Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

‘Suriye’ Çerkesleri: Wilsoncu Moment hiç geldi mi?

Hep düşünürdüm… “Suriye” Çerkesleri için Wilsoncu Moment (*) hiç gelmiş miydi diye? Tam tamına Wilsoncu Moment değildi gelen, ama ona en yakın şey 1919 yılında yaşanmıştı galiba. Aşağıda bunun öyküsünü okuyacaksınız.

Mısır Seferi Kuvveti’nin komutanı General Edmund Allenby, 21 Eylül 1918’de Balka mıntıkasına üçüncü ve son hamlesini yaptı. Dört gün sonra Amman müttefiklerin eline geçti. Osmanlı ordusu Suriye üzerinden Anadolu’ya çekildi. Suriye’nin İngiliz işgali altına girmesiyle Amman ve Kuneytra’da yaşayan yerel Çerkes kolonileri için zor günler başladı. Bunun için somut sebepler vardı. Vadi Sir Çerkesleri, ikinci Mavera-i Ürdün baskını esnasında Britanyalı askerlere ateş açmışlardı. Bir başka seferde, Suveyleh Çerkesleri ile Salt kasabasında yaşayan Hıristiyan Araplar çatışmışlardı. Balka Bedevileri, Osmanlı devleti tarafından Çerkeslere tahsis edilmiş olan toprakların kendilerine geri verilmesi talebiyle ortaya çıkmışlardı. Mavera-i Ürdün’de Osmanlı idaresinin sona ermesiyle birlikte başta Çerkeslerin komşuları olmak üzere, bazı Arap kabileleri -Osmanlı destekçileri oldukları gerekçesiyle- Çerkeslerin kanını dökmek istemiş, İngilizlerden Çerkesleri cezalandırmalarını talep etmişlerdi. Ne var ki İngilizler buna yanaşmamış, basiretli bir tutum sergileyerek kan dökülmesine meydan vermemişlerdi.

Savaş esnasında çok sayıda yerel Çerkes, Osmanlı ordusu saflarında savaşmak üzere gönüllü olmuştu. Çerkes Gönüllü Süvari Alayı’na Balka mıntıkasında istihbarat toplama, Arap isyancılar ya da müttefiklerle işbirliği yaptığından şüphe duyulan kişileri tutuklama görevi verilmişti. Cemal Paşa, Çerkes Alayı’nın komutanı Mirza Vasfi Bey için tavsiye mektubu bile yazmıştı. Ne var ki Çerkesler kaybedenlerin safındaydı; İngilizler ve Prens Faysal’ın Arap güçleriyle savaşmışlardı. Mirza Vasfi’nin ilk işi Kuneytra, Amman ve civarındaki Çerkes yerleşimlerinde yaşayanları bir arada tutmaya çalışmak oldu. 1918 sonrasında Ortadoğu’yu etkisi altına almış olan Wilsoncu Moment, Çerkesleri ıskalamayacak gibi görünüyordu. Mirza Vasfi, Ocak 1919’da İstanbul’daki Britanya Yüksek Komiseri’ne bir mektup yazarak Britanya hükümetinden Suriye Çerkeslerini korumasını rica etti. Ne var ki mektubuna olumsuz yanıt aldı. Bunun üzerine Hicaz’da görev yaptığı yıllardan tanıdığı Haşimilere yöneldi.

Mirza Vasfi, 1900’lü yılların başında -henüz emekli olmadan- Hicaz’da üç yıl süreyle jandarma olarak görev yapmıştı. Şerif Hüseyin’in babası Şerif Ali’ye doğrudan bağlı olarak çalışmıştı. Şam’daki Faysal hükümeti bu bağlantıdan istifade etmek için Mirza Vasfi’ye çağrıda bulundu. Mirza Vasfi’den Kuneytra Çerkeslerini ve Şam’daki Arap hükümetini korumak üzere savaşçılarıyla birlikte yardıma koşması isteniyordu. Şam’daki Faysal hükümetinin Fransız güçleri karşısında şansı olmadığını düşünen Vasfi Mirza, Maysalun Savaşı’na (Temmuz 1920) katılmadı. Onun yerine, Prens Faysal’ın ağabeyi Abdullah ile müzakere etmeye başladı.

Abdullah ve Vasfi Mirza, 1920 sonbaharında yazışmaya başladılar. Prens Abdullah, eylül ayında muhatabına, “Çerkes aşiretinin lideri” Mirza Bey diye hitap ediyordu. Aralık ayına gelindiğinde hitap şekli değişti. Prens Abdullah, Çerkeslerin liderine Mirza Paşa diye hitap etmeye başlamıştı ve kendi süvari kuvvetlerinin komutanlığını teklif ediyordu. O andan itibaren Kuneytra ve Amman Çerkeslerinin yolları bir daha kesişmeyecek şekilde ayrıldı. Wilsoncu Moment Çerkesleri temelli terk etmişti. Güney Suriye’de (Amman ve civarı) yaşayan Çerkeslerin lideri Vasfi Mirza müstakbel Mavera-i Ürdün devletinin kurucusu Prens Abdullah ile müzakere ederken, Suriye’ye hapsolan Kuneytralı Çerkesler ise çareyi Fransız manda rejimiyle yakınlaşmakta buldular. Kuneytra ve Amman Çerkesleri bundan sonra farklı ülkelerin tebaaları olacaklardı.

 

(*) Wilsoncu Moment: Tarihçi Erez Manela’nın literatüre armağan ettiği terim. ABD Başkanı Woodrow Wilson’un kendi kaderini tayin hakkı ilkesinden ilham alan Ortadoğu (Mısır) ve Asya (Çin, Hindistan, Kore) halklarının bu hakkı elde etmek için ayağa kalkmaları anlamına gelir.

 

Kaynakça:

-Adamiak, Patrick John. “To the Edge of the Desert: Caucasian Refugees, Civilization, and Settlement on the Ottoman Frontier, 1866-1918”. Doktora tezi. University of California, San Diego 2018.

-Grainger, John D. The Battle for Syria 1918-1920 (Woodbridge: The Boydell Press 2013)

-Gullett, H.S. The Australian Imperial Force in the Sinai and Palestine 1914-1918 (Sydney: Angus & Robertson Ltd. 1923)

-Madain, Mathew. Remembered One Hundred Years Later: Al-Salt, Transjordan, and the First World War (Oxford Middle East Review July 3, 2020)

-Manela, Erez. The Wilsonian Moment: Self Determination and the International Origins of Anticolonial Nationalism (Oxford: Oxford University Press, 2007)

Yazarın Diğer Yazıları

Kabardey-Balkar, Nazi işgali, Yahudiler

Kabardey-Balkar Cumhuriyeti’nin başkenti Nalçik 28 Ekim 1942’de Almanlar tarafından işgal edildi. Hukukçu Selim Şadov yönetiminde bir Ulusal Konsey kuruldu. Konseyin üyeleri arasında Devletgeri Tavkeşev, Kasım...

Zulüm ve maskaralık

Romanya’da komünizm, zulümle maskaralığın toplamıydı. Nikolay Çavuşesku, selefinden sinmiş bir ülke devralmıştı. Ayrıca ciddi bir dış desteğe sahipti. Sıkı durun; bu destek hiç umulmayan...

Bir bakmışsın hava “yumuşamış”

Rusya’nın tarihi, özgürleşme çabalarının uğradığı başarısızlıkların tarihidir. Gürcü düşünür Merab Mamardaşvili (1930-1990) Rusya’da despotik rejimlerin norm olduğunu söylerdi. Özgürlüğe açılan parantezler ise istisna. Hoş,...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img