Oubykh Mektupları Mayıs 2024

0
78

Güç adalettir, adalet güçtür…

Bir roman yazmaya başladım, romanın kahramanları yok, olmayacak.

Romanda adı geçen karakterler olacak, öyle kahramanlık yapacak bir hikâyeleri olmadığı için, kahraman olmayacaklar…

Romanda adı geçen karakterler, roman eğer çok meşhur olursa, o zaman kahraman değil, olsa olsa ünlü olabilirler…

Mesela romanda adı geçecek Ekim Bey…

Mesela romanda adı geçecek Pavel…

Ekim Bey, yaşını başını almış, parası olan zengin ve yaşlı bir adam. Pavel, daha yirmilerinde, ülkesinden çıkmış, yurtdışında belki kaçak olarak çalışacak, yaşamını kendince idame ettirmek isteyen bir genç…

İşte romanda adı geçen bu iki kişi, eğer roman meşhur olursa ünlü olacaklar, ama kahraman olacak bir kahramanlıkları olmayacağından kahraman olmayacaklar…

Geçen gün biraz hüzünlü bir paylaşım yaptım, üstelik hiç öyle hüzünlü olmadığım bir zamanda yaptım bu paylaşımımı. Dolaylı yoldan, nasılsın, iyi misin, diye soranlar oldu. Doğrudan, beni merak ettiklerini dile getirenler oldu…

Bu hüzünlü paylaşım yüzünden, biraz şımardım, biraz şaşırdım. Çünkü, öyle bir hissiyatta olmadığım halde, bunu aktarabildiysem, o duyguyu iyi aktarabiliyorum, dedim, kendi kendime…

Şimdi gelelim Ekim Bey ve Pavel’e, eğer romanım meşhur olursa o zaman onlar ünlü olacaklar…

Roman konusunun ne olduğuna dair en ufak bir düşünce kafamda belirmedi, belki bana yardımcı olursunuz; Ekim Bey kimdir, ne yapmıştır. Pavel kimdir, ne yapacaktır… Nasıl bu iki kişi, bir romanda buluşur veya hiç karşılaşmadan ayrı ayrı mı bu karakterler romanda işlenecektir…

Bana, romanın konusunu, hatta başka hangi isimler, karakterler geçiyor, gönderin…

Bu yazacağım benim ilk romanım değil, ilk romanımda tüm hünerlerimi gösterdim, diğer romanlarım  ilk romanımdan aktarmalarla dolu olmasın istiyorum…

İşte ben, bu iki kişiyi ünlü yapmak için, yine iyi bir roman yazacağım ama bu sizin sayenizde olacak…

Ekim Bey…

Pavel…

Kim ne okumak istiyorsa bana yazsın, sizin düşünceleriniz bu iki kişiyle birlikte ete kemiğe bürünsün.

Roman akıcı olsun, roman sürükleyici olsun…

Başka romanlardan farkı olsun, okuyucusu ile yaşayan bir roman olsun…

İlk sayfasından son sayfasına kadar, kimse romandan kopmadan, herkes kendisini bularak okusun…

İlk romanımda tüm karakterleri yaşadım, yaşattım… Sizin karakterlerinizi de izin verin bu romanımda yaşayayım ve yaşatayım…

Atölyede ağaç kesimi bitti, kesilen tahtalardan geriye kalan talaşları bir torba ile Kasap Cahit’e götüreceğim…

Yere serpecek Kasap Cahit…

Ayaklarını savura savura yürüyen çocuk, talaşı tozutacak, uçuşan talaş tozunu soluklayınca, tıkanıp öksürmeye başlayacak, üç defa hapşıracak…

Gök gürültüsüden hallice hapşırma, süt veren kediyi sütten kesecek…

Devrinde o büyük adam demiş, devrinde bu küçük adam kendince tamamlamış…

Gücün ne olduğu, adaletin ne olduğu…

Karakterleri nasıl görmek istiyorsanız, romanı meşhur edip, Ekim Bey ve Pavel’i bana anlattırmak istiyorsanız bekliyorum düşüncelerinizi…

Sizden gelen karakterleri önce yaşayıp sonra yaşatabilirsem, kimse hüzünlü müyüm, sevinçli miyim diye, dolaylı veya doğrudan sormaz bana…

Gelenleri bekliyorum…

Ekim Bey’e, Pavel’e can verin…

Her aileden gelen damgalar, bir balık sürüsü gibi toplanmışlar, her biri birbirinden ayrı olan damgalar, karışmadan birleşince, keskin çelikten bir kama olmuşlar…

Çift oluklu…

Kan akıtmadan caydırıcı olmuşlar…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz