Berlin Alevi Toplumu (BAT) Cemevi tarafından düzenlenen panelde, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinden günümüze Aleviler ve diğer kimliklere yönelik politikalar ele alındı. Ulaş Yunus Tosun’un haberine göre, 20 Ocak’ta Berlin Cemevi’nde düzenlenen panelin konuğu tarihçi, yazar Erdoğan Aydın’dı.
Moderatör Ercan Atmaca’nın selamlama konuşmasının ardından söz alan Erdoğan Aydın’ın açıklamalarından bazı önemli başlıklar şöyle: “Siyasal İslamcıların devleti ele geçirme, kurumlaşma, hayatın her ayrıntısını İslamcılaştırma çabası karşısında, başta Alevi toplumu olmak üzere toplumun geniş kesimlerinin adeta Kemalizm’e sığınmaya çalıştığı bir dönemde bulunuyoruz. Adeta kuruluş döneminin hakikatiyle yüzleşmekten kaçan, bunu yaptığımızda da mevcut iktidara yarayacağını düşünen çok sayıda arkadaşımız, komşumuz, dün mücadele arkadaşımız olan pek çok insanla karşılaşıyoruz. Ancak bu sorgulamayı yapmadığımız müddetçe bizler egemenlerin belirlediği ve sadece onların çıkarlarına hizmet eden bakış açılarına yedeklenmekten başka bir sonuç da üretemiyoruz.
“Türklük vurgusu bir anayasal madde haline getirilmiştir”
Nitekim Türkiye’nin bütün kritik dönemlerinde başta Türkiye’nin sosyalistleri ve iki büyük ezilen kimliği Alevilerle Kürtler olmak üzere genellikle egemen güç odaklarından bir tanesine yedeklenmek gibi bir savunmaya düşebiliyoruz. Oysa sağlıklı bir yerden yaklaşıldığında gericilik üreten mevcut iktidara karşı mücadele ederken kendimiz olmaya, kendi sorunlarımızı gündemde tutmaya, kendi çözümlerimizi dayatmaya devam ederek herkesle ittifak yürütebiliriz. Ama bunu yapabilmek için mutlaka geçmişle ve kendimizle ilgili doğru bilgilere ihtiyacımız var.
1924 Anayasası’nın çıkarıldığı güne kadar hiç kimse Kürtlerle Türkler, Kürtlerle Çerkesler, Çerkeslerle Lazlar ve benzeri arasında bir hiyerarşi yapmıyordu. 1. Meclis’te farklı kimlikler yer almıştı. En azından alenen yapmıyordu. Hatta 1923’te resmi dil ilan edilen Türkçe düzenlemesi getirildiği zaman bile sadece farklı kimlikler arasındaki ilişki ‘daha iyi olsun’ görüntüsüyle gerçekleştirilmişti.
Fakat 1924 Anayasası’nda ‘herkes Türktür’ tanımı yapılır ve bütün hak ve özgürlükler ‘Türklerin’ ön vurgusu ile yapılır. Türklük vurgusu bir anayasal madde haline getirilmiştir. Artık bir önceki dönemde işgalcilerin yenilmesini sağlayan o geniş toplumsal ittifaka buradan sonra ihtiyaç kalmamıştır.”
Aydın’ın konuşmasından sonra panel, soru-cevap bölümü ile sona erdi.







