Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

KAFFED Genel Başkanı Ünal Uluçay’a itirazımdır

Nisan (2024) sayımızda yaptığımız söyleşide, sorduğumuz sorulardan birine verdiği yanıt nedeniyle Ünal Uluçay’a itirazım var. Soru ve yanıtı hatırlatayım:

Jineps: Programınızda; “Siyasete katılımı destekleyen KAFFED;

Yerel ve ulusal ölçekte başta gençler ve kadınlar olmak üzere toplumumuzun siyasete aktif ve etkili katılımının,

Toplumumuzun hak ettiği şekilde etkili temsilinin desteklenmesi.” yazılı.

Çerkesler içindeki netameli konulardan biridir Türkiye’de siyaset ve siyasi partilerle ilişkiler. Her sosyal tabakaya mensup, farklı siyasi partilere oy veren geniş bir üye tabanı var KAFFED’in. Türk’ten başkasını tanımayan partilere oy veren, üye olan, dahası vekil olan, KAFFED bağlısı derneklerin üyesi, yönetim kurullarında çalışmış Çerkesler de var. Bu durum üzerine konuşulamıyor, normalmiş/doğalmış gibi. Üstelik genel yaklaşım “bütün siyasi partilere eşit mesafede durmak”la özetlenir, ezberlenmiş bir cümledir. Bunun içine “Çerkes, sen Türksün” diyen partiler de giriyor. Bu değerlendirmeyi de dikkate alarak programınızdaki “destekleme” sözcüğünü detaylandırır mısınız?

-Ünal Uluçay: Kimliğimizin reddini, inkâr ve asimilasyonu kişisel ve kurumsal olarak hiçbir şekilde tasvip edemeyiz. Bugüne kadar yaptığımız hiçbir siyasi temasta kimlik inkârına fırsat vermedik. Türkiye’de diğer benzer kimliklerin mensuplarından farklı olarak Çerkesler bir veya iki partide yoğunlaşmış değiller; “Türklerin oy verdiği bütün partilere oy veren” tek toplum belki de biziz. En sağdan en sola kadar tüm partilere oy veren ve bu partilerin kademelerinde de (verdiği oya nispeten çok yetersiz düzeyde de olsa) yer alan bir toplumsal gerçekliğimiz var. Bu yapı KAFFED’in yarattığı bir yapı değil, içerisinde bulunduğu bir realite… ‘Kapsayıcı KAFFED’ anlayışını sadece dernekler olarak değil; siyasal düşünceler anlamında da bir demokratik çoğulculuk ekseninde ele almamız gerekiyor… Kimliğimizin reddi noktasında olan birisinin dernek yönetiminde olduğunu söyleyebilmek oksimoron denilebilecek, oldukça iddialı bir yaklaşım olur. Anlamaya çalışmak ve karşılıklı saygıya dayalı diyalog ile dil, kültür ve kimlik çalışmalarında beraber olabilmenin yollarını aramak gerekiyor…

Kritik noktayı sürekli vurguluyoruz; “Dernekte particilik yapmayan, partide Çerkeslerin hak ve taleplerini savunan” bir siyasetçi profili peşindeyiz. Bir soydaşına baktığında onun ideolojik veya parti kimliğine değil soydaş kimliğine, dil, kültür ve kimlik duyarlılığına odaklanan bir yaklaşıma ihtiyacımız var…

Derneklerimiz hiçbir siyasi partinin “arka bahçesi/Çerkes kolları” da olmamalı, sırf siyasi yaklaşımlarla hiçbir siyasi partinin düşmanı da olmamalı. Kurumlarımızı kişisel siyasi tercihlerimize hapsetmemiz fayda yerine zarar verecektir. Kurumlarımızın önceliği dil, kültür ve kimliğimize ilişkin hak ve taleplerimizin savunulmasıdır…

Soru çok net aslında. Sorunun içinde bunca yıldır yaşanan ve ses çıkarılmayan bir gerçeğin altı çizilmiş durumda.

Türk kimliğinden başka etnik kimlik tanımayan bir partiye üye olan, yönetim kademelerinde çalışan bir “Çerkes”e, dernek veya KAFFED yönetim kurullarında çalışmasına ses çıkarmamayı, görmezden gelmeyi, kapsayıcılık ya da demokratik çoğulculukla açıklamak mümkün değil, başka sözcük ve cümlelerle olabilir ancak, bunun altını çizeyim öncelikle.

Birden fazla kimliğimiz var. Etnik, cinsel, dinsel, siyasi… Bazı kimlikler bir arada duramaz bir insanda. Konumuzla ilgili olanı elbette etnik kimlikle siyasi kimlik.

Çok daha önceden yüzleşmemiz ve yol almamız gereken bir konuydu bu aslında. Bunca zaman sonra Türkiye diasporasında bunu konuşuyor, yazıyor olmak ağır geliyor bana. Aşamamanın nedenleri olmalı. Jineps’in sorusuna verilen bu yanıt, en azından bu dönem de KAFFED’in bu anlamda statükoyu korumaya devam edeceğinin net işareti.

