Son seyahat…
Arabaya biner binmez soruyorum, nerelisin…
Türkçe sorduğum için biraz şaşırıyor önce ama sonra hemen Azerbaycan diyor…
Neresinden dediğimde, Lenkeran diyor…
Portakalı güzel, çayı ‘lap yaxsı’ diyorum…
Gülümsüyor, ‘he beeli’ diyor…
…
Neden bu soruyu sorduğumu sormuyor…
Arabaya biner binmez, Müslüm Gürses’in ‘Bana Göre Değil’ şarkısının çaldığını duyunca, nerelisin diye hemen soruyorum…
…
Evvelsi günün sabahında İstanbul’daydım, öğleden sonra bir gece kaldığım St. Petersburg’a gelmiş, aynı günün öğleden sonrası Murmansk’a uçmuştum…
Kuzey kutbunun bir kaç kulaç mesafesi kadar uzağında, balinaların gölgesinde olan bu şehirde bildiğim dili duymak, bildiğim dili konuşmak ve hatta anlamak, anlaşmak, oldukça keyif vermişti…
Havaalanı ile şehrin arası epey uzak, yol boyunca Müslüm Gürses’i dinliyorum…
Aslında özellikle dinlediğim birisi değil, çocukluk acısının geride bıraktığı izlerden olsa gerek, pek dinlemem Müslüm, Ferdi, Orhan ve ismini zikretmek istediğim üç harfliyi…
Anlattı Azerbaycanlı neden buraya geldiğini. İki çocukla kendi yurdumda aç kalmaktansa, gurbet ellerdeyiz ama yaşıyoruz dedi…
Sohbet ede ede, karanlık yolda, yamuk yumuk yanan farların aydınlattığı yolu takip ederek vardık kalacağım otele…
Para almamayı teklif etti, ‘taaruf’ idi bir nevi…
Bilmeyenler, merak edenler olursa, soran olursa daha sonra anlatırım…
Parayı ödedim ısrar ederek…
Yanımda çalışmayan kredi kartlarım vardı ancak değerlerinin, plastiğin kendisi kadar, içinde olan çip kadar olduğunu çalışmadıklarını görünce anladım…
…
Asansörle kalacağım otelin 11. katına çıkıp, odama girdiğimde, odanın sıcaklığı hemen yüzüme vurmuştu…
Odanın perdelerini açtığımda, karşımda Sovyet dönemi ile Çarlık dönemi arasında gidip gelen şehri buluyorum…
Bir fabrika bacası karanlıkta hemen dikkat çekiyor, bacanın üstüne termometre çizilmiş ve dereceler ışıklandırılmış…
Sıfırı gösteriyor termometre…
Hemen Russian Standart’ın kapağını açıyorum…
Siyah Beluga Havyarı…
Küçük bir cam kavanoz içinden, küçük tahta bir kaşıkla biraz havyar alıyorum…
Russian Standart ile güzel gidiyor…
…
İşçi blokları fabrika bacasından sonra fark ettiğim binalar arasında…
Geç bir saat olmasına karşın hâlâ ışık yanan evler var…
…
Arabada dinlediğim müziği açıyorum…
Müslüm’ün sesi odanın içine sığmıyor, odanın sıcaklığı artıyor, camı açıyorum…
Bir yudum, bir lokma…
Sözlerini bilmeden, sevdiğim şarkının nakarat kısmını tekrarlıyorum…
…
En Kuzey’de, kimsenin bilmediği bir şehirde, Murmansk’ta…
Hiç ummadığım bir şekilde, bir geceliğine Müslüm çıkıyor karşıma…
Kulaklarımda şarkı sözleri…
…
Uzak kalmıştık…
…
En kuzey Murmansk’tan, kalbe ve beyne…
Mektuplardan uzak kalmıştım…
Mürekkebim oldukça, yazmaya devam…








