Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Analiz: ‘Küresel Güney’: Bir terimin kökleri

“Küresel Güney” terimi, 1969 yılında dolaşıma girdi. Terimi literatüre sokan, Amerikalı yazar ve Yeni Sol aktivisti Carl Ogelsby idi.

Ogelsby, Kuzey’in “Küresel Güney” üzerindeki hegemonyasının tahammül edilmez bir toplumsal düzene yol açtığına işaret ediyordu.

Dönemin yaygın inanışına göre yerküre, üç dünyaya bölünmüştü. Fikir babası Fransız nüfusbilimci Alfred Sauvy idi. Tezini ilk defa 1952 yılında dile getirmişti.

“Birinci Dünya” ABD ve Batılı müttefikleri; “İkinci Dünya” Sovyetler Birliği ve Doğu Bloku ülkeleri; “Üçüncü Dünya” ise “gelişmekte olan ülkeler”den oluşuyordu. Bu ülkelerin çoğu hiçbir uluslararası bloka mensup değildi. Yakın zaman önce bağımsızlıklarını kazanmışlardı.

***

“Küresel Güney” terimi, 1970’li yıllarda “Üçüncü Dünya” ile eşanlamlı kullanılmaya başladı. Buna yol açan faktör, “Yeni Uluslararası İktisadi Düzen” çağrısıydı.

Ama terimin yaygınlık kazanması, asıl olarak 1980 Brandt raporu ile oldu.

Rapor, Batı Almanya Şansölyesi Willy Brandt’ın başkanlığını yaptığı uluslararası bir komisyon tarafından kaleme alındı.

Belgede, daha yüksek ‘Kişi Başına Düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya sahip ülkeler (ki bunlar kuzey yarıkürede yer alıyorlardı) ile daha yoksul ülkeler arasındaki farka vurgu yapılıyordu.

Brandt hattı, hayali bir sınır çizgisinin adıydı. Hat, Rio Grande Nehri’nden başlıyor ve Meksika Körfezi-Atlas Okyanusu-Akdeniz-Orta Asya rotasını takip ederek Pasifik Okyanusu’na uzanıyordu. Yoksul ülkelerin çoğu bu hayali sınırın güneyine düşüyordu.

Ne var ki Brandt hattı, coğrafi bakımdan, kusurlu bir tanımdı.

Aralarında Hindistan da olmak üzere, “Güney” olarak tanımlanan ülkelerin birçoğu esas olarak kuzey yarıkürede yer alıyordu. Buna karşılık, “Kuzeyli” sayılan Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkeler ise ekvatorun altında bulunuyordu.

***

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle, “Üçüncü Dünya” terimi iki sebepten ötürü gözden düştü. Birincisi, “İkinci Dünya” bir kategori olarak artık mevcut değildi. İkincisi, “Üçüncü Dünya” pejoratif bir deyimdi; geriliği ve istikrarsızlığı çağrıştırıyordu.

Buna karşılık, “Küresel Güney” daha nötr ve çekici bir terimdi.

Küresel Güney, giderek daha fazla 77’ler Grubu (G77) ile anılmaya başladı. G77, bağımsızlığını yeni kazanmış ve gelişmekte olan ülkelere verilen addı. Bu ülkeler 1964 yılında Birleşmiş Milletler çatısı altında bir araya geldi. Amaçları, ortak iktisadi çıkarlarını savunmak ve müzakere etme kapasitelerini güçlendirmekti.

Yazarın Diğer Yazıları

Analiz: Patria Grande

Bu yazımda Latin Amerika’nın birlik ülküsünü anlatmak istiyorum. Geçmişte akim kalmış, ama umut olarak yarınlara taşınmış bir idedir “patria grande” (geniş vatan). Bazı yönleriyle...

Sosyalistçe “Buradayım” demek

Bund, sosyalist Yahudi örgütüydü. 1897’de, yani Dünya Siyonist Örgütü ile aynı yıl kuruldu. Bundistler, Siyonizme güçlü (ve ilkeli) biçimde itiraz ediyorlardı. Varşova getto ayaklanmasının Bundist...

Analiz: AfD mutabakat sistemini tehdit ediyor

Eylül ayı içinde yapılan Saksonya-Anhalt eyalet seçimlerinden, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) birinci parti olarak çıkmayı başardı. AfD, beş yıl önceki seçimlere göre...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img