Gürcistan’daki Savaşın Rus Kamuoyu Üzerindeki Etkisi

0
9
Stephen D. Shenfield*

Rusya-Gürcistan savaşından kısa bir süre sonra Eylül 2008’de Rusya Bilimler Akademisi Sosyoloji Enstitüsü’nden araştırmacılar, 1750 Rus vatandaşına dış politika konusundaki görüş ve tutumlarına ilişkin anket uyguladı. Önceki yılların sonuçlarıyla karşılaştırdıklarında görüşlerde keskin bir değişim olduğu görüldü. NATO, ABD ve Gürcistan’ı destekleyen ülkelere (Polonya %51, İngiltere %38) ve Gürcistan’a (%81) karşı olumsuz duygular besleyenlerin sayısı 2007’ye oranla büyük artış göstermişti. 2007’de ABD hakkında olumlu düşünenlerin oranı %37 iken 2008’de %14’e gerilemişti. NATO’ya karşı olanların bugünkü oranı %80’lere ulaşmıştır.
1990’ların ortasından itibaren Rus kamuoyunda Batı karşıtı eğilim yavaş yavaş artarken Gürcistan’daki savaş ivmeyi hızlandırmıştı. Sonuç olarak Rus toplumunda “Batı ve Nato karşıtı ittifak”ın ortaya çıktığını söylemek mümkündü. Üstelik sadece Rus milliyetçilerini ve solcuları değil daha önce Batı yanlısı olan liberallerin büyük bölümünü de kapsıyordu bu ittifak.
Ankete katılanların %55’i RF hükümetinin Kafkasya’daki eylemlerini desteklerken, onaylamayanların oranı sadece %2,5 oldu.
Katılımcıların yarısından fazlası Abhazya ve G. Osetya’nın bağımsızlığını onaylamıştı. %5 gibi bir kesim tekrar Gürcistan’ın özerk bölgeleri olmalarını istiyordu. %27 ise RF’ye dahil olmaları gerektiğini düşünüyordu.
Rus kamuoyu ile siyasi elitlerin görüşleri arasındaki bağlantı nedir? Bazıları televizyon ve yaygın medyanın elitlerin kontrolü altında olması durumunda kamuoyu görüşünün elitlerin görüşünün bir yansıması olduğunu söylemektedir. Seçkinlerin propagandasının kamuoyu üzerinde muazzam bir etkisi olduğunu ama yine de iki görüşün özdeş olmadığını, çünkü kamuoyu görüşünü etkileyen başka faktörler olduğunu da eklemektedirler.
Böylesi konular kolayca anlaşılıp duygusal bir etki yaratmaz. Oysa Gürcistan’daki olaylar tam bir duygusal fırtına yaratmıştı. Gürcülerin Şinvali’ye saldırılarını, Rus arabulucuların ölümünü ve RF’de güven arayan Oset mülteci akınını izleyen Ruslar kızdı, rahatsız oldu. Reaksiyonun büyüklüğü kamuoyu uzmanlarını bile şaşırttı. Ama Rus televizyonunu izleyenlere “barışı zorla kabul ettirme operasyonu” dahilinde Rus uçaklarının bombaladığı apartmanlar, Ruslardan kaçan mülteciler hiçbir zaman izlettirilmedi. Amerikalı izleyici ise Rus izleyicinin aksine işte bu görüntüleri izledi. “Gerçek, sadece gerçek, ama gerçeğin bir kısmı.”**
*ABD’de yaşayan bağımsız araştırmacı ve çevirmen. Sovyet sonrası Rusya konusunda uzman.
** Makalenin kaynağı Andrei Andreyev’in “Kafkasya Krizi Sonrasında Dış Politika Algısı” adlı kitabıdır. Son paragraf yazarın kendi yorumudur.
***
Gürcistan ve Batı; Abhazya ve Güney Osetya’yı tanısa ne olurdu?
Paul Goble*
Bir an için imkansızı düşünerek Tiflis ve Batılı ülkelerin rota değiştirip Abhazya ve G. Osetya’yı tanıdıklarını hayal edelim.
Gürcistan için; böylesi bir tanıma büyük bir siyasi yenilgi olurdu, ama bir yandan da hem içeride hem dışarıda yeni olanaklar yaratılması sağlanırdı. Asla böylesi bir adım atmayacağına dair yemin eden Sakaşvili zor durumda kalırdı. Tiflis’in Abhazya ve G. Osetya’yı tanıması ülke için en az üç sonuç doğururdu. İlki ve en önemlisi Gürcistan’a Moskova’yla ilişkilerini düzeltme olanağını sağlardı. İkincisi, Sakaşvili’nin muhalefeti yok etmek için kullandığı bir sorunu ortadan kaldırırdı. Böylece Gürcistan siyasetinin önü açılır ve demokrasi canlanırdı. Üçüncüsü, Gürcistan bir ulus devlet olarak şu anki halinden daha az bölünmüş ve daha çok Gürcüleşmiş olurdu.
Abhazya için; kaderin bu şekilde tersine dönmesinin muazzam olumlu sonuçları olurdu. Gürcistan ve Batı tarafından tanınmak Abhazya’nın ulusal hedefine ulaşmasını ve başkentinde RF’nin yanı sıra birçok batı ülkesinin elçiliklerinin olmasını sağlardı. Abhazya RF’nin müvekkili konumundan uluslararası topluluğun gerçek üyesi konumuna geçerdi.
Güney Osetya için; Gürcistan ve Batı tarafından tanınmanın sonuçları çok çelişik olurdu. Bir yandan G. Osetya hükümeti varlıklarının kendi kaderlerini tayin etme hareketini yansıttığına dair iddialarının teyit edildiğini iddia ederdi. Diğer yandan topraklarının genişletilmiş Osetya’nın bir parçası olarak RF tarafından absorbe edilmesini isteyen G. Osetyalılar için durum zorlaşırdı.
*Avrasya’daki etnik ve dinsel sorunlar konusunda uzman.

Sayı : 2010 08

Yayınlanma Tarihi: 2010-08-01 00:00:00