Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Kuş olabilmek…

-Korkusuz ata ve analarımızın

ruhuna saygıyla-

İnsanoğlu ne zaman ki iki ayak üzerine dikildi ve düşünmeye başladı, o günden beri çevresini, olup bitenleri dikkatle izlemeye ve onlardan ders çıkarmaya, geleceğini daha iyi yapmak için yararlanmaya çalışmıştır.

Yıldızlar, Ay, Güneş; gökyüzü…

Gökyüzü ve kuşlar…

İlk kim bakmıştı?

Bugün bile o sonsuz maviliğe, gökyüzüne bakmaya devam ediyoruz…

Kanatlarını rüzgâra bırakmış, sonsuz mavilikte süzülen o kuşlara, uçabilmeyi başarmış olsak da, hâlâ gıptayla bakmayı bırakmış değiliz, büyük bir zevk içinde seyre dalarız.

Çünkü onlar biz insanoğlunun gözünde özgürlüğün, hedefe varmanın en somut sembolüdürler. Onların gökyüzündeki muhteşem, özgüvenle dolu dansları, kendi sınırlarımızı aşma ve hayallerimize kanat açma arzumuzu şiddetle kamçılar.

Uçmak, sadece yerden yükselmek değil; yerçekimine, yani bizi aşağı çeken tüm ağırlıklara meydan okumaktır. Bir kuş için uçmak ne kadar doğal bir refleks ise, insan ruhu için de rutinlerin, korkuların ve dayatılan sınırların ötesine geçmek o kadar temel bir duygu ve ihtiyaçtır.

Kuşlar uçarken rüzgârı karşılarına alırlar. Onları yükselten rüzgârın karşıdan gelmesidir. İnsanın hayatta yükselmesi de benzer şekildedir; karşılaştığımız zorluklar, fırtınalar ve dirençler doğru yaklaşımı bulduğumuzda bizi daha yüksek yaşam seviyelerine taşıyan birer kaldıraca dönüşür. Uçmak, konfor alanından çıkma cesaretidir.

Kuşlar alabildiğine özgürdürler; önlerinde ne bir sınır, kontrol noktası ne de aşılmaz duvarlar vardır. Ancak bu başıboş savrulma anlamına gelmez…

Özgürlük, hiçbir bağa sahip olmamak değil, nereye ait olduğunu bilerek sınırları kendi iradenle çizebilmektir.

Kuşları sadece birer özgürlük sembolü olmaktan çıkarıp birer başarı ve azim abidesi yapan asıl unsur, onların net hedefleridir. Özellikle göçmen kuşların her yıl binlerce kilometrelik yolları, fırtınalara ve yırtıcılara rağmen hiç şaşırmadan ve yılmadan kat etmeleri mucizevi bir hedef bilincinin göstergesidir.

Onlar bize şu üç dersi verir;

-Ortak hedefe yürürken yardımlaşmak ve ekip ruhunun gücünden yararlanmak,

-Dışardaki fırtına ne olura olsun kendi değerlerine ve vizyonuna sadık kalmak,

-Hedefe doğru uzun bir yolculuğa çıkarken, bizi yavaşlatan yüklerden (korkular, keşkeler) arınmak.

Bir kırlangıç ya da leylek, rotasını hiç kaybetmeden okyanusları aşar; çünkü varmak istediği yer nettir. Hedefi olmayan bir kuş için hiçbir rüzgâr doğru yönden esmez…

Bazı kuşlar hiç durmadan hedefe varmak için uçarlar;

-Kıyı çamurçulluğu; Alaska’dan Yeni Zelanda veya Avustralya’ya hiç durmadan tam 11 gün boyunca 13 bin 560 km yol alır. Yolculuk öncesi vücut ağırlıklarının yarısı kadar yağ depolar ve uçuş sırasında enerji tasarrufu yapmak için iç organlarını küçültürler.

-Ak karınlı ebabil: Ebabiller sadece göç ederken değil, hayatlarının neredeyse tamamında havada kalmalarıyla ünlüdürler. Yere yalnızca üremek, yumurtlamak için inerler. Avrupa’daki üreme alanlarından Sahra Altı Afrika’ya göç ederlerken 200 gün boyunca, yaklaşık 6-7 ay hiç yere konmadan havada kaldıkları tespit edilmiştir. Havada uçarken, beyinlerinin yarısı uyurken diğer yarısı uyanık kalarak uyurlar. Havadaki böcekleri avlayarak beslenirler, yağmur damlalarından veya göl yüzeyinden uçarken su ihtiyaçlarını karşılarlar.

-Firkateyn kuşu: Bir denizkuşu olmasına rağmen, tüyleri suya dayanıklı olmadığından havada kalma uzmanı olmuştur. Topik okyanuslar üzerinde aylarca süren geniş rotalar çizerler. Tek seferde iki ayı aşkın süre boyunca hiç yere veya suya konmadan binlerce kilometre uçabilirler. Günde 400-500 km yol alabilirler. Okyanus üzerindeki termal hava akımlarını kullanarak neredeyse hiç kanat çırpmadan, devasa kanat açıklıklarıyla havada süzülerek rüzgârı binek olarak kullanırlar.

-Kuzey Kutup kırlangıcı: Kuzey ile Güney Kutbu arasında gidip gelerek 70 bin km kat edip gezegenin en uzun göç rotasını çizerler.

-Benekli akbaba: Deniz seviyesinden 11 bin 300 metre yüksekte uçarak en yüksek uçuşlu kuş rekoruna sahiptir. Göçleri sırasında Everest’in zirvelerini geçen en yüksek rakımlı göçmenlerdendir.

Bunlar hedeflerine varmak için uçanlar…

Bir de hayata başlayabilmek için ölümle kalım arasında sınav verenler var. Mesela yabankazı, sarp kayalıklarda yumurtlayıp kuluçka devrini orada tamamlar. Yavruları daha bir haftalıkken, ebeveyn kaz uçarak aşağıdaki düzlüğe iner, oradan yukarıdaki yavrularına seslenerek aşağıya, yanına çağırmaya başlar. En cesaretli yavru, o küçücük kanatlarıyla kendini devasa boşluğa bırakır, iyi bir çıkış yaptıysa hiçbir yere çarpmadan uçar veya bir ufak kaza ile pat diye yere çarpar, birkaç sendelemeden sonra kalkıp ebeveynin yanına koşar. Diğer yavrular da onu takip eder, hepsi şanslı değildir, birkaçı o sarp kayalıkların arasında kalıverir.

Eğer içimizde bir yerlerde hâlâ bir rotamız, biz olarak yaşama tutkumuz varsa, içinde bulunduğumuz açmazı aşma ve kendimizi gerçekleştirme arzusu varsa yapılması gereken şey bellidir: Kendi gücümüze inanmak, rüzgârları karşımıza almak, ufuktaki o net hedefe doğru ilk adımı, yani ilk kanat çırpışını korkusuzca gerçekleştirmektir.

Çünkü gökyüzü, özgürlük sadece uçmayı göze alanlarındır.

Yazarın Diğer Yazıları

Soykırım (Tsitsekun) 162. yıl: Çerkesler ‘adalet ve eşitlik’ mücadelesinden vazgeçmeyecek

21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 162. yıldönümü, diaspora ve anavatan ülkelerinde düzenlenen törenlerle anıldı Çerkesler, 162 yıl öncesini hatırlıyor ve unutturmuyor. Kimlikleri ile...

Sezon sonu gösterileri

İstanbul Abhaz Kültür Derneği bünyesinde çalışmalarını sürdüren Ahakuytra ve Riraşe dans ekiplerinin yıl sonu gösterisi, 17 Mayıs'ta Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Ridade Ensemble'ın gösterisi...

Jineps’in Haziran 2026 sayısı yayımlandı

Değerli Jineps dostları,Gazetemizin Haziran 2026 Türkçe sayısının yayımlandığını bildirmekten mutluluk duyarız.İyi okumalar,JİNEPS

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img