İstanbul Dernekleri’ne Açık Çağrı

0
8

 (her şeye Rağmen Yapabiliriz)
Marjedeki yazılarından tanıdığım Yalçın Karadaş’ın 17-18 Mayıs 2006 tarihli yazısının başlığı şöyle idi:
KAFKAS HALKLARININ TAMAMI YADA BİR KESİMİ İÇİN DÜŞÜNEN KİŞİ VE KURUMLARA AÇIK ÇAĞRI-3(son)
Bu başlıktan Yalçın Karadaş’ın kızıp küstüğünü zannetmiştim. Yanılmışım. Yazısını okuyup bir köşeye kaydetmek lüzumunu duydum. Adetimdir, sevdiğim veya ileride yararlanabileceğimi düşündüğüm yazıları hep saklarım. Üzerinde epey düşündüm. Yalçın bey haklıydı. Onun haklı olduğunu tescil etmek için değil, ne yapılabilirine katkı sağlamak için düşünerek bekledim. Çağrısına bir cevap çıkmadı.
Yalçın Karadaş, yazısında; D.Ç.B’ cilerin ve Birleşik Kafkasyacıların yaptığı yanlışları sıralıyor ve sonunda; “Yazdıklarıma mutlaka cevap verilecektir. Ancak, sanal alemde ve yüzlerini görmediğim kalabalıklar içinde tartışmaktan hoşlanmıyorum. Ben beceremiyorum bu işi. Buradan cevap vermeyeceğim. Yüz yüze gelip bir ‘çözüm platformu’ oluşturulursa orada olacağıma söz veriyorum.” diyordu.
Yalçın Bey’ in bu sözlerini çok önemsiyorum, onun gibi düşünen daha birçok kişinin bulunduğuna ve bunların toplumu yönlendirebileceğine bütün kalbimle inanıyorum.
–  Türkiye delegeleri D.Ç.B’nin 6. Kongresinde, kongre üyelerine, Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu’nu KBC’ne davet ettikleri için RODİNA derneğini şikayet ederken, “Rusya politika mı değiştirdi? Ne zamandan beri Rusya düşmanı federasyon ve dernekleri Rusya Federasyonu’na davet edip burada ağırlıyor?” sorularını soruyor. Bu şikayet ve serzenişlerinin sonuç vermediğini gören Türkiye delegasyonu, 7 inci kongrede RODİNA’yı DÇB üyeliğinden ihraç etmek için teşebbüse geçiyor ve bu önerge de reddediliyor.
            D.Ç.B’nin Birleşik Kafkasya düşüncesinin karşıtı, hatta zıttı bir örgüt olduğunu tekrar söylememde bir sakınca yok herhalde. Birleşik Kafkasyacıların tasvip ettikleri düşüncelere sahip Kafkas Halkları Konfederasyonunun tasfiyesinden sonra doğan boşluğu doldurmaya yönelik girişimler oldu. Çerkes Kongresi adlı STK oluşturuldu. Ayrıca Kafkas Halkları Sosyal Konseyi adıyla farklı bir yapılanma daha ortaya çıktı. Bu ikincisinin icraatları hakkında benim bilgi sahibi olduğum bir habere bugüne kadar rastlamadım. Fakat, kendileri ile müteaddit defalar görüştüğüm ve Çerkes Kongresinin kurucusu olan bazı şahıslardan aldığım bilgilere dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; Çerkes Kongresi adlı STK, DÇB’ne muhalif tüm Kuzey Kafkasya’nın birlik ve beraberliği ile kardeşliğini savunan, sorunları barışçı yol ve yöntemlerle çözmeyi benimseyen ve savunan bir kuruluş.
             Tüzüklerinde kuruluş amacını her ne kadar Adige ulusal sorunlarının çözümü için çalışmak, Adige ulusal geleneklerini canlandırmak, ulusal haklarımızı korumak gibi konulara dayandırsalar da, dış ülkelerdeki Kafkaslılarla ilgilenmeleri Kafkasya’daki diğer cumhuriyetlerle ilgili haberlere, siteleri (www.agygeanatpress.ru) nde fazlasıyla yer vermeleri, kendilerine D.Ç.B’ den daha fazla sempatik bir görünüm kazandırıyor. Ayrıca Kafkas Soykırımı ile ilgili olarak DUMA’ya yaptıkları başvurunun reddedilmesi üzerine konuyu A.P’ na götürürken desteğini aldıkları ve işbirliği yaptıkları kuruluşlar da bunu gösteriyor. Diğer yandan Adigey’ in Krasnodar’ a bağlanması girişimine en sert karşı tepkiyi de gösteren Çerkes Kongresi olmuştur.
            KBC Parlamento Başkanı İlyas Beçelov Balkardır. Birleşik Kafkas Dernekleri Federasyonu Başkanı rahmetli Enver Kaplan KBC’ ne 4 defa gitmiştir. Bir defasında kendisine parlamentoda KBC parlamenterlerine hitap etme fırsatı verilmiş ve başkanı olduğu federasyon hakkında parlamentoyu bilgilendirmesi istenmiştir. Federasyon hakkında bilgi verirken kendisine, diğer federasyondan farklı olan yanını sormuşlar ve hatta, RODİNA’ nın başkanı Vladimir Nakatsev özellikle üzerine basarak, “sizin federasyonunuzun Karadeniz’den Hazar Denizi’ne kadar uzanan Kafkasya’daki halkların tümünün kardeşliğini, birlik ve beraberliğini savunduğunu söyle” demesi üzerine parlamenterler Enver Kaplan’ı ayakta alkışlamışlardır.
            Bu bilgileri arz ettikten sonra; Sevgili Yalçın Karadaş’ ın mesajına tekrar geliyorum. Her şeyi bir yana bırakıp başımızı iki elimizin arasına alıp kısaca bir düşünelim. DÇB ve Birleşik Kafkasyacılığı bir yana koyalım. Birlik ve beraberlikten kime ne zarar gelir? Hiç kimseye zarar gelmez.
            Kafkasya’da Rusya’nın her türlü baskısına rağmen oradaki halkların, baskı altına alınmış duygularını ortaya çıkaracak sosyal ve politik oluşumların hayat bulduğu, RODİNA’ nın bile birlik ve beraberlikten korkmadığı bir ortamda kukla Çeçen yönetiminin başı Kadirov’ un bile bir Kafkasya eyaletinden bahsedebildiği bir konjonktürde Türkiye’deki D.Ç.B’ ciler ile Birleşik Kafkasyacılar ve rengini belli etmekten çekinenler de dahil sessiz çoğunluğun sesi olabilecek bir örgütlenmeye gitmemiz için iş birliği yapalım derim.
Türkiye’deki Kafkas kökenlilerin en yoğun olduğu şehirlerden biri olan İstanbul’da, daha önce varolan İstanbul Kafkas Dernekleri Koordinasyon Kurulu’nu, bürokratik işlemleri yerine getirmek suretiyle bir federasyona dönüştürmek o kadar mı zor?
            3 Federasyonun üyelerini bir KONFEDERASYON çatısı altında toplamanın beklemediğimiz kadar büyük yararlar sağlayacağına inancımı tekrarlıyorum.
            Böylece, hem tüm Kafkas Halklarının temsil edildiği bir Kafkas kuruluşu oluşur ve hem de Türkiye’deki Kafkas Halklarının sessiz çoğunluğunun sesi olacak bir yapılanma ortaya çıkar.
            Eğer Türkiye’de böyle bir girişim başarılı olursa bunun Kafkasya’ya yansıtılmasının çok daha olumlu sonuçlar vereceğinden kesinlikle eminim. Yazık ettiğimiz halkımızın da bizi kucaklayacağına, derneklerimize olan güveninin artarak katılımcılığın çoğalacağına, DÇB’ nin de tavır değiştireceğine, yapılan hataların da azalacağına inanıyorum.
            Lüzumsuz gibi görünen baştaki bilgilendirmeyi (buna rağmen yapabiliriz’ i belirtmek için) yaptım.
            Bu çağrımı samimi bulmayanlar olacak, çağrıyı Sönmez Can yaptığı için karşı çıkanlar olacak, daha birçok bahanelerle tenkitler yapılacak. Olsun. Benim her zaman savunduğum, temel dayanağım; iyi niyetle, elle tutulur, gözle görülür, iyiye, güzele ve faydalıya doğru, önce niyet etmek, sonra gücünle mütenasip icra etmek düşüncesidir. 
Saygılarımla…
Sönmez CAN
Kaynak: kafkas diyasporası.com (eski adıyla uzunyayla.com)
 

Sayı : 2008 12

Yayınlanma Tarihi: 2009-01-01 00:00:00