Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Trump, ikinci Nixon olmayacak

Donald Trump’ın beklentisi belli: Çin’e karşı Rusya’yı kendi yanına çekmek.

Eski ABD Başkanı Richard Nixon da 1970’li yılların başında benzer bir plana sahipti. Onun Trump’tan farkı, Sovyetler Birliği’ni yalnızlaştırmak için Çin ile ilişkileri düzeltmek istiyordu.

Nixon’ın planı işe yaradı. Oysa Trump için aynı şeyi söylemek oldukça zor görünüyor.

Amerika-Çin yakınlaşmasının mimarı Henry Kissinger’a göre, Sovyetler Birliği’nin yalıtılmasından iki ülkenin de çıkarı vardı. Oysa bugün öyle değil. Rusya, Çin’in izole edilmesini istemiyor. Daha doğrusu bundan bir çıkarı yok.

Rusya ile Çin çok sayıda benzer yana sahipler. 1970’li yıllardaki Amerika-Çin yakınlaşmasının temelinde, iki sosyalist arasında, 15 yıl öncesine dayanan bir gerginlik vardı.

Buna karşılık günümüzde Rusya-Çin ilişkisi sağlam bir temele oturuyor. Bu temel; uzun bir ortak sınır, birbirini tamamlayan ekonomiler ve benzer siyasi rejimlerden (otoriter kapitalizm) oluşuyor. Üstüne üstlük, Vladimir Putin ile Xi Jinping arasındaki kişisel ilişki de oldukça iyi. Rusya ve Çin müttefik değiller belki ama kavga etme noktasından da çok uzaklar.

Moskova ile Pekin arasındaki iyi ilişkiler, Washington’a besledikleri ortak husumetten kaynaklanıyor. Bu husumetin temelinde Amerika’nın iki ülkeye karşı uyguladığı yaptırımlar yatıyor.

Trump’ın Rusya’ya vaatlerinin, Nixon’ın Çin’e verdiklerinin yanına yaklaşması bile olanaklı değil.

Pekin 1960’lı yılların sonunda ciddi ekonomik sorunlar yaşıyordu. Sebebi, Moskova ile ters düşmüş olmasıydı. Amerika ile yakınlaşması, Çin’in önünde bir dizi fırsat penceresi açtı. İleride “Çin mucizesi” olarak adlandırılacak süreç böyle başladı.

Oysa günümüzde Rusya ekonomisinin durumu çok farklı; Rusya ekonomisi bugün küresel sistemin ayrılmaz bir parçasıdır. Batı ülkelerinin uyguladığı yaptırımların beklenen sonucu vermemesinin sebeplerinden biri de budur.

Dahası, Rus ve Amerikan ekonomilerinin bugün birbirlerine verebilecekleri pek bir şey yok. Buna karşılık, 1970’li yıllarda Amerikan ve Çin ekonomileri birbirlerini tamamlayan bir pozisyonda idiler.

Trump’ın Rusya ile iyi ilişkiler kurması için gerekli olan bir siyasi zemin de bulunmuyor. Nixon seçilmeden önce Çin yalıtılmış durumdaydı ve ancak Amerika’nın desteğiyle uluslararası arenaya dönebildi.

Buna karşılık Rusya, bugün, kurallarını Batı’nın koyduğu küresel entegrasyon modelinden çok rahatsız. Trump’ın G-7 kapılarını Rusya’ya açma düşüncesi, Moskova için hiçbir anlam ifade etmiyor. Çünkü Rusya Batılı kurumlara katılmak istemiyor. Tersine, Şanghay İşbirliği Örgütü ya da BRICS gibi oluşumlarda önder rolü üstlenmeyi tercih ediyor.

Moskova, Trump’ı, Amerikan kurulu düzeninin dışında duran bir anomali, geçici bir parantez gibi görüyor. Rusya kısa vadede bazı kazanımlar elde edebilir, ama radikal pozisyon değişiklikleriyle uzun vadede çıkarlarını tehlikeye atmaz. Çünkü Trump, görev süresi bittiğinde işbaşında olmayacak.

Trump ve Putin dünyaya farklı pencerelerden bakıyorlar. Trump işadamı güdüleriyle hareket ediyor. Bu yüzden de Rusya’nın, ekonomik getiriler karşılığında, jeopolitik tavizler vereceğine inanıyor.

Oysa Putin jeopolitik ihtirasları için Ukrayna’yı işgal ettiğinde, Rusya’nın ekonomik esenliğini tehlikeye attığını çok iyi biliyordu.

Trump ne kadar çabalarsa çabalasın, Nixon’ın Çin ile ilişkilerinde elde ettiği başarının bir benzerini Rusya ile ilişkilerde elde etmesi pek mümkün gözükmüyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Heykel yıkılır, tabu yıkılır

Taşkent’in ana meydanında Karl Marx’ın heykeli yıkılıp, yerine Timur’un heyeti konduğunda yabancı gözlemciler şaşırmışlardı. Belli ki Timur’un Özbek ulusal kimliği için ne kadar önemli...

Analiz: ‘Küresel Güney’: Bir terimin kökleri

“Küresel Güney” terimi, 1969 yılında dolaşıma girdi. Terimi literatüre sokan, Amerikalı yazar ve Yeni Sol aktivisti Carl Ogelsby idi. Ogelsby, Kuzey’in “Küresel Güney” üzerindeki hegemonyasının...

ANALİZ: Kusurlu doğan sistem: Liberal dünya düzeninin yükselişi ve düşüşü

Giriş 2026 yılındayız. Liberal dünya düzeni çok açık biçimde derin bir kriz yaşıyor. Sistemin taşıyıcı sütunları birer birer çöküyor; onarmak da pek mümkün gözükmüyor. Aslına...

Sosyal Medyalarımız

4,890BeğenenlerBeğen
1,353TakipçilerTakip Et
4,000TakipçilerTakip Et

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img