Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Durum muhakemesi – 34

Toplumsal çözüm arayışları

Kuzey Kafkasya yerli halkları, vatanlarını ve bağımsızlıklarını savunmak adına, istilacı ve yayılmacı Rus İmparatorluğu karşısında bir buçuk asırdan fazla bir süre savaştılar, mücadele ettiler. (Ezberimizdeki mücadele süreci 1763-1864 yılları arası 101 yıl ise de, aslında 1711 yılında Rusların Mezdok Kalesi ve askeri garnizonunu inşası ile başlayan mücadele 153 yıl devam etti.) Ancak, ne yazık ki güçlü ve kalıcı bir bağımsız devlet oluşturma şansı yakalanamadı.

Bu başarısızlığın başlıca sebeplerinden bahsetmek gerekirse; istilacı düşman çok güçlü ve kararlıydı. Stratejik önemi ve ekonomik değeri yüksek olan Kafkasya topraklarına ihtiyacı vardı. Bu nedenle Çerkes halklarını bölgeden uzaklaştırmak veya yok etmek istiyordu. Buna mukabil, asırlardır barış ortamında yaşayan Kuzey Kafkasya halkları (Çerkesler), başlangıçta düşmana karşı BİRLİKTE karşı koyma ve durdurma refleksini gösteremediler. Bugün de beka sorunu karşısında aynı durumdayız.

Bu refleksi zorlaştıran hususları da hatırlamak gerekirse, Kafkasya’da zamanın koşullarına uygun, devlet düzenine geçilememiş, bağımsız feodal yapılar halinde yaşıyorlardı. Kendi aralarında ve dış komşuları ile devlet düzeninde diplomatik ilişkiler yeterince kurulamamıştı. Ayrıca, yerli halkların kültür ve yaşam tarzları aynı veya yakın olmakla birlikte, çok sayıda farklı dil gruplarından oluşmakta idi. Bu da tabanda birlikteliği zayıflatan hususlardandı.

Ayrıca, Osmanlı ve İngiltere imparatorluklarından gelmesi beklenen yardım ve destek bir türlü gelmiyordu. Osmanlı İmparatorluğu dağılma sürecine girmişti, güçsüzdü. İngiltere Krallığı ise kaypak politikaları ve oyalama taktikleri ile savaşın uzamasını destekliyordu. Dolayısıyla Kafkasya, Rus Çarlığı’nın istilasına terk edilmişti. Sonunda kimseden fayda gelmeyeceği gerçeğini fark eden Çerkesler, 1861’de kendi aralarında birlik oluşturup Çerkes Milli Meclisi’ni kurdular ve bağımsız devlet olma refleksini gösterdiler. Lakin çok geç olmuş, iş işten geçmişti.

Kafkasya, Çar İmparatorluğu’nun eline geçtikten sonra, yerli halkların çoğu, Adigeler ve Abazalar sürgüne tabi tutulurken, diğer halkların da yaşam koşulları zorlaştırılarak, dolaylı yoldan sürgünle zorlandılar. Dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu topraklarına gönderilen Kafkas halklarının sayısı, Karadeniz kıyılarından Adige ve Abazalara uygulanan sürgün nüfusu ile sınırlı değildi. Anavatan Kafkasya’da kalabilenler de bir daha birleşememek üzere parçalara ayrılıp birbirilerine yabancılaştırma politikaları uygulandı.

Anavatan ve diaspora olmak üzere ikiye bölünen Kafkasya halkları, bugünkü durumda, yaklaşık %90 ağırlıklı çoğunluğu Türkiye’de olmak üzere, diasporada çok dağınık ve bulundukları her ülkede azınlık konumundalar. Dolayısıyla ağır asimilasyon baskısıyla, kadim kültürleri, dilleri ve kimlikleri yok olma tehdidi altındadır.

Bu duruma seyirci kalmamak adına, ilgili ve duyarlı Kafkasyalılar, endişe duyuyorlar. Lakin farklı gruplar halinde arayış ve çaba içerisindeler. Ancak, genelde günün teknolojik kolaylığı, internet ortamında online görüşmeler üzerinden çok fazla fikir ve projeler üretilirken, tekrarlanan aynı konular ve girilen çıkmaz sokaklardan kurtulmak mümkün olmuyor.

Neticede, yakın diyalog, uzlaşı ve işbirliği yaklaşımları çok zayıf. En fazla ihtiyaç duyulan ve sürekli tekrarlanan ortak akıl ve ortak irade kavramları lafta kalıyor. Başlıca sebep; bireysellik. Farklı fikir ve projeleri de önemseyerek paylaşımlara katılmak yerine, bireysel (şahsi) fikir ve önyargılara takılıp kalma tutkusunun çok güçlü olması herhalde. Bu gerçeği de herkes biliyor aslında. Lakin, artık bu çağda bu sorunun aşılmış olması gerekiyor.

Zira, müzakere ve paylaşımlar devam ettikçe, fikir ve çözüm önerileri bireysel bazda tekrarlanıp dururken kısırdöngü sürmekte, ortak irade ve eyleme geçiş zorlaşmaktadır. Bu nedenle, “Biz Çerkesler birlik kuramayız, vazgeçelim şu birlik, bütünlük iddiasından, farklı kişiler ve gruplar profesyonel çalışmalarda başarılı olsunlar, sistem geliştirsinler, Daha sonra güçlerin birleşmesi işe yarayabilir” tezini savunanlar da var. Ancak bu tezde de süreç ve belirsizlikler çok fazla.

Hepimizin ortak derdi ve büyük soru işareti, çözümsüzlüğe çare?

Zannederim herkesin ortak çözüm ortağı ve mutabık olacağı YAPAY ZEKÂ’ya başvurmak. Sonra onun ortaya koyacağı saçmalıkları akademisyen uzmanlara havale ederek sonuca ulaşmak mümkün olabilir. Aslında sorun ve ortak amaç belli. Çözüm, dağınık da olsa, milyonlarla ifade edilen diasporanın var olan potansiyel gücünü kullanabilmektir.

TEMEL AMAÇ; KAFKAS-ÇERKES DİASPORASININ BEKA MESELESİNE KARŞI ÇÖZÜM ÜRETMEK.

AKLIN YOLU BİR.

BU ÇÖZÜM ANCAK BİRLİKTE GÜÇLÜ DİASPORA ÖRGÜTÜ İLE MÜMKÜNDÜR.

Yazarın Diğer Yazıları

Durum muhakemesi – 33

Sıfır Atık Projesi hakkında 30 Mart Dünya SIFIR ATIK GÜNÜ ve Cumhurbaşkanı Tayyip Bey’in eşi Emine Erdoğan’ın başkanlığında yürüyen SIFIR ATIK Projesi ne kadar...

Durum muhakemesi – 32

Çerkesler ve siyaset İnsan sosyal bir varlıktır. Aile ve devlet dahil her boyutta sosyal toplulukların hayatında SİYASET kavramı vardır. Birey veya toplum bazında yaşam tarzı,...

Durum muhakemesi – 31

Drau’ya giden yol Yeryüzünde yaşamış ve yaşamakta olan toplumların bazıları, devlet düzeninde örgütlenip kendi dil ve kültürleri ile hâkimiyet kurarlarken, diğer toplumları egemenlikleri altına alarak...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img