Kültürel çalışmalar yürüten ve önemi yadsınamaz kurumlarımızdır dernekler. Çerkes kimliğini ve kültürünü yaşatmak, yeniden üretmek -bu fasıl ayrıca değerlendirilmeli elbette- ve geleceğe taşımak gibi başat amaç ve hedeflerle kurulur, tüzüklerinde farklı cümlelerle ifade edilse de böyledir temel amaçları. Anadilin önemi de ortada. Yaşadığımız ülkelerin demokrasi düzeyine bağlı bir zeminde yürütülür çalışmalar. Kestirmeden kısa ve öz yazmak gerekirse, etnik kimlik adına temel amaçların gerçekleşmesi için demokrasiye daha fazla demokrasiye gereksinim vardır. Türkiye gibi demokrasisi temsili demokrasiden öteye gidememiş, anayasasında her anlamda tekçi yapıyı tarifleyen ülkelerde, etnik kimliklerin yaşayabilmesi kolay değildir. Yasal engeller her anlamda sıkıntı yaratır. Kimliği kimlik yapan özelliklere yönelik kısıtlamalar anti-demokratiktir ve asimilasyonu destekler. Bir yandan resmi tarih diğer yandan Kürtler üzerinden geliştirilen terör ve bölünme umacıları ile bu durum pekiştirilir. Yüceltilen devletin bekası; özgürlüklerin, adaletin… özünde demokrasinin askıya alınmasını ve hatta totaliterleşmeyi kolaylaştır. Sonuçta kişiler, etnik kimliğini reddeden siyasi partilerde görev alıp derneklerde yönetim kurullarında yer alabilirler ve bu hiçbir anlamda tepki görmez, tepkiyi bırakın normal karşılanır. On yıllardır süren bir gerçekliktir, biliriz, bilincindeyizdir ama ses etmeyiz, tersine ses edenlere tepki gösteririz, sessizce geçiştirilmesine ön ayak oluruz.

Dernekler de dernekleri bir arada tutan federasyonlar da son tahlilde kültürel kurumlardır, siyasi partiler lehine açık tavır almaları zaten zordur, aynı zamanda etik olarak da uygun değildir. Ancak, amacına uygun davranıp kimliği lehine davranacaksa demokrasiden yana/taraf olmak zorundadır. Başka bir yolu yoktur. Yanı sıra ne olmaması gerektiğini de işaret etmek durumundadır. Ana ekseni Çerkes kimliği ve kültürü olduğuna göre, Çerkesi Türk kabul eden, farklı bir etnik kimlik aidiyetini reddeden siyasi partilerle asla ve kat’a bir arada duramaz. Durmamalı değil duramaz. Bu bir düşmanlık değil, konunun doğası gereğidir.

Yanıttaki; “Kimliğimizin reddi noktasında olan birisinin dernek yönetiminde olduğunu söyleyebilmek oksimoron denilebilecek, oldukça iddialı bir yaklaşım olur” cümlesi, bırakın yüzleşmeyi yokmuş gibi davranmaya devam edileceğini net olarak ifade etmekle kalmıyor, gerçekte olanı reddediyor. İki kimliğin bir arada duramayacağını baştan belirttim, sorunun nedeni de bu zaten. “Etnik kimliğimi reddediyorum ama Çerkes Derneği’nde yöneticiyim” demiyor kimse. Böylesi düz mantıkla verilen yanıt, gerçekler açık seçik ortada iken gerçekliğin etrafından dolanmak gibi. Kapsayıcı KAFFED, demokratik çoğulculuk gibi yanıtın içine serpiştirilmiş sözcükler/cümleler durumu kurtarmaya yetmez. Particilik yaptırmıyoruz da kurtarmaz. Siyasete katılmayı teşvik ettiğinizi söylüyorsunuz programınızda.

Çerkeslerin sorun tespiti ve çözüm için siyasetin öznesi olmaları gerekiyor. Bu da yeni bir hareket gerektiriyor. Siyaseten tavır geliştirecek, kahir ekseriyetin onay vereceği yeni bir yapılanma. Derneklerle, federasyonlarla bu iş olmaz. Bugüne kadar pratikler bunu onlarca kez kanıtlamıştır. Patinaj yapmanın ötesinde bir sonuç vermeyen oyalanmaya artık son verip inisiyatif geliştirmek zamanıdır. Bu sorumluluğun esas sahipleri kimlik adına mücadele edenlerdir.

Yaşar Güven
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

Yazarın Diğer Yazıları

“Çerkeslerin anavatana nakilleri için ne anavatanda ne de Türkiye’de bir organizasyon bulunmamaktadır”

Suriye’deki “iç savaş” yani aslında “vekâlet savaşı”, önemli bir göç hareketliliği yaşanmasının nedeni oldu. Kafkasya’dan 19. yy’da sürgün edilen Çerkesler dönemin Osmanlı İmparatorluğu topraklarına...

Kayseri’den bağımsız Çerkes milletvekili adayı Mutlu Akkaya: ‘Bağımsız adaylık ortak kararımızdır!’

Mutlu Akkaya 1977 yılında Kayseri, Pınarbaşı, Kaftangiyen Köyü’nde doğdu. Eğitim hayatı sonrasında uzun yıllar ticaretle ilgilendi. Halihazırda Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim faaliyeti sürdüren bir...

Desteğim Yeşil Sol Parti’ye… Adayım Metin Kılıç

Geleceğimizi belirleyecek önemli bir seçimin arifesindeyiz. Mevcut iktidarın sembolik olmaktan çıkarıp tek adamın ülkeye hükmeder hale getirdiği cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri bir arada. İki hedef...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img