Aydan Çelik’in yeni kitabı raflarda

0
44

Bu kitap yalnızca bir bisiklet veya Nâzım Hikmet kitabı değil. “Bisiklet” konusunda ülkemizdeki en yetkin isimlerden biri olan Aydan Çelik, Nâzım Hikmet’in Bisikleti’nde iki sevdiğini bir araya getiriyor: Nâzım Hikmet’in üç yaşında, üç tekerli bir bisiklet arkasında başlayan hikâyesinin izini sürüyor. Bu izi sürerken bu kadar da olmaz diyeceğiniz pek çok rastlantıya, kesişen yollara ışık tutuyor. Kitap, ana izleği bisiklet olmakla beraber çevre sorunlarından savaşların yarattığı acılara, tarihî anekdotlardan teknolojik gelişmelere uzanan zengin bir içeriğe sahip. Bilgi yönünden çok dolu olmakla beraber yazarının samimi ve akıcı üslubuyla birlikte bir çırpıda okunuyor. Kitabın en güzel yanlarından biri de okuru başka okumalara yönlendiren sayısız imlemelere sahip oluşu.

Nâzım Hikmet’in Bisikleti’nde sadece büyük şairin kendi yazdıkları, yaşadıkları değil; ona dokunan yüzlerce insanın iki tekere dair hikâyelerini bulacaksınız. Leonardo da Vinci, Tolstoy, Troçki, Emile Zola, Yahya Kemal, Tevfik Fikret, Halide Edib, Hüseyin Rahmi, Hemingway, Che Guevara, Arabistanlı Lawrence, Simone de Beauvoir, Sartre, Yves Montand, Picasso, Charlie Chaplin, Frederic-Joliot Curie, Muhsin Ertuğrul, Mehmet Ali Aybar, Oktay Rifat, Refik Erduran onların sadece birkaçı…

Ayrıca dayısı Mustafa Celalettin’in şampiyonluklarına, oğlu Mehmet Nâzım’ın bisiklet maceralarına, yeğeni Ayşe Yaltırım’ın şiire konu olmuş bisiklet merakına, Memet Fuat’ın ev yapımı bisiklet öykülerine tanık olacaksınız.

Kitabın yazarı, yıllar süren araştırma sürecinde çok şaşırtıcı şeyler öğrendi, dinledi, tanık oldu, tesadüflere şapka çıkardı… Eminiz siz de okurken benzer hisleri yaşayacaksınız. Bir mani çıkmazsa bu kitabın devamı niteliğindeki Nâzım Hikmet’in İstanbul’uyla yakın bir gelecekte buluşacaksınız.

80’lerde başlayan çevre eylemleri, 2000’li yıllarda geometrik bir artışla yükselişe geçti. Kazdağları’ndan İkizdere’ye, Akkuyu’dan Sinop’a, Cerattepe’ten Akbelen’e, memleketin her yerinde ekoloji mücadelesi sürdü ve sürüyor. Havasına, toprağına, suyuna sahip çıkan insanlar, hayvanlar, bitkiler, dereler, göller, inatla direnmeye devam ediyor. Nâzım Hikmet’in ruhu da hep oralardaydı: “Güzel günler göreceğiz çocuklar”, “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür” dizeleri gök kubbeye yükseliyordu. Bisikletli gruplar da o eylemlerin ayrılmaz parçasıydı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz