“Highly Qualified Immigrants and Refugees: Agency, Challenges and Opportunities across Europe – Türkiye” (Yüksek Nitelikli Göçmenler ve Mülteciler: Avrupa ve Türkiye’de Öznellik, Zorluklar ve Fırsatlar) adlı kitap geçen ay Almanya’da yayımlandı. Kitabı derleyen akademisyen-araştırmacı Ergün Özgür Liy ile görüştük.
“Kitapta Suriye, Gürcistan, Kuzey Kafkasya ve Türkiye’den Avrupa’ya; Suriye, Kafkasya ve diğer ülkelerden ise Türkiye’ye gelen yüksek nitelikli göçmen ve mülteci entelektüeller, sürgünler ve profesyonellere odaklanılmakta”

-Öncelikle editörlüğünü üstlendiğin kitap için kutluyorum. Jineps okuru gazete haberlerinle, üretimlerinle sana oldukça aşina ama yine de kendinden, çalışma alanından bahseder misin? Almanya’da yaşadığını biliyoruz, gidiş öykünü anlatır mısın?
-Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ni (ODTÜ) bitirdikten sonra yaklaşık 15 yıl boyunca iki farklı bankanın merkezinde proje geliştirme ve eğitim alanlarında çalıştım. Bu dönemde bankacılık yüksek lisansımı da yaptım. 2003 yılında çalıştığım banka kapanınca artık farklı bir şey yapmak istediğimi fark ettim.
Aslında bankacılığın yanında uzun zamandır Kafkas kültürü ve diasporasıyla ilgileniyordum. Abhaz ve Kafkas derneklerinde aktif olarak yer alıyor, bu konularla ilgili yazılar yazıyordum. Aynı zamanda As Yayın’ın ortaklarından biriydim. Papapha Mahinur Tuna, Ajiba Zafer Süren ve Ajiypha Ayşın Süren’le birlikte Kafkas kültürüne ait kitapları Türkçeye kazandırdık ve özgün kitaplar yayımladık.
2002 ve 2003 yıllarında İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nde iki kitap fuarı düzenledik. O dönem Kafkas kültürüyle ilgili yazar, şair ve sanatçıları bir araya getiren bu tür etkinlikler oldukça azdı. Fuarlarda bugün aramızda olmayan Muhittin Kandur, Çetin Öner, Özdemir Özbay, T. Cemal Kutlu, Yaşar Bağ, Musa Ramazan ve Seniye Berzeg gibi değerli isimlerin yanı sıra Luba Balagova, Mevlüt Atalay, Sefer Berzeg, Denis Chaçkalia, Bedri Habiçoğlu, Fahri Huvaj, Muhittin Ünal ve daha birçok yazar ve şairle bir araya geldik. Yazar, şair ve sanatçıları buluşturmak, kitaplarını tanıtmak ve okuyucularla bir araya getirmek bizim için unutulmaz bir deneyimdi. Bu etkinliklerin gerçekleşmesinde As Yayın’ın yanı sıra Murat Papşu’nun da büyük katkısı oldu.
Benim için bu dönemin en özel çalışmalarından biri de iki kez düzenlediğimiz çocuk kamplarıydı. Daha çok benim emeğimle gerçekleşen bu kamplarda kent ve köylerde yaşayan 8-14 yaş arasındaki çocukları bir araya getirerek Adige, Abhaz ve Abaza kültürünü tanımalarını ve kaynaşmalarını amaçladık. Gündüzleri yetenek geliştirme çalışmaları ve seminerler yaptık; yürüyüşler düzenledik, danslar öğrettik. Çakallık Köyü’nden Gıbniypha Belma’nın çocuklara mızıka ile rınna (wuig) çalmayı öğretmesi ve emekli öğretmen Liy Sevgi Abuk ve kızı Neşe’in katkıları benim için özellikle değerliydi. Köyden arkadaşlarımızın desteğiyle imece usulü katılımcıların kalacak yerleri, yatakları ve yemekleri ayarlandı.
İlk kampı 1999 depremi döneminde uzun süre düzenli ziyaret ettiğimiz Düzce’ye bağlı Efteniye Bölgesi’ndeki Hacısüleymanbey Köyü’nde yaptık. Efteniye bölgesindeki köylere, yakın dönemde kaybettiğimiz, diasporanın önemli değerlerinden gazeteci, editör, yayıncı ve ajans ortağı sevgili Papba Sezai Babakuş’un yanı sıra ajanstaki ortağı Gudaberdogua Handan Demiröz ve pek çok arkadaşımızla çok kez gidip gelmiştik. İkincisini de bir yıl sonra Halilbey (Tshinara) Köyü’nde yaptık. Her iki programın sonunda tüm katılımcılar, aileleri ve köyden katılanlarla küçük bir gösteri ve eğlence de düzenledik. Tabii sembolik katılım sertifikaları ile As Yayın’ın çevirilerinden olan “Nart Sasrıkua ve Doksandokuz Kardeşi” (Yazar Shalva İnal-İpa; Çev. Papapha Mahinur Tuna) ve şiir kitabı “Tam’a Bahar Gelmeyecek”in (Zafer Süren) yer aldığı kitaplar hediyelerimizdi.
2003 yılında ilk kez Kuzey Kafkasya’da Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes, Adigey ve Şapsığ Bölgesi’ni KAFFED’in organizasyonu ile ziyaret ettim. Daha sonra Dünya Abhaz Abazin Kongresi’ne katıldım ve yaklaşık 11 ay Abhazya’da yaşadım. Bu dönem benim için önemli bir dönüm noktası oldu. Abhazya’yı daha yakından tanımanın yanı sıra Rusça ve biraz Abkhazca öğrendim; birçok entelektüel, sivil toplum çalışanı ve Abhazya’ya yerleşmiş diaspora temsilcileriyle tanıştım.
Türkiye’ye döndükten sonra ikinci yüksek lisansımı Bahçeşehir Üniversitesi’nde, doktoramı ise Marmara Üniversitesi’nde yaptım ve akademik hayata geçtim. Kıbrıs’ta üç yıl üniversitede çalıştıktan sonra TÜBİTAK bursuyla Belçika’ya araştırma yapmak üzere gittim. Burada Barış İçin Akademisyenler’in “Barış Bildirisi”ni imzaladım. Bildiride özellikle Kürt bölgelerinde sivillere yönelik şiddetin sona ermesi ve barış sürecine yeniden dönülmesi çağrısı yapılıyordu. Bildiriyi imzalayan çok sayıda akademisyen daha sonra üniversitelerinden ihraç edildi ve ciddi baskılarla karşılaştı. Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen, Kanun Hükmünde Kararnameler ile işlerinden edilen, pasaportları geçersiz hale getirilen “Barış Akademisyenleri”nin ancak yüzde 10’u işlerine dönebildiler (1, 2). Konuya örnek olması açısından olarak bu yıl Berlinale’de altın madalya alan “Sarı Zarflar” filmini izlemenizi öneririm (3).
Bu süreçte benim de Belçika’daki bursuma bağlı oturum iznim sona erdi. Beni misafir eden üniversitenin desteğine rağmen, oradan maaş almadığım gerekçesiyle oturumum uzatılmadı. Bir yandan Türkiye’deki “Barış Akademisyenleri”nin karşı karşıya kaldığı baskılar, diğer yandan bursumu faiziyle geri ödeme zorunluluğu nedeniyle, yeni araştırma projemle yurtdışındaki araştırma çağrılarına başvurular yaptım.
Nihayet Bonn’da başvurduğum araştırma merkezi projeme dokuz aylık bir burs önerdi. Bu kabul sayesinde vize alarak 2016 sonbaharında Almanya’ya geçtim. 2017 yazından bu yana Berlin’de Leibniz-Zentrum Moderner Orient (Leibniz-Modern Doğu Araştırmaları Merkezi) ve Freie Universität Berlin’de kısa dönemli araştırma burslarıyla araştırmalarıma devam ettim ve ediyorum.
-2025’te bir çalıştay organize etmiştin, kitap da bu çalışmanın bir çıktısı. Adındaki “Yüksek Nitelikli Göçmenler ve Mülteciler” neyi ifade ediyor? Hangi coğrafyaları kapsıyor? Çalıştay ve paralelinde kitabın kapsamından, içeriğinden söz eder misin?
-10-11 Haziran 2025’te, kitabın adıyla benzer bir başlık taşıyan çalışmamız kapsamında yapılan başvurular arasından seçilen yazarlarla iki günlük yüz yüze bir çalıştay düzenledim (4). Çalıştayın açılış konuşması ve Çerkeslerle ilgili sunumların yer aldığı ikinci paneli çevrimiçi olarak da yayımladık. Çalıştayı hem akademik çevrelerde hem de Çerkeslerle ilgili platformlarda duyurarak geniş bir katılım sağladık.
Çalıştay, Leibniz Zentrum Moderner Orient’in (ZMO) tarihi binasındaki toplantı salonunda gerçekleştirildi. Açılış konuşması için farklı alanlardan birçok araştırmacıyı davet etmenin yanı sıra göç ve diaspora çalışmaları alanındaki araştırmaları ve Çerkeslerle ilgili yayınlarıyla da tanınan Prof. Dr. Ayhan Kaya’nın “Türkiye’den Çatışmaların Neden Olduğu Göç: Gençlerin Radikalleşmesi ve Yüksek Nitelikli Göçmenler” (Conflict-Induced Migration from Turkey: Youth Radicalisation and Highly Qualified Immigrants) başlıklı açılış konuşmasını yapmasını sağladık. Prof. Kaya’nın konuşması çalıştay katılımcıları tarafından büyük ilgi gördü. Kendisiyle birlikte kitabın giriş bölümünü de kaleme aldık.
Çalıştayı başından itibaren kitap projesi için düzenlediğimden, katılımcıların sundukları metinler büyük ölçüde taslak makale formatında hazırdı. Ayrıca çalıştaya ZMO’dan ve farklı üniversitelerden katılan, aralarında Barış Akademisyenleri’nin de bulunduğu oturum başkanları ve tartışmacı akademisyenlerin katkıları, metinlerin geliştirilmesi açısından önemli bir geri bildirim kaynağı oldu. Bu sayede bölümlerin hazırlanma süreci hızlandı ve 2025 Ağustos’unda Abhazya’da iken kitap önerisini çeşitli yayınevlerine yolladım.
Çalıştay sonrasında, sunulan 13 bildirinin yanı sıra sonradan eklenen bir bölüm ile Ayhan Kaya’yla birlikte yazdığımız kitabın giriş bölümü ve üç arkadaşımızla ortak hazırladığımız Çerkesler bölümünün girişini de içeren toplam 16 bölümü, 4 anabaşlık altında bir araya getirdim. Kitap için İngilizce dil editörü olan arkadaşım ve yazarlarla üç kez geri bildirim ve revizyon sürecini yürüttük. Ardından yayıneviyle de kapsamlı bir editoryal çalışma gerçekleştirdik. Böylece derleme kitabımız yaklaşık 14 aylık, oldukça yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandı ve transcript Yayınevinden, 25 Ağustos’ta çıktı (5). Ancak sonunda ortaya çıkan nitelikli yayın, harcadığımız emeğe değdi.
Kitap, Giriş’in devamında ‘Türkiye’de göç rejimi ve yüksek nitelikli göçmenler’, ‘Yüksek nitelikli Suriyeli Çerkesler, diasporalar ve ağlar’, ‘Almanya’daki yüksek nitelikli sürgün edilmiş göçmenler ve mülteciler’ ve ‘Mesleki niteliklerin tanınması, mesleki nitelik kaybı ve göç kontrolleriyle başa çıkma: Almanya’daki nitelikli göçmenlerin deneyimleri’ başlıklı 4 bölümden oluştu. Ayhan Kaya, Hülya Kendir, Derya Keskin, Fatma Gül Eryıldız Şenvardar, Bahar Ayça Okçuoğlu, Jade Cemre Erciyes, Didem Baş, Emir Fatih Akbulat, Kıvanç Ersoy, Hakan Altun, Eylem Çamuroğlu Çığ, Melehat Kutun, Mustafa Şener, Demet Lüküslü, Pınar Gümüş Mantu, Lisa Gulich, Tatiana Sitchinava ve Aylin Türer ve ben yazılarımızla kitapta yer aldık.
Bu vesileyle çalıştayın ve kitabın bazı bölümlerinin İngilizce editinin gerçekleştirilmesine katkı sunan Gerda Henkel Vakfı’na; beni misafir eden ve kitabın masraflarını karşılayan ZMO yönetimine; düzenli toplantılarına katıldığım “Lives and Ecologies” (Yaşamlar ve Ekolojiler) bölümüne; ZMO’da çalışan akademik, teknik ve idari personele, öğrenci asistanlarımıza ve kitabın İngilizce editinde benim yanı sıra ikinci okumayı yapan dil editörümüze teşekkür ederim. Ayrıca, yakın zamanda kaybettiğim anneme ve bu süreçte sabır ve destekleriyle yanımda olan aileme de teşekkür ediyorum.
-Yüksek nitelikli göçmen ve mültecilerin yalnızca karşılaştıkları sorunlar değil, göç ettikleri ülkelerdeki toplumlara sosyoekonomik ve politik katkıları da makalelerde ele alınıyor. Bu katkılar nasıl özetlenebilir?
-Kitapta Suriye, Gürcistan, Kuzey Kafkasya ve Türkiye’den Avrupa’ya; Suriye, Kafkasya ve diğer ülkelerden ise Türkiye’ye gelen yüksek nitelikli göçmen ve mülteci entelektüeller, sürgünler ve profesyonellere odaklanılmakta.
Bu profesyonellerin hepsi üniversite mezunu, yüksek lisans yapmış ve bir kısmı da doktoraya devam eden veya doktora mezunu kişilerden oluşmakta. Ancak sahip oldukları eğitim, mesleki deneyim ve niteliklere rağmen, geldikleri ülkelerde veya yeni yerleştikleri ülkelerde bu niteliklerine her zaman yeterince ihtiyaç duyulmamakta ya da bu niteliklerini kullanmaları kolay olmamakta.
Kitapta bu kişilerin Avrupa ve Türkiye’de işgücü piyasasına dahil olma, mesleki yeterliliklerinin tanınması ve yurttaşlık faaliyetlerine katılma süreçlerini nasıl müzakere ettikleri incelenmekte. Ayrıca ev sahibi ülkelerde toplumsal aktörler haline gelmek için gösterdikleri çabalara ve bu süreçte kullandıkları toplumsal, ekonomik ve sosyal sermayelere yer verilmekte.
-Kitabın kapağı ve kapaktaki kapı tasarımı hakkında da bilgi verir misin?
-Kapaktaki fotoğrafı başka bir konferans sırasında cekmiştim, açık kapıların olduğu bölüme farklı Avrupa dillerinin yanında Abhazca, Adigece ve Türkçe “Hoş geldiniz” sözlerinin yer alması benim tercihimdi ve yalnızca bir tasarım tercihi değildi. Benzer bir tasarımı çalıştayın programında da kullanmıştık. Bu, farklı dillerin, kültürlerin ve insanların aynı kapıdan içeri girebileceğine dair bir inancın ifadesi ve açık bir kapının herkese açık olmasının vurgusuydu. Dillerimiz farklı olabilir, hikâyelerimiz birbirinden uzak görünebilir; fakat “Hoş geldiniz” dediğimiz anda aramızda yeni bir bağ kurulur. Bu kapının, ayrılıklara değil karşılaşmalara, önyargılara değil meraka, mesafeye değil dostluğa açılmasını diliyorum.
-Şu sıralar ne üzerine çalışıyorsun? Yakın dönemde okurlarımız ne tür yayınlarını takip etme fırsatını bulacaklar?
Yukarıda da belirttiğim gibi, kısa dönemli araştırma bursları sayesinde araştırmalarıma devam edebiliyorum. Ancak bir bursu daha tamamlamadan yenisini almak için proje yazmak zorunda kaldığım için istediğim kadar yayın yapabildiğimi söylemek de zor. Yine de elimden geldiğince araştırmaya ve yazmaya devam ediyorum. Oldukça rekabetçi olan bu burslara dünyanın her tarafından araştırmacılar kendi araştırmaları için başvurabiliyor ve başvuruların sonuçlanması aylar alabiliyor.
Şu anda bir taraftan editörlüğünü yaptığım, benim de bir tek yazarlı ve iki ortak bölümümün olduğu bu kitabı tanıtmak için diğer yazarlarla birlikte konferanslara katılıyorum. Diğer taraftan, yaklaşık 10 yıldır üzerinde çalıştığım Türkiye kökenli farklı etnik ve dini gruplardan – aralarında Çerkeslerin de olduğu- göçmenler ile Abhazya, Türkiye, Almanya ve Hollanda’daki Suriye’den gelen Çerkesler ve onların diaspora kurumları ile olan bağlantıları ve bulundukları ülkelere katılımları üzerine yaptığım çalışmaları bir veya iki kitap halinde yayımlamak istiyorum. Tabii bunun için hem zamana hem de finansmana ihtiyacım var. Bu nedenle bu ve yapmak istediğim diğer çalışmalarıma yönelik yeni araştırma burslarına başvurularım sürüyor. Bu arada, fırsat buldukça Jineps’e yazmaya da devam edeceğim.
-Bu çok yoğun döneminde zaman ayırdığın için teşekkür ederiz.
-Ben teşekkür ederim.
1. https://barisicinakademisyenler.net/
2. https://barisicinakademisyenler.net/node/314
3. https://jinepsgazetesi.com/2026/06/berlinale-ve-alfilm/
4. https://www.zmo.de/fileadmin/user_upload/Programme_0306.pdf
5. https://www.transcript-verlag.de/978-3-8376-8312-7/highly-qualified-immigrants-and-refugees/
https://www.transcript-verlag.de/978-3-8376-8312-7/highly-qualified-immigrants-and-refugees/?number=978-3-8376-8312-7







