Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük Eşitlik Birlik

Çerkesleri politik özne yapmak

Çerkes olmak politiktir, doğru. Ama bizi “politik özne” yapmaya yetmez

Çerkes olmak; siyasi anlam yüklenmeye açık olduğu için politiktir. Ne var ki, anlam yükleyen dışımızdakilerdir. Bizi nasıl gördüklerine, görmek istediklerine göre bize nesnel anlamlar yüklerler: Kafkas Türkü, gerici-faşist veya devlet yanlısı. Ama hiçbiri bizi “politik özne” yapmaz. Çünkü bu hikâyeler olsa olsa bizimle ilgilidir, ama bizim hikâyemiz değildir. Ancak kendi hikâyemizi biz yazarsak, toplumsalı kuran biz olursak Çerkes “politik özne” olabilir.

Dediklerimizi açımlamak için feminizm örneğine başvurmak aydınlatıcı olabilir. Ne der feministler? Kadınlık bir kimlik değildir. Çünkü feminizmin öznesi kadınlar değil, feministlerdir. Yani kimlik olan, “feministlik”tir. Nitekim, ne kadar ezilirse ezilsin, ancak bir kadının “kendi için kadın” olması, yani feminist olması, onu politik özne yapar. “Kendinde” kadın olmak ile “kendi için” kadın olmak arasındaki fark da tam olarak bu noktada ortaya çıkar.

Çerkesliğe geri dönersek, dışımızdakilerin anlam yüklediği Çerkes, “kendinde” Çerkes olmaktan öte bir anlam taşımaz. Bu yüzden nesnedir. Evet, politik bir nesnellik taşır, ancak bu nesnellik kendi yazdığı bir hikâyeye dayanmaz.

Politik özne ise “kendi için” Çerkes profiline denk düşer. Çerkes ancak “kendi için” Çerkes olursa, politik özneye dönüşebilir. Bunun için de hikâyesi kendi kaleminden çıkmalı, toplumsalı kuran kendisi olmalıdır.

Peki, hikâye nasıl yazılır? Toplumsal nasıl kurgulanır?

Aksu Bora (*), “temsilciyle temsil edilen arasındaki ilişki” hakkında şöyle der: “Feminizmin ‘kadınlar’ı yahut ‘Kadın’ı temsil ettiği iddiası bir ‘yetki’ iddiası değildir her zaman, kurucu bir irade iddiasıdır da. Çünkü kadınların, biyolojik varlıklarının ötesinde, belirli toplumsal bağlamlar içinde bulunduklarını söyler feminizm ve bu bağlamı bir tabiyet bağlamı olarak ifade eder. ‘Biz kadınlar, cins olarak eziliyor ve sömürülüyoruz’dur mesela bu tarif. Böylelikle, temsil ettiği gerçekliği kurmaktadır bir yandan: Politik bir gerçeklik olarak cinsiyet. Feminizmin toplumsal değil, politik bir hareket olmasının sebebi budur.”

Demek ki “Çerkes Siyaseti”nin Çerkesliği veya Çerkesleri temsil etme iddiası, teknik bir konu olarak “yetki” almaktan ibaret değildir; asıl olarak, “kurucu irade” olma iddiası taşımasına bağlıdır. Kurucu irade olmanın yolu ise, Çerkesliği kan bağının ötesinde, toplumsal bağlamlar içine yerleştirmekten geçer. Ve elbette, bu bağlam, bir tabiyet bağlamı olmalıdır. Temsil edilen gerçeklik buradan ve mağduriyet üzerinden kurulur. Sürecin çıktısı “politik bir gerçeklik olarak Çerkeslik”tir. “Çerkes sorunu” bu sebeple politik bir sorundur.

Aksu Bora ile devam edelim: “Politik hareketler, kimlikleri yahut çıkar gruplarını ya da ‘milletin değerlerini’ temsil etmezler; onları kurarlar. Temsil ettikleri, değerlerdir; yani hakikat. Değerleri savunurlar, bu değerler ışığında bir hakikat kurarlar: Eşitliği temsil ederler mesela. (…) Eşitliğin ne olduğu, nasıl sağlanacağı sorularına da cevap veren bir hikâye kurarlar. (…) Dünyanın Doğu ve Batı diye ikiye ayrıldığını anlatırlar; mazlum Doğu ve sömürgen Batı yahut fanatik Doğu ve özgürlükçü Batı. Doğuyu ya da Batıyı temsil etmezler, ne olduğunu anlatarak onu kurarlar.”

Aksu Bora’nın şu sözleri, Çerkeslik ile birlikte düşünüldüğünde oldukça çarpıcı: “Feminizm, tabii ki kadınları temsil etmez. (…) Feminizm, kadınlığı bir eşitsizlik konumu olarak tarif eder. Temsil ettiği, cinsiyet eşitsizliğidir. Bu yüzden eşitsizliği ortadan kaldırmaya uğraşır.”

Sözü tekrar Çerkeslere getirirsek, Çerkes Siyaseti kendisi için istediklerini başkaları için de talep eden bir vicdan hareketi olmalıdır. Siyasetin dar ve geniş bağlamlarda yapıldığını düşünürsek; benim inandığım Çerkes-Adığe Siyaseti dar bağlamda tüm Kafkas halklarının, geniş bağlamda ise tüm ezilenlerin güçlenmesi ve özgürleşmesi gerektiğini savunur. İlkeli siyaset yapmanın gereği budur.

Siyaset, aynı zamanda bir pedagojidir.

(*) Bora, Aksu. Feminizm Kendi Arasında. (İstanbul: İletişim Yayınları, 2023)

Yazarın Diğer Yazıları

Analiz: 100. yıldönümü yaklaşırken

Askerileşme, kemer sıkma politikası ve emperyalist saldırganlık dünya çapında tırmanıyor. Filistin’den Latin Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya halklar ve hareketler işgal, sömürü ve kolonyal baskı ile...

ANALİZ: Çerkes “olmak” politiktir

Çerkes “olan” politiktir. Yani dilim, kültürüm, kimliğim, hafızam politiktir. Ama yetmez; Çerkes “olmamın kendisi” politiktir. Üstelik en iddiasız, en apolitik halimle. Nasıl olmayayım? Tarihim onca pekiştirici...

Analiz: Vietnam’ın yeni dış politika kodları

Vietnam Komünist Partisi (VKP) dış politikasının statüsünü yükselterek ulusal savunma ve iç güvenlik ile aynı seviyeye çıkardı. Dış politikanın yükseltilmiş statüsü “çekirdek, daimi misyon”...

Sosyal Medyalarımız

9,251BeğenenlerBeğen
2,745TakipçilerTakip Et
4,012TakipçilerTakip Et
677AboneAbone Ol

Son Yazılar

- Advertisement -spot_img