Amerikan müesses nizamı içinde önemli bir yer tutan Rus-düşmanı (Rusofob) lobi, üç ana bileşenden oluşur: Askeri şahinler, liberal şahinler ve Doğu Avrupa milliyetçiliğinin destekçileri.
Her grubun kendi siyasi ajandası vardır. Her grup birbirinden farklı Amerika ve Rusya tabloları çizerler. Aşağıda göreceğimiz gibi, üç grubun çıkarları zaman zaman örtüşür.
Askeri şahinler: Bu gruba göre, ABD dünyanın hegemon gücü veya emperyal merkezi olmalıdır.
Askeri şahinler, Amerikan devletinin güvenliğinin iki koşulun yerine getirilmesiyle sağlanacağına inanırlar: (1) Dünyanın en önemli askeri kapasitesinin ve enerji rezervlerinin denetlenmesi; (2) Amerikan değerlerinin dünyaya başarıyla yayılması.
Amerikan hegemonyasına duydukları sarsılmaz inancın gereği olarak Rusya (veya başka ülkelerin) çıkar ve önceliklerini dikkate almazlar. Rusya ve Kremlin’i, jeopolitik bir rakibin doğuşu ve güçlenmesi bağlamında eleştirirler.
Kremlin’in enerji sektöründe artan etkinliğine itiraz, Çeçenya meselesinde uluslararası müdahale çağrısı, NATO’nun doğu yönünde genişlemesi hamleleri ancak bu jeopolitik rekabet karşısında duyulan endişe ile açıklanabilir. Demokrasi veya insan hakları öncelikli konular değildir.
Liberal şahinler: Bu gruba göre ABD’nin birincil önceliği, Amerikan-tarzı demokrasiyi dünya çapında yaymak olmalıdır. Uygulamada ise silaha dayalı dış politika ajandasını desteklerler.
Birçok liberal şahin geçmişte NATO’nun doğu yönünde genişlemesini ve Yugoslavya’nın bombalanmasını savunmuştur. Bazıları ise Amerika’nın 2003 Irak işgalinin arkasında durmuştur. Rusya konusunda, askeri şahinlerle işbirliği yaparlar.
Madeleine K. Albright, Joseph R. Biden ve Richard C. Holbrooke gibi isimler bu kümeye mensuptur. Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya’da renkli devrimlerin arkasında -liberal şahinlere yakınlıklarıyla bilinen- National Endowment for Democracy (NED) ve Soros Vakfı gibi kuruluşlar olmuştur.
Doğu Avrupalı milliyetçiler: Bu grup, Rusya’yı yayılmacı bir devlet olarak görür. Rusya’nın demokratikleşmesi konusunda iyimser değildir. Küresel Amerikan hegemonyasının tesisi için askeri şahinlere yakın dururlar.
Neo-Sovyet emperyal restorasyon tehdidini önemserler. Bu tehdit karşısında, NATO’nun varlığını sürdürmesi ve Avrupa’daki askeri gücünün zayıflamaması gerektiğini savunurlar.
Bir dizi tanınmış isim Doğu Avrupa kökenlidir: Paul Goble (Baltık); Madeline Albright (Çek); George Soros (Macar); Zbigniew Brzezinski ve Richard Pipes (Polonyalı), Paula Dobriansky (Batı Ukraynalı).
1950’li yıllarda, Batı Ukraynalı mülteci Lev E. Dobriansky (Paula Dobriansky’nin babası) bir metin kaleme aldı. Metin, ABD Başkanı Dwight Eisenhower tarafından imzalanarak Esir Milletler Haftası Yasası olarak kabul edildi. Metne göre Doğu Avrupalı ve başka halklar -sadece Sovyet rejimi tarafından değil- aynı zamanda ve aslında Rusya tarafından tutsak edilmişlerdi.
Belge, “Rus komünizmi” deyişini dolaşıma soktu. Böylece Sovyet ve Rus kelimeleri özdeş hale geldi. Bu anlayışa göre, etnik Rusların Sovyet sisteminden kurtulmaları kesinlikle mümkün değildi. Ruslar esir millet olarak tanınmadılar. Onlar, diğer halkları esaret altında tutuyordu.
Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bile, Esir Milletler Haftası anılmaya devam etti. Etkinlik, Rusların zihninde, Amerikalılara egemen olan Rusofobinin yaşayan bir kanıtı haline geldi.
Kaynakça: Tsygankov, Andrei P. Russophobia: Anti-Russian Lobby and American Foreign Policy (New York: Palgrave Macmillan, 2009)








