Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Oubykh Mektupları Ocak 2021

Aynı karede yer almak…
Ne kadar eskiye gider bilemiyorum…
Ailemizin büyüğü idi, doktoru idi…
Bir bakıma her şeyi idi…

İstiklal Caddesi günleri…
Mermer bir tabelası vardı, duvara vidalı idi tabela, sökebilmiştik ama taşıması kolay değildi…
Odasında Almanca kitaplar ve bir dolu cerrahi alet vardı…
Bir muayene masası…
Bir masa, bir masa lambası…
Oğlunun fotoğrafı iliştirilmişti masasına, Alman Hastanesi’nden öğleye doğru gelir, biraz kestirirdi…
Sabah çok erken saatte ameliyata girip yorgun düşünce, odasına girip biraz uyuyacağım, derdi…
İlaç toplamıştık ve ayırmıştık, onunla birlikte…
Avlanmayı severdi…
Abhazca bana nasılsın diye sorardı…
‘Harsımam’, dediğim zaman sevincini belli ederdi hemen…
İlk katıldığımda divan başkanı idi…
Son katıldığımda ben divan başkanı oldum…
Belki o olmadığı için…

Yakası kadifemsi, kürk hissi veren, kareli ceketi, kravat ve kravat iğnesi, jilet gibi duruşu ile delikanlı idi her daim…

Çoğu zaman haber etmezdik, ama duyar hemen gelirdi…
Şimdi gelmesem ne zaman geleceğim, derdi…

Amca acısı çekti…
Acıyı hafifletmek için çok uğraştı…

Denizin öte yanında onun için üzülenler çok, denizin bu yanında üzülenler olduğu gibi…

Almanya’da geçirdiği öğrencilik yıllarını, anılarını anlatırdı…

Benim ilk, onun son divan başkanı olduğu toplantıda aynı kareye girdik…
Cengiz Ağabey seni nasıl devirdiyse başkanlıktan, sana yapılanın aynısını yapacağım, merak etme…

Ailemizin her şeyi idi…
Bizim her şeyimiz idi…

Keyif sigarası vardı, keyif içindi sigara içmesi…

Yanıma yaklaşıp benim duyabileceğim kadar düşük bir ses tonuyla nasıl olduğumu sorduktan sonra, verdiğim cevap karşısında, sesi daha gür çıkardı…
Şimdi bana nasıl olduğunu soramayacak ama cevabım aynı olmayacak…
İsmi semada iyi dolaşacak…
Sadece ailemizin her şeyi değildi…

Yazarın Diğer Yazıları

Oubykh Mektupları Nisan 2026

Biletler geldi… Yine tekerlek üstü... Beşinci ve altıncı koltuk... Teker üstü olduğu yetmezmiş gibi sol tarafta koltuklar, karşıdan gelen araçların farları gözleri rahatsız edecek… Biletler sessizce alındı, birkaç...

Oubykh Mektupları Şubat 2026

1984 senesi, Kırklareli… Bir pazar sabahı, manyetolu telefonla konuşan babamın sesine uyandım… Babamın “Yaşadık, yaşadım” sesi kulaklarımda… Uyanıp ne olduğunu sorduğumuzda “Ali’yi buldum” dedi… “Kim” diye sorduğumuzda, Ankara’dan,...

Oubykh Mektupları Ocak 2026

Bir atlının hikâyesidir, dolunay gecesi yol göstericidir ay… Nehir kenarında su sesi yol gösterir, soğuk içine işlemiştir… Bir ilmek rüzgârı geçirir ama deri geçirmez, keser rüzgârı… … Oğulların...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img