Açılmamış bir defter…
İçinin nasıl olduğu bilinmiyor…
Çizgili, çizgisiz, kareli…
Artık ne önemi var…
…
Açılmayan o defter, kapanmaz…
…
Duvara yazılır, yazının üstüne bir başkası daha yazar…
‘Kilroy was here…’
‘Hain Evlat Ökkeş…’
‘Nuri Alço… N.A.R.O.’
‘Her Yer Taksim…’
‘Çare Sarıgül…’
‘Ali Ayşe’yi Seviyoo…’
‘Huzur İslam’da…’
…
Elâlem, ne der…
Bir şey demeyeceği kesin…
…
Kimin yazdığı belli değil çünkü…
Hangi Kilroy, hangi Tosun…
…
Duvarlar yıkılıyor, tabular yerli yerinde…
…
En bilineni, Berlin’deydi…
En görünmeyeni zihinlerde…
Arşa çıkıyor…
…
Ya kalem biterse, neyle yazılır…
Yarım kalır bazı duvar yazıları…
…
Karatahta…
En çok beyaz tebeşirle yazılır…
Tozu, ateş çıkarır, öksürtür, kar tanesi gibi omuzlara, kollara yerleşir…
…
Duvarda adım var, üstüne bir başkası yazana kadar…
…
Hayal edeyim…








