Gördüğüm lüzum üzerine…

0
1167
“Gördüğüm lüzum üzerine” diye başlayan birkaç cümlelik basit bir istifa kalıbı vardır. Aslında söylenecek çok şey olduğunu, ancak “Nerden başlasak, nasıl anlatsak” meselesini halledemeyip bundan sonrası için “Bırak dağınık kalsın” demeye gelen her şeyi içerir. Ya da “Gördüğüm lüzum üzerine” diye başlayan tüm istifalar ben de öyle bir duygu uyandırır.
Daha söylenecek çok söz vardır. Ancak cümleler bitmeden yolun sonuna gelmişsinizdir.
Sokak başında, heyecanla son birkaç cümle daha söyleyip, dostunuzun koluna dokunur, “işte böyle, benim kaçmam lazım…” deyiverirsiniz. Anlatılacak onca şey olmasına karşın, zaman, mekân ancak bu kadarına izin vermiştir. Dostunuzun zaten sizi anladığını varsayıp, sokağın karanlığı içinde kaybolmaktan başka yapacak bir şey kalmamıştır.
En azından şimdilik…
Yaklaşık, bir yıldır cherkessia.net’te yazıyorum. Bu yazı macerasına bir süre önce Jıneps gazetesi de dahil oldu.
Makaleler yazdım, makaleler bozdum. Benim için, bazen yorucu bir tempo, bazen tatlı bir telaştı. Ancak, kendimi sert tartışmaların ortasında bulduğum zamanlarda da, taraftarlarım olduğu anlarda da, yani makale yazmaya başladığım ilk günden bu yana zihnimin içinde dönüp duran soru hiç değişmedi.
Benim, toplumsal rehberlik gibi iddialarım olmadığı gibi, politik bir figür de değilim. Tam tersine siyasetin, gündelik sorunlar üzerinde yükseldiğini, bugün derin ayrışmalar tarif eden şeylerin yarın hayatımızda pek bir ehemmiyete sahip olmayacak meselelere dönüşebileceğine inanıyorum. Ve edebiyatın politik tercihler üzerinde değil, toplumsal gerçekliğin üzerinde yükselmesi, kendi yerini orada araması gerektiğine düşünüyorum. Doğruluğu, yanlışlığı bir yana cherkessia.net’e yazdığım bir makalemde kendi ruh halimi şöyle tarif etmiştim;
“Ben kendi toplumumu yakından takip ediyorum. Çerkeslerin sorunları da, çözüm arayışları da her zaman masamda duran en önemli meselelerden biri oldu. Bazen olan biteni anlamaya çalıştığım ya da kendimi tartışmaların bir parçası hissettiğim için, yayımlanan kitapları, dergileri, mail gruplarını, internet sitelerini özenle, dikkatle takip ediyorum. Ve bunu yıllardır, kesintisiz sürdürüyorum. Birçok ismi, bu kanallardan tanıdım, belli başlı tüm tartışmaları da yine aynı biçimde takip ettim, takip etmeye de devam ediyorum.
Ama ben, roman kahramanları aracılığıyla konuşmayı seviyor, tarihsel sorumluluğumun, iyi yazmak, daha iyi yazmak olduğuna inanıyorum. Yani aslında politikadan uzak değilim, onun içindeyim. Ama başka bir dilde konuşuyorum.
Bu satırları yazarken aklıma hemen, aydın sorumluluğu eleştirileri geliyor. O eleştirilere uzun bir süre önce “Önce kendi işini iyi yapan olmam gerekir” diye yanıt verdim.”
Geçen bir yılda bu konudaki düşüncelerim değişmedi. Kendi kendime sorduğum sorular da kah sesi kısılarak, kah yükselerek devam etti.
Bu gün ise “Gördüğüm lüzum üzerine…” diyerek, bu yol ayrımını tarif etmek, bugüne kadar yazılarımı okuyan, paylaşan, tartışan, eleştiren herkese teşekkür edip cherkessia.net ve Jıneps gazetesindeki yazılarıma son verirken “Gereğinin yapılmasını saygıyla arz ederim” diyorum.
Hoşçakalın…

Sayı: 2011 09