Abhazya Diasporası: Anavatan rüyası

0
7

Elizabeth Owen, EurasiaNet
Çeviri: Serap Canbek

Türkiye’nin batısındaki bir sıradağların tepesindedir Mezit köyü, Çarist Rus birliklerinden kaçan Abazalar tarafından 19. yüzyılda kurulan bir mezra…130 yıldan fazla bir zamandan sonra Mezitli Abaza sakinlerin artık tek bir hedefi var: Şu aralar Rus birliklerinin memnuniyetle karşılanan varlığının bulunduğu Abhazya’ya dönmek…

Büyükbabasının Abhazya başkenti Sohum’da çekilmiş siyah-beyaz fotoğrafını gösterirken orta yaşlı bir ev kadını olan Nalan Uran “Dilimizin konuşulduğu bu yeri kendi gözlerimizle görmeliyiz” diyor.

Bu, Abhaz hükümetinin desteklemek isteyeceği ve zaten olması gereken bir arzu. Ülkenin bağımsızlığını Gürcistan karşısında garanti altına alma çabalarını güçlendirmek adına Diaspora üyelerinin geri dönüşünü desteklemek tek yol olarak görünüyor.

Muhacir olarak bilinen binlerce Abhaz 19. yüzyıl ortalarında Rusların Kafkasya’daki işgaline direndikten sonraTürkiye’ye akın ettiler. Bugün Türkiye, Diasporadaki en fazla Abhaz nüfusuna ev sahipliği ediyor. Sayı tahminleri değişiyor. Diaspora liderleri 1.000.000 derken Abhazların tahmini 150.000 ile 500. 000 arasında.

Sergei Bagapsh’nin liderliğini yaptığı Sohum’daki var olan hükümet için onlar hem Abhazya’nın yararına olmaları hem de finansal etkileri açısından değerli. Türkiye’deki Abhaz diyaspora topluluğu dış yatırım için potansiyel bir çözüm kaynağı. Türkiye’nin Abhazya bağımsızlığını tanıması için kampanyalar yapmak ta başka bir görev.

Bütün olay Diyaspora’yı, kalmak üzere anavatanına geri getirmek. Bölge’nin vatandaşlık komitesi başkanı Anzor Mukba’nın söylediğine göre 1992-1993 Gürcistan savaşının sona ermesinden sonra sadece 3.500 kadar diyaspora üyesi Abhazya’ya kalıcı olarak yerleşti.

 “Herkes yarın savaşın başlayabileceği bir yere geri dönmek istemiyor” diyor Mukba.

Finansal teşvikler kısıtlı. Komite Abhazya’da mülkü olmayan diyaspora üyeleri için konut ödemesi yapıyor. Eğitimle ilgili giderleri ve 150 davetli için düğün masraflarını karşılıyor. Abhaz kökenli olduklarını ispatlayanlara Abhazya pasaportu alma hakkı veriliyor.

Masrafları karşılamak için Abhaz hükümeti Abhazya’da basılan ödeme çeklerinden yüzde 2 kesinti yapıyor. Başkan Sergei Bagapsh’ın web sitesine göre 2007 de hükümet vatandaşlıkla ilgili 1 milyon dolar bütçe ayırdı.

Mukba “Türkiye’den kitlesel bir göç beklemiyoruz, insanlar ancak bulundukları yerde çok kötü hissederlerse kitlesel bir göç olabilir ve Türkiye’de kimse kendini kötü hissetmiyor.” diyor.

Diyaspora’nın bazı üyeleri de bunu kabul ediyor. İnegöl’de bir taşımacılık firmasının sahibi olan Abhaz Turgut Cilo diyor ki; “Türkiye bize kollarını açtı ve biz bunu takdir ediyoruz. Biz her zaman kültürümüzün bilincinde olduk ama kaderimizi de bu ülkeye bağladık.”

Abhaz diyasporasının Türkiye’deki girişimcileri Abhazya’da yoğun yatırımlar yapmanın en iyi zamanının şimdi olduğunu belirtiyorlar. Ağustos 2008 de Rusya savaşının sona ermesiyle Gürcistan’ın Türkiye üzerindeki yatırımları bloke etme baskısının azaldığını da ekliyorlar. 1990 başlarında Gürcistan savaşı sırasında (..) Abhazlar’ı desteklemek için kurulmuş bir diyaspora grubu olan İstanbul merkezli Abhaz-Kafkas Dayanışma Komitesi başkanı İrfan Argun “Durum değişti. Türk yaklaşımı gitgide yumuşuyor” diyor.

 

Şu anda umutlar Türkiye’nin Karadeniz limanı olan Trabzon ile Abhazya arasında doğrudan gemi ya da havayolu bağlantısı oluşturmak üzerine yoğunlaşmış durumda. Anavatanlarını ziyaret etmek isteyen diyaspora üyeleri halihazırda Abhazya’ya ulaşmak için bir Rus şehri olan Soçi’den geçmek zorundalar ve bu yol hem daha uzun hem de Rusya vizesi gerekiyor. Gürcistan yoluyla gitmek ise bir seçenek olarak asla düşünülmüyor.

Ziyaret eden bazı diyaspora üyeleri ise gördükleri gerçekler karşısında kafalarına önceden yerleşmiş inançlara benzemediği için hayal kırıklığı yaşıyorlar. Ankara’da yaşayan orta yaşlı bir kadın harap binalar ve yarım yamalak telefon sistemini gördükten sonra kafasının karıştığını belirtiyor. “Umduğum gibi değildi” diyor içini çekerek.

Sohum’da bir diyaspora üyesine ait kafede otururken Türkiye’den gelen bir Abhaz grup Rusya sınırındaki görevlilerin Abhazya’ya gelen her ziyaretçi başına 5 dolar ücret istediklerini belirtti.

Ankara’da genç bir dış ilişkiler uzmanı olan Aslan Yavuz Sir “Şartlar öne sürüyorlar ve zora sokuyorlar. Abhazya’da nereye ve neden gittiğimizi sorguluyorlar” diyor.

Diyasporadan bir çok ziyaretçinin kafasında aynı düşünce var. “Ruslar geri dönmemizi istemiyor” diye devam ediyor Yavuz Sir.

Bazı Diyaspora üyelerinin Moskova’nın tavrı ile ilgili şüpheli yaklaşımları Abhazya’da yaşayan Abhazlar’ın düşünceleri ile çelişiyor. Çünkü Abhazya’da çok sevilmese de, Moskova desteği kavgacı Gürcistan ile aralarında ana tampon olarak düşünülüyor.

Türkiye’deki diyaspora liderleri Rusya-Abhazya bağının sadece pragmatizmden kaynakladığını iddia ediyorlar. Rus delegelerle düzenli olarak görüşen Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi başkanı Argun “Rusya konusu samimi bir sevgi veya şevkatten ortaya çıkmadı. Dünya devletlerinin olumsuz siyasetleri Abhazya’yı Rusya’ya yaklaşmaya zorladı” diyor.

Taşımacılık firması sahibi Cilo da aynı görüşe katılıyor. Rusya’nın Abhazya’nın bağımsızlığını tanıması konusunda “Bunu bir nezaket olarak algılamıyoruz, bu sadece geçmişten kalan borcunu ödemek gibi birşeydir.” diye ekliyor.

Ancak Türkiye’deki Abhaz diyasporası için Sovyet deneyiminin bir geçmişi yok. Bazıları Sovyetler dağılıncaya kadar Abhazya hakkında bir bilgilerinin olmadığını söylüyorlar. Bu bilgisizlik ya da cehalet her iki taraf için de geçerliydi. Cilo kıkır kıkır gülerek 1991 yılında Abhazya’ya yaptıkları bir gezi sırasında “bize uzaylılarmışız gibi baktılar” diyor. “Türkiye’de ya da dünyanın herhangi bir yerinde Abhazlar olduğuna dair en ufak bir bilgileri yoktu” diye ekliyor.

17 yıldan fazla olmuş olsa da bakış açıları hala farklı olabilir. İstanbul’dan 2001 yılında göçetmiş, Sohum’da otel sahibi olan Talik Khuatish Abhazya’nın bugünkü durumunun hala eski koşullardaki gibi görüldüğü izleniminde olduğunu belirtirken “Gürcistan savaşı biteli 15 yıl oldu. Halkımızın psikolojisini güçlendirmeliyiz” diyor.

Lisan bir başka sorun olabilir. Adının Semih olduğunu söyleyen İstanbul’daki diyaspora üyesi emekli, “Genç Abhazlar Abhazca’dan çok Rusça konuşuyor. Bu böyle devam ederse bizler aramızda Abhazca değil İngilizce veya Rusça konuşacağız.” diyor.

Sovyet etkisinden ayrılamamanın zaman zaman yarattığı şaşkınlığa rağmen Diyaspora’nın Abhazya’daki gururu çok zor yokolur. Geçen Ekim ayında ayışığında Sohum’daki bir plajda Türkiye’den gelen Abhaz gençlerinin akordeon eşliğinde el çırparak yaptıkları dans gösterilerini onaylayarak izliyordu yoldan geçenler. Adının Timur olduğunu söyleyen emekli adam “İşte buna dönmeliyiz, buradaki gençlerimizin kültürleriyle gurur duymalarını sağlamalıyız diyordu.

Türkiye’deki Mezit köyüne dönersek Diyaspora üyeleri bu yolda önderlik yapmaya istekli olduklarını belirtiyorlar. “Abhazya’dan dışarı atılan ailelerimiz boyun eğmeyi reddeden isyankarlardı. Ve şimdi bu isyankarlık psikolojisinden geri gitme inadı doğdu” diyor 28 yaşındaki Onur Cilo.

(9 Mart 2009)

Editör notu: Elizabeth Owen Tiflis-Gürcistan’daki EurasiaNet Kafkasya haberleri koordinatörüdür.

(http://www.abkhazworld.com/headlines/210-abkhazias-diaspora-dreaming-of-home.html)

 (Bilgiye ulaşmamızı sağlayan www.CircassianWorld.com a teşekkür ederiz. Jıneps YK)

Sayı : 2009 04

Yayınlanma Tarihi: 2009-04-01 00:00:00