Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Emek ve doğa birlikte direniyor

Türkiye’nin farklı şehirlerinde ekoloji hareketine ve emekçi sol örgütlere yönelik siyasi operasyonlar ardı ardına geliyor. Son birkaç ayda çok sayıda ekolojist, sendikacı, gazeteci ve sosyalist tutsak edildi. Toplumsal yaşamın farklı alanlarındaki direniş odaklarını zayıflatmaya, örgütlü mücadeleyi dağıtmaya dönük özel bir yönelim olduğu açıkça görülüyor.

Emek örgütleri ile ekolojistlerin birlikte hedef alınması ise tesadüf değil. Türkiye’de egemen ekonomik düzen, işleyişini doğa talanı ve emek sömürüsü üzerine kuruyor. Doğanın talanına karşı çıkanlar ile emekçilerin haklarını savunanlar, aynı düzenin çarklarına birlikte çomak sokuyor.

Bu tabloyu somut gelişmelerde de görmek mümkün.

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün şubat ayında ilan ettiği 317 No’lu ihalede 67 ilde 485 maden ruhsat sahası satışa çıkarıldı. Nevşehir’in yüzölçümünden büyük bir alan şirketlere tahsis edildi.

Milli Parklar Yasası’nda yapılan değişikliklerle, endemik türlere ev sahipliği yapan doğal koruma alanlarının turizm ve maden faaliyetlerine açılmasının önü genişletildi. Aynı dönemde yeni enerji projeleri gündeme gelmeye devam ediyor.

Muş-Varto ve Bingöl-Karlıova’da planlanan jeotermal enerji santralı projeleri, yalnızca doğayı değil, bölgedeki 22 köyün yaşamını da doğrudan tehdit ediyor.

Doğa talanı bu hızla sürerken, buna karşı çıkanların hedef alınması şaşırtıcı değil.

Şubat başında Polen Ekoloji Kolektifi üyeleri Cemil Aksu, Cemre Nayir, Pınar Gayıp ve Yağmur Apa ile Bakırtepe Çevre Platformu’ndan Aytaç Sarıkaya ve Aynur Ergül tutuklandı. Polen Ekoloji’den Tuğçe Eylem Ceylan’a ise ev hapsi verildi. Aynı süreçte DİSK’e bağlı Limter-İş Sendikası üyeleri ve yöneticileri İleri Devrim Yurtsever, Beycan Taşkıran, Kanber Saygılı, Hakkı Demiral, Aydın Kılıçdere de tutuklandı.

17 Şubat’ta ise Polen Ekoloji üyesi olduğumuz için Yücel Kurşun ile birlikte gözaltına alındık ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldık.

Peki, bu operasyonların gerekçesi neydi? Dosyalarda neler “suç” olarak yer aldı?

Cemil Aksu’nun Kanal İstanbul projesi hakkında başka ekolojistlerle yaptığı telefon görüşmeleri; gazeteci Pınar Gayıp’ın Cumartesi Annesi Emine Ocak’ın cenazesine katılması; benim ekolojik sorunlara ilişkin basına verdiğim demeçler “suç” olarak dosyalara kondu. Limter-İş Sendikası üyelerinin evinde bulunan sendika önlükleri bile “suç delili” sayıldı. Demokratik haklar kapsamında yürütülen faaliyetler kriminalize edildi.

Aslında tutuklamaya bahane edilen “gerekçeler” bir yana, burada asıl amaçlananın doğa talanı ve emek sömürüsüne karşı gelişen itirazı bastırmak, örgütlü güçlere gözdağı vermek ve meşru bir hak olan direnişi ve direniş odaklarını toplumsal alandan kazıyıp sökmeye çalışmak olduğu açık.

Mart ayında tablo daha da genişledi. Gaziantep’te direnişteki Sırma Halı işçilerine destek veren BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen tutuklandı. Muğla İkizköy’de Akbelen direnişinin öncülerinden Esra Işık, acele kamulaştırmaya karşı çıktığı için hedef alındı.

Ardından, Akbelen direnişine destek veren Umut-Sen örgütlenme koordinatörü Başaran Aksu sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklandı. Onun tutuklanmasına tepki gösteren Bağımsız Maden-İş üyesi Doğukan Akan da aynı şekilde tutuklandı.

