Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Abhazya’da kadın olmak: Sınırlandıran saygı, görünmeyen emek, dönüşen umutlar

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, ortaya çıkış şekliyle kadınların eşitlik mücadelesini hatırlattığı kadar, farklı coğrafyalarda ve kültürlerde kadın olmanın ne anlama geldiğini yeniden düşünmek için de bir fırsattır. Abhazya’da kadın olmak ise bu evrensel anlatının kendine özgü tarihsel deneyimler, güçlü gelenekler ve sessiz ama derinden bir toplumsal rol ile şekillenmiş halidir diyebiliriz kısaca.

Bu coğrafyada kadının kimliği çok katmanlıdır. Hem anavatanda hem diasporada Abaza kadını, yalnızca ekonomik üretimin değil; dilin, kültürün ve kolektif hafızanın da taşıyıcısıdır. Yalnızca aile içinde değil; toplumsal olarak da varoluşun sürekliliğini sağlayan temel aktörlerden biridir. Bu rol, çoğu zaman gönüllü, karşılıksız ve görünmez emek biçiminde gerçekleşir. Bu bağlamda diğer Çerkes halklarında olduğu gibi, Abhaz toplumunda da kadın yalnızca birey değil, aile kültürünün ve toplumsal dengenin taşıyıcısıdır. Ne yalnızca mağdur ne de yalnızca yüceltilmiş bir figürdür; her dönemde, yüksek sesle konuşmadan, merkezde görülmeden ama vazgeçilmez bir ağırlıkla hayatın tam içinde, çoğu zaman sessiz bir güç olarak var olmuştur. Ancak bu merkezi rol her zaman kamusal görünürlük ve karar alma gücüyle örtüşmediği gibi; kadın olmak, saygı görmek ile sınırlandırılmak, korunmak ile yükün çoğunu taşımak, görünür olmak ile söz sahibi olamamak arasında ince bir çizgide yürümek demektir adeta…

Saygı dilini anlamak

Abhaz toplumunda kadına verilen değer, çoğu zaman Batı kaynaklı modern eşitlik söylemlerinden farklı bir toplumsal temelde şekillenmiştir. Kadın, toplumun ahlaki sınırlarını temsil eder, aile ve kültürel değerlerin gelecek nesillere taşıyıcısı olarak görülür. Bu saygı günlük hayatta küçük ama belirgin jestlerle kendini gösterir. Ortamda bulunan kadının sözü kesilmez, yüksek sesli tartışmalara dahil edilmez, kamusal alanda itibarı zedelenmez, incitilmemesi, korunması ve yüceltilmesi gereken, bu yönüyle de adeta toplumun kendisini “ahlaklı” ve “medeni” olarak tanımlama biçimlerinden biridir.

Yaş almak, bu coğrafyada kadını değersizleştiren değil; aksine bilgelik ve deneyim bağlamında değerini artıran, ona ağırlık kazandıran bir unsurdur. Özellikle orta yaş üzeri kadınların toplumsal konumu giderek güçlenir, aile içinde ve topluluk düzeyinde danışılan, arabuluculuk yapan ve denge gözeten aktörler haline gelirler. Bu yönüyle Abhazya, modern toplumlarda sıkça karşılaşılan, yaşlandıkça görünmezleşen kadın anlatısına önemli bir karşı örnek sunar.

Diğer yönden ise bu saygı biçimi çoğu zaman kadını “vitrine yerleştiren” sembolik bir konumla birlikte gelir. Kadın görünürdür ama dokunulmazdır; temsil edilir ama çoğu zaman doğrudan temsil etmez. Bu pozisyon bir yandan kadını toplumun onuru olarak koruyup yüceltirken, birçok açıdan da kamusal alanda sınırlandırır, bireysel hareket sahasını daraltır.

Gündelik hayatın sessiz ekonomisi

Abhazya’da kadınların topluma katkısı yalnızca sembolik değildir; bunun çok ötesinde, son derece somut ve yaşamsaldır. Hane içi üretim, küçük ölçekli tarım faaliyetleri, hayvancılık, evin ve aile üyelerinin günlük bakımı, ev yapımı ürünler, yerel pazarlarda satış ve küçük çaplı ticari faaliyetler büyük ölçüde kadınların omuzlarındadır.

Bu emek çoğu zaman resmi istatistiklerde yer almaz, çoğu zaman ekonomik faaliyet olarak tanımlanmaz ve çoğu zaman “zaten yapılması gereken” doğal bir görev gibi görülür.

Oysa özellikle savaş sonrası dönemlerde, ağır ambargo koşullarında, ekonomik krizlerde ve belirsizlik zamanlarında, en küçük ama en güçlü sosyal birim olan ailelerin ayakta kalmasını sağlayan ana unsur, bu pek de görünmeyen kadın emeği olmuştur. Abhaz kadını, küçük ölçekli gündelik ekonomi içinde hem üretici, hem düzenleyici hem de kriz yöneticisi rolü üstlenmiştir. Sessizdir ama vazgeçilmezdir, aslında toplumun ana omurgasını ayakta tutan yegâne vazgeçilmez taşıyıcıdır.

Bu emeğin görünmezliği ya da yeterince karşılığını bulamaması, yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda politik bir sorundur. Çünkü tanınmayan emek, talep edilemeyen haklar anlamına gelir.

Yaşamı ve direnciyle örnek bir Abhaz kadını figürü olan Sariya Lakoba, eşi efsanevi lider Nestor Lakoba ile birlikte mutlu günlerinde…

Güçlendiren ve yoran Sovyet mirası

Sovyet dönemi (SSCB), Abhazya’da kadınların eğitime ve kamusal alana daha geniş ölçüde ve yoğun biçimde dahil olduğu bir dönem olarak hafızalarda yer alır. Eğitim, sağlık başta olmak üzere birçok alanda kadınların hukuki düzeyde eşit yurttaşlar olarak tanımlanması, çalışma hayatında istihdama katılmaları bu dönemin önemli kazanımları arasındadır. Kadın artık “çalışan birey” olarak tanınmış ve kamusal görünürlük kazanmıştır.

Ancak bu görünürlük, ev içi sorumlulukların ortadan kalkması anlamına gelmediği için kadınlar hem tam zamanlı çalışmış hem de evin, çocukların ve yaşlıların tüm yükünü taşımaya devam etmiştir. Bu “çifte yük”, Sovyet sonrası dönemde sosyal devlet unsurlarının zayıflamasıyla daha da ağırlaşmıştır.

Bugün dahi Abhazya’da kadınlar, sınırlı istihdam olanaklarına rağmen üretmeye devam etmekte; ancak bu üretim, toplumsal ve siyasal temsil olarak karşılığını aynı ölçüde alamamaktadır.

Batal Copua’nın arşivinden

İçeriden bir tanıklık

Abhazya’da yaşamış biri olarak gözlemim şudur: Bu coğrafyada kadına verilen değeri yalnızca “baskı” ya da “özgürlük” gibi net, keskin, tek bir kavramla açıklamak mümkün değildir. Bunu özetlemek gerekirse; kadınlar, çoğu zaman yüksek sesle konuşmadan da alan açabilen; doğrudan görünmeden de sınır çizebilen bir toplumsal ağırlığa sahiptir diyebilirim. Bu özsaygı, gündelik hayatın küçük jestlerinde, sessiz kabullerde ve örtülü kurallarda kendini belirgin şekilde gösterir.

Ancak özellikle genç kuşak kadınlar için bu sembolik saygı artık yeterli değildir. Bugünün Abhaz kadını, korunmanın ötesinde katılım; temsil edilmenin ötesinde söz ve karar hakkı talep etmektedir. Bu talep bir reddiye ya da kopuş değil, kadına atfedilen değerin yeniden tanımlanması ve dönüşmesinin çağrısıdır diyebilirim.

Umuda açılan bir 8 Mart

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Abhazya’da kadınlar için yalnızca bir kutlama günü değildir. Aynı zamanda görünmeyen emeğin görünür kılınması, sembolik saygının gerçek eşitlikle tamamlanması için bir hatırlatmadır.

Bu topraklarda kadınlar, geçmişte olduğu gibi bugün de toplumu ayakta tutan ana güçtür. Onların emeğinin tanındığı, sözlerinin duyulduğu ve karar mekanizmalarında yer aldığı bir Abhazya; yalnızca kadınlar için değil, toplumun bütünü için daha güçlü ve adil bir gelecek anlamına gelecektir.

Kadınların hem yükü hem umudu taşıdığı bu coğrafyada, 8 Mart; sessiz direncin, gündelik emeğin ve değişim ihtimalinin adıdır.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Yazarın Diğer Yazıları

Çerkesler hak mücadelesinde Yeşil Sol Parti adayı Metin Kılıç’tan umutlu

Türkiye’nin yakın dönemdeki siyasal tarihinde köklü bir değişime zemin hazırlayacak olan Mayıs’2023 seçimlerinde, milletvekili adaylarının yarışı gittikçe hız kazanıyor. Çerkes kimliğiyle ön plana çıkan Metin...

‘Aynı Gökyüzü Altında’ birbirimizin rengiyiz

2015 Eylül’ünde Bodrum kıyılarına vurmuştu üç yaşındaki Aylan bebeğin cansız bedeni. Görüntülerin tüm dünya gibi bizi de derinden sarstığı günlerde, daha ilgiyle takip...

Abhazya’da kadın sorunsalına genel bakış

Günümüzde yaşam şartlarımızı zorlaştıran çok sayıda ihmal edilmiş veya çözülememiş problemimiz varken kadın-erkek eşitsizliğini konuşuyor olmamız, insanlığın gelmiş olduğu noktada bu sorunu hâlâ aşamamış...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img