Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı: ‘Kendi acısına esir olanlar başkalarını görmez’

“Turgut Uyar ‘bu temmuz nasıl olsa birkaç yıl sürer’ diyordu. Ben 32 yıldır bitmeyen Temmuz’u yaşıyorum. Temmuz benim ömrüm oldu.

2 Temmuz 1993’te bir otelde yakılarak öldürülen aydınlar bu ülkenin 12 ayıydı. Dört mevsimiydi. Hem sabahıydı hem gecesiydi. Koca bir halk ateşlere, islere, acılara Temmuz’lara tutsak olmasın isteyen; bunun için konuşan, yazan, sahne alanlardı onlar. Öğreten, el tutan, derman arayan, sarılan, kucaklayandılar. Onlardan biri babamdı. Tamamı ailem oldular.

Metin Altıok’u yalnızca bizden nasıl hunharca, vahşice alındığını hatırlayarak, o kör karanlığa lanet ederek ve onun kara kaderine ağıt yakarak değil; nasıl yaşadığına, neye inandığına ve ne söylediğine bakarak hatırlamak ve öyle de anısıyla yaşatmak istiyorum ben. O, bir şiirin içine hem insanı hem zulmü hem de iyiliği ve sabrı sığdırabilen bir şairdi.

Kendi acısına esir olanlar başkalarını görmez. ‘Yaşasaydı…’ diye başlayan sorulardan nefret ederim. Çünkü yaşamıyor. Bu sorulara verilecek cevabı öldürülen biridir o. Çünkü yaşarken gördüklerine verdiği cevap, seçtiği ilkeli yaşam, tuttuğu yol rahatsız ediyordu katillerini. Hâlâ ediyor! Bugüne uzanan çileli yolda düşüncesi nasıl değişirdi bilemeyiz ama kimliği ve o gün eğilip bükülmezliği bize kendimiz için öğretidir.
Ne diyordu şair:
‘Ben bugünü kırdım iki taş arasında.
İstedim ki kalmasın
Acının çekirdeği yarına.’

O yüzden acının çekirdeğinden sabır, umut ve bilgelik süzeceğiz. Başkalarına kader biçilecek yeni kara Temmuz’lara yenilmeyeceğiz. Metin Altıok’un dizelerinde yaşamı, kendimizi ve umudu büyüterek ‘tertemiz zamanlardan kalma’ bir yarını öreceğiz.

Bugün de başka biçimlerde süren o karanlığın içinden geçiyoruz.
Kelimeler sansüre, çocuklar ayrımcılığa, sanatçılar yalnızlığa, toplumlar yalnızca birileri için makbul olanı seçmeye zorlanıyor.
Eğitim, sanat, düşünce…
Hepsi, yeni bir vesayetin gölgesinde tutulmak isteniyor.

Ama biz biliyoruz ki şiir, hep en zorlu zamanlarda konuşur. Acının çekirdeğini taşıyan bizler biliyoruz ki türküler yanmadı, şiirler susmadı, kalpler soğumadı… O yüzden buradayız. Birlikteyiz!”

Zeynep Altıok Akatlı

Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren şair Metin Altıok’un anısına 18’inci kez düzenlenen “Metin Altıok Şiir Ödülü”nün sahibi, ‘Pâre’ adlı kitabıyla yazar Orhan Alkaya oldu. Zeynep Altıok Akatlı, İstanbul, Beyoğlu’ndaki Ses Tiyatrosu’nda 27 Haziran’da düzenlenen törende yaptığı konuşmayı ve düşüncelerini Jineps okurlarıyla paylaştı.

Yazarın Diğer Yazıları

Şahdağ halklarının anadilinde eğitim hakkı

Şahdağ halklarının Türk kökenli olduklarına dair çeşitli geç dönem versiyonların bilimsel bir değeri yoktur Lezgi dili, Güney Dağıstan ve Kuzey Azerbaycan’ı birleştiren benzersiz bir kültürel...

Yeni çıkan kitaplar

Etnografik makaleler Fransız asıllı etnograf ve dilbilimci Leonti Yakovleviç Lyulye’nin yazdığı “Çerkesya, Tarihi-Etnografik Makaleler (1857-1862-1866)”, Murat Topçu’nun çevirisi ve Koyusiyah Yayıncılık etiketiyle raflarda... 19. yüzyılın ortasında...

Diaspora araştırmaları

İngiltere’deki Routledge Yayınevi’nden çıkan “Şiddet Dolu Geçmişi Hatırlamak ve Üstesinden Gelmek-Diasporik Deneyimler ve Ulusötesi Boyutlar” savaş, soykırım ve zulüm anılarıyla boğuşan diasporik toplulukların yaşamlarına...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img