Zincirleme biçimde ilerleyen bu tutuklama dalgası söz, eylem ve örgütlenme özgürlüklerinin, muhalif her türden potansiyelin kendisini hedef alıyor. Tutuklanan bu isimler elbette birbirinden bağımsız değil. Doğa talanına ve emek sömürüsüne karşı çıkan, örgütlü mücadelede yer alan ve toplumsal direnişi büyütmeye çalışan öncüler olarak hedefteler.

Bu süreçte bir kez daha görünürleşen diğer şey ise ekoloji ve sınıf mücadelesinin birliği denebilir. Ekoloji mücadelesi sadece “doğaseverlik”, “çevreyi koruma” olarak görülemez. Ekoloji mücadelesi, bir sınıf mücadelesidir. Doğayı savunurken emekçi halk aynı zamanda yaşam alanlarını, zeytinliklerini, tarla ve meralarını, su kaynaklarını savunur. Sermaye sahiplerine kazanç sağlayan projeler doğayı tahrip ettiğinde, bu yıkımdan en çok yoksullar ve emekçiler etkilenir. Fabrikalarda, tersanelerde ve işyerlerinde doğayı kirleten toksik maddelere en çok işçiler ve emekçiler maruz kalır. Madenlerde alınmayan iş güvenliği önlemlerinin sonucu “kaza” denen felaketlerde zarar görenler yine işçilerdir. Emeği sömürülen, ağır koşullarda çalıştırılan işçiler çoğu zaman temiz hava soluyamaz, sağlıklı gıdaya erişemez, insanca barınma koşullarına sahip olamaz. Tüm yaşamı kuşatan bu sorunlar hem ekoloji mücadelesinin hem de sınıf mücadelesinin gündemleridir.

İktidarın tüm baskıları ve tehditlerine rağmen, Türkiye’de çevre mücadelesi ve emek mücadelesi sindirilmiş değil. Gelin, nisan ayının direniş panoramasından örneklere bakalım şimdi de.

Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik işçileri ödenmeyen maaşları ve iş güvenliğinden yoksun çalıştırılmaya karşı Eskişehir’den Ankara’ya yürüyüş başlattılar. 17-18 Nisan’da Giresun Tirebolu’da madenciliğe karşı büyük köylü mitinginde köylüler, fındık üreticileri, ekolojistler bir araya geldi. Akbelen Ormanı çevresinde verilen acele kamulaştırma kararının ardından keşif süreci devam ederken, köylüler “Esra’mız, Köylerimiz, Yurdumuz için Dayanışmaya çağrı” diyerek bir buluşma örgütlediler. 24 Nisan’da Muş-Varto, 25 Nisan’da Bingöl-Karlıova’da bölgedeki JES projelerine karşı büyük mitingler hazırlandı. Çernobil’in 40. yılında Sinop’ta “Nükleer Karşıtı Miting” örgütlendi. Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, 26 Nisan’da Kadıköy’de doğa talanına karşı miting düzenledi.

Ülkenin her köşesi sermayenin kuşatması altında. Fakat direniş de her bir köşede sürüyor.

Umutlu olmak için çokça neden var.

Çise Yıldız
Çise Yıldız
Anadolu Üniversitesi sosyoloji bölümünde okudu. Ankara Üniversitesi sosyoloji bölümünde göç, mültecilik ve toplumsal cinsiyet konulu çalışmasıyla yüksek lisans eğitimini tamamladı. Polen Ekoloji Kolektifi üyesidir, 2021 yılından beri kolektifle birlikte ekoloji alanında çalışmalarına devam etmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Yıkımın 3. yılında: Yeniden inşa nasıl ilerledi?

Şubat depremlerinin 3. yıldönümündeyiz. Kaybettiğimiz canların acısı yüreğimizde. Peki, yıkılan kentlerin durumu, hayattan kalanların yaşam koşulları nasıl? 27 Aralık’ta Hatay’da “Asrın İnşası Türkiye’nin Başarısı: 455...

Madencilik kime yarar?

Türkiye’de madencilik ve yarattığı yıkımlara karşı yükselen direnişler geçen yılın en önemli gündemlerindendi. Şirketler ve projeleri ülkenin her köşesini kuşatmış durumda. Madencilik talanına karşı...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img