Yaşar Kemal Kafkas Abhazya Kültür Derneği’nde

0
6

Çerkesler’le benim ilişkim çok. Bir Çeçen köyü var, Körmezar. Biz Ceyhan’ın bir tarafındayız, onlar diğer tarafında. Adana Ceyhan’ın bir köyü bu. Ve orada Ali Sait bey, bunların tarlalarının hepsini almış. Ve öyle bir ağıtlar geldi ki Ceyhan’ın öbür tarafından.. Toprağından koymuşlar, sonra bizim köye geldiler, gemiyle, geçtiler bizim köye yakın durdular.
Ondan sonra Toroslar’a gittiler, daha sonra onları görünce ve ‘ben Emte köyündenim’ deyince beni üç gün bırakmadılar.
İdris amcaya gidiyorum. Yusuf amcam da Kürt milislerinin başkan yardımcısı. İdris bey, Çerkesler’in başkanı. Nuri çavuş var bir de. Nuri çavuşun iki oğlu var, bir tanesi Kerim bir tanesi Çako bey. Çako bey Kadirli’nin belediye başkanlığını yaptı uzun süreler. İdris amcanın (ben İdris amca diyorum, çok yakınız, aile gibiyiz) kızı Çako beyin karısı. Ben yine her zaman olduğu gibi Kadirli’de hapishaneye girdim. Orda iki ay kaldım. Anamdan başka kimse yaklaşamıyor, 30 kadar akraba köyü var, Kürtler, bir tanesi bile bir şey yapmadı. Bir tane Alevi Kürtlerden vardı, onlar geldi. Bir de İdris amcanın kızı geldi, Nesibe hatun.
Hapishane öyle büyük değildi ama gene 100 ya da 50 kadar mahpus vardı orada. Bir gün, daha 3. ya da 4. günüm, baktım Nesibe abla, büyük siniler var, renkli kağıtlar var, onların içinde yemek. Üç-dört tane adam taşıyor. Hapishanedeki herkes için yemek yapmış. Sonraki gün yine yemek geldi. İki ay kaldım hapishanede, haftada bir – iki defa koyun veya keçi kesiliyor, yemek geliyor. İki ay sonra Kozan’a gönderilince hapishanedekilerin çoğu ağladı, biz şimdi ne yiyeceğiz diye!

*
Van’a gazeteci olarak gittiğim zaman, Yusuf ağayı (amcamı) görmeye gittim. Yusuf ağa oraya yerleşmişti, tarlaları filan satıp, 115 yaşında öldü.. Ve bana ilk sözü ‘İdris amcan ne oldu?’ olmuştu.
*
Ben 15 yaşındayım. Çerkes düğünü var dediler ben de gittim, Akifiye’ye. İdris amca beni çok seviyordu ‘hoş geldin Karaoğlan’ dedi. Sonra bana kendi atını verdi. İdris amcanın atı koşu atı, Arap atı belki de İngiliz’le karışmış, dehşet bir at. ‘Bin şuna’ dedi, ‘şu yüzü sen getireceksin’ dedi. Bindim ata, 30 kadar at, kim getirirse hediye alıyor. Atı sürmeye başladım, epeyce arkamdan geliyor diğerleri, kapıya geldim, ondan sonra ne oldu anlamadım, arkamdan değnekle vuruyorlar, öldürecekler beni. İdris amca, ‘yahu eğil içeri gir, vurmazlar sana’ diyor. En sonunda ben de ‘eğileyim, içeri gireyim’ dedim, bir adam geldi kapıyı açtı, ‘işte buradan gireceksin’ dedi. İdris amca geldi; ‘Yaşar, at değil ama sen daha iyisin’ dedi.
*
Çerkesler büyük bir halktır, küçük halk yoktur zaten. Çerkesler topraklarını hiçbir zaman hiç kimseye vermek istemediler, o yüzden de sürgün olmuşlar. Galip gelmiş Ruslar ve sürgüne gelmişler. Sürgünde de Osmanlı çok iyi davranmamış Çerkesler’e. Balkanlar’a yerleştirmişler, neden Balkanlar’a da Anadolu değil. Onları da tekrar Arapların içine göndermişler, bu da acaip bir şey! Cumhuriyet devrine gelince, gene yabancı saymışlar. Kurtuluş Savaşının kahramanları, büyük insanları bunlar..
*
Bir gün yürüyordum gölün kenarında, 5-10 kişilik bir kalabalık var ve bir kamyon duruyor. Gittim baktım, Çerkes oyunlarını biliyorum. Şöyle böyle yaptım tanımasınlar diye, aralarına girdim. Hiç kimse tanımadı beni. Ondan sonra ben ayrıldım, bitiyor diye. Meğer herkes beni tanıyormuş, ‘bizimle gel’ dediler.
-Peki niye geleyim,
-Biz Çerkesiz,
-Allah güzellik versin, ben size küsüm,
-Niye?
-Siz istemediniz, hiçbir zaman kendizi, kültürünüzü istemediniz. Çerkessiniz, sizin büyük bir kültürünüz var. Yazık size. Niye istemiyorsunuz dilinizi? Niye okul istemiyorsunuz dilinize? Ben size küsüyorum, konuşmuyorum işte..
-Yaşar abi yapma!
-Küstüm! -dedim ve küstüm!
*
Hatırlarsanız son Cumhurbaşkanlığı ödülünü alınca Çerkesleri ağzımdan düşürmedim. Evvela Çerkeslerin ve Kürtlerin dilini vereceksiniz dedim. Hatırlıyor musunuz?
*
Şimdi benim tüm romanlarımda Çerkes geçer. Niye böyle? Vallahi billahi bilmiyorum. Gerçekten bilmiyorum, ama hep Çerkes oluyor.
Mesela İnce Memet’ te bir kahraman var, o da Çerkes. Arkadaşlarıma biraz önce anlattım. Cumhuriyet’te çıktı, İnce Memet’ in birincisi. Bitti. Üç gün sonra Cumhuriyet’e gittim. ‘Ya Yaşar, 10-15 çocuk geldi, seni bekliyorlar. Gitmiyorlar, Yaşar Kemal’i göreceğiz’ diyorlar.Odam vardı, gerçi beni kovmuşlardı ama Nadir Nadi geldikten sonra duruyordu. ‘Çocukları benim odaya götürün’ dedim ve ben de gittim, çocuklar çok sevindi.

 ‘Nerdeyse sizi görmeden gidecektik’ dediler. ‘Ne istiyorsunuz çocuklar’ dedim. ‘Biz teşekkür etmeye geldik’ dediler. ‘Niye’ dedim. ‘Kitabınız var ya, orda Çerkesler var ya, Çerkesler de kahraman ya orada, işte biz teşekkür etmeye geldik’ dediler. ‘Nerelisiniz’ dedim. ‘Anadolu’nun her yerinden bir Çerkes çocuğu aldık’ dediler, ‘Bir kişiyle teşekkür olur mu? Siz Çerkesler için yazmışınız’ dediler. Bunu hayatım boyunca hiç unutamam.
*
Benim tek derdim, bu kültür ölmemeli. Dünya zenginleştikçe, kültür zenginleştikçe insan insan olur. Göz göre göre ‘ben bu milletten değilim’ dediği zaman hapı yuttu insanlık.
Kendimi bildim bileli bu dil meselesiyle uğraşıyorum. Diller başka dilleri öldürmemiştir. Bütün tarihten sorun, hiçbir dil hiçbir dili öldürmemiştir. Düşünelim bir; bütün diller birbirini besler, diller tek başına kaldığı zaman Türk dili gibi olur. Türk dili bu durumda olacak bir dil değildi. Yasakladı Türk dili, yasakladığından faydalanamadı, onunla zenginleşemedi. Ben Türk dilinin bir yazarıyım, Çerkesce yasaklanmasaydı, Kürtçe yasaklanmasaydı… 17 dil var, bunlar yasaklanmasaydı Türk dili daha zenginleşirdi. Ve bunu anlayacak kadar kültür yok bizim politikacılarımızda..
Bir dil nasıl zenginleşiyor, bu da dünyada bilinen bir şeydir. Bir dilin edebiyatı olmazsa ölür. Bu kesin. Edebiyat yaşatıyor dilleri.

*
Bir gün bana bir adam geldi, albay. Ben de niye bana geliyor diye şaşırdım. Nart destanlarını verdi, ‘Yaşar abi, oku bunu ben çevirdim’ dedi. ‘Milli emniyet misin’ dedim. ‘Kuran’ı getir el basayım, vallahi billahi değilim’ dedi. ‘Çerkesleri çok seviyorum, Rusça da biliyordum, bu destanı çevirdim.’ dedi. Yedi Sovyet alimi var, bu destanı yazmışlar. Destanı aldım okudum. Adamın Türkçesi o kadar iyi ki bir tek yanlış var sadece..

Sayı : 2009 05

Yayınlanma Tarihi: 2009-05-01 00:00:00