeri, Mücver, Velibah…

Bana özel, soğanı bol, zeytinyağı bol fava…

Bir yudumla bir meze geleneğini bozduran fava…

Benim yine klasiğim, ızgara Çerkes Peyniri…

Ilıklığı ile sanki yeni sağılan süt kokusu tadında…

Sokaktan gelip geçenler başka sokağı bilmezler gibi burayı tercih ediyorlar… Bir sağı, bir solu çıkmaz sokaklar…

En güzel masa, buzdolabını gören masa…

En baştan hangi tatlı var görüyorsunuz, haşhaşlı ile kafa bulacağım derken, tanelerini dişlerinizle çıt çıt kırmaya başladıysanız eğer, yeterince kafayı bulmamışsınız demektir…

Sonia’sız olmaz; Namaste der her gördüğünde, kitapta bile adı olan Sonia olmadan olmaz…

Dünyanın çatısını mutfağın üstüne kurmuş, kış vakti, sene kapanırken, sıcak şarabını içerseniz, kadeh değil sürahi söyleyin…

Tarçınlı, portakallı, elmalı, karanfilli sıcak şarap içinizi ısıtacağına eminim…

Gülerseniz yanaklarınız al al gülecek, ağlarsanız gözyaşlarınız şarap akacak…

Bir masa Alman, bir masa Fransız…

Sultanahmet buraya taşınmıştır, gündüz At Meydanı, gece Er Meydanı…

En güzeli müziğin olduğu akşamdır, kanun sesini bastıran Eda’nın sesini St. Antuan papazı bile duyar… Sesini bastırmak için çanları çalarlar…

Narton Şımd ve Şımd…

Sokağın tescilidir, danslar adını vermiştir…

Duvarda duran Leyla, tüm sokağı Mona Lisa bakışlarından daha gizemli bir şekilde izler, göğsündeki kolyenin şeklini çözemezsiniz…

Sizinle gidenler bir daha giderse ne mutluluktur, sizinle gitmeyen ve gidenler de vardır bildiğiniz, gördüğünüz…

Keyiflenmek için meyhaneye gidenler ‘duvarda kırmızıbiberi’ görünce acısından korkup o duvara yaklaşmazlar bile…

Bir bardak çay derseniz hemen gelir, her meyhane çay yapar ama rakının yanında içilen o sıcak çay sıradandır, üstelik ikinci bardak haşlama, üçüncü bardağı istediğinizde çay demleniyor cevabını alırsınız…

Fıccın’da içilen çay kadar güzel çay daha hiçbir meyhanede yapılmadı…

Bunu böyle yazıyorum ama orası çayhane değil meyhane…

Adabıyla rakı için, rakı içmesini bilenlerle gidin…

Eğlenin, iki kahkaha atın, yan masadan, attığınız kahkahanıza kahkaha ile cevap versinler…

İçince kızmayın, sinirlenmeyin…

Ukrayna’da açılan bir içki şişesi bir daha kapanmazdı, nasıl olsa bitecek diye…

İçeceğiniz kadar söyleyin, yetmezse yenisi gelir, eskisi gelir, yaş üzümü gelir, kuru üzümü gelir, şekersizi gelir…

Erken kalkamazsanız, bir çıkmaz sokakta ‘manda batmaz’ hiç batırmaz geceyi…

Hamur yoğuran, hamur açan, soğan soyan, bulaşık yıkayan emektarı olan yerdir Fıccın…

Çalışanın yenisi bir süre sonra eskir, yenisi olmayanın eskisi olmazmış…

Sabahçılar bilir sıcak poğaçanın dumanını, çay yine güzeldir…

Öğlen çabuk ve hızlı yemek yiyenler gelir; patlıcan, nohut mercimek çorbası…

Gece geç vakitte, hangi masa kalkacak diye birbirine bakan olmaz, sokağı süpüren araç geçmeye başladığı zaman sabah ezanı okunuyordur…

İşkembe çorbası yürüme mesafesindedir, günün ilk ışığında işine gidenler kedi besler, aç kedi yer mi?

Kasanın üstüne kaplan gibi iki seksen uzanır, beni rahatsız etmeyin yazısını kasanın üstüne koymuştur…

En güzel vakti ölü saatidir, kimsenin olmadığı o ölü zamanlar çok azdır, o saatlerde ya fasulye ayıklanır, ya pirincin taşı toplanır… O ölü boş saatlerde muhakkak bir iş çıkar…

Leyla bir yandan, Süheyla bir yandan mutfaktadırlar…

Çiçek mutfak, çiçek tuvalet, çiçek masa, çiçek müşteri…

Saray mutfağından sofraya gelenler sizi karşılar…

Bir de sizi Umut karşılarsa, değmeyin keyfinize…

Tebessüm yetmez, gülümsemek serbesttir…

Özlemiş miyim, çok özlemişim değil mi?

Bizim sokakta hepimiz biziz…

Dün geçti, bugün geç oldu, yarın geç değil…

Bizim sokakta buluşalım…

 

Yazarın Diğer Yazıları

Oubykh Mektupları Nisan 2026

Biletler geldi… Yine tekerlek üstü... Beşinci ve altıncı koltuk... Teker üstü olduğu yetmezmiş gibi sol tarafta koltuklar, karşıdan gelen araçların farları gözleri rahatsız edecek… Biletler sessizce alındı, birkaç...

Oubykh Mektupları Şubat 2026

1984 senesi, Kırklareli… Bir pazar sabahı, manyetolu telefonla konuşan babamın sesine uyandım… Babamın “Yaşadık, yaşadım” sesi kulaklarımda… Uyanıp ne olduğunu sorduğumuzda “Ali’yi buldum” dedi… “Kim” diye sorduğumuzda, Ankara’dan,...

Oubykh Mektupları Ocak 2026

Bir atlının hikâyesidir, dolunay gecesi yol göstericidir ay… Nehir kenarında su sesi yol gösterir, soğuk içine işlemiştir… Bir ilmek rüzgârı geçirir ama deri geçirmez, keser rüzgârı… … Oğulların...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img