Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Siyah at

Hacıosman Köyü’nde, yarısı yıkılmış bir evin önündeyim. Evin dökülmüş sıvalarının altından, birbirine geçmiş ince ağaç örgüler görünüyor. Türkiye ve Abhazya’da hâlâ örnekleri bulunan birçok Çerkes evinde olduğu gibi, erkekler ağaçları hazırlar, örer; kadınlar ise samanlı, yapışkan toprakla örgü duvarı içten ve dıştan sıvar.

***

Bugün yıkık olan bu evde, 1882 yılında Agerbi İzzet dünyaya geldi ve bu köyde büyüdü. Fazla uzun boylu olmayan bu gencin çok iyi bir binici ve nişancı olduğu dilden dile söylenirdi. Evin yanında bulunan ahırda ise Agerbi İzzet’e uzun yıllar eşlik etmiş, simsiyah atı kalırdı. Kaması belinde, mavzeri omzunda, siyah atının üstünde defalarca çıkmış İzzet o ahırdan: Askerliğini yaptıktan sonra 1912’de Balkan Savaşları’na katılmak üzere; birkaç yıl sonra ise 21 Hacıosmanlı erkekle birlikte 57. Alay’da savaşmaya.

İşgal altındaki günlerin bir gecesinde, gençler köyün ortasında, Şevketlerin bahçesinde toplanır. Çok neşeli, güzel bir eğlence başlar. Birkaç Yunan askeri gelir bakar ki eğlence, müzik, oyun güzel, biraz seyrettikten sonra çadır kurdukları Hunca Neşat’ın tepesine çıkarlar.

Gecenin ilerleyen saatlerinde kızlar evlerine bırakılır, ışıklar söndürülür. Gençler büyük bir sessizlikle geri döner Şevketlerin evine, ahırlara girip saklanır. Vakit gece yarısını geçtiğinde gençlerde bir hareketlenme başlar. Köyün diğer gençleri gibi, Agerbi İzzet de sessizce ahıra gider, siyah atına biner ve omzunda mavzeri, belinde kaması grubun en önünde yola çıkar. Hedef, Bandırma’daki Yunan cephaneliğidir. Başarılı bir baskından sonra geldikleri gibi dörtnala dönerler köye.

Baskın sonrasında köyde ayrı bir heyecan vardır. Bekleyenler köyün kadınlarıdır. Acaba gittikleri kadar mı dönecekler, başarılı oldular mı? Uzun bekleyişin ardından atlılar görünür. Ne kayıp, ne yaralı var mı sormadan, kadınlar görevi devralır.

Hacıosman Köyü’nde sabaha karşı sokaklar süpürülüyorsa mutlaka gece hareketli geçmiştir. Nitekim, eşlik ettikleri diğer biniciler ve atları gibi, Agerbi İzzet eve alınırken, siyah atı da ahıra götürülür; kadınlar tarafından teri kurulanır, ayakları temizlenir. Köyün yaş almış kadınları ise sokakları süpürür, hiçbir iz kalmadan, sessizce. Yaralılara atalarından öğrendikleri bakım ve tedavileri uygularlar.

Baskın sonrası Yunan askerleri toparlandıktan sonra düşerler yollara, ilk kanı “Bu baskını Çerkesler yapmıştır” olur. İz sürerek köye kadar gelirler. Sokaklar tertemiz, herkes yatağında uyuyor; ahırlara girerler, atlar kupkuru, ayakları da gayet temiz. İzleri takip ederek geldikleri köyde hiçbir ispat bulamadan, elleri boş dönerler.

***

Agerbi İzzet bu büyük savaşlardan çeşitli yaralanmalarla ama en önemlisi sağ olarak döndü. Döndüğünde yanında siyah atından başka kimse yoktu. Babası ve annesi ölmüştü. Annesi bu kez açamadı evinin kapılarını, İzzet’i hemen içeri alamadı. Cepheden cepheye koşarken 40’lı yaşlarına gelmiş, bir yuva kurmayı bile düşünememiş ve şimdi köyünde, evinde, yorgun ve yapayalnızdı.

Farklı cephelerden sağ kalan köylüleri, arkadaşları da birer birer evlerine döndüler. Sevinç, hasret, yaralar, üzüntü, yoksulluk; savaşlarda yaşadıklarını henüz dile getirip anlatmaya zaman bulamadan, cami kapısına asılan bir duyuruyla çalkalandı bütün köy. Agerbi İzzet dahil tüm Hacıosman Köylüler, diğer soydaşları gibi 1923 yılının 21 Haziran’ında Manyas-Gönen Sürgünü’nde bir bilinmeze gidecekti.

Sadece tarih belliydi. Nasıl gideceklerini, nereye gideceklerini, neden gideceklerini kimse bilmiyordu. Agerbi İzzet’in toplanacak bir eşyası yoktu, sadece ona eşlik edecek atı vardı. Var olan eşyası, ona sorulmadan, gelen simsarlara yok pahasına verilmişti. Atıyla kağnılara eşlik etmek üzere giyinip hazırlanmışken, yıllardır ona yoldaşlık yapmış atının da artık ona ait olmadığını öğrendi; o simsiyah atına çoktan göz koyan biri, yedeğine almıştı bile.

Atsız, kamasız, mavzersiz, son bir defa arkasını döndü, evine baktı ve köy meydanına yürüdü. Meydanda kağnılar, komşuları, küçük çocuklar, ağlayan bebekler… Agerbi İzzet ve arkadaşları, hemen görev dağılımı yaparak kağnılara yaya olarak eşlik ettiler. Bandırma ve Manyas arasındaki Aksakal Tren İstasyonu’na gelince kafile durduruldu ve diğer köylerden gelen kafilelerle birleştirildi. Jandarmalar erkeklere diz çöktürünce infaz edileceklerini düşündüler. Kimse vagonlara istiflenip Afyon’a gönderileceklerini tahmin bile edemezdi; uğruna kan döktükleri bu topraklarda ölüm, sürgünden bile daha olasıydı.

Çok güç şartlarda yapılan bu yolculuklarda, izin verilen konaklama yerlerinde herkes ailesi ile çadır kurup konakladı. Tek başına olan Agerbi İzzet’in birden fazla çadırı oldu; sokakları süpüren anneler onu hiç yalnız bırakmadı. Kafile Malatya’ya vardıktan bir süre sonra, alınan yeni bir emirle kendi köylerine geri gönderildiklerini öğrendi. Bir buçuk-iki yıl süren bu sürgünden sonra köylerine dönmeyi başaranlar, evlerine yerleştirilmiş göçmenlerle karşılaştı. Uzun mücadeleler sonucunda, nihayet evlerine kavuştular. Sadece dört duvar kalan evlerine, yağmalanan evlerine…

Agerbi İzzet 1960’lı yıllara kadar yalnız yaşadı. Bahçesinde meyve ağaçları yetiştirdi. Onu çocukken tanıyan köylüler, İzzet Dede’nin ceviz ağacına gelen kuşları kovmak için kimsenin anlamadığı bir şarkıyı bağırarak söylediğini hatırlar. Mutlaka Ubıhçaydı o şarkılar.

***

Evin yıkık ahırına bakarken, bana anlatılan İzzet Dede’yi o simsiyah atının üzerinde hayal edip, zamanın çoktan alıp götürdüğü hayatlardan uzaklaşıyorum.

Benimle anılarını uzun uzun paylaşan (Çuw) Fikri Sayıner’e (D.1926-Ö.2025) rahmet ve minnetle…

Yazarın Diğer Yazıları

‘Babaannem’e…

Doğduğu köyünden küçük bir çocukken alındı Nefise. Bir gün köye gelen atlılar saray için uygun gördüler ve aldılar gittiler Nefise’yi. Sarayda hem büyüdü, hem...

Bir Çerkes – Ubıh Yazar Kadın Portresi: Hayriye Melek Hunç

Diyane (Anamız) 12 Mart 1920 Sayı: 1 Çerkes Kadınlarını Teavün Cemiyeti’nin düşünce dergisi olarak 12 Mart 1920 tarihinde çıkarılmaya başlandı. İdare merkezi Beşiktaş, Akaretler’de olan bu derginin...

Bir Çerkes – Ubıh Yazar Kadın Portresi: Hayriye Melek Hunç

Bu çalışma, İstanbul’da faklı etnik ve kültürel alanlarda faaliyet gösteren sivil toplum aktörlerine yönelik olarak 1 Nisan 2017-31 Mart 2018 tarihleri arasında İstanbul Bilgi...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img