Kafkas Halklarının Ege ve Dersim Halklarıyla İlişkileri

0
1710
MÖ. 2. binlerde Hititlerin egemenliği Orta Anadolu’dan Batı Anadolu’ya kadar ulaşmıştı. O yıllarda Batı Anadolu’da, Bergama – Aliağa – Dikili ve Truva’ya kadar uzanan bölgenin adı Aşuwa’ydı. Aşuwa Krallığı’nın içindeki unsurlar pek çok değişik halktan meydana geliyordu. Abhaz, Adığe halkları da bu unsurların içerisindeydi. Aşuwa Krallığı’nın merkezi Dersim’deydi. Dersim coğrafyasının adı da Aşuwa (İşuwa)’ydı. Hititlerin Orta Anadolu’ya girmeleriyle Aşuwa Krallığı ikiye bölündü. Biri doğuda Dersim, Çemişgezek Aşuwa köyünde, diğeri Ege’de varlıklarını sürdürdü.
   Aşuwa, Hititler döneminde özerk bir konfederasyondu.
  Bu Özerk Konfederasyon içerisinde; doğuda Yukarı Mezopotamya’da Aşuwalıların Dersim kolu, Batı Anadolu’da (Ege’de) ise; Batı kolu egemendi. İç Anadolu’da ise Hititler. Batı Ege, sonradan Hititlerin egemenliği altına girdi. Ama bu egemenlik şeklendi. Aşuwa, Hititlerin içerisinde Özerk Konfederasyon olarak kalmayı başardı. Bu Konfederasyon çok uzun bir süreci kapsadı. Gerek Yukarı Mezopotamya’daki Dersim Aşuwa’sı, gerekse Batı Ege’deki Aşuwa’yı Özerk Konfederasyon yapan asıl neden, Akha ve Dor saldırılarıyla Anadolu’ya gelenlerin kültürünün etkisi altına girmemeleriydi. Onların kültürlerinden etkilenmeden yaşamayı başaran Aşuwa Özerk Konfederasyonu, Akhalılara ait Akhaiya topraklarının kralları Batı Ege ve Yukarı Mezopotamya’daki Dersim Aşuwası’na defalarca saldırmasına karşın; Aşuwa topraklarını savundu, uzun yaşamını sürdürdü ve ayakta kalabildi. Aşuwa adından daha sonra Asya, Küçük Asya sözcükleri türetildi.
   Özerk Konfederasyon olan, ama yine de merkezi yapıları zayıf olan Aşuwa halkı Hititlere karşı bağımsızlıklarını korumak için arayışlarını sürdürüyordu. Batı Anadolu’daki Aşuwa, 22 kenti Hititlere karşı ayaklandırdı. Bu sıralar Hititlerin Kralı 4. Tuthalya tahttaydı. Aşuwa halkı Tuthalya’nın karşısında yenildi. Batı Anadolu Aşuwası’nın kralı, Disum Dılao-ma’nın oğlu Kukkulis damadı Malazitis’ti. Bu isim günümüz Dersim Dımılicesinde bir sözcüktür. Disum, sonradan Dersim adına dönüştürülmüş ve tarihte ilk defa bu sıralar Dersim adı kullanılmıştı. Coğrafyaya bu sıralar ad olmuştu. Disum Dılao-ma; ‘bizim ananın oğlu’ anlamına gelmektedir. Bu savaşta Disum Dılao-ma oğlu Kukkulis damadı Malazitis kraldı. Tutsak edilip, Hititlerin başkenti Hattuşsa’ya götürüldü. Hititlerin içinde pek çok boy ve soyun, Aşuwa topraklarında yaşayan halkla özellikle de Pelasglarla akrabalık bağları olduğu için Pelasglar aracılar koyarak Aşuwa Kralı’nı serbest bıraktırdılar. Aşuwa Kralı Malazitis’i affettiler. Kral Aşuwa’ya daha güçlü olarak döndü. Bu süreçten sonra Aşuwa Özerk Konfederasyonu, Hititlere şeklen bağlı kaldı. MÖ. 1200’lere kadar yaşamını sürdüren Aşuwa, bu yıllardan sonra topraklarına pek çok göç aldı. Yukarı Mezopotamya Dersim Aşuwası’na pek çok akın ve saldırı başlayınca, orası bu saldırılara dayanamadı. Batı Anadolu’daki Aşuwa Krallığı ise egemenliğini uzun yıllar sürdürdü. Ancak merkezi devlet yapıları olmadığı için Aşuwalıların kültürleri ve uygarlıkları geliştirilemedi. Buralarda yaşayan Aşuwa boyları daha Batıya, Ege adalarına ve Yunanistan’a, Atina’ya, oradan da Avrupa’ya kadar dağıldılar. Arnavutluk ve İtalya’da önemli koloniler oluşturdular. Artık bu süreçte Aşuwa yıkılmıştı özellikle Batı Ege Aşuwası’nda; Lelegler, Luviler, Misyalılar, Akhalılar, Pelasglar, Kissisler, Dersimli Dımıliler ve onlarca halk Helenleşmenin etkisi altına girmişlerdi.
İlk defa asimle edilenler Pelasglar oldu. Pelasglar Aşuwa boylarındandılar. Ve Kafkas kökenliydiler. Batı Anadolu ve Batı Ege’de 80’in üzerinde kıyı boyu sahillerinde Helen kentleri oluşturuldu. Güçlü Helen ve İon kentleri, ticareti ve kültürü ele geçirdiler. Bu toprakları işgal ettiler. Buralarda yaşayan halklar bu süreçte Helenleşmeye başladı. Helen kültürü, kendisine güçlü yer edindi. MÖ. 1300 -1100’ler Elenlerin güçlendikleri yıllar oldu.
Ardından Lidya dönemi başladı. Lidya döneminde bu toprakların pek çok sakini Aşuwalı unsurlardı. Lidya adının duyulmasından önce buralarda Misya Krallığı (Aliağa-Dikili yöresi) etkisini göstermişti. Misyalıların konuştukları dil Lidya diliydi. Ve Misya, Lidya dilinde ‘gürgen ağacı’ demekti. Misyalılar, Karyalılarla ve Lidyalılarla kardeştiler. Aralarında dil birliktelikleri vardı. Lidya Devleti’nin başındaki Krallar, Şahin Krallar olarak adlandırılıyordu. (MÖ. 6.-7. yy.) Lidya Kralları Helen devletlerinin güçlenmesini engellemeye çalıştı. Ege kıyılarında Lidyalılar ticareti erken öğrenmişlerdi. Güçlenip, ticari yolları ele geçirdiler. Bölgeye bu defa bu yıllarda Kafkasya’dan gelen İskit-Kimmer saldırıları başladı. İskit-Kimmer saldırılarıyla gelenler arasında Alan halkı da vardı. Lidya Kralı Alayates saldırıları önledi. Bu defa Medler (Kürtler) buralara savaş açtı. Lidyalılarla savaştı. Lidya Kıralı ile Med Kralı arasında savaş başladı. Med Kralı Kayakser, MÖ. 585’te Lidyalılarla anlaştı. Lidyalılarla Medler arasında yapılan bu savaş sırasında güneş tutuldu. İki ordunun askerleri güneşin tutulmasını, savaşın çıkmasına yorumladı ve savaşmaktan vazgeçtiler. İki ordu kralları, bu savaştan sonra Kızılırmak boylarını sınır kabul edip, aralarında anlaştılar. Askerler, tanrıların bu savaşı istemediğini yaymış, öylece geri çekilmişlerdi. Bundan sonrada Lidya Kralı Kerzüs olmuştu (MÖ. 583). Bu süreçte Kafkas halkları yaygın olarak buralarda yaşıyorlardı. Lidya Devleti’nin yükselişi de bu dönem başlamıştı.

Sayı: 2010 09
Yayınlanma Tarihi: 2010-09-01 00:00